TEREKEME-KARAPAPAK TÜRKLERİ-QARAPAPAQLAR- MAKALELER

CEBRAYİL-BÜYÜK MERCANLI ÇEVRESİ BAYATILARI

Muhammet Kemaloğlu**

Tarih Kültür ve Sanat Arastırmaları Dergisi (ISSN: 2147-0626)

Journal of History Culture and Art Research Vol. 3, No. 1, March 2014

Revue des Recherches en Histoire Culture et Art Copyright © Karabuk University

http://kutaksam.karabuk.edu.tr/index.php

DOI: 10.7596/taksad.v3i1.300

ÖZET

Cebrayil, Azerbaycan’daki merkezi şehirlerinden biridir. 1993’ten bu yana Ermenistan Silahlı Kuvvetleri‘nin işgali altındadır. Cebrayil ili ve özellikle Büyük Mercanlı çevresinde Terekeme ve Karapapah Türklerinin meydana gelen sosyal ve kültürel olayların birçoğunda kendi karakteristik özelliklerini yansıttığını göstermiştir. Bu çalışmamızda Büyük Mercanlı Terekeme ve Karapapah Türklerinin bayatıları ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Cebrayil, Büyük Mercanlı, Terekeme-Karapapah Türkleri, Folklor, Kültür

Jabrail-Great Mercanlı Envıronment Bayats

ABSTRACT

Jabrail, in Azerbaijan, which is one of the central cities. Since 1993, under the occupation of the Armenian Armed Forces. This is what we call continuum Jabrail intensive Turkish Cypriots living in the Terekeme and Karapapah effect size is very large. Jabrail province and around the Great coral Terekeme Karapapah Turks and their characteristic features of many of the social and cultural events shown reflect. In this study belong to the large coral Terekeme and Karapapah stale Turkey were investigated.

Key Words: Jabrail, Large Mardzhanly, Terekeme-Karapapah Turks, Folklore, Culture

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

GİRİŞ

 

Manilerin (bayatılar) konuları, yaşamla ilgilidir ve yaşamla başlayan, onunla devam edecek bu temelin başında sevgi ön plandadır. Manilerde vefasızlık, kıskançlık, kadere isyan, ölüm, evlenme ve başka sosyal konular da işlenmektedir. ”Mahnı lirik şiirin en eski nüvelerinden biri ve ezgiyle okunmak için yaratılmış şiirdir. Eski zamanlarda mahnının halk tarafından çoğu zaman musiki ve raksla kırılmaz şekilde bağlı olduğunu, musiki ve raksın birleşimiyle ya iş zamanı, ya dini ve maişet merasimlerinde ya da el bayramlarında ifa olunduğunu ve halkın mahnı anlayışında merasim ve gayrı-merasim mahnılarından ibaret iki türe rast gelindiğini ifade etmiştir (Mirahmedov, 1998: 122-123). Mahnı halkın kalbidir, halkın maneviyatı, dâhili âlemi, fikri, hissi, ıstırapları, sevinç ve kederidir. Mahnılara göre halkın hayat tarzını toyunu, yasını, mübarizesini, muayyenleştirmek mümkündür. Mahnılar, ihtimaldir ki, halkın ilk yaratıcılık numuneleridir (Efendiyev, 1981: 154). Azerbaycan, İran ve Irak’ta yaşayan Türkler arasında “mani” terimine karşılık olarak “bayatı” ya da birkaç ağız farklılığıyla “mahnı” adının kullanıldığını görmekteyiz. Ancak bu iki adlandırma arasındaki farklılık sadece sözcük düzeyinde kalmamıştır. Bayatılar, Azerbaycan halk edebiyatı içerisinde hem âşık şiirinde hem de klasik ve çağdaş şiirde yaratıcıları belirli olan bir tür olarak da görülmüş, diğer yandan mahnılar ise dans ve ezgiyle bütünleşmiş yönüyle anonim ürünler olarak ön plana çıkmıştır. Mahnılar daha ziyade Türkiye Türklerinin adlandırmasında kullanılan türküye karşılık gelmektedir (Yolcu, 2012: 38-49). Bayatı kelimesinin etimolojisinin çeşitli yorumları vardır. Bazı bilim adamları bayatının boyat (eski) sözünden alındığını, bazıları ise onun totemizmle ilgili olduğunu öne sürmektedirler. Azerbaycan Halk Bilimi araştırmacısı olan Salman Mumtaz da bayatı sözünün kökeninin, Oğuz Han’ın torununun adı ile bağlantılı olduğunu söylemektedir (Mumtaz, “Bayat” kəlməsi… : Q-32/570; Mumtaz, Azərbaycan Bayatlarından…: Q-8/183). Bayatı (Mani) form ve şekil özelliklerine göre şiir türlerinden ayrılmaktadır. Bayatılarda birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyeli, üçüncü dize ise serbesttir. 1. ve 2. dizeler bayatılarda çok önemli sayılmaktadır. Kafiyesiz olan üçüncü mısra bayatının özüdür (Kemaloğlu, 2013: 54-86; Kemaloğlu, 2012: 61-97).

Çalışmamız Azerbaycan’ın Karabağ Bögesinin Cebrayil ili Büyük Mercanlı köyünün[1] 23 Ağustos 1993 tarihinde Ermenistan tarafından işgal edilmesiye Bakü’ye gelen aileler ile 2013 yılı Ağustos ayında yapılan görüşme sonucu ede edilmiştir. Derlenen bayatıların konuları, ayrılık, inanc, yoksulluk, ilgi-alaka bekleme, ağıt, aşk, sevdiği birini kaybetme, kaderine razı olmak, dostluk, evlat sevgisi, çile çekmek, gelin ile ilişkiler, vatan- sıla hasreti, sataşma, nasihat, genel ifadeli mahnı, doğa vb. olmuştur. Çalışmada vermiş oldukları sözlü kaynaklarla bize yardımcı olan şahıslar, Hubuş Nesibli, 1925-Cebrayil-Büyük Mercanlı[2], Setin Nesibli (Geraygızı), 1934-Cebrayil-Büyük Mercanlı, Nesibe Nesibli, 1968-Cebrayil-Büyük Mercanlı, Pervin Nesibli, 1976-Cebrayil-Büyük Mercanlı, Zafer Ferhadlı, 1976- Cebrayil -Büyük Mercanlı, Daşkın Piriyev, 1985- Cebrayil -Büyük Mercanlı’dır.

 

 

 

 

Bayatılardan Örnekler:

 


  1. İnanc:

 

Gettin görebilmerem,

Yıḫtın ölebilmerem,

Kara yer perdelidir,

Açık görebilmerem (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Ayrılık:

Ağ deve düzde ġaldı,

Yükü Tebriz’de ġaldı,

Oğlanı derd bürüdü,

Dermanı ġızda ġaldı (KK. Setin Nesibli)

 

Pencereden baḫtı yar,

Durdum gördüm yoḫtu yar,

Ne özünde can ġoydu,

Ne de mende iḫtiyar (KK. Setin Nesibli)

 

Bu dereden köç gedir,

Koşa mayda[3] boş gedir,

…………………

…………………(KK. Setin Nesibli)

 

Oğlan adın mürşüddü,

Gün dağlara düşüfdü,

Verdiğin ġızıl üzük,

Barmağımdan düşüfdü (KK. Setin Nesibli)

 

 

 

 

Oğlan adın Alı’dı,

Boynun ġarğıdalıdı,

Verdiğin ġızıl üzük,

Barmağımın malıdı (KK. Setin Nesibli)

 

Oğlan adın Yakub’du,

Gün dağlara doğubdu,

Verdiğin ġızıl üzük,

Barmağımı vurubdu (KK. Setin Nesibli)

 

Oğlan oğlan naz oğlan,

Ay deli ġammaz oğlan,

Sen fehlesen men kolḫoz,

Ḫeç biri tutmaz oğlan (KK. Hubuş Nesibli)

 

Yaşıldı başın ördek,

Aldı ġumaşın ördek,

Hemişe cüt gezirdin,

Hanı yoldaşın ördek (KK. Hubuş Nesibli)

 

Yaşıldı başın ördek,

Terdi ġumaşın ördek,

Hemişe cüt gezirdin,

Hanı yoldaşın ördek (KK. Setin Nesibli; Münevver Kemaloğlu, Kemaloğlu, 2013:54-86).

 

Ezizinem kimi gözler,

Tar çalan simi gözler

………………….

…………………. (KK. Setin Nesibli)

 

 

 

Saralan göz solan göz,

Ağlayan göz dolan göz,

Dünyadan el götüsün,

Ezizinnen olan göz (KK. Setin Nesibli)

 

Ezdi ḫaramı dağlar,

Tebib yaramı dağlar,

İsterem durum gelem,

Kesib aramı dağlar (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ġızıl gül açılanda,

Açılıp saçılanda,

Yadıma sen düşersen,

Her seher açılanda (KK. Setin Nesibli)

 

Ġızıl gül vağam oldu,

Vermedim vağam oldu,

Felek bir işdedi,

Ağlamak feşan oldu (KK. Setin Nesibli)

 

Ġızıl gül feşem oldu,

Dermedim heşem oldu,

Felek bir işdedi,

Ağlamak peşem oldu (KK. Hubuş Nesibli)

 

Bir usta getirin çeksin yuḫarı,

Bir oğlan sevmişem nohut çuvalı,

Ay sarı ġavun dilimi dilimi,

Yasavul ġaytar gülümü gülümü (KK. Hubuş Nesibli)

 

Gedirem ölke senen,

Ġorhuram yol kesenen,

Bir dil ver helallaşah,

Ayrıllam bekle senen (KK. Hubuş Nesibli)

Felek mennen vazgeçti,

Vaz eyleşti vaz geçti,

Gel ay üreğimin başı,

Gör hayalımdan ne geçti (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ezizinem sana neynim,

Düşüftü sana meylim,

Men dönsem üzüm dönsün,

Sen döndün sene neynim (KK. Hubuş Nesibli)

 

Felek mennen vazgeçti,

Vaz eyleşti vaz geçti,

Gel ay üreğimin başı,

Gör hayalımdan ne geçti (KK. Hubuş Nesibli)

 

Yağlığın gülü yansın,

Od düşsün gülü yansın,

Seni menden ayıran,

Ağzında dili yansın (KK. Hubuş Nesibli)

 

Yaylığın oda yansın,

Od tutsun oda yansın,

Get düşmene deyinen,

Men yandım o da yansın (KK. Setin Nesibli)[4].

 

  1. Yoksulluk

 

Kasıb dindiğin ġandı,

Dinme dindiğin vandı,

Varrı gelse ġan bağlar,

Kasıb dindiğin ġandı (KK. Setin Nesibli)

  1. İlgi-Alaka bekleme:

 

Ağam gel ha

Ağam gel,

Ölmemişem,

Sağam gel (KK. Hubuş Nesibli)

 

Men seni el bilirdim,

Başımda tel bilirdim,

Ġelbi dağlar başında,

Bulanmaz göl bilirdim (KK. Hubuş Nesibli; Münevver Kemaloğlu, Kemaloğlu, 2013:54-86).

 

  1. Ağıt

 

Bir ev tiktim değimi,

Çıbıkları iyirmi,

Ḫaraya koyuf gedirsen,

Bu ev senen değil mi (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Aşk:

 

Giliye Han Giliye,

Koç kuzu ġurban Giliye,

Hemi o dünyada bacım,

Hemi kıyamet günü,

Nehlet oşahsın zatına,

Söyleye böhtan Giliye (KK. Setin Nesibli)

 

Ezizinem bağama,

Ġara telin darama,

Sene ġurban olurum,

Yara vurma yarama (KK. Daşkın Piriyev).

 

 

Gedirem ülke senen,

Ġorḫurum yol kesenen,

Bir dil ver halallaşah,

Ayrıldım bekle senen (KK. Hubuş Nesibli)

 

Aşigem sal yana,

Dara züyfün sal yana,

Necesen, bir aḫ çekem,

Kür guruya, sal yana (KK. Setin Nesibli)

 

Yaralandım yanımnan,

Ġuşlar doymaz ganımnan,

Ne yatalaḫ yatmamışam,

Ġızdırma çekmemişem,

Sensen meni yandıran (KK. Setin Nesibli)

 

Ay geden ermenisen,

Ġızıl gül ḫırmenisen,

Bir gözüm sende kaldı,

Heyif ki ermenisen (KK. Hubuş Nesibli)

 

Nişanım al dolağlı,

Şirvanı şal dolağlı[5],

Nişanım bir ġız sevir,

Körpe kuçik kulağlı (KK. Hubuş Nesibli)

 

Dağlara bine gellem,

Girerem gene gellem,

Sen gözüme gözüksen,

İmana dile gellem (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

 

Yanaḫların güldü solmaz,

Oḫlasan yaran sağalmaz,

Ġaşın cellat gözün almas,

Bağrımı kese telleri (KK. Hubuş Nesibli)

 

Bostan ekdim ḫıyarsız,

Onu yığmadım sensiz,

Yatdım yuḫumda gördüm,

Oyandım iḫtiyarsız (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ay ġız adın zergalem,

Paşam ġoymur men gelem,

Elin götür Allah’a,

Bekle ġutaram gelem (KK. Hubuş Nesibli)

 

Geden getme işim var,

Zergarda gümüşüm var,

Ağzı bağlı otağda,

Gözü bağlı ġuşum var (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ġalanın burcu menem,

Dil bilmez Gürcü menem,

Baş ġoyum dizin üste,

Ġor versem inci mene (KK. Hubuş Nesibli)

 

Papulutun yana yana,

Od düşüf şirin cana,

Nece Sen ġoyam gedem,

Ġalasan yana yana (KK. Hubuş Nesibli)

 

Eleḫte var barama (kozalak),

Sim yeridi yarama,

Yarım tutsun çırağı,

Anam bahsın yarama (KK. Setin Nesibli)

Dağlar maralın ollam,

Sabri ġerarın ollam,

Sağ böğründe yer eyle,

Mende oralı ollam (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ezizinem haraylar,

Her hefteler her aylar,

Gönlüm seni istiyir,

Dilim seni haraylar (KK. Setin Nesibli)

 

Bostan ektim ḫıyarsız,

Onu dermedim sensiz,

Yattım yuḫuda gördüm,

Oyandım iḫtiyarsız (KK. Setin Nesibli)

 

Ġurbanam gözlerine,

Müştağam sözlerine,

Yalvarram ilanlara,

Değmesin gözlerine (KK. Setin Nesibli)

 

Ay doğdu peri peri,

Kapıları çifte nerri,

Gireydim yar ġoynuna,

Çıḫaydım teri teri (KK. Setin Nesibli)

 

Simavarın sarısı,

İçtim ġaldı yarısı,

Zehlem o yardan gelir,

Gele gece yarısı (KK. Setin Nesibli)

 

Ölürem yanıma gel,

Yanıram tüttüme ge,

Derdinnen hesteyem,

Loğmansan üstüme gel (KK. Setin Nesibli)

 

Suya giden ikidi,

Saçı maral tüküdü,

Allah beni su eyle,

Su ġızların yüküdü (KK. Setin Nesibli)

 

Böğün ayın dördü,

Ġızlar saçın ḫörüdü,

Suya geden ġızların,

Derdi meni öldüdü (KK. Setin Nesibli)

 

  1. Sevdiği Birini Kaybetme:

 

Ġardaşlar, ġardaşlar,

Yağış biter ġar başlar,

Ölse de bacılar ölsün,

Heç ölmesin ġardaşlar (KK. Setin Nesibli)

 

Emimoğlu bu yaylaga gelmedin,

Heç mennen utanmadın,

Şamama dermeye tağa gelmedin,

Her seherden durur gedir başağa,

Ġoşuluptu bir bölük uşağa,

Dindiren de başın tikir aşağa,

Ay ana beni bir nadana verdiler,

Günahıma vebalıma girdiler (KK. Setin Nesibli)

 

Goyun değil koyunlara gatim men,

Öküz değil sadarlara satim men,

Ana meni bir nadana verdiler,

Vebalıma günahıma girdiler (KK. Setin Nesibli)

 

 

 

 

Tayda belim (orak) yandı,

El attım elim yandı,

Çok çağırdım gelmedin,

Ağzımda dilim yandı (KK. Setin Nesibli)

 

Aşığ elli deyiller,

Şana telli deyiller,

Burada bir cavan ölüf,

Garip elli deyiler (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ezreil bizde üz görüf,

Neydem …. Düz görüftü,

Gedir gedir gayıdır,

Bizi yalgız görüftü (KK. Setin Nesibli)

 

Ġarşıda ne ġaldı,

Ne ġafkadı ne ġaldı,

Mamısı getti ġutardı,

Ta yerinde ne ġaldı (KK. Hubuş Nesibli)

 

Çeper çekili ġaldı,

Bostan ekili ġaldı,

Feleh bir işdedi,

Boynum bükülü ġaldı (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Kaderine Rıza Gösterme

 

Bostanda tağım ağlar,

Basma yaprağım ağlar,

Ne geder sağam ağlaram,

Ölsem toprağım ağlar (KK. Setin Nesibli)

 

 

 

 

Ay menim incik oğlum,

İnciği zarincik oğlum,

Sene Allah eliyif,

Ne küs ne incik oğlum (KK. Hubuş Nesibli)

 

Maral durduğu yerde,

Boynun vurduğu yerde,

Seni vuran bele vuruf,

Ġafil vırdığı yerde (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ay meni şaḫta vırdı,

Şaḫta ne vaḫta vırdı,

Meni Allah vırmıştı,

Utanmaz baḫta vırdı (KK. Hubuş Nesibli)

 

Men ereb ohumuşam,

Ereb şereb ohumuşam,

Ne…..

Ne derdi çohumuşam (KK. Hubuş Nesibli)

 

Menim şana barmağım,

Dülger yana (yara) barmağım,

Felek bir iş işleyif,

Batıf gana barmağım (KK. Setin Nesibli)

 

Arhalıḫ aldımışam,

Yıḫalıḫ soldumuşam,

Ne deyim ne danışım,

Ta üreğim aldımışam (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

 

 

 

  1. Dostluk

 

Bu gün hava yaḫşıdı,

Derde deva yaḫşıdı,

El tutmak elden kalıp,

Hava yetmek yaḫşıdı (KK. Setin Nesibli)

 

Dağların başı menem,

Dibinin daşı menem,

Harda balası ölmüş,

Onun yoldaşı menem (KK. Setin Nesibli)

 

Bir yaralı ġoçam men,

Ġovan yoḫtu kaçam men,

Ḫarda yaralı görsem,

Orda yaram açam men (KK. Hubuş Nesibli)

 

Aşığ derde ne bağlar,

Gümüş gerdene bağlar,

Gedek derddi yanına,

Görek derde ne bağlar (KK. Hubuş Nesibli)

 

Hacılar hacısıyam,

Şirinler acısıyam,

Kimin ḫardaşı ölse,

Men onun bacısıyam (KK. Setin Nesibli)

 

  1. Evlat Sevgisi

 

Tayda mal meledi,

Dili yoḫ lal meledi,

Bir bala itirmişem,

Mene bir yol beledi (KK. Setin Nesibli)

 

Yaralıyam yazığam,

Açma yaram yazığam,

Men ölsem saa gurban,

Sen ölme men yazığam (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Çile Çekmek

 

Ağlaram ağlar kimi,

Derdim var dağlar kimi,

Hezel olup tökülem,

Virana bağlar kimi (KK. Setin Nesibli)

 

Ölürüm çiçekten,

Yaram ḫoru mirçekten,

Yad ağlar yalan ağlar,

Anam ağlar gerçekten (KK. Setin Nesibli)

 

Kavran kende düşüftü,

Aşıf bende düşüftü,

Felek bir iş işdeyif,

Dilim bende düşüftü (KK. Setin Nesibli)

 

Aranda bir gün çektim,

Dahıdan beter,

Neziyḫ kılıçmadan,

Samıdan beter (KK. Setin Nesibli)

 

Meni gören ağlasın,

Yıkıp ören ağlasın,

İndi gören tanımaz,

Başdan gören ağlasın (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

 

Ölürem ağlamaktan,

Derd yara bağlamaktan,

Bağda hezel kalmadı,

Yarama bağlamaktan (KK. Setin Nesibli)

 

Ezizim Maralyan’a[6],

Sen de gel Maralyan’a,

Necesen bir aḫ çekim,

Dağlarda maral yana.

 

Arhalık aldımışam,

Yıḫalık saldımışam,

Nerdiyi çekmekten,

Yüreği aldımışam (KK. Setin Nesibli)

 

Derd meni dillendirir,

Bahçanı güllendirir,

Derd yiyesi kiriyir,

Derd özü dillendirir (KK. Setin Nesibli)

 

Su gelir lillendirir,

Bohçanı güllendirir,

Derd yiyesi kiriyir,

Derd özü dillendirir (KK. Setin Nesibli)

 

Ġöyden geden ġu meni,

Çağırır neynir (ġu) meni,

El desmalın, kefenim,

Göz yaşınnan yu meni (KK. Setin Nesibli)

 

 

 

 

Bağda üzüm ġara,

Yemeye üzüm ġara,

Feleḫ bir iş iştedi,

Elim boş üzüm ġara (KK. Setin Nesibli)

 

Feleğin ġeḫri mene,

Ġezevi ġeḫri mene,

Feleğe neynemişem,

İçirdir zeḫri mene (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Gelin ile ilişkiler:

 

Canımı ġoynuna alı,

Dolandı geldi yağı,

Karı pişirer ġuymağı,

Gelin yiyer…. (KK. Setin Nesibli)

 

Geline baḫ geline,

Elin vurıf beline,

Geline ne dediler,

Çıḫtı getti eline (KK. Setin Nesibli)

 

  1. Vatan-Sıla Hasreti:

 

Karabağı, Karabağı,

Gence’nin karabağı,

Bunca il ḫesrat kalmışam,

Eridi ürğim yağı.

İstiyirem derd elinnen ağlıyam,

Gırmızı yerine kara bağlıyam,

Veten deyim,

Mende bele ağlıyam (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

 

Arazı ayırdılar,

Kumunan ġayırdılar,

Men sennen ayrılmazdım,

Zülmünen ayırdılar (KK. Setin Nesibli)

 

Dağlar hasa dağlar,

Ot geler basa dağlar,

Dibinden eller geçer,

Batıftı yasa dağlar (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1.  Sataşma:

 

Şie şie şimaye,

Şie girdi demeye,

Şie ḫara gedirsen,

Sünnü p… yemeye (KK. Setin Nesibli)

 

Yazığam öz günüme,

Fağınem öz günüme,

Ġanlı felek elime düşse,

Salaram öz günüme (KK. Setin Nesibli)

 

Nene nene ay nene,

Lapatkanı versene,

Gedim bağda iştiğim,

Gelim seni diştiğim (KK. Setin Nesibli)

 

Elinde cam götürmüş,

Camı yuyuf cam götürmüş,

Heç gör menim kimi var,

Düşmeni gam götürmüş (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

 

Gülü gülüstan üstüne,

Gün doğdu bostan üstüne,

Gedin deyin o çakala,

Gelmesin aslan üstüne (KK. Hubuş Nesibli)

 

Keçel keçel dazı keçel,

Peyede pervazı keçel,

Sıç eline sürt başına,

Ğör nece saçın gelir (KK. Setin Nesibli)

 

Oturmuşam ağ otağta,

Ġan ġusasan laḫta laḫta,

Üste bir kes tapılmasın,

Görüm seni ölen vaḫta (KK. Setin Nesibli)

 

Tülkünün atı aladı,

Dili başına baladı,

Tülkü seni, tülkü seni,

Öldürmeli bilki seni (KK. Hubuş Nesibli)

 

Yar ağacı,

Gül ağacı,

Esirgeme

Vur ağacı (KK. Setin Nesibli)[7].

 

Helemi ha helemi,

Bağda ektik kelemi,

Arvada vırak arvada,

Arvad neynir salamı (KK. Hubuş Nesibli)

 

Kişi kişi dana kişi,

Ağzı batıf ġana kişi,

Boğazından zenġ asılıf,

Oḫşuyur lemedena kişi (KK. Setin Nesibli)

 

Çisgin yağış başladı,

Meni bir ġız daşladı,

El attım memesine,

Hay saldı nenesine (KK. Setin Nesibli)

 

Ağ deve alçaḫ geder,

Önünde ġolçaḫ (çılpaḫ) geder,

Bu ayamın ġızları,

Ere tumancaḫ geder (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Nasihat:

 

Maral dağdan bele gel,

Dolan dağdan bele gel,

Ovçular ava çıksın,

Seni vurar bele gel (KK. Hubuş Nesibli)

 

Çıkmak olmaz gış evden,

Gargusu ġamış evden,

İlin günün bu vaḫtı,

Niye cıḫtın ġış evden (KK. Setin Nesibli)

 

Hele balacasan sen,

Olma bu kadar decel,

Ġayalardan düşersen,

Sözüm kulağ as da gel (KK. Setin Nesibli)

 

Ġalyanı çekene ver,

Doldu bi çekene ver,

Men derdin çeken değilem,

Derdini çekene ver (KK. Hubuş Nesibli)

 

 

Gel bu gün getme bizden,

Kar yağar çıḫar dizden,

Gedikler girge[8] bağlar,

Seni yad eyler bizden (KK. Setin Nesibli)

 

Avcuyam av değilem,

Çakmağa gaz değilem,

Avcı elin gurusun,

Vurmalı av değilem (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Doğa

 

Dağlar sulu dağlar,

Çeşmesi sulu dağlar,

İsterem bir saat çekem,

Ġöy kişner, bulut ağlar (ulu dağlar) (KK. Hubuş Nesibli)

 

Bu derede rodu var,

Rodu köçüf ġurdu var,

Bu dereden ġorḫuram,

Adam yiyen ġurdu var (KK. Setin Nesibli)

 

Bu ağacı kim kesdi,

Kim doğradı kim kesdi,

Bülbüller figan eyler,

Gül ağacın kim kesdi (KK. Hubuş Nesibli)

 

  1. Genel İfadeli mahnı

 

Dağların gemisine,

Su vermem zemisine,

Heç bendenin balası,

Ġalmasın emisine (KK. Setin Nesibli)

Çoḫ gözel oluftu büzmesi dizden,

Boftası ürbenden, iğnesi bizden,

Biçen Miresde’di[9], tikan Çiçek’ti[10],

Eslini aḫtarsan bir tof gedekti (KK. Hubuş Nesibli)[11]

 

Ġebrimi ġazallar gatı,

Çekeller vay naḫatı,

Ay Mercanlı camaat,

Bajım Nergiz[12] amanat İsim.

 

Aşığzamana çalar,

Halın zamana çalar,

Yüz tümene çalmayan aşığ,

Bir torba samana çalar KK. Setin Nesibli[13].

 

İter ḫürüştü,

Kürkü buruştu,

Nene bala dalaştı,

Biri de ġuyuya düştü (KK. Setin Nesibli)

 

Daş daşa,

Demir daşa,

Siz dalaşa,

Biz tamaşa (KK. Setin Nesibli)[14].

 

 

 

 

 

Gel gedek dağa bele,

Ġorḫmuram yara bele,

Sen duman ol bir çişkin,

Çekilek dağa bele (KK. Hubuş Nesibli- KK. Setin Nesibli).

 

Maralım ayıḫ değil,

Senin bele gezişin,

Adına layıḫ değil (KK. Hubuş Nesibli)

 

Ezizim ġuzu ġurban,

Koç ġurban ġuzu ġurban,

Merdin bir denesine,

Namerdin yüzü ġurban (KK.Daşkın Piriyev).

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SONUÇ

 

Türk Edebiyatının temel nazım şekillerinden bir olan mâni/bayatı dün olduğu gibi bugün de edebiyatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Terekeme-Karapapak Türkleri içerisinde de bu yer devamlılık göstermiştir. Terekeme-Karapapak Türklerinin mâni söyleme geleneği, yüzyılların deneyimlerinden süzülerek biçimlenmiş, belirli kuralları olan kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze ulaşmış bir gelenektir. Bu gelenekte Terekeme-Karapapak Türklerinin düşünce yapısını, beğenisini, sevdalarını, özlemlerini, dertlerini, ortak duygu ve davranışların yansıtılmasını, yörenin kültürüne ait gelenek göreneğin izlerinin sergilendiğini görüyoruz. Kültürel değişim ve gelişim bakış açısıyla sistematik incelemesi ve tahlili yapılmadan yapılacak bu tür çalışmaların eksik kalacağı düşüncesini taşıyoruz. Azerbaycan ve bölgedeki Terekeme-Karapapak Türklerinin bu geleneğini yapmış oduğumuz bu çalışmayla ortaya koymaya çalıştık.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA:

 

EFENDİYEV, P. (1981). Azerbaycan Şifahi Xalq Ədəbiyyatı, Bakı.

KEMALOĞLU, M. (2012). Terekeme-Karapapak Türkleri Ağzına Ait Sözcüklerden Örnekler-Muş-Bulanık Çevresi, Türkiyat Mecmuası, Cilt 22, Sayı: 1, s. 61-97, İstanbul.

KEMALOĞLU, M. (2013b), Cebrayil-Büyük Mercanlı Sosyal Hayatından Örnekler (Azerbaycan-Karabağ Bölgesi), Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, Vol. 2, No.3, September 2013,33-75, Kütahya.

MİRAHMEDOV, E. (1998). Edebiyatşünaslıg Ensiklopedik Lüğeti, Bakı.

MUMTAZ, S. (1927).  Azərbaycan Bayatılarından Yetişən Ozan, Alim, Şair və Saz Aşıqları. RƏİ, arx. -38, Q-8/183, Bakı.

MUMTAZ, S. (1927). “Bayat” Kəlməsi Haqqında Qeydlər, RƏF, arx. -38, Q-32/570. Az-f. m.P, Bakı.

ORXAN, V. (2010). Mədəniyyət Qəzəti,20 Avqust,s.14, Bakı.

YOLCU, M.A.(2012). Azerbaycan Holavar Ve Sayacı Nağmelerinin Tür Özellikleri, İdil, Cilt:1, Sayı:1, Volume: 1, s. 38-49, Konya.

 

KAYNAK KİŞİLER

 

Hubuş Nesibli, 1925-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Setin Geraygızı, 1934-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Nesibe Nesibli, 1968-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Pervin Ferhadlı, 1976-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Zafer Ferhadlı, 1976- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Daşkın Piriyev, 1985- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Hatice (Münevver) Kemaloğlu: 1943, Muş-Bulanık. Eğitimsiz. Evhanımıdır. Gebze’de yaşamaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

FOTOĞRAFLAR ve HARİTALAR

 

Hudaferin Köprüsü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Cebrayil Haritası

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ermeni İşgali Altınadaki Azerbaycan Toprakları

 

** Türkiye Radyo Televizyon Kurumu.

[1]Karabağ, Cebrayil ve Büyük Mercanlı Köyü ve kültürü hakkında ayrıntılı bilgi için, Cebrayil-Büyük Mercanlı Sosyal Hayatından Örnekler (Azerbaycan-Karabağ Bölgesi)”, Karabük Üniv. Tarih Kültür ve Sanat Araştırmaları Dergisi, Vol. 2, No. 3 (September 2013), s. 33-75 adlı çalışmamıza bakabilirsiniz.

[2] Ağustos 2013 tarihinde Bakü’de vefat etmiştir.

[3] Deve.Metin içerisinde “ḫ” harfi gırtlak “h”si için; “ġ” harfi ise “k” ile “g” harfi arası “gı” harfi için kullanılmıştır.

[4] Arvadın oğlu ölende anası bu ağunu dedi.

[5]1Avara sergerdan alak dolak aldolağ; Bend dolağ  bağıt, büket – dolağa, engele, batığa (bağıta, bükete).

[6] Cebrayil ilinde bir yer adı. Âşıq Peri (Cebrayıl bölgesinin Maralyan köyünde 1811 doğdu). Aşağı Maralyan ve Yuxarı Maralyan diye ikiye ayrılır.

[7] Kişi eşine vurduğu zaman eşi bunu söylermiş.

[8] Yar, uçurum.

[9] İsim.

[10] İsim.

[11] Gurbet,1941’de savaş zamanı söylemiştir.

[12] İsim.

[13] Aşığa yüz tümün verirler çalmır. Sonra kış-boran olur. Eşşeğin yemi kutarır. Yüz tümün veren kes gelir, diyir aşığ çal. Aşığ diyir ki get bir torba saman geti çalım. O da gedir eşeğe verir ve çalır.

[14] İki kişi tartışınca.

…………………………………….

CEBRAYİL-BÜYÜK MERCANLI SOSYAL HAYATINDAN ÖRNEKLER

(Azerbaycan-Karabağ Bölgesi)

 

Tarih Kültür ve Sanat Arastırmaları Dergisi (ISSN: 2147-0626)

Journal of History Culture and Art Research Vol. 2, No. 3, September 2013

Revue des Recherches en Histoire Culture et Art Copyright © Karabuk University

http://kutaksam.karabuk.edu.tr/index.php

DOI: 10.7596/taksad.v2i3.218

ÖZET

Cebrayil (Cəbrayıl Rayonu), Azerbaycan’daki merkezi şehirlerinden biridir. 1993′ten bu yana Ermenistan Silahlı Kuvvetleri‘nin işgali altındadır. Cebrayil’de ki sayısız abidelerin, mağaraların, kalelerin, ziyaret yerlerinin ve mezarlık kalıntıları varlığı Cebrayil’in geçmişinin ne kadar eski olduğunu göstermeye yetmektedir. Bu eskilik Azerbaycan Türklüğünün varlığının ispatı olup Türk kültürünün devamlılığının da göstergesidir. Bu devamlılıkta Cebrayil’de yoğun olarak yaşayan Terekeme ve Karapapah Türkleri dediğimiz Türk boyu etkisi oldukça fazladır. Cebrayil ili ve özellikle Büyük Mercanlı çevresinde meydana gelen sosyal ve kültürel olayların birçoğunda Terekeme ve Karapapah Türkleri kendi karakteristik özelliklerini yansıtmışlardır. Bu çalışmamızda ise Terekeme ve Karapapah Türklerinin Büyük Mercanlı bölgesindeki sosyal hayatlarından örnekler verilecektir.

Anahtar Kelimeler: Cebrayil, Büyük Mercanlı, Terekeme-Karapapah Türkleri, Folklor, Kültür

 

EXAMPLES JABRAYİL PROVİNCE LARGE MERJANLI SOCİAL LİFE

(Azerbaijan-Karabakh Region)

ABSTRACT

Jabrail (Cəbrayıl rayon) in Azerbaijan, which is one of the central cities. Since 1993, under the occupation of the Armenian Armed Forces. Jabrail the numerous monuments, caves, castles, visiting places and what is as old as the history of the cemetery Jabrail sufficient to show the existence of the ruins. This is proof of the existence of antiquity Azerbaijan’s Turks are also indicative of the continuity of the Turkish culture. This is what we call continuum Cebrayil’de intensive Turkish Cypriots living in the Terekeme and Karapapah effect size is very large. Gabriel around the province, and in particular the social and cultural events, many of the large coral Terekeme Karapapah Turks and reflected their own characteristic features. In this study, the Turks Karapapah Terekeme and social lives in coral samples will be great.

Key Words: Jabrail, Large Mardzhanly, Terekeme-Karapapah Turks, Folklore, Culture

 

GİRİŞ

 KARABAĞ

Karabağ, Azerbaycan’ın en eski tarihi vilayetlerinden birisidir (Yusufov, 1994: 288; Caferoğlu, 1984: 141; Hailov, 1992: 14; Ahundlu, 1999: 331; Eliyarlı, 1996: 132; Köçerli, 2002: 115, 116, 234; Azerbaycan Gazeti, 09, 12. 1989; Kırzıoğlu, 1976: 372-373; Ahundov, 1989: 416, 421; Geybullayev, 1994: 131; Togan, 1982: 30-31, 365, 369; Geybullayev, Karabağ Etnik ve Siyasi Tarihine Dair: 87, 88, 89, 94, 109, 111, 114, 131149, 151; Bala, 1967: 213, 214; Umudoğlu, 2000: 187; Taşkıran, 1997: 1192; Tebrizli, 1946: 8; Kurat, 1999: 323; Gömeç, 1999: 21-23; Saray, 1984: 28-29; Sarınay, 2009: 199-200).

Karabağ, Azerbaycan’daki Kür ve Aras ırmakları ile şu anda Ermenistan sınırları içinde bulunan Gökçe Gölü arasındaki dağlık bölge ve bu bölgeye bağlı ovalardan oluşan 18. 000 km² büyüklüğündeki bölgenin adıdır.

Coğrafi olarak Karabağ ve Dağlık Karabağ, iki ayrı bölgeyi ifade etmektedir. Ancak Karabağ ile Dağlık Karabağ ifadeleri aynı bölge için kullanılmamaktadır. Dağlık Karabağ, Karabağ olarak bilinen bölgenin içinde, adından da anlaşılacağı üzere, yüksek dağlar ve bunları kesen derin vadilerden oluşan bölgedir. Dağlık Karabağ’ın doğusunda Ağdam, Fuzuli; güneyinde Cebrayil ve Gubadlı; batısında Laçin ve Kelbecer; kuzeyinde Şaumyan ve Kasım ilçeleri bulunmaktadır.

Karabağ; Ağdam, Terter, Yevlah, Füzuli, Beylegan, Kubatlı, Cebrayil, Mingeçevir, Ağcabedi, Hocavend, Şuşa, Hankendi, Laçın, Kelbecer, Hanlar, Gorus, Akdere, Berde, Zengezur[1] ve Hadrut illerinden oluşurken;

Dağlık Karabağ; Hankendi merkez olmak üzere Şuşa, Akdere, Hadrut, Hocavend ve Askeran illerinden oluşmaktadır. (Eliyarlı, 1996: 9; Bünyadov, 1994: 20)[2].

“Karabağ” ismi ilk kaynaklarda daha 1300 yıl önce kullanılmıştır. Karabağ önceleri bir tarihi coğrafi kavram gibi somut bir mekânı ifade etmekteydi, daha sonraları ise Azerbaycan’ın geniş coğrafi bölgesine ait edilmiştir. Bu durum Azerbaycan için karakteristiktir: Nahçıvan şehri-Nahçıvan bölgesi, Şeki şehri-Şeki bölgesi, Gence şehri-Gence bölgesi, Lenkeran şehri-Lenkeran bölgesi vs. Karabağ ile Dağlık Karabağ’ı[3] birbirine karıştırmamak gerekir (Aslanlı, 2001: 393-394).

Dağlık Karabağ SSCB döneminden beri Ermenistan ve Azerbaycan arasında sorun olmuştur. Sovyetler Birliği döneminde merkezi yönetim tarafından baskılanan sorun, mevcut otorite zayıflayıp ortadan kalkınca yeniden su yüzüne çıkmış (Neciyev, 2011: 163-186), Azerbaycan ve Ermenistan gibi iki bağımsız devlet arasında uluslararası bir çatışmaya dönüşmüştür (Kazimirov, 2004: 147).

SSCB döneminde Dağlık Karabağ, Azerbaycan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlı özerk bir bölgeydi (Gürses, 2001: 253)[4]. Fakat Dağlık Karabağ’ın 1989 yılında 192. 000 olan nüfusunun yüzde 70’ini Ermeniler oluşturmaktaydı. Sorununun başlangıcı ise 1988 yılına uzanmaktadır. Zira bu tarihte SSCB’nin dağılma sürecine girmesiyle Dağlık Karabağ, Azerbaycan’dan ayrılarak Ermenistan’a bağlanmayı talep etmiştir. Fakat 18 Temmuz 1988’de, SSCB Yüksek Sovyeti, Dağlık Karabağ’ın, Azerbaycan’ın bir parçası olarak kalması kararını almış ve Ocak 1989’da ise Dağlık Karabağ’ı doğrudan merkeze bağlamıştır (Aydın, 2005: 401).

Bağımsızlığını kazanan Azerbaycan, 26 Kasım 1991’de Dağlık Karabağ’ın özerklik statüsünü kaldırarak bölgeyi doğrudan merkezi yönetime bağladığını açıklamıştır. Bunun üzerine Dağlık Karabağ Ermenileri, 10 Aralık 1991’de bağımsızlık kararı almıştır. 1992 yılında Rusya Federasyonu birliklerinin Dağlık Karabağ’dan çekilmesi ise anlaşmazlığı, savaşa dönüştürmüştür. Azerbaycan’da, Elçibey’in iktidara gelmesinin ardından Moskova tarafından desteklenen Ermeniler, 1993-1994 döneminde Dağlık Karabağ’ı ve Dağlık Karabağ’ı Ermenistan’a bağlayan Azerbaycan topraklarını işgal etmişlerdir. Dağlık Karabağ’da beş (Hankenti, Ağdere, Şuşa, Hocalı, Hocavent) ve çevresinde de yedi rayon (Kelbecer, Laçin, Kubatlı, Zengilan, Cebrayil, Fuzuli, Ağdam yerleşim bölgeleri) olmak üzere günümüzde toplam on iki Azerbaycan rayonu Ermenistan işgali altındadır (Azerbaycan Sovét Ensiklopediyası, 1979: 305-306, 308-310; Yıldırım-Özönder, 1990: 29-30; Togan, 1933: 49-56, 101-107, 247-253; Şeşen, 2001: 111, 120, 147, 156, 160, 161; Dihĥodā, 1327: 1612).

Karabağ (kara+bağ) kelime bileşiminin tarihsel olarak çok eski olduğu ise kuşkusuzdur. Ancak bu kelime bileşiminin net bir coğrafî mekânı belirtmesi ve yeni anlam taşıması için belirli bir zamana ihtiyaç olmuştur. Karabağ ismi, yaklaşık VII. yüzyıldan itibaren kullanılmıştır. Bu söz, ilk devirlerde belirli bir bölge için, daha sonra ise, daha geniş coğrafî alan için kullanılmıştır.

Coğrafyacı ve toponimler uzmanı R. Yüzbaşov’a göre: XVII. yüzyılın ilk yarısına kadar mevcut olan haritalarda Karabağ mevcuttu. XVI. yüzyılın birinci yarısında Alman gezgini Adam Oleari’nin (1603-1671) çizdiği “İran Saltanatı” isimli haritada Karabağ isimli yer, 39º kuzey enlemi ile 82º 20 doğu düzleminin kesişmesinde gösteriliyor. Karabağ’a “Nagorno Karabağ” da deniyordu ki “Nagorno” kelimesi de Rusça “dağlık” manasındadır. Kara ve verimli toprağı sayesinde Karabağ adını aldığı bilinmektedir. Karabağ’ın kara ve bağ kelimelerinin terkibinden ibaret “Kara bahçe” manasına da gelir. “Karabağ’da bağ olmaz-kara salkım ağ olmaz” mısraları ile başlayan çok meşhur bir Azerbaycan halk türküsü, bu kanaati destekler mahiyettedir (Taşkıran, 1994: 20). “Karabağ terimi, halk ve bağ, büyük bağ, güzel bağ vs. manalarına geliyordu. ”

 

CEBRAYİL

Cebrayil topraklarının büyük çoğunluğu düzlükten oluşmaktadır. Cebrayil ili Küçük Kafkas dağlarının güney-doğusunda (Geyen Düzü ve Karabağ silsilesinde)-Aras nehrinin sol kıyısında-güney taraftan İran, güneybatıdan Zengilan, batıdan Kubadlı, kuzeyden Hocavend, doğudan ise Fuzuli bölgeleri ile çevrilidir. Verimli olan Araz boyu topraklarda Cebrayil ilinin köyleri (Büyük Mercanlı, Sultanlı vb.) bulunmaktadır. Cebrayil’de irili-ufaklı 90 köy vardı. Cebrayil’in topraklarında Ermenilerin yaşadığı iki köy vardı: Herekül ve Banazur (İbrahimov, 2011: 11; Orxan, 2010: 14).

Cebrayil’in Önemli Yerleşim Birimleri:

Ağtepe

Alıkeyḫalı

Aşağı Maralyan,

Aşağı Mercanlı,

Aşağı Sirik,

Balyand

Büyük Mercanlı, (Aşağı Baş (Oba), Yukarı Baş (Oba)’tır).

Ceferabad

Cocuġ Mercanlı

Çapand

Çaḫırlı,

Çelebiler

Çereken

Çullu,

Dağ Maşanlı

Dağ Tumas

Daş Veyselli

Dejel

Derzili

Doşulu,

Efendiler

Emirvarlı

Esgerḫanlı,

Fuğanlı

G. Veyselli,

Gazanzemi,

Göyerçin Veyselli

Güzlah,

Hacı İsaġlı,

Hacılı

Hasanlı

Hasanġaydı

Helefli,

Horovlu,

Hovuslu

Hüseynallar,

İmambağı,

İsaġlı

Karadara

Karḫulu,

Kavdar

Kazanzemi

Keçalmamedli

Kumlah

Kürdler

Mahmudlu,

Mastalıbeyli

Maşanlı

Mehdili,

Mestelibeyli

Mezre,

Minbaşılı,

Mirek,

Miryak

Molla Hesenli

Niyazġulular

Nüsüs

Nüzgar,

Papı Çereken,

Papı

Ġalacaġ

Ġaraağac,

Ġaracallı,

Ġazanzemi

Ġerer,

Ġışlaġ,

Ġoşabulaġ,

Ġovşudlu,

Ġumlad

Ġurbantepe,

Ġuycaġ

Safarşa,

Sarıcallı,

Sedi

Sedi,

Sirik,

Sofulu,

Soltanlı

Söyüdlü

Süleymanli

Şahvelli

Şeybey

Şıhlar,

Şıḫalıağalı

Şükürbeyli

Tatar,

Tinli

Tulus,

Vaysalli

Hanağabulaġ

Helefli

Hubyarlı,

Hudaferin

Hudaverdili

Yanarḫac

Yarehmedli

Yukarı Mercanlı

Yukarı Mezre

Yukarı Maralyan vb.

 

Cebrayil’in Tarihi

Cebrayil adının kökeni ile ilgili farklı rivayetler vardır.

Birincisi, Cebrayil ili adını VIII. yüzyılda yaşamış Cebrayil babadan almıştır. Cebrayil köyünün kuzeyinde “Cebrayil Baba” adı ile meşhur olan bu mezarın uzunluğu 4, 5 metre, genişliği 2, 4 metre, yüksekliği 1, 8 metredir ki, oradaki mezar ve antik yerleşim yerlerinin izleri bugüne kadar kalmıştır. Cebrayil baba VIII. yüzyılda yaşamış Sultan Ahmed’in yakın adamlarından biri olup ve Ziyaret Dağından Aras nehrine kadar araziler onunmuş.

Diğer kaynak ve bilgiye göre, Cebrayil toponimi İslam’da ve monoteist dinlerde Allah’ın en yakını olan Cebrayil adlı melektir. Cebrayil sözü Arapça “Allah’ın kulu” demektir. Bu görüşü savunanlar şunu da belirtiyorlar ki, “Aras Nehri” üzerinde inşa edilmiş “Hudafarin” köprüsü de (“Allah’a aşk olsun”, «Allah’a aferin») islamlıkla alakalıdır.

Üçüncüsü, XIX. yüzyılın ikinci yarısında ve yirminci yüzyılın başlarında Cebrayil köyüne “Grahdın” da deniyormuş. 1831 yılında bölgenin Daşkesen köyünde “Karantin” idaresinin oluşturulması ve bu idarenin Cebrayil köyüne taşınmasıyla ilgilidir. Yerli nüfus “Karantin” kelimesini “Grahdın” diye (Tureüko-Russkiy Slovarğ, 1977: 540; Turkmensko-Russkiy Slovarğ, 1968: 233; Azərbaycan Toponimləri, 1999: 16) söylemiştir.

Bazı kaynaklara göre ise “Grahdın”sözü XVIII. yüzyılda Nadir Şah’ın iktidarı döneminde Azerbaycan’a göçmüş Celayir Türklerine mensup Gıraglı-Gırahlı neslinin ismi ile ilgilidir.

1873 yılında Cebrayil ve ona komşu olan araziler Şuşa kazasının içerisinden çıkarılıp, Yelizavetpol guberniyasının içinde Cebrayil kazası kuruldu. 8 Ağustos 1930′da merkezi Cebrayil köyü olmak üzere, Cebrayil bölgesi oluşturuldu. 1905-1918’li yıllarda Cebrayil’e Karyagin de denmiştir (İbrahimov, 2011: 11; Orxan, 2010: 14).

Cebrayil’in Kültür Anıtları

Cebrayil bölgesinin arazisi maddi kültür anıtları ile doludur. Bunlardan Dağ-Tumas köyü yakınlarında bulunan “Divler Sarayı” mağarası, Kalacık köyündeki “Cami Tepesi”, “Cankulu” ve “Kumtepe” kurganları, Tatar köyü yakınlarındaki Kızılkaya dağındaki Sigeon abidesi, Şıhlar köyü yakınlarında “Şehercik kalıntıları”, “Kışlak Yerleri”, Diri dağındaki “Mazannene”, “Mermernene” mezarları gibi arkeolojik, Dağ-Tumas köyündeki “Başıkesik Gümbez”, Sirik köyündeki “Kale”, Diri dağdaki “Kız Kalesi”, Hudafarin köprüleri, Çelebiler köyündeki cami kompleksi, ilçe merkezindeki “Sultan Mecid hamamı”, Şıhlar Köyündeki “Dairevi Türbe” (XIV. yüzyıl), Hubyarlı köyündeki Dairevi, 8 köşeli türbeler ve mezarlar (XIX. yüzyıl) her biri nesilden nesile vazgeçilen canlı tarihtir (İbrahimov, 2011: 15; Orxan, 2010: 14).

Hudafarin Köprüleri

Kuzey Azerbaycan’la Güney Azerbaycan’ı birleştiren köprülerdir. Hudafarin köprüsü 1027 yılında Şeddadi hükümdarı Muhammed oğlu Fadl (Fazl bin Muhammed) tarafından inşa edilmiştir (İbrahimov, 2011: 15; Orxan, 2010: 14).

Cebrayil’in Dini Anıtları

1. Hacı Karaman Ziyaretgahı: Çelebilerin XIII. yüzyılın ilk yarısında Moğol Seferleri döneminde Küçük Asya’dan (özellikle Türkiye topraklarından) ünlü Karaman aşiretinin içinde Azerbaycan’a geldikleri bilinen bir hadisedir.

2. Cebrayil Baba Ziyaretgahı.

3. Siyah Taş Ziyaretgahı.

4. Ağoğlan, Kurbantepe Ziyaretgahları.

5. Mezannene, Mermernene Ziyartegahı.

6. Tumas Baba Abidesi (İbrahimov, 2011: 15; Orxan, 2010: 14).

 

Cebrayil’in İşgali

Cebrayil ili 23 Ağustos 1993 tarihinde Ermenistan tarafından işgal edildi. 1994 Horadiz operasyonu sırasında şehir merkezi ve Hudafarin köprüsü doğrultusunda milli ordumuz ilerlerse de, Cebrayil’in yalnız Çocuk Mercanlı köyü kurtarıldı (İbrahimov, 2011: 11; Orxan, 2010: 14).

 BÜYÜK MERCANLI

Büyük Mercanlı, Azerbaycan’da Cebrayil ilinin 39°21’38 ” kuzey ve 47°14’50″ doğusunda bulunan bir köyüdür. Büyük Mercanlı, Araz çayının sol sahilinden 2 km uzakta, düzlüktedir. Eski adı Mercanlıdır. XIX asırda Karabağ Hanı İbrahimhalil Han’ın oğlu Cafarkulu Han’ın mülkü olan Lenberan köyünden (Berde ili) göç ettirilmiş Mercanlı nesline mensub aileler Maralyan köyü arazisine yerleşmişlerdir. Sonralar Mercanlı köyünden göçen bir grup aile Yukarı Mercanlı köyünün temelini atmışlar. Karşısında da Çocuk Mercanlı olmuştur (Azərbaycan Toponimlərinin Ensiklopedik Lüğəti, 2007: 153).

Derleme Yapılan Yer: Cebrayil-Büyük Mercanlı köyü

 Derlenen Metinlerin Genel Olarak Konular: Ayrılık, inanc, yoksulluk, ilgi-alaka bekleme, ağıt, aşk, sevdiği birini kaybetme, kaderine razı olmak, dostluk, evlat sevgisi, çile çekmek, gelin ile ilişkiler, vatan- sıla hasreti, sataşma, nasihat, genel ifadeli mahnı, doğa vb.

 

Derleme Yapılan Kaynak Kişiler Hakkında Kısa Bilgi

Hubuş Nesibli, 1925-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Setin Geraygızı, 1934-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Nesibe Nesibli, 1968-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Pervin Ferhadlı, 1976-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Zafer Ferhadlı, 1976- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Daşkın Piriyev, 1985- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Hatice (Münevver) Kemaloğlu: 1943, Mus-Bulanık. Eğitimsiz. Ev hanımıdır. Gebze’de yasamaktadır.

DUALAR (ALKIŞLAR)

Türk kültüründe yer alan dua, beddua ve yeminlerin binlerce yıl öteden günümüze kadar gelmiştir. Dua kelimesi, “çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek “manasındaki “davet etmek” anlamında ve da’va kelimeleri gibi mastar olup, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vaki olan talep ve niyaz” anlamında isim olarak da kullanılır. Ayrıca, Allah’a sunulacak talepleri sözlü veya yazılı olarak dile getiren metinlere de dua denilir. Böyle dinlerde mevcut olan fenomen olan dua, Tanrıya, herhangi bir tanrısal varlığa ya da öte bir şahsiyete yönelik ‘hamd, şükran, rica, dilek veya tövbe içerikli yakarıştır (Güzel, 2008: 439).

Alkış, alkamak ″hayır duada bulunmak, beğenmek, övmek″ fiilinden elde edilmiş bir isimdir. Türkçede bu kelimeye bağlı olarak alkış alkalmak ″alkışlamak″, alkış almak ″alkışlanmak, övülmek″, alkış çavuşu ″Osmanlı İmparatorluğunda, padişaha dua görevini yapan divan-ı hümayun çavuşları″, alkış etmek ″alkışlamak, övmek″, alkış tufanı ″sürekli ve coşkun alkış″, alkış tutmak ″el çırparak alkışlamak″, alkış vermek ″alkışlamak, övmek″, alkışçı ″öven, şakşakçı, alkışlayan″, alkışçılık ″şakşakçılık″, alkışlamak ″Çağatay ve Gagauz (Gagavuzlar, Gagauzlar ya da Gökoğuzlar) Türklerinde hayır dua etmek, Anadolu Türkçesinde bir şeyin beğenildiğini, hoşa gittiğini anlatmak için el çırpmak″, alkışta bulunmak ″alkışlamak, övmek″, alkıtmak ″Hakani Türkçesinde alkışlamak″ gibi sözler de türetilmiştir (Toygar, 1961, s. 2367-2369); alġış: Salavat, dua. Türkçe’deki alúa-(övmek, yüceltmek) eyleminden-ş ekiyle türetilen bu sözcük, İslam öncesi metinlerde de yaygındır. alġa-, alġış sözcüklerinin karşıtları ġarġa-ve ġarġış sözcükleridir. İslamiyet’le birlikte dua, had ü sena anlamlarını da kazanmıştır.

Allah var elesin.

Allah kömeğin olsun.

Başın uca eylesin.

Düşmenin kör, dostun gözü açık olsun.

Allah balanı saḫlasın.

Ahır gemiyiz olsun.

Allah ireḫmet elesin.

Yeri nurunnan dolsun.

BEDDULAR (GARGIŞLAR):

Beddualar, çaresiz olan, acı çeken, kötülüğe maruz kalan bir insanın rahatlamak, teskin olmak gayesiyle söylediği, kötü düşünce ve dilekleri kapsayan, söze orijinallik veren, ifadeyi güçlendiren kalıplaşmış sözlerdir. Beddua, Farsça bed ″kötü″ ile Arapça dua sözlerinden meydana gelmiştir. (Toygar, 1961: 2367-2369)[5].

Ağzında dilin yansın (KK. Setin Nesibli, 2012)

Vırġın vırsın seni (KK. Setin Nesibli, 2012)

İç halatın ġırılsın (dağılsın). (KK. Setin Nesibli, 2012)

Boynun altında ġalsın. (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

ġır kazanında yanasan (KK. Setin Nesibli, 2012)

İnamsız ölesen (KK. Setin Nesibli, 2012)

Gölerin ağarsın (KK. Setin Nesibli, 2012)

Gözün tökülsün (KK. Setin Nesibli, 2012)

Seni didik didik olasan (KK. Setin Nesibli, 2012)

Yarımıyasan (KK. Setin Nesibli, 2012)

Ġucağında uşağın olmasın (KK. Setin Nesibli, 2012)

Dilin layla çalmasın (KK. Setin Nesibli, 2012)

Seni ekenin beli sinsin.

Seni ġoyuf geden ġorbagor olsun.

Ġan ġusasan.

Dilin lal kalsın, ġulağın kar ġalsın.

Ġulağına yuyucu barmağı girsin.

Üzün mürdeşir yusun.

Bebeğin çıḫsın (göz).

Bebeğin ağrsın (göz).

Üzüne şalvar bağı açımlasın.

Seni yarıma.

Seni gün görme.

Üzüne daş yarası çıksın.

Doğradığın bez olsun; doğurduğun kız olsun.

Seni ġara yel eğsin.

Dilin ağzında yansın.

Ağzın eğilsin; ġulağının yanında dursun.

Belin ġırılsın.

Sesin batsın.

Dilin tutulsun.

Dilin laillaha dönmesin.

Kefenine it bağlıyım.

Seni imansız dinsiz ölesen.

Elin götüne çatmasın.

Seni görüm pilte pilte olasan.

Yanların açılsın.

Ġanacan belenesen.

İkilik halinde

Ġarġıyıram benövşeler bitmesin,

Ölesen elin ele çatmasın.

Dörtlük halinde:

Semendin yeri kala,

Alınmaz geri kala,

Yahşı gözel sevmirsen,

Gözlerine ağ dama (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Yolum düştü Ağdam’a,

Yaḫşı gözel sevirsen,

Gözlerine ağ dama (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

ḫışum üstü tülekte,

Golum sindi bilekte,

Meni sen kimnen görüm,

Çarḫı dönmüş felekte (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

ġoy nenemi bağda ilan vureydi,

Baldızıma ġuran ġanim oleydi,

Kaynatama Mekke gismet oleydi (KK. Setin Nesibli, 2012)

 ATASÖZLERİ:

Dünyada bütün milletlerin atalarından kalmış, yol ve yöntem gösteren, öğüt verici sözlere atasözü denir. Her atasözü, toplumsal yaşantı içindeki bireyin uyması beklenilen genel kural niteliğindedir. Bu nedenle atasözleri içerisinden çıktığı milletin ve topluluğun düşüncelerini, inançlarını, hayat karşısındaki tavırlarını ifade eden özlü sözlerdir.

Değirmen bildiğin edir; çakçakçı başın ağrıdır (KK. Setin Nesibli, 2012)

Kiracıdan ev olmaz; ġonşunu derd öldüdü (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Eşeği min ata çatınca; sonrada minersen ata.

Ġışta ḫoruz, yayda fere.

Manzum Atasözleri:

Yaḫşılığa yaḫşılıḫ her igidin işi,

Yamanlığa yaḫyılıḫ ner kişinin işi (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Anlamlı Sözler ve Deyimler:

Hefçi Kişi: Her şeye karışan kişi[6].

Yarıdım yar danasına döndüm.

ġötü ġırıḫ dazor: ġödek (Kısa) patlar (pantolon) giyene denir.

Kasıbın sacı dalda kızar.

Başlı başın sahlasın: Sadece kendisine iş gören.

Hana küşten oturmak:

Mazandaran’da[7] eşşeğ azıdı biri de böğürden dazıdı.

Az aşın duzu değil: Karşısındakinin kendisinden beklenenden fazla şeyler yaptığında denir.

Araz aşığınnan, Kür topuğunnan: Dünya umrunda değil.

Acınan gün orta durur: Olduğundan farklı görünen.

Ağ yuyuf ġara sermek: Utandırmak, biabır elemek.

Erindiğinden ermeniye dayı diyir.

Evinde yoḫtu urvalıḫ,

Gönlünden geçir darğalıḫ: Fakir-kasıb.

Ağ yudu ġara serdi,

Özünü de yere serdi: Pisledi, kirtetti.

Adam var ki,

Adamların naḫışıdı,

Adam var ki dindirmesen yaşıdı,

Adam var ki eşşeğ onan yaḫşıdı (KK. Setin Nesibli, 2012)

 

BEŞİK NAĞMELERİ-NAZLAMALAR-LAYLALAR NİNNİLER ve TEKERLEMELER

 Ninninin hemen her milletin edebiyatı içinde bulunduğu ve değişik adlarla bilindiği anlaşılmaktadır (Çelebioğlu, 1995: 9-13; Kaya, 2004: 349-351). Türk kültürünün vazgeçilmez bir parçasıdır, ninniler. Anneler bebeklerini uyutmak için, avutmak için söylerler. Laylalar (ninniler) halk edebiyatının yanı sıra, aile, toplum psikolojisi, çocuk pedagojisi, sevgi, adet, anne çocuk ilişkisi gibi folklordan beslenen konular bakımından önem arz etmektedir. Ninni için, Divanü Lügati’t-Türk’te ″balu balu″ tabiri kullanılmış ve ″Kadınlar beşikte çocuğu uyutmak için söylerler″ açıklaması verilmiştir. Bu kaynakta kullanılan ifadenin tek sözcükten değil de bir ikilemeden oluşması, ninninin ezgi temeline oturduğunu gösterir. Bütün kültürlerde yeri olan ninnilere geç dönemlerde rastlanır (Kaya, 2004: 350-351; Derleme Sözlüğü, 1977: 3252; Çelebioğlu, 1995; Şemseddin Sami, 1958: 993).

Çağatay Türkçesinde ninni karşılığında ″elle″ sözü kullanılmıştır. Türkiye Türkçesi’nde ve Kıbrıs’ta ninni sözü kullanılan bu kavram için: Azerbaycan Türkçesi’nde: Layla; Çağatay Türkçesi’nde: Elle; Çuvaş Türkçesi’nde: Nene; Kazak Türkçesi’nde: Eldiy, beşik cırı (yırı); Kerkük Türkçesi’nde: rde: Leyle, hövdü; Kırım Türkçesi’nde: Ayya, beşik yırı; Kırgız Türkçesi’nde: Alday alday; Özbek Türkçesi’nde: Allo; Tatar Türkçesi’nde: Bölü, cırı; Uygur Türkçesi’nde: Allay terimleri kullanılır (Yardımcı, 1998: 177-196).

Nazlamalar

Çapan çapsın ellerin,

Arġımasın kolların,

Arġısada arġısın,

Nenesinin kolları (Setin.)

Kekülü Fere,

Çıḫdı duvara,

Hamı getti ere,

Men kaldım kere (KK. Setin Nesibli, 2012)

 

A telli telli oğlan,

Bağçası güllü oğlan,

Ay şirin dilli oğlan (KK. Setin Nesibli, 2012)

Balamı vurum ağlasın,

Ver nenesi saḫlasın (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Şalvarı düşük,

İçine pişik (KK. Setin Nesibli, 2012)

Sağsağa ala,

Dimdiği ġara,

Çıḫ yollara,

Baḫ yollara,

Gör atan gelir mi (KK. Setin Nesibli, 2012)

Çalḫam çulḫam sağolsun,

Balam yesin sağolsun

LAYLALAR

Layla deyim yatasan,

Ġızıl güle batasan,

Ġızıl gülün içinde,

Şirin yuhu yatasan (KK. Setin Nesibli, 2012)

Laylay beşiğim laylay,

Evim eşiğim laylay,

Sen geç şirin yuḫuya,

Çekim keşiğim laylay (KK. Setin Nesibli, 2012)

 

Dağda darılar,

Sümbülü sarılar,

Ġoja ġarılar,

Bu balama ġurban (KK. Setin Nesibli, 2012)

Dağın maralı,

Gözü ġaralı,

Bu balama ġurban (KK. Setin Nesibli, 2012)

FIKRALAR

 

1.    GERİSİ

Padişah nökerden soruşur.

Toyuğun harası yemelidi?

-Deyif, ġabırgası.

-Padişah deyir, Ay ahmah ġabırganın neyi var kid a şirin olsun.

-Diyif, neyniyim onca maa gabırga verirsiz. Padişah sağolsun bes harası yemelidi. ?

-O da diyif, ki: bir derisi bir de gerisi.

 

2.    YOK

Günnerin birinde dört ġonşu vardı. Başçılarının adı Gobçu, birinin adı Hedi, birinin adı Hüdü, birinin adı da Dovşangulu oğlu Sadık.

Başçıları Gobçu diyir ki, ne oturursuz gedek ov ovluyaḫ. Gedirler.

Bunnarın şıġġıltısına bir dovşan ġaçır.

Gobçu görür dovşanı, Hedi, güllen var?

-Hedi dedi, yoḫ.

Gobçu dedi, üreğine bir oh.

Hüdü güllen var? dedi, yoḫ.

- Dovşangulu oğlu Sadık güllen var? dedi, yoḫ.

Gobçu dedi, üreğize bir oh. Menim birisi var lülesi yoḫ.

Lülesi yoḫ gülleynen vırdım dovşan yıkıldı.

Hedi pıçağın var? yoḫ.

Hüdü pıçağın var? yoḫ.

Dovşangulu oğlu Sadık pıçağın var? yoḫ.

Üreğize bir oḫ.

Menim birisi var, tiyesi yoḫ.

Tiyesi yoḫunan kesdim, soydum.

Hedi hüdü ġazanın var? yoḫ.

Dovşangulu oğlu Sadık ġazanın var? yoḫ.

Üreğize bir oh.

Menim birisi var götü yoḫ.

Eti döktüm dibi yoḫ ġazana. Et pişti. Yedik doyunca.

Geldik ev yoḫ.

 

BULMACALAR-TAPMACALAR:

Bilmeceler eşya, insan, hayvan, bitki, doğa ve inanışla ilgili bilgilerin üstü kapalı olarak anlatılması ve onun ne olduğunun düşünülerek bulunmasını hedefleyen çoğu kalıplaşmış sözlerdir. Anadolu’da asal, elçim, masal, mat, metal, tapmaca, bulmaca, hikaye, söz, bilmeli, metal, tanımaca, fıcık, dele, gazelleme gibi adlarda verilmektedir. Türkiye dışındaki Türklerde ise başvatkıç, bilmece, jumbak, mat, sir, tabışka, tabışmak, tabuşturmak, tapkış, tapmaca, tapişmak, tepişmak, yomak gibi adlarla ifade edilmektedir. Divanü Lügati’t Türk’te de, bilmece kavramı ve ona yakın kavramları ifade eden tabuz, tabuzgu, neng, tabuz gok, tabzuğ, tabuzgu, tapzugug kelimeleri bulunmaktadır (Efendiyev, 1981: 103-104).

Elle yazılar, gözle oḫunar: Yazı.

Seher durdum,

Elime verdim: Dürmek, Dürüm (KK. Setin Nesibli, 2012)

Bizden size diğiri ġoz: Sıçan (KK. Setin Nesibli, 2012)

Men gedirem,

O gedir: Gölge (KK. Setin Nesibli, 2012)

İki ġüzgü ha poḫar,

Birin iti birin tap: Ay batar, güneş çıkar.

Üçlük Halinde Olan Bilmeceler

Bir atım var,

Çulluyurum çulun salır,

Çullamıram ġulun salır: Ekmek Sacı (KK. Setin Nesibli, 2012)

Araba gelir izi yoḫ,

İliğin yanır közü yoḫ,

Ağzı ġara özü yoḫ: Zeli-Sülük (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Bir ġuru tağdanam men,

Bostancıdan ḫeber al,

Gör ḫanki tağdanam men: (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

 

O nedir ki,

Men gedirem

O, kalır: İz (KK. Setin Nesibli, 2012)

Dörtlük Halinde Olan Bilmeceler

Aşığ elden yuḫarı,

Şana telden yuḫarı,

Ġuşlardan hansı guşdu,

Dizi belden yuḫarı: Çeyirdge-çekirge.

Ġöyden yenir,

Yere değer halga demir,

Vur başına,

Otu gemir: Ceviz.

Tap tapmaca,

Gül yapmaca,

Memeli hatun,

Dişleri yoḫ: Fermeş (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Hesen Ağa ḫestedi,

Zinciri gafestedi,

Ne yerdedi ne göyde,

Çerḫi felek üstedi: Samalyot-Uçak (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Sayada baḫ Sayada,

Torun guruf sayada,

Kimsesi yoḫ,

Gede onu sayada (KK. Hubuş Nesibli, 2012)

Gelirdim kentten,

Ses verdi betden,

Ağzı sümükten,

Saġġalı etten (KK. Setin Nesibli, 2012)

ÇOCUK OYUNLAR:

Yaşamımızdaki birçok şey gibi bazı oyunların da kesin bir başlangıç tarihi ve yeri yoktur. Oyunların bu günkü biçimine gelmesi için uzun yıllar geçmiş ve ilk ortaya çıkış biçimine birçok özellikler eklenmiştir. Çocukluğumuzun hatta gençlik yıllarının bize armağanı olan oyunlardan bazıları zaman geçtikçe bir yarış biçimi alarak değişim, gelişim geçirmiştir (okçuluk, atçılık, güreş, kement atma, satranç, dama, vb). Kültür zenginliğimizi oluşturan unsurlardan biri olan çocuk oyunları, hem icra edicileri, hem de aktarımcıları olan çocuklar tarafından hemen hemen her bölgemizde yüzyıllardır muhafaza edilmektedir. Oyun olgusu kültürlerin aktarımında önemli bir unsurdur (Arsunar, 1955: 106). Toplum bilim ve çocuk psikolojisi açısından incelendiğinde çocuk oyunlarının sadece bir eğlence, boş vakitleri değerlendirme etkinliği olmadığını görmekteyiz. Çocuk oyunlarının çoğunun eski ritüellerin devamıdır.

Topaç Oyunu.

Yumurta Vuruşturma Oyunu.

Yünden Yapılan Tezek Basması Üzerinde Oynanan Oyun.

Beş Taş.

Dile Döğme: Kemer Kapmaca, Kayış kapmaca.

Enzeli.

Ciġır.

Süllü sümek.

ġığmere: Koyunun ġığınnan yığırdılar. Top top 4 yere konur.

 

TEKERLEMELER

 

1.    Tamara, Tamara

Tamara, Tamara

Tat ġızı,

Ermeni saldat ġızı,

Solan dedim olmadı.

Mısmırığı salladı.

Çıḫtı dağın başına,

Endi bulağ başına,

……………….

Tamara getti beş güne,

Gelmedi on beş güne (KK. Nesibe Nesibli, 2012).

 

2.    Üşüdüm, Üşüdüm-Daldan Alma Düşürdüm.

Üşüdüm, üşüdüm,

Daldan alma düşürdüm.

Almacığımı yediler.

Mene cürüm koydular.

Men cürümden bezerem.

Derin ġuyu kazaram.

Derin ġuyu beş keçi,

ḫanı bunun erkeki,

O dura kaya başında,

Heyḫalatım gelmedi,

Çiğid verdim yemedi,

Çiğid ġazanda ġaynar,

Ġember bıçağda oynar,

Ġember getti oduna,

Ġamış battı bıdına,

Ġarğı değil ġamıştı,

Beş barmağım gümüştü,

Tat mene ġanad verdi,

Kanadandım uçmağa,

Hakk kapısın aşmağa,

Kapıcı kapı toḫuyur,

İçinde bülbül ohuyur,

Mennen kiçik kardaşım,

Allahın kelamın oḫuyur (KK. Nesibe Nesibli, 2012).

 

3.    Motal Motal Derisi Motal,

Motal motal derisi motal,

Ġıl atar, ġaymak ġatar,

Ağ ġuşum,

Ağarçınım,

Ġöy ġuşum,

Ġöyerçinim.

Elime diken battı dedim.

Vur nağara,

Dur nağara,

Durna balığ,

Su iç,

Çıḫ ġırağa (KK. Nesibe Nesibli, 2012).

 

4.    Şap Ele Bilir Şuptadır,

Şap ele bilir şuptadır,

Şup ele bilir şaptadır,

Ne şaptadır ne şupta,

Yaman tarap turupda (KK. Setin Nesibli, 2012)

 

HALK İNANÇLARI

Halk arasında yaygın olan toplumsal kabullenmeler, benimsemeler, âdet-gelenek olarak varlığını sürdüren birtakım folklorik uygulamalar halk inançları şeklinde adlandırılmaktadır. Halk inançları, düğünler, gündelik yaşayış, iktisadi, ticari, davranışlar, hava tahminleri, güzel sanatlar ve edebiyat vb. değerle yüzlerce konuyu ihtiva eden ve yer yer manevi ve dini inançlarla ilgi çok geniş bir alanı kapsamaktadır. İslamlık dışındaki bazı dinler içinde, büyüye, taşlara, ağaçlara, ölülere, ağaçlara, uğurlu uğursuz günlere, güneşe, aya, yıldızlara, fallara, aynalara, falcılığa, gaipten haber vermeğe dair yakınlık veya bağlılık görülmektedir.

Türkleri arasında; Han Çınar, Dağdoğan, İncir, Karaağaç, Sakız Ağacı, Nar Ağacı, Zoğal Ağaçları kutsal kabul edilmektedir. Fakat asla bu ağaçlara tapmamışlardır. Karapapak-Terekeme Türklerinde dağ-kaya kültü de yaşamaktadır. Bazı dağlar “erkişi” olarak kabul edilirler. Bu dağlar genelde çıplaktırlar. Yaşlı kadınlar çıplak dağ veya kaya gördüklerinde “yaşmaklanmak” zorundadırlar. Karapapak (Terekeme) Türklerinde yaşayan bir kişi, rüyasında ölmüş birisini görse ertesi gün yedi kapı dolaşıp hayır işler (Kalafat, 1992: 149-169; Kalafat, 1995: 297. 307).

Sağsağan ciġġıldayanda ġonaḫ geler.

ḫamır sıçrıyanda ġonaḫ geler.

Ġaşığ yere düşende ġonah geler.

Güneşli günnerde ġaranġuşlar alçaḫtan uçarsa yağış yağar (KK. Setin Nesibli, 2012).

 

HIDIRELLEZ (HIZIR İLYAS) KÜLTÜ

Hıdrellez’in çok zamanlar görünmeden dolaşan, hiçbir kuvvetin onun karşısında duramadığı ve müsaade almadan her yere girebilen erkek insan sıfatında bir varlık olduğuna inanmaktadırlar. Hızır ve İlyas aslında iki kardeş olup Allah’tan müsaadelidirler. Halk bu ikisinin ismini aynı anda söylediği için Hıdırellez olarak adlandırılmaktadır. İlyas denizlerde fırtına ve diğer sebeplerden darda kalmış iyi insanların yardımına koşar. Hızır ise özellikle karlı, tipili günlerde veya başka sebeplerle dışarıda sıkıntılar içerisinde kalan iyi insanların imdadına koşar.

 

OCAK KÜLTÜ

Karapapak Türklerinde ateşin üzerine soğuk su dökülmez. Dökülmesi hâlinde cinlerin suyu dökeni çarpacağına inanılır.Cinlerin demirden korktuğu inancı vardır. Al arvadı inancı Karapapaklar’da da vardır (Boratav, 2012: 32-33; Bekir, 1998: 87-108; Çetinkaya, 2004: 49-72)[8].

Ana sütü Türk halk inançlarında bazı hâllerde bir semboldür. Çok kere hak etmeyi, paklığı ve helâl olanı temsil eder. Bu itibarla, ″ananın ak sütü gibi helâl olsun″, ″ananın sütü sana helâl olmaz″ ″sütümü sana helâl etmem″ ″anasından emdiği süt burnundan geldi″ gibi ifadeler kullanılır, yavrusuna ani kızgınlıklar sonucu kargış eden annenin bedduası tutmaz ″sütü karşı geldi″ denir (www.karapapak.com/turkce/konu_detay.aspx?id: 81).

Hacı Garaman Ocağı.

Ereste Ocağı: Birinin oğlu askere gitmiş ve dönmemiş. Sonra burası ocak oldu. Feselli pişirip götürürdüler. Buğday, pilte yandırıp (Çala daşın içine) koyuyordular. Sonra oranın külünden alıp uşağın yüzüne, alnına sürerdiler (KK. Setin Nesibli, 2012)

Çakırlı’da Yel Ocağı: Feselli pişirip götürürdüler. Buğday, pilte yandırıp götürürdüler. Üç defa etrafında dönerlerdi. Dilekte bulunurlardı. Ocak yakarlar. Gül-nezir, hediye koyarlardı. Külleri ayaklarına sürerlerdi. Sonra derler: Yelim daşlara getsin(KK. Setin Nesibli, 2012).

Üç Gardaş Dağı Kutsalı: Araz nehrinin öbür tarafındadır (şuan İran-Güney Azerbaycan topraklarında). Kurbanlar orada kesilirmiş. Kıble görevi görürmüş. Karadağ’dadır[9].

“O üç kardaş hakkı” adına and içilir (KK. Setin Nesibli, 2012)

Lele Tepesi: Birinin uşağı olmur. Adam diyirki gedim Mekke’ye. Allah’a yalvarım, yakarım ki mene bir zürriyet versin. Aradan üç ay keçir. Adamın arvadı bir yüyrek[10] kurur. İçine bir daş koyur. Kişi gelende görsün ki uşah var. Kişi geldi. Gördü yüyrek var. Daş dillenir, dile gelir ağlıyır. Kişi diyir ay advad ne yahşı uşağımız oldu. Arvaddan soruşur ki adı nedi. O da diyir ki: “lele”…

O sırada daştan ses çıḫır:

“Leliyem başdan men,

Yemerem her aşdan men,

Ne atam var ne anam,

Yaranmışam daşdan men. ”

Bir zaman sonra uşağ böyüdü. 20 yaşlarına çatır ve ölür. Götürüp büstırırlar Lele Tepesine denen tepenin başına. Onan sonra ora ocak olur. Kim ölür götürür ora basırırlar. Çapıt bağlıyırlar. And gasem içirler. Dua edirler. Uşağı olmayanlar gelirler orü. Nezir-hediye koyurlar.

Çobanın Kabe’deki El İzi: Bir çoban var imiş. Adı Hayrullah’mış. Bu çoban varı bir kişinin çobanıymış. Varı kişi Mekke’ye gitmek istiyir. Çoban diyir mende gedirem. Varrı kişi diyir e, sen neynirsen Mekke’ni, get koyunun otar. Ağa getti Mekke’ye. Çoban koyun yığdı getti ağanın kapısına. O da getti. Çobanın iti de el çekmedi çobannan getti. Çoban ite bir ağaç vırdı. Dedi, mennen hara gedirsen. İtin kılçası kırıldı. İt kaldı yolda. İt orda ölenden sonra ora ocak oldu. Çoban akşam olanda çoban getti bir yere gonah. Getti gördü bir arvad bir ocağa bir şey basırıf. Gözlüyür ki arvad ocağtan ne çıkaracağ. Görürki bir it balası çıharttı.

-        A bacı o nedi ?

-        Kuçikti.

-        Niye.

-        Deyif ki heç neyim yoktu. Yeriyimdi (Aş eriyordum).

-        Çoban gedir konşudan bir heyvan oğurruyur getirir. Kesip doğruyur. Diyir,

-        A bacı al bunu pişir ye.

-        Sabah olur durur gedir Mekke’ye. Ağa Mekke’ye çattı. Bahır görür çoban Mekke’dedi. Çoban eliyle Kabe’ni kulpundan tutur.

-        Ağa diyir,

-        “Ya ilahel salal, Ya ilahel hayril emin”, bu nedi.

Çoban ağaya gelir çatır. Ağa çobana soruşur. Neynemisen ki sen Kabe7nin kapısının kulpunu bizden gabağ tutmusan. O da başınnan geçenleri söylüyür. Diyir ağa gör kim tez çattı Mekke’ye, kim savap iş görüf.

Ağa geri gayıdanda görür ki it ölüf amma itin öldüğü yer ocağ oluf. Diğir itte Mekke’ye gelirdi ona göre bura ocak oldu(KK. Setin Nesibli, 2012)

 

Aş Erme- Yerikleme-Yerik:

Türkler de hamile kadına özel ilgi gösterilir, nefsine çok dikkat edilir canının çektiği bir yiyecek olur ise, temin edilip yenmesi sağlanılır. Yemesi sağlanılmaz ise, annenin vücudunda aşerilen yiyeceğin leke seklinde çıkacağına inanılmaktadır.

Aş erme genellikle hamileliğin yedinci veya sekizinci haftaları, ebeveynlerin kurallarına uymakla yükümlü olduklarına inandıkları ve kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duyması (Aksoy, 1998: 588; Kalafat, 2002: 5, 59, 104; Saraçbaşı-Minnetoğlu, 2001: 91; Sümbüllü, 2004: 133-143)[11] olarak bilinmektedir.

Hamile kadın gece eşikten dışarıya su dökmez ve cenaze evine gitmez.

Karakalpak Türkleri arasında gördüğümüz, eşikten su dökmeme ve cenaze evine gitmeme, gebe kadını ve doğacak çocuğunu Türker’de yaşadığına ve insanlar üzerinde olumsuz etki bıraktığına inanılan eşik ruhuna zarar vermeme, böylece zarar görmeme mantığı ile açıklanabilir. Ölü evinde ölünün ruhunun bir süre bulunduğu inancı-bu ruh habis olabilir-yine gebe kadınları bu yerlerden uzak kalmaya zorlamaktadır.

Bu nedenle hamile kadının sevdiği şeye sık sık bakması veya o varlığın resmini taşıması doğacak çocuğun da bakılan şahsa benzeyeceği inancından gelir (Öcal, 1971: 202)”.

Bebeğin beşiği boşken sallanmaz yoksa bebeğin karnı ağrır.

Bebek doğduğunda bütün vücudu tuzlanır.

Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.

Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.

Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser.

 

Doğum ve Sonrası

Bebek doğduğunda bütün vücudu tuzlanır. Tuzun bebeğin ağzının burunun kokmasını ve uzun yola gittiğinde ayaklarının kabarıp su toplamasını engelleyeceğine, uzun yola karşı dayanıklı olacağına inanılır. Bebeğin ilk dişi çıktığında, buğday, nohut ve mürdük birlikte haşlanarak “göğle” adi verilen yiyecek pişirilir. Bu yiyecekten evin bireyleri yemeden ve komşulara dağıtılmadan önce bir miktar köpek veya kediye verilir. Bu davranışın, çocuğun dişlerini sağlam ve dayanıklı yapacağına inanılır.

Bebeğin beşiği boş sallanmaz aksi halde bebeğin karnı ağrıyacağına inanılmaktadır.

Kırk gün anne ve bebeğin olduğu odaya cenazeden gelen kimse, yeni evliler ve yeni doğum yapmış kimselerin girmesi yasaktır; çünkü çocuğa ve anneye kırk düşeceğine inanılmaktadır.

Dişi yenilenen çocuğun dişini yükün (yorga-döşek) dalına atarlar.

Sonra: “Men saa balta diş verirem, sen maa inci diş ver “ denir (KK. Setin Nesibli, 2012)

Büyük Mercanlı’da bebek day duracağı zaman; ″day dur dayın gelsin, çömçede payın gelsin″ denir. O esnada çocuğun dayısı çocuğa hediye verir. Bu uygulama Doğu Anadolu’da da vardır.

Dişi çıkan çocuğa ″hedik″ yapılır. Hedik; buğday, kargıdalı (mısır), lobiya, kozlepesi (ceviz içi), maş (küçük taneli fasulye) ile yapılır. Hedikten konu komşuya pay verilir (KK. Setin Nesibli, 2012).

 

Kırklamak

Kırklamak işlemi, çocuğun doğumunun 40. günü yapılır. Kırklı kadın kırkı çıkana kadar hiç kimseyle bayramlaşmaz, kimsenin elini, öpmez kimseye elini öptürmez, elini vermez. Kırkı çıkmamış kadınlar, birbirleriyle konuşmazlar, birbirleriyle aynı mekânda bulunmazlar. Kırklı kadın ve ailesi, yeni doğum yapmış loğusa bir kadının her ikisinin de kırkı çıkana kadar-ziyaretine gitmezler. Bunun nedeni, ikisinin ayni mekânda bulunmasına ve birinin içinden diğeri hakkında kötü bir his geçmesinin, kırk basmasına sebep olacağına olan inançtır. Kırk basmış, bebeklerin gelişmesinin duracağına, cılız ve çelimsiz olacağına ve sürekli ağlayacağına inanılır.

Çocuğun yürümesi için:

Yerimeyen uşağın gabağına ot koyurlar: Yemesen ye; adamsan dur yeri, derler.

Yerimeyeni 3 defa“kol” altından keçirirler.

Bu balam ne vaḫt oturacaḫ,

Canı minneten ġurturucuḫ (KK. Setin Nesibli, 2012)

Day dur,

Day dur,

Dayın gelsin,

Meşedeki ayın gelsin (KK. Setin Nesibli, 2012)

Toy-Düğün

Her toplumun sürekliliği için aile, vazgeçilmez bir unsurdur. Ayrıca aile, sosyal müesseselerin bütünleşmesinde temel rol oynamaktadır (Erkal, 1993: 93-94). Eski Türk toplumunda aile kavramını “oguş” kelimesi karşılamaktadır ve kan akrabalığına dayandırılmaktadır. Aynı zamanda toplumun çekirdeği olarak görülmektedir. Bu sebeple Türk toplumunda aile yapısına çok önem verilmiştir (Gömeç, 2006: 25).

Türk dilinde düğün kelimesinin kökü “tüğ” olarak ifade edilmiştir. “Tüğ” ise“düğümlemek” “bağlamak” ve “düğmek” anlamlarına gelir (Gülensoy, 1974: 74, 286-387). Kazak ve Kırgızca’daki düğün şöleni, ziyafet anlamındaki “toy” kelimesi ile Çuvaşça’daki “tuy” kelimelerinin kökünü de “tüg” fiiline bağlamak gerekir. Düğün kelimesi Azerbaycan’da “toy-düyün”; Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Uygurca da “toy”; Başkurdistan ve Tataristan’da “tuy” kelimesi ile ifade edilir (Ercilasun, Aliyev, 1992: 194-195; Caferoğlu, 1951: 280; Ülküsal, 1966: 91). Özbekler çeşitli törenlere toy, yani düğün adını vermişlerdir. Dede Korkut’ta da düğün yapmak, eğlenmek anlamında “toy etmek” kavramı kullanılmıştır (Gökyay, 1973: 294). Türk tarihinin en eski dönemi de dahil olmak üzere büyük bir kısmında kaynaklarda düğün sözcüğü kullanılmamıştır. Bu kelimenin karşılığı olarak “toy” sözü geçmektedir. Yine düğün ve orada gerçekleştirilen merasim anlamında Orhun Yazıtlarında “törün” kelimesi kullanılmıştır. Buna göre Bilge Han Yazıtı’nda şu ifade geçmektedir: “… Türgiş Kaganka kızımın ertenü ulug törün alı birtim. Türgiş Kagan kızın ertenü ulug törün oglıma alı birtim.(Bilge Kağan Yazıtı, Kuzey Tarafı, 9-10. satır)” Burada törün kelimesi düğün merasimi anlamında kullanılmış ve yapılan törenin oldukça büyük olduğu söylenmiştir. Türklerde düğün, yeni bir ev açma, aynı zamanda soyun devamı anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla aile önemli bir görevi de yerine getirmiş olur (Berber, 2009: 1-3).

Karapapaklarda iki tür evlenme vardır. Bunlardan ilki kız kaçırarak evlenme ve diğeri ise kanuni evlenmedir. Düğünlerden önce ise bazı aşamalar bulunmaktadır;

Göbek kesme/Beşik Kertme.

1.           Kız İsteme-Elçi Gönderme: Kız istemeye oğlan tarafından üç-beş kişilik bir heyet ile gidilir. Kız evi ziyareti akşamdan sonra olur.
2.           Heye Verme:
3.           Nişan Koyma: İkinci gidiş.

4.           Kebin Kesme: Molla toydan bir gün önce kebin keser.

5.           Başlık-Şişlik Verme:
6.           Kapı Kesme: Hediye verilir[12].

7.           Süd Hakkı:

8.           Şal Bağlama: Gırmızı darayı bağlıyır.

9.           Çırah Koyma: Çırağın yanında üç defa etrafında dönülür.

10.        Gerdeh Düzme:
11.        Göğe Lülle Atma(KK. Setin Nesibli, 2012):

 

Gelin eşinin evine gelende ayağın altına çörek koyullar, gelin çöreği alır tabağı kırar. Koyun keserler ganını gelinin alnına sürerler.

 

Yetişti toy aḫşamı,

Durum yandırın şamı,

Geline bezek verin,

Gelir oğlan adamı (KK. Daşkın Piriyev, 2012).

 

Anam bacım ġız gelin,

El ayağı düz gelin,

Yeddi oğul istirem,

Bir dene ġız gelin (KK. Setin Nesibli, 2012)

Aşığ deyer toy olsun,

Molla deyer vay olsun,

Seyyid deyer ne ölsen ne de dirilsin.

Ay aşığ terifle bizim gelini,

Gayın değin bağlasın belini,

El oba desin ay bey toyun mübarek,

Bey sevindirsin obasını elini (KK. Daşkın Piriyev, 2012).

Ev-Mutfak Araçları ve Gereçleri

TeştMis, Kazan, leğen.

HasarDuvar.

Halbur, Helbir: Buğday eleği.

Elek: Un eleği.

Çeper: Ağaçtan duvar.

Zirza: Aşmalı kilit.

Darvaza: Eyvan kapısı.

Aş süzen: Süzgeç.

Hayvan Adları

İt: Köpek.

Kuçik: 1-2 aylık.

Enik: 6 ay-1 yaş.

Pişik: Kedi.

Mavrı: Kedi yavrusu.

Ördek.

Ġaz.

Ġaz balası.

Dovşan.

Toyuḫ: Tavuk. /Cüce-Beçe-Horuz (Erkek Evresi); Fere-Toyuh (Dişi Evresi).

Hinduşka.

ġoyun: ġuzu-Toğlu-ġoç (Erkek Evresi); Şişek-Koyun (Dişi Evresi).

Keçi: Çepiş-Oğlak-Dıbır-Teke (Erkek Evresi); Dıbır-Keçi (Dişi Evresi).

İnek: Buzov-Dana-Kele-Boğa (Erkek Evresi); Buzov-Dana-Düye-İnek (Dişi Evresi).

At: Kürük-ġulun-Dayça-Day-Aygır (Erkek Evresi); Kürük-Gulun-Dayça-Day-Madyan (Dişi Evresi).

Camış: Balağ-Avana-Pota-Boğa(Erkek Evresi); Balağ-Avana-Malhas (Dişi Evresi).

Ceyran: Boynuzsuz-Elik.

Maral: Boynuzlu.

Deve: Haça Maya-Deve.

Deve: Bığır[13]-Ner.

İki köyerli Deve: Hoşek-Haça maya(Dişi Evresi).

İki köyerli Deve: Hoşek-Bığır (Erkek Evresi).

Bir köyerli Deve: Hoşek-Maya (Dişi Evresi).

Bir köyerli Deve: Hoşek-Ner (Erkek Evresi).

Arvana: 1. Hind Devesi; 2. Dişi Deve.

Bolhı-Balḫı: 1. Arvana’nın balası; erkek deve.

Bit: Sirke yavrusu.

Bire: Pire.

ġartal: Kartal.

Zeli: sülük.

Serçe.

Ġöğerçin.

Tarakan: Hamam böceği.

Kumru (Mekik).

Şana Pipik.

Turuc.

Sığırçın.

Kara Toyuh.

Durna.

Daydaḫ.

Çalağan.

Bayġuş.

Hacı Leylek.

Bildirçin.

Tavuz ġuşu.

İlan.

Kırgavul.

Bülbül.

Sarı köynek.

Ġızlar ġuşu (Arı kuşu).

Şeytan: Salyangoz.

Eşşeğ: Eşek. Goduğ-Sıpa/Eşşeğ.

Siçan.

Kirpi.

Tülkü.

Çakkal.

Canavar: Kurt.

Ayı.

Milçek: kara sinek.

Diddili: Sivri sinek.

Hünü: Sinek.

Ağca kanad.

ġarışga: Karınca.

Kepenek: Kelebek.

Dozan ġurdu: Osuruk böceği.

Tarım-Hayvancılık Terimleri

Peye: Mal damı.

Bıçġı: Testere,.

Kas: İlk süt.

Ağuz: İki günlük süt.

Bulama: Üç günlük süt.

Süt.

Suluğ. [14]

Ġatığ: Yoğurt.

Ayran.

Fermeş: Deve yükü.

Heybe:

ḫurcun:

Orah:

Çin: Buğday biçin.

Kikıra: Duz değirmeni.

Cehre: İp eğirme.

Daraḫ: Yün darağı.

Düḫçe: İp sarılan alet.

Elik: ip eğirme.

Deḫre: Odun, ağaç kesme aleti.

Deryaz: Tırpan, (Bakü’de Kelentir).

Kerenti, ketmen: çapa.

Yaba: 3-4 dişli ağaç dirgen veya çatal.

Lapatka: Bel, bel küreği.

Dımrıḫ: Tırmık.

Çatı: İnek başı bağlama.

Ġarmağ:

Mıh: Çivi.

Samı: Öküz arabası.

Boyunduruḫ:

Yeḫer:

Üzengi:

Cılıv: Başına geçirilen başlık.

Gem: Ağza takılır.

Şollağ: Kamçı.

Yüğen: Yeherin tutma yeri.

Kotan: Herik.

Vel: Hırman dövme aleti[15] (KK. Setin Nesibli, 2012)

Küyen: Deve sırtı.

Hoşek: Deve ile ilgili.

Aḫır.

Tövle: Mal-davar kalır.

Ağıl: Küçük baş kalır.

Kuz: Kuzular kalır.

Ağzı bire: 1. Sepet; 2. Peyenin içinde toprak eşilip kuzular konur.

Peye:

Avḫur: Ot yemek yeri (Alaf).

Kepek: Un artığı.

Saman.

Şele.

Zemi: Arpa, buğday biçilir 10 demet.

Derz: 10 zemi.

Taya: Ot yığını.

Ġalaḫ: Tezeklerin yığılış biçimi.

Püş: Tezeğin parçalanmış hali.

Yappa: Tezek türü.

Tepel: Gaşka-leke, hayvanların ten lekesi.

El İşi Ürünler ve Giyimler

Zerḫara: Boncuklu daralı yelek.

Sarma: Gühüşten nakış konan yelek.

Hara: Çepgen.

Mintene: Yelek.

Has gülece: Sırmalı, işlemeli giysi.

Darayı: Şal.

Kelağayı[16]:

Şamaḫı (İpekten).

Ġıygacı: Başlık, Örtü.

Yaylık: Başlık, Örtü.

Ġeşpet: Başlık, Örtü.

Şal.

Arhalıḫ.

Çuḫa.

Çehme.

Şallağ.

Kürk.

Cürcene.

Yapıncı: Aba, Börük.

Dolaġ-Patava-Dolama..

Dörtburun çarıḫ.

Ġofta.

Ġapot.

Tuman: Etek.

Mehrebe: Havlu.

Köynek.

Tapışka: Terlik.

Mıncuk.

Mürvarı.

Gerdek başı.

Elcek.

Eşmek.

Çarıḫ.

Çarşabdan.

Çarda.

Takga papak: Aşık papağı.

Papağ: Başlık.

Bey papağı.

Molla papağı.

Motal papağ: Çoban papağı.

Tifga: Başlık.

Şafġa: Başlık.

Şilapa: Başlık.

Panama: Başlık.

Köynek.

Urbaşġa.

Pencek.

Palto.

Şalvar.

Tuman.

Jilet-Cilit.

-Oya: Milçe.

Oya mili.

Tor mili.

Şapla.

Gül nakışı.

Mütekke: İki tarafı büzülmüş yastık türü.

Döşekçe: Minder.

-Nakışlar

Ġurama,

Daşbılaḫ,

İsmi,

Koyungözü,

Ġarğıdalı gebe,

Bulud gebe,

Mart gölü naḫışı,

Ġaynaḫ gebe,

Yelen,

Alma (Turş Alma-Ekşi Elma),

Gül,

Sona-Ördek,

Ceyran-Ceylan,

Koç başı.

Gelinlik

Kırmızı-narıncı renkte olur.

Ġonafızdan dikilir.

Arhalıḫ.

Ġofta.

Tuman.

Şal.

Örpek.

Şibilit ayakkabı[17].

Damat Bey

Ġara paltar.

Ġara şibilit.

-Kilim

Üç göllü kilim,

Döğme kilim,

Palaz,

Çığırı palaz,

Adyal – Naḫışı.

-Boyalar

ġırmızı: Böyükgan kolunun kötüğü,

ġara-Siyah: Nar gabığı ve yaprağı kurusu,

Sarı: Süddüyan kolunun ağacı,

Palıdı irengi -1: Söğüdün gövdesinin ġabığı soyulur ve dorġanır. ġaynaması için ġazana ġonur. İçine ip yumakları atılır ve istenen renk elde edilir.

Palıdı irengi -2: Çekişdırnağı kolunun kötüğü.

 

Zaman Terimleri ve Meteorolojik Adlar

Aylar

Ocak: Büyük çile-40 gün.

Şubat: Küçük çile[18]-20 gün (Pervin).

Mart: Kırgın ayı-Boz ay.

Nisan: Cücü-cüçe.

Mayıs: Ot biçimi ayı.

Haziran:

Temmuz:

Ağustos: Koç katımı-Kara üzüm pişiren ay.

Eylül: Maral gölgeye gelen ay.

Ekim:

Kasım:

Aralık: Çömçe kurutmaz ayı.

Daḫraza: 20-29 Şubat ayı (Pervin). [19]

Günler

Duz günü: Pazartesi.

Tek günü: Salı.

Çerşenbe: Çarşamba.

Adına.

Cuma.

Şembe.

Pazar.

Mevsimler

Yaz, Yay, Payız, Kış.

Diğer Kavramlar

Şeyḫ Düşüp: Çiğ.

Bıldır: Geçen yıl.

İniş il: 2 yıl önce.

İlkindi: İkindi.

Dan üzü: Tan vakti.

Seḫer: Sabah.

Günorta: Öğlen.

Kırov: Kırağı.

 

Renkler

Türkçe, renk adlandırmaları yönünden oldukça zengin, çesitlilik sahibi ve yaratıcı bir dildir. Atalarımız benzetme ve yakıstırma yoluyla yeni renk adları türetirken dogadan hareket etmis, somut anlatıma yönelmis ve kültürümüze zarar verici davranışlardan da kaçınmışlardır (Akar, 2006: 51-63; Ayvazoğlu, 2001: 62-65; Bayraktar, 2005: 145-165; Bayraktar, 2006a: 35-50; Bayraktar, 2006b: 209-218; Bayraktar, 2009: 101-121; Eren, 2008: 31-68; Gözaydın, 2003: 539-545; Hengirmen, 1999: 36-41; Topçu, 2001: 131-140; Aksan, 1999: 59, Ayvazoglu, 2001: 65)

Boz, Toprak Rengi, Kırmızı, Kara, Yaşıl, Sarı, Ağ, Buğda, Sıçan Rengi, Konur (Gri), Deve Yünü, Narıncı (Portakal Rengi), Gül Rengi, Şöhrayi, Kül Rengi, Açık Yaşıl, Kara Yaşıl, Nar Çiçeği, Benevşe, Dıdıra (Mavi ile Lacivert Arası), Zambak, Gümüşü, Kızıl (Altın), Sandalı (Narıncı ile Sarı Arası)

Vücut Organları ve Sağlık

Birinin dilinde yara çıkınca:

“Dilime dilber çıhıb-yara çıkmış.

-Tükür yere düşsün. Karşısındaki söyler.

-“Biri de böğürden çıhsın”

(Üç defa tükür)

 

Bitki-Meyve Adları

Calağ: Dut ağacı.

Gijitġan: Isırgan otu.

Alma: Elma.

Armut.

ḫeyva: Ayva.

Şefteli: Seftali.

Alça.

Ġavalı.

Ġöyçe.

Erik.

Ġilas.

İncir.

Ġilenar.

Kelem.

ḫırnik (Trabzon hurması)

Apensin: Portakal.

Mandalin: Mandalina.

Kahı: Lahana türü.

Badam: Badem.

Zoğal.

Ezgil.

Ġoz: Ceviz.

At götü.

Yaban mersini.

Kuzu kulağı.

Baran: Tatlı kabak.

ġıra: küçük salatalık kabak.

Keklik otu.

Çay çiçeği.

Kıbbığan (Kete, Sütlü umaçta kullanılır).

Evelik.

Yarpız: Yarpuz.

Reyhan.

Nane.

İt burnu.

Kuş eppeği.

Emen kömenci.

Perpetin: Dere otu.

Unnuca (Yoğurt çorbalarında kullanılır).

Sirken (Yoğurt çorbalarında kullanılır).

Süyüd.

Boyana.

Kişniş.

ḫıyar: Salatalık.

Yemiş: Üzüm.

Ġarpız: Karpuz.

Badımcan: Patlıcan.

Pamidor: Domates.

ġartof: Patates.

ḫırttik: Beyaz salatalık.

Şam ağacı: Çam.

Yolka: Sedir ağacı, (Meyvesi: Şişko).

Yonca.

Ġozo: Kozalak.

Düğün: Ağaçtaki boğum.

Yarpaḫ: Yapdak.

Budaḫ: Dal.

Çağan bitkisi: Çamaşır yıkanırken kullanılır[20].

FİİLER (EYLEMLER):

Abad olmak: Gelirden memnun kalmak.

Abır elemek: Haya etmek, utanmak.

Abırsızlıḫ elemek: Hayâsızlık etmek.

Acıḫ vermek: Nisbet yapmak, imrendirmek, kıskandırmak.

Acıḫlanmaḫ: Kızmak, çıkışmak, öfkelenmek.

Acıkıcı etmek: Nisbet yapmak, imrendirmek, kıskandırmak.

Alacalık etmek-‘müzevirlik et-İki yüzlülük yapmak.

Alaflamaḫ: Hayvana yem, kuru ot, saman vermek, yemlemek.

Anasını ağlatmak: Çeşitli kötülük yapmak.

Andıra ġalsın: Uğursuz olan şeylerin sonu gelsin.

Anırtmaḫ: Bir şeye vurarak eşek gibi bağırtmak.

Annatma: Anlatmak

ArıḫlamaZayıflamak.

At tepmek: At Sürmek.

Ataşlamaḫ: Ateşlemek

Ayıflamaḫ: Ayıplamak.

Bacarmaġ: Başarmak.

Baç etmek: Öpmek.

Balalamağ, Balalamaḫ: Yavrulamak (kedi, köpek gibi hayvanlar için)

Bambalamaḫ: Ekmeği yoğurda batırıp yemek.

Bıçaglamaġ: Bıçaklamak.

Bilevlemeġ: Bilemek

Böğürtmeġ: Hayvanın diğer hayvanı bağırtması.

Böyürmeġ: Hayvanların çıkardığı bağırma sesi.

Budamaġ: Dövmek.

Calamaġ: Saçmak, serpmek, ekmek.

Cığızlamaġ: Oyunda mızıkçılık etmek.

Cırılmaġ: yırtılmak. Yemekten cırılmağh-çok yemek yemek.

Cırmaḫ: Yırtmak (Kağıt), Tırmalamak.

Cırmalamaḫ-Cırnaklamaġ: Tırmalamak.

Cillanmaġ-Cillenmeġ: Filizlenmek, yeşermek.

Cirmaḫ: Yırtmak.

Cişetmeġ: İşetmek (Ata, 2000: 17, 986, 211, 1240)[21]

Cüllemeḫ: İşemek.

Çağıldamaḫ: Gülmek.

Çalhalamaḫ: Hafif yıkamak, durulamak.

Çemkirmeġ: Karşı çıkmak.

Çemrenmeġ: Paçaları sıvamak.

Çermelemeġ: Bir şeyin ucu kıvrılmak, bükülmek[22]

Çınlamah: Çınlamak.

Çırahlamak: Berbat etmek.

Çilemeyḫ: Yağmur çiselemek.

Çimdiyḫlemeġ: Çimdiklemek.

Çimmeġ: Yıkanmak, banyo yapmak.

Çoklamaḫ: Çok görmek.

Dağlamaḫ: Yağ kızdırmak; kızdırılmış yağ dökmek, yaraya kızgın demir basmak.

Damcıllamaḫ: Damlamak.

Dartıla dartıla iş görmek: Yavaş ve salınarak iş görmek

Dartılmaḫ: Kibirlenmek.

Dayaḫ Atmak: Dövmek

DelemeġAtı sürme.

Dığırlanmaḫ: Yuvarlanmak.

Dırıḫlamaḫ: İshal olmak.

Dırmaşmaḫ-Dırmaşmaḫ: Tırmanmak.

Dillanmaġ: Konuşmaya başlamak, dile çıkmak.

Dombalaḫ Açmak-Dombalaḫ Kuçmak: Takla atmak yerine kullanılan söz öbeği.

Elleşmeḫ: İlişmek

Emeli Ayağına dolaşmak: Bela aramak.

Endeze olmak: Oyalanmak.

Eşeğe Goduḫ (Goduk) Attırmak: Bir zorluk karşısında sakat bir durumun ortaya çıkması.

Fıġġılamak: Fıkırdamak; cilveli gülmek.

Fizalanma: Bağırmak, ağlamak.

Ġagaçlamaḫ: Felç olmak.

Ġaġġıldamaḫ: Gülüp oynaşmak. Aşırı derece de gülmek.

Ġalamaḫ, Ġala (Ġala): Yakmak-soba yakmak. Tezekleri üst üste yığmak

Ġargış etmek: Beddua etmek, inlenmek.

Ġataḫlamaḫ: Kovma, uzaklaştırma.

Gazı goz anlamaḫ: Söylenen sözü yanlış anlamak.

Gıdlamaḫ: Isırmak.

Gıgılamaḫ: Keçi, koyun vb. hayvanların pisliği yapmak. (tane tane)

GıjgırmaYoğurdun ekşimesi; hamurun çabuk olması.

Gıkgılamaḫ: Tavuk ses çıkarmak.

Gılıḫlamaḫ: İkna etmeğe çalışmak.

Gımboyu dikmek: Yan gelip yatmak.

Gırılmaḫ: Ölmek, Kırılmak.

Gışgırıḫ-GışgırıhYüksek sesle bağırmak, ıslık çalmak.

Ġocalmak: Yaşlanmak.

Ġoduḫlamaḫ: Eşeğin yavrulaması.

Ġoġġorozlanmak: Horozlanmak, diklenmek.

Gomba dönmek: Takla atmak.

Gotmalamaḫ: Öbek öbek ot yığmak.

Ġöçmeġ: Evlenmek, taşınmak.

Görsetmek: Göstermek (Ergin, 1991: 126-127, 372-373; Ergin, 1985: 215; Günşen, 2006/1: 35, 49).

Göz bereltmek: Gözlerini kötü kötü dikmek.

Guk oturmak: Çömelmek.

Gurklamak: Kümes hayvanları kuluçka olması.

Güman etmek: Umut etmek, ümitlenmek.

Güman etmek: Umut etmek.

Hıngılım çıkarmaġ: Gereksiz hareketler ve işler.

ḫırdalamaḫ: Kırıp dökmek; darmadağın etmek.

ḫışmalamaḫ: Avuçlamak.

ḫoncuklamak: At ya da eşek çifte atmak.

Horozlanmah: Horoz gibi olmak, erkeklenmek, diklenmek.

İşgillanmek-İşkirlenmek: Şüphelenmek

İtmeḫ: Kaybolmak.

Kırtlama içmek: Yansımadan türeyen kınt sözcüğü kelimenin bel kemiğini oluşturmaktadır. Kesme şekerin dişler arasında parçalanması ve o parçayı dilin altına alarak çayın yudumlanmasıdır. (Şeker tasarrufu için birebirdir!)

KişnemeAtın çıkardığı se:

Kuçulamak: Köpekleri çağırmak; yergi sözü olarak arkadaşlarını çağırmak.

Kurdalamaġ: Karıştırmak.

Leḫlemeġ: Yorgunluktan solumak.

Leyakıl düşmek: Yorgun düşmek.

Loğalaḫlamaġ: Yuvarlamak.

MeletmeKuzuların çıkardığı se: Birisini me’leyecek şekilde bağırtmak.

Mıncıḫlamaḫ: Çimdiklemek.

Mırtıḫlanmaḫ: Küsmek.

Mızıllamaḫ: Kendi kendine ve anlaşılmaz bir biçimde söylenmek, mırıldanmak.

Mundar etmek: Bir şeyi ziyan etmek, bozmak.

Muruslarını dökmek: Suratını asmak.

Mürġülemek: Uyuklamak.

Ofalamaḫ-Öfelemek: Bir şeyi avuç içinde ezerek ufalamak.

Oğrılamaḫ: Çalmak.

Osurmaḫ-Yellenmek: Gaz çıkarmak.

Örgenmek: Öğrenmek.

Peşine gitmek: Arkasından gitme, takip.

Peşine gitmek: Arkasından gitmek.

Pıçıllamaḫ: Yavaş söylemek.

PızılanmaYaz sıcaklarında hayvanların sinek ısırdığında hızla sağa sola, öteye beriye koşturmaları. Bir sıkıntısı sebebiyle sağa sola, öteye beriye koşuşturmak.

Pişiḫleme: Sarmalama.

Saḫlamaḫ: Korumak, hayvanlar hakkında bakmak; beslemek.

Saralmaġ: Sararmak.

Savsaḫlamaḫ: Bir işi geciktire geciktire yapmak; isteksiz çalışmak

Soğulmaḫ: Kesilmek, kurumak, bitmek.

Şaġuldamak: Şırıldamak.

Şille Atmak: Tokat atmak.

Taptamaġ: Vurmak, dövmek.

Teklemeġ: Köklü bitklerin fazlasının ayıklanması.

Tepilmeġ: Bir yere zorla sokulmak, sokmak.

Terpenmeġ: Kımıldak.

Terpetmeġ: Kımıldatmak.

Tıngıllamaġ: Tınlamak, ses çıkarmak.

iksinmeġ: Tiksinmek.

Tolamazlamaḫ: Ele alınan bir şeyi kızgınca fırlatmak.

Tora düşmek: Tor-a+düş-mek: tora düşmek. Burada tor, balık avlamada kullanılan ağ anlamındadır. Dolayısıyle tora düşmek, tuzağa düşmek anlamında kullanılmaktadır.

Toslamaḫ: Çarpmak.

Töremeġ: Üremek, çoğalmak.

Tullama: Bir şeyi bir yere rastgele atmak.

Tumma: Bayılmak, Bunalmak.

Üleşmek: Bölüşmek.

Vayına ġalmaġ-Vayına oturmak.: Birinin ölümünü görme temennisi, vay vay deme isteği.

Veran ġalsın: Harabe olsun.

Vığıllamaḫ: Köpek, kedi yavrusu sürekli bağırmak.

Yansılamaḫ, yansılamaḫ: Sözü yineleyerek alay etmek.

Yarvalmaḫ: Yalvarmak.

Yellenmeġ: Osurmak, gaz çıkarmak.

Yesir olmak: Kurban olmak.

Yığıştırmak: Bir yere toplamak.

Yoḫlamaḫ: Yoklamak.

Zıngıllamaḫ: Seslenmek. 2. Köpek yavrusunun çıkardığı se:

Zırlama: Ağlamak, çok söylenmek.

Zirzalamaḫ: Kapıyı çengel ile kilitlemek.

 

İKİLEMELER

Sır sıra.

Dır dır.

Vır vır.

Zır zır.

Ġır gır: Karga gibi.

Hor hor.

Vız vız: Çocuk.

ḫar ḫur: Mer meyve.

 

KAYNAKLAR

 

YAZILI KAYNAKLAR

AHUNDLU, Y. (1999) Karabağ Meselesinin Tarihi Kökleri Hakkında Bazı Kayıtlar, XII. Türk Tarih Kongresi, cilt: II, Ankara 1999, s. 331.

AHUNDOV, Nizami. (1989) Karabağ Salnameleri, Bakı

AKAR, Ali. (2006) “Kazak Edebiyatında Nevruz”, Türk Kültürü, Mayıs 2001, S. 457, s. 293-299. “Renge Bağlı Yer Adlandırmalarında Muğla Örneği”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Yıl: 2006/1, Sayı: 20 (Prof. Dr. Tuncer GÜLENSOY’a Armağan Sayısı), Kayseri, s. 51-63.

AKSAN, Doğan. (1995) Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yayınları, Ankara.

AKSOY, Ömer Asım (1988a), Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü, C. I.İnkılâp Yayınevi, İstanbul.

ARSUNAR, Ferruh.(1955) Türk Çocuk Oyunlarından Derlemeler, İstanbul, 1955, Maarif Basımevi.

ASLANLI, Araz. (2001) “Tarihten Günümüze Karabağ Sorunu”, Avrasya Dosyası, ASAM Yayınları, Cilt: I, No: 7, İlkbahar, 393-430, s. 393-394

ATA, Aysu (2000). “Derleme Sözlüğü‟nde Geçen En Eski Türkçe Kelimeler I”, Türkoloji Dergisi, C.13, S.1, s.67-97.

AYDIN, Mustafa.(2005) “Dağlık (Yukarı) Karabağ Sorunu”, Türk Dış Politikası, Ed: Baskın Oran, Cilt II, 8. baskı, s. 401

AYVAZOĞLU, Beşir. (2001) “Çiçek ve Renk Adlarına Dair”, Türk Yurdu, Ankara. 162-163 (21): 62-65.

AZERBAYCAN GAZETİ, 09, 12. 1989

AZERBAYCAN SOVÉT ENSİKLOPEDİYASI. (1979) “Dağlıq Altay Muxtar Vilayeti”, C. III, Bakü, s. 305-306.

AZƏRBAYCAN TOPONİMLƏRİ. (1999) Ensiklopədik Lüğat,Bakı,Azərbaycan Ensiklopediyası,səh. 55. 588s.

AZƏRBAYCAN TOPONİMLƏRİNİN ENSİKLOPEDİK Lüğəti.(2007) İki cilddə. I cild. Bakı, “Şərq-Qərb”, 304 səh.

BALA, Mirza. (1967) ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M. E. B. Yay., Cilt: 6, İstanbul, s. 339.

BAYRAKTAR, Nesrin (2005), “Kavram ve Anlam Boyutunda Al, Kırmızı ve Kızıl”, International Journal of Central Asian StudiesMustafa Canpolat Armağanı, Volume 10-1, Seoul, s. 145-165.

BAYRAKTAR, Nesrin (2006a), “Kavram ve Anlam Boyutunda Türkçede Ak ve Beyaz”, Dilbilim, Dil Öğretimi ve ÇeviribilimYazıları I-II, Hazırlayan: Cemal Yıldız, Latif Beyreli, Pegem Yayıncılık, Ankara, s. 35-50.

BAYRAKTAR, Nesrin (2006b), “Kavram ve Anlam Boyutunda Sarı ve Tonları”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler EnstitüsüDergisi, Prof. Dr. Tuncer Gülensoy Armağanı, C. 1, S. 20, s. 209-218.

BAYRAKTAR, Nesrin (2009), “Boz ve Kır Renk Adlarının Kavram, Anlam ve Biçim Boyutu Üzerine”, The International Associationof Central Asian Studies Korea University of İnternational Studies, Festschrift To Commemorate the 80 th Anniversary of Prof. Dr. Talat Tekin’s Birth, Volume 13, s. 101-121.

BEKİR, Deniz (1998), “Anadolu Türk Dokumalarında Ejder Motifi”, Türk Soylu Halkların Halı Kilim ve Cicim Sanatı Bilgi Şöleni Bildirileri, (Kayseri, 27–31 Mayıs 1996), Ankara: AKM Yayını.

BERBER, Oktay. (2009) Türk Kültüründe Eğlence ve Birlik Unsuru Olarak Düğünler, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2, Sayı: 10, Yıl: 2009, s.1-11.

BORATAV, P.N. (2012) Türk Mitolojisi, Oğuzların-Anadolu, Azerbaycan ve Türkmenistan Türklerinin Mitolojisi, Bilge Su, Ankara, s. 32-33

BÜNYADOV.Ziya vd. (1994) Azerbaycan Tarihi I cilt, Bakü, Azerbaycan Devlet Neşriyatı, s. 20

CAFEROĞLU, A. (1984) Türk Dili Tarihi I-II, İstanbul.

CAFEROĞLU,A. (1951) Anadolu İlleri Ağızlarından Derlemeler, İstanbul.

ÇELEBİOĞLU, Amil. (1995) Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul

ÇETİNKAYA, Haydar.(2004) ,Karapapak Türklerinde Halk İnançları, Karadeniz Araştırmaları Der. Sayı: 2, s. 49-72.

DERLEME SÖZLÜĞÜ. (1977I) Cilt:X, Ankara.

DİHHODA, Ali Ekber.(1327) “Erran”, Lugat-nāma, C. 6, Horşidî Yayınları, Tahran, s. 1612.

EFENDİYEV, Paşa. (1981) Azerbaycan Şifahi Xalq Ədəbiyyatı. Bakı: Maarif Nəşriyyatı.

ELİYARLI,Süleyman.(1996) Azerbaycan Tarihi, Bakı .

ERCİLASUN, A. Bican-Alaeddin Memmedoğlu Aliyev vd. (1992); Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, KB Yay. Ankara.

EREN, Abdullah. (2008) Baki Divanı’nda Kırmızı Renk, AÜ Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı: 37, Erzurum, s.31-68.

ERGİN, Muharem. (1985) Türk Dil Bilgisi, 16. Baskı, İstanbul: Boğaziçi Yay

ERGİN, Muharrem. (1991) Dede Korkut Kitabı II (İndeks- Gramer), 2. Baskı, Ankara: TDK Yay.

ERKAL, Mustafa E. (1993) Sosyoloji, 5. Baskı, Der Yayınları, İstanbul.

GEYBULLAYEV G.(1990) Karabağ (Etnik ve siyasi tarihe ilişkin) Bakü

GEYBULLAYEV, Gıyaseddin.(1994) Azerbaycan Türklerinin Teşekkülü Tarihi, Bakı.

GÖKYAY, O.Ş.(1973) Dedem Korkut Kitabı, İstanbul.

GÖMEÇ, Saadettin. (2006) Türk Kültürünün Ana Hatları, Ankara.

GÖMEÇ, Saadettin. (1999) Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara.

GÖZAYDIN, Nevzat. (2003) “Türkçenin Renk Zenginliği”, Türk Dili, S. 618, Ankara, s. 539-545.

GÜLENSOY, Tuncer (1974) “Altay Dillerinde Akrabalık Adları” Türk Dili Araştırmaları, 1973-1974, Ankara s. 74, 286-387.

GÜNŞEN, A. (2006). Göster-ve Görset-ÁΖRSET Fiillerinin Yapısı Üzerine. Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 20 Yıl: 2006/1, s.35, 9.

GÜRSES, Emin. (2001) “Kafkasya’da Uluslararası Rekabet”, Avrasya Dosyası, ASAM Yayınları, Cilt: I, No: 7, İlkbahar, 250-273, s. 253

GÜZEL, Abdurrahman. (2008) Dede Korkut Hikayeleri Bağlamında Dua, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic,Volume 3/2 Spring,s.439.

HAİLOV, H. D. (1992) Karabağ’ın Elat Dünyası, Bakı.

HENGİRMEN, Mehmet (1999), “Türkçe’nin Söz Varlığı”, Dil Dergisi, S. 76, Ankara, s. 36-41.

İBRAHİMOV, Ramid. (2011) Bizim Yol Qəzəti -23 Dekabr. -S. 11.

KALAFAT, Y. (1995) “Türk Halk İnançlarında Ters Motifi” A. Çaycı’ya Armağan, Ankara, s. 297-307.

KALAFAT, Y. (2002) “Göktanrı İnancından Günümüze Kadar Türk Halk İnançlarında Kurt”, XIV. TTK., 9-13 Eylül, Ankara.

KALAFAT, Y.(1992) “Eski Türk İnançlarının Kars Yöresindeki İzleri” 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, Ankara, sh. 149-169.

KAYA, Doğan.(2004) Anonim Halk Şiiri, Ankara, s. 349-351.

KAZİMİROV, Vladimir. (2004) Looking for a Way Out of the Karabakh Impasse, Russia in Global Affairs, Vol. 2, No. 4, October-December, 145-154, p. 147

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin (1976). Osmanlılar’ın Kafkas Ellerini Fethi (1461-1590), Ankara, Sevinç Matbaası.

KÖÇERLİ, Töfik.(2002) Qarabağ, Bakı.

KURAT, A. N. (1999) Rusya Tarihi, TTK Yay., Ankara.

ORXAN, Vüqar.(2010) Mədəniyyət Qəzəti,20 Avqust. -S. 14.

ÖCAL, Turgut.(1971) Iğdır Folkloru ve Etnografyası, Bitirme Tezi, Erzurum

SAMİ, Şemseddin. (1958) Kamus-ı Türki,İstanbul.

SARAÇBAŞI, M. Ertuğrul – Minnetoğlu, İbrahim.(2001) Örnekli ve Açıklamalı Türkçe Deyimler Bilge Kilit. San.Yay.

SARAY,M.(1984) “Azeri Türkleri”, Türk Dünyası Araştırmaları, S. 29, İstanbul, s. 28-29.

SARINAY, Y. (2009) Osmanlı Belgelerinde Karabağ, Başbakanlık Osmanlı Arşivi Yay., İstanbul.

SÜMBÜLLÜ, Yusuf Ziya. (2004) Tıbbi ve Mistik Folklor Açısından Aş Erme, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sümbüllü, Yusuf Ziya. Cilt 11, Sayı 23, s.133-143.

ŞEŞEN, Ramazan.(2001) İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Kurumu Türk Tarih Kurumu Yayınları VII. Dizi, S. 173, Ankara.

TAŞKIRAN, Cemalettin. (1997) “Karabağ’da Son Durum. ” Yeni Türkiye Dergisi, Yıl: 3, Sayı: 16, s. 1192-1198

TAŞKIRAN, Cemalettin.(1995) Geçmişten Günümüze Karabağ Meselesi, Genel Kurmay Basımevi,Ankara,

TEBRİZLİ, M. N. (1946) Azerbaycan Davası, Türk Kültür Ocağı Yay., İstanbul

TOGAN, Ahmet Zeki Valîdî.(1933) “Azerbaycanın Türk Etnoğrafisine Dair III”, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Yıl: 2, S. 18, Bürhaneddin Matbaası, İstanbul, s. 247-253

TOGAN, Ahmet Zeki Valîdî.(1933) “Azerbaycanın Etnoğrafisine Dair”, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Yıl: 2, S. 14, Bürhaneddin Matbaası, İstanbul, s. 49-56

TOGAN, Zeki Velidi.(1982) Oğuz Destanı, Enderun Yayınevi, İstanbul.

TOPÇU, Nazmiye. (2001) “Fransızca ve Türkçe Renk İsimleri İçeren Deyimlerin Karşılaştırmalı İncelenmesi “, H.Ü Eğitim Fakültesi Dergisi, S. 20, Ankara, s. 131-140.

TOYGAR H. Kâmil.(1961) İlençler (Ankara Folklorundan): Türk Folklor Araştırmaları 6, 141, 2367-2368.

TUREÜKO-RUSSKİY SLOVARĞ. (1977) Moskva.

TURKMENSKO-RUSSKİY SLOVARĞ.(1968) Moskva, s. 233

UMUDOĞLU, Vidadi.(2000) ‘‘Kuzey Azerbaycan’ın Çar Rusyası Tarafından İşgali ve Sömürgeciliğe Karşı Mücadele (1801-1828)’‘, Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı125, Nisan, s. 187.

ÜLKÜSAL, Müstecip (1966) Dobruca ve Türkler, Ankara 1966: 91.

YARDIMCI, Mehmet. (1998) “Kıbrıs ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni Ve Tekerlemeler”, DAÜ II. Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi (24-27 Kasım 1998) Bildiri Kitabı, Halk bilimi/Çeşitli Konular, C. IV, Gazimağusa: DAÜ Yayınları, s.177-196.

YILDIRIM, Dursun-ÖZÖNDER, Cihat.(1990) Karabağ Dosyası, Türk Kültürü Araştırma Enstitüsü Yayınları Nu: 110, Ankara, s. 29-30

YUSUFOV, Yusuf.(1994) XII. Türk Tarih Kongresi, Kongrede Sunulan Bildiriler, c. 2, Ankara, s. 288.

ELEKTRONİK KAYNAKLAR

www.karapapak.com/turkce/konu_detay.aspx?id: 81

 

Kaynak Kişiler

Hubuş Nesibli, 1925-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Setin Geraygızı, 1934-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Nesibe Nesibli, 1968-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Pervin Ferhadlı, 1976-Cebrayil-Büyük Mercanlı.

Zafer Ferhadlı, 1976- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Daşkın Piriyev, 1985- Cebrayil -Büyük Mercanlı.

Hatice (Münevver) Kemaloğlu: 1943, Mus-Bulanık. Eğitimsiz. Ev hanımıdır. Gebze’de yasamaktadır.

 

 


[1]Karakilise’de (Sisyan) yaylak yerleri çoktur. 1950’a kadar bu yaylaklara Şükürbeyli, Resullu, Şahsevenli, Kıyameddenli, Ahmedalılar, Kürmahmudlu, Halfeli, Korabazlar, Hacımuradlı, Avşar, Böyük Mercanlı vb. Terekemeleri öz koyun sürüleri ile göç ediyordular.

[2] 14 Mayıs 1805′te Karabağ Hanı İbrahim Han’la, Kafkas birliklerinin Başkomutanı Sisianov arasında imzalanan antlaşma ile Karabağ Hanlığı Rusya’ya tâbi olmuştur.1822′de Karabağ Hanlığı lağvedilip, yerine aynı adı taşıyan eyalet kurulmuştur. 1840 tarihinde ise eyalet Susa kazasına çevrilip, Kaspi (Hazar) vilâyetine dâhil edilmiştir. Daha sonraları sırasıyla 1868′de Yelizavetpol (Gence) valiliği ihdas edilmiş, Susa kazası da bu valiliğin idaresine katılmış ve bu birleşmeden yeni Zengezur kazası ortaya çıkmıştır. 1883′te Şuşa kazasının bölünmesiyle yeni Cevanşir ve Cebrail kazaları teşkil olunmuş; Karabağ’ın bu idarî bölünüşü, 1921′e kadar devam etmiştir.

[3] 1921’de “Dağlık Karabağ” diye bir tanım yoktur. Dağlık Karabağ 1923 yılında meydana getirilmiştir. Fakat bu bölgenin batı ve güneybatı kısmında idari bakımdan özerk bir bölge oluşturulunca,  bu özerk bölgeyi diğerinden ayırmak için onun daha yukarı kısımlarını çağrıştıran ‘Dağlık Karabağ” veya “Yukarı Karabağ” adı verildi.

[4]Karabağ Hanlığı, Rus hâkimiyetine girince, Kafkas orduları Başkomutanı Sisianov, Karabağ’da durumunu sağlamlaştırmak için Zakafkasya’nın diğer eyaletlerinden buraya sistemli bir şekilde Ermenileri yerleştirmiştir. Böylece Rus Ermenistan’ının kurulması sağlanırken, tarihî Karabağ’ın büyük bir kısmını teşkil eden Zengezur kazası da 1921′de buraya dâhil edilmiş; 1923′te Karabağ’ın dağlık bölgesinde Cevanşir, Şuşa ve Cebrail kazalarında Ermenilere muhtariyet verilmiş, böylelikle de dağlık Karabağ Muhtar Vilâyeti meydana getirilmiştir.

[5] Ġarġış- beddua, lanet. Ġarġaeyleminden–ş ekiyle türetilmiştir. Metin içerisinde “ḫ” harfi gırtlak “h”si için; “ġ” harfi ise “k” ile “g” harfi arası “gı” harfi için kullanılmıştır.

[6] “Arvad arası, garın parası” denir.

[7] İran şehri.

[8]Azerbaycan halk inançlarında, Ters motifi çok önemlidir. İnanca göre, Al Karası kendisine söylenenin tersini yapar. Mesela, ona git denilince; gelir, gel denilince; gider. Al, avradı; loğusa kadınları, cünüp gezen insanları basar. Azerbaycan’da kapı eşiğinde durmak veya kapı eşiğinde oturmak iyiye yorulmaz. ″Kapı tabanında kerametlik alâmeti vardır″ denilir.

[9] Üç dene gardaş olur. Gavurlar bunnarı öldürmek istiyir. Kaçıllar bu dağın başına. Görürler gavur geldi çattı. Diyirler: Allah’ım bizi ya daş gayır ya da guş gayır. Evvelce daş dedikleri için daş oldular. Gavurlar geldi daşın birinin başın vırdılar. Şimdi o daşlardan birinin başı kısa olarak aynı yerde durmakta (Setin Nesibli’nin ağzından).

[10] Beşik, ayran yapma.

[11]Aş ermek: Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek tiksinmek (TS, 1998), Aş ermek (yermek): aşermek, Aş yermek: Gebe kadınların kimi yemek/erden tiksinmesi kimi yemeklere de aşırı derecede düşkünlük göstermesi. “Tabağındaki yaprak dolmasını onun hangi parmaklarınla doldurduğu akılma geldikçe aş yeren gebe kadınlar gibi safram kabarmaktaydı.

[12] Aparmağa gelmişiġ,

    Oğlanın adamıyla,

    ġızı almaya gelmişiġ.

 

[13] İki hurçlu.

[14] Goyun doğuldu. Kuzunun arkasından suluğ kesesi gelir. Su kesesini boşaldırlar. İçine goyunun ilk sütü –Ağuz- doldurulur. Sap ile ağzı bağlanır. Koyurlar suyun içine. Suyun içinde pişirirler (köze basırırlar).Sonra kesenin kabuğu soyulur. Peynir yenir. Buna “suluğ” denir (Setin Nesibli’nin ağzından).

[15] Vel ayağ,

Arvana dodağ (Deve ağzı),

aran mennen yaşı.

[16] Ay darayı darayı,

    Ay darayı darayı,

   ayıf sana,

   Seni örtür kiri ayı,

    Kelağayı elvan ġıyġacı (KK.Setin Nesibli, 2012)

   

[17] Gelinlik hangi renk ise ayakkabı o renk olur.

[18] Kiçik Çile deyir ki; Men böyük çile olsaydım: Gelini gerdekte, suyu  senekte, kiçiği demekte, karının elini hemrde dondurardım.

[19] Dahrazanın soyuğu, Tendire teper toyuğu.

[20] Çağan bitkisini doğruyuf gurudardıh. Cuna’ya (tülbent) sarardıh, bağlıyardıh paltar yuyanda gazana atardıh.

[21] Bu kelime için Derleme Sözlüğü’nde ″işemek″ anlamı verilmiştir. Fakat giz, çocuğu çişet tanık cümlesinden anlamın ″işetmek″ olacağı açıktır.Çişlemek (II) çocuk işemek.

[22]Çennele-çermel-: DS 111: 1147 çermelemek ″örtünün kenarlarını bir araya toplamak.″ DLT 11: 231 çınvığ çermeldr, IV: 142 çermel-″bir şeyin ucu kıvrılmak, bükülmek.″[EDPT 430, DTSl. 144]

……………….

TEREKEME –KARAPAPAH TÜRKLERİNİN GÖRENEK GELENEKLERİ (MUŞ-BULANIK ÇEVRESİNDEN ÖRNEKLER)

Ulakbilge Sosyal Bilimler Dergisi

DOI: 10.7816/ulakbilge-01-01-04 – www.ulakbilge.com

Muhammet KEMALOĞLU [1]

ÖZET

Karapapahlar veya Terekemeler (Qarapapaqlar, Terekemeler), özbeöz Türk etnik boylarından biri olarak, Türkiye’de genellikle Doğu Anadolu’da (yoğun olarak Ardahan, Kars illerinde), kısmen de Erzurum, Adana, Ağrı, Sivas, Eleşkirt, Bursa, Kayseri, Muş bölgelerinde, Gürcistan’a bağlı Aşağı-Kartlı/Borçalı, Azerbaycan’ın Kazah, İran’ın Sulduz bölgelerinde yaşamaktadırlar. Karapapahlar en yoğun ve toplu olarak (yaklaşık 500 bin nüfus) Gürcistan’a bağlı Borçalı bölgesinde bulunmaktadırlar ve Türkiye’deki Karapapahların ata yurdu bu bölge kabul edilir. Karapapah ve Terekeme çoğu zaman eş anlamlı kelimeler olarak kullanılır. Bunlardan Karapapak daha çok etnik boy, Terekeme yaylaklı, kışlaklı yaşam tarzı sürdüren toplum olarak bilinir. Bu çalışma da Karapapah-Terekeme Türklerinin Muş ili Bulanık ilçesi çevresindeki sözlü kültüründen örnekler ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Bulanık, Karapapah, Muş, Terekeme, Sözlü Kültür

 

EXAMPLES OF CUSTOM CUSTOMS KARAPAPAH-TEREKEME TURKS

(AROUND MUŞ -BULANIK)

 

ABSTRACT

In this study, a short descrition of art concept which refers to the status of these concept in our time have been done. Arts management and arts manager concepts are described. Arts management, communities that the importance of cultural values in their and have mentioned the impact of the operation of management functions. Arts management functions (Planning, Organizing, Execution, Coordination, Control) are described everyone. Also,  the complex structure of art management is mentioned. The country’s policies position in the art management is tried to explain; mentioned characteristics of a good art manager. A short history of art management is explained and associated with today.

Keywords: County of Bulanık, Turkish Culture, Terekeme, Muş, Oral culture.

 GİRİŞ

Terekeme-(Karapapag-Karapapax-Karapapah,″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir (Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Kalafat, 2005: 57-58; Alyılmaz, 2002: 290; Bilgili, 2002: 29; Ağoğlu, 2002: 218; Akpınar, 1994: 465-467; Kalafat, 2001/31: 26-30; Metin 1997: 10-16; Valehoğlu, 2005a:4-8; Valehoğlu, 2005b: 3-7; Nebiyar, 2005: 9-13; Rzevi, 2005: 8-12). Terekeme sözcüğü, terek; raf, dolap gözü, Terakime (Arapça ve Farsçada); Türkler, Etrak (Arapça) Türk, siper, siperlik, sütre anlamlarına gelir (Kutalmış, 2003: 251). Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır. Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır.); Kalafat, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″ adlı makalesinde, Terekeme, terek/ağaç kültü, ağacın piri bağlantılıdır, der (VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, 2006: 3; Caferoğlu, 1988: 69). Kelimenin ″Türkmen/Türkman[2]″ kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlük’ü (Devellioğlu, 1993) ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakime’si (Ebülgazi Bahadır Han, Tercüman 1001 Temel Eser) bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık ediyor. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir (Kemaloğlu, 2011: 61-67; Alışık, 2005: 10-25[3]; Kemaloğlu, 2012: 59-60).

Terekemelere ayrıca ″Karapapah″ ta denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık (papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapah″tır (Karapapahlar, İslam Ansiklopedisi: 470; Yılmaz, 2007: 1, 12; Baskakov, 1958: 364; Bala, 1967: 339). Buhara Mektebine mensup bir Sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk (Ölmez, 2002; dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id:12&sayi_id:843)[4]″,

″Karabörklü″, “Kızılbörklü″ (Sümer), Aydınoğullarının ″kızıl renkli börk″ giydiklerini yazmıştır (Eyüpoğlu, 1987: 262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004: 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997: 2239-2240, 1884, 154; Joseph Von Hammer, 1990: 8; Başgöz, 2003: 92, Çetinkaya, 2005: 424-446; Akdağ, 1975: 15), ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır (Eröz, 1990: 81-82; Fığlalı, 1989: 9-10; Behnan, 1964: 254). Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapahlar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın müritlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı on iki dilimli ″taç″ adlı kızıl kavukları reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir (Kırzıoğlu, 1998: 467; Caferoğlu-Yücel, 1976: 1118; Kemaloğlu, 2012: 59-60; Kemaloğlu, 2011: 61-67). XII. -XIII. yüzyıllara geldiğimizde Borçalı ve Kazahlı urukları Terekeme olarak adlandırılmıştı (Yeniaras, 1994: 33).

Karapapaklar (Terekemeler) önceden Kazah, Derbent ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı (Güler-Akgül-Şimşek, 2001: 505; Kalafat, 2002: 84-99; Kalafat, 2004: 174; Kalafat, 1998: 11, 12). Karapapah-Terekemeler, Tiflis, Karabağ, Loru, Ahılkelek, Gence ve Şirvan dolaylarında yurt tutmuşlardı. Günümüzde Tiflis yörelerindeki Borçalı, Karayazı, Karaçöp, Mühren bölgelerinde, Gence yakınındaki Kazah, Ağstafa, Tovuz ilçelerinde, Şirvan çevrelerinde köyler olarak kendilerini Karapapah sayan toplumlar bulunmaktadırlar. Bu civarlardan Ardahan, Kars illerimize, oradan da İç Anadolu’ya ve başka yerlere Karapapah göçleri 19. yüzyıl boyunca ve 20. yüzyılın 30’lu yıllarına kadar “kaçakaç” ve “mübadele” göçleri dönemlerinde birkaç kez (1830, 1855, 1877, 1905, 1918, 1921, 1924, 1931 yıllarında) göç etmişlerdi (Memmedli Ş.-Gocaeva G. 2009:219-226; Karapapahların Gürcistan’dan Osmanlı’ya Kaçakaç Göçleri, Terekeme Karapapak Türkleri Kültür ve Sanat Derneği Sitesi, http://www.terekemekarapapakturkleri.com/?Bid=1181492).

Ardahan-Çıldır’daki, Kars’taki, başka yerlerdeki, ayrıca Muş-Bulanık’taki Karapapakların kuşak dedelerinin mezarları günümüzde Borçalı’daki, Kazah’daki hem boyluları tarafından korunmaktadır (Kobotaran, Nabi Tebriz Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebiyatı, I. Cilt, Yüksek Lisans Tez, Adana, 2008: 16; Kalafat, 2002: 84-99; http://www.gocsempozyumu, org/turkiyeyegocilt:htm; Arı, 1960: 7; Kırzıoğlu, 1953: 200; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68; Kemaloğlu, 2011: 61-67).

Terekeme- Karapapah Halk İnançları

Halk inançları, düğünlerle, gündelik yaşayışla, iktisadi, ticari, davranışla, hava tahmini, güzel sanatlar ve edebiyatıyla vb. yüzlerce konuyu ihtiva eden zenginliğiyle, bunların yer yer manevi ve dini inançlarla ilgi göstermesiyle elbette çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Halk inançlarında büyüye, taşlara, ağaçlara, ölülere, ağaçlara, uğurlu uğursuz günlere, güneşe, aya, yıldızlara, fallara, aynalara, falcılığa, gaipten haber vermeğe dair yakınlık veya bağlılık görülmektedir. Hatta bu gibi inançlar teşvik bile görmektedir (Tanyu, 1980, 131). Bu kutsallar toplum hayatını yönlendirme özelliğine de sahiptirler. Halk arasında yaygın olan toplumsal kabullenmeler, benimsemeler, görenek-gelenek olarak varlığını sürdüren birtakım folklorik uygulamalar halk inançları şeklinde adlandırılmaktadır. Türk milleti de tarih boyunca, değişen ve gelişen kültür yapısı çerçevesinde, çeşitli dinleri ve inançları benimsemiştir (İlkden ve Akpınar, 2010:243-253). Hafif şaman öğeleri taşıyan farklı bir dinsel bakış açılarına sahiptirler. Ülkemizde Şii Terekemelerin olduğu da bilinir. Günümüzde Terekeme Türklerinin oynadıkları Kalender Barı, vaktiyle pirleri Kalender Veli’yi karşılamak için oynadıkları oyundan kalmıştır (Arslanoğlu, 1999:61, 62, 63, 71, 72).

Karapapah-Terekeme Türkleri arasında; Han Çınar, Dağdağan, İncir, Karaağaç, Sakız Ağacı, Nar Ağacı, Zoğal Ağaçları kutsal kabul edilmektedir (Əsgərov, 2008:383; Seyidov, 1996:152). Fakat asla bu ağaçlara tapmamışlardır. Karapapah-Terekeme Türklerinde dağ-kaya kültü de yaşamaktadır. Bazı dağlar “er kişi” olarak kabul edilirler. Bu dağlar genelde çıplaktırlar. Yaşlı kadınlar çıplak dağ veya kaya gördüklerinde “yaşmaklanmak” zorundadırlar (Kalafat, 2011:359-370).

Karapapah-Terekeme Türklerinin halk inançlarında dünyanın yaratılışı ile ilgili değişik inançlar vardır. Karapapah-Terekeme Türklerinin inançlarına göre, eskiden yer ile gök bitişikti.

Türklerin Gök Tanrı inancına paralel olarak bugün şamanizm olarak adlandırılan başka bir inançları da bulunuyordu. Fakat Şamanizm asla bir din olarak Türkler arasında yayılmamıştı. Günümüzde Anadolu’nun değişik bölgelerinde ağaçlara bez bağlanması ve dilek tutulması da aslında İslam öncesi Gök Tanrı inancıyla alakalıdır.

Eski Türk inancına göre hasta birinin tüm dert ve hastalıklarının bir başkası tarafından alınacağına inanılırdı. Hastanın etrafında dönen kişi “Derdin alım” veya “Gadan alım” – senin bütün dertlerini ben aldım diyerek o kişiyi iyileştirdiğine inanırdı. Günümüzde Kafkas’ta ve Doğu Anadolu’da yaşayan Türkler arasında kullanılan “başına döneyim” sözü de işte bu inancın bir devamı olarak kabul edilmektedir. Yani bir bakıma nezaket ve rica anlamında kullanılmaktadır. Karapapahlarda gök ile ilgili inanışlar oldukça yaygındır. Gök kuvvet olarak algılandığı için dua ve beddualara konu olmuştur. Karapapahlar’da dünyanın yaratılışı ile ilgili söylentiler mitoloji yüklüdür. Karapapah halk inançlarına göre, evvelce yer ve gök bitişik iken sonradan suların çalkalanması neticesinde su yerin göbeğini yarmıştır. Karapapah (Terekeme) Türklerinde yaşayan bir kişi, rüyasında ölmüş birisini görse ertesi gün yedi kapı dolaşıp hayır işler. Karapapah-Terekeme Türklerinin hemen tamamı Müslüman’dır. Sünni-Hanefi mezhebi en yaygın mezheptir. Fakat az da olsa İran ve Azerbaycan’ın etkisiyle Şii mezhebine mensup kişiler de bulunur. Karapapah (Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Özkan, 2002; Kalafat, 2005; Polovçı, Monamax, 1968; Davida, 1990; Alyılmaz, 2002; Bilgili, 2002; Всесоюзная перепись населения 1926 года. Национальный состав населения по республикам СССР; Ağoğlu, 2002; “Азербайджанцы”, Büyük Sovyet Ansiklopedisi; İA, Karapapahlar: 470).

Terekeme Türklerinin sosyal yapısında sınıf ve sınıflaşma yoktur. Sosyal tabakanın en önemli kişisi bey olarak adlandırılmıştır. Karapapah Terekeme Türkleri köklü bir toplum yapısına sahiptir. Aile toplum yapısının ilk tabakasıdır. Karapapah Terekeme sosyal hayatı, aile ve akrabalık bağları üzerine kurulmuştur. Karapapah Terekeme ailesi birlik ve dayanışma içerisinde yaşamaktadır. Karapapah Terekeme ailesi çekirdek aile tipindendir (Kalafat, 1992: 149-169; Kalafat, 1995: 297, 307).

İnanca Dair Sözler:

Akşam ezanından sonra evden tuz verilmez (Yüzbey, 2008:679-695).

Akşamleyin ev dışarıya değil, ocağa doğru süpürülür ki, bereketi gitmesin.

Al karısından ve kötülüklerden korunmak için yakaya iğne takılır.

Bebeği sütten doymadan keser ve tekrar emdirirsen gözü keskin olur, herkese nazar değdirir.

Bebek doğduktan kırk gün sonra merasim yapılır. Her şeyin eksiksiz olmasına dikkat edilir. Nine ve dede bebeğin ilk kez konacağı beşiğin etrafına çocuklarını topluyorlar. Onlara evde hazırlanan tatlılardan dağıtılır. Hediye verilir. Çocuğun ileride daha güçlü olması için onu beşiğine erkek çocuğu götürür (Yüzbey, 2008:679-695).

Cenaze çıkan evde üç gün et pişmez.

Ekmek tek elle kesilmez.

Ekşi hamur balla karıştırılır ve gelinin eline sürülür ki, bereketli olsun(Yüzbey, 2008:679-695).

Hamileyken aş erdiğin bir şeyi yemezsen bebeğin sakat doğar.

Hava karardıktan sonra birine süt verilirse kibrit yakılır ve içine atılır (Yüzbey, 2008:679-695).

İlk dişini çıkaran bebeğin basından patlamış mısır dökülür.

Kesilen tırnak yere değil, ateşe atılır.

Kırk günlük bebek olan eve et getirilmez. Çünkü bebeğin boynu tutmaz.

Kırk tane tasa veya anahtara dua okunur, suda kaynatılır, bebek ve anne bu suyla yıkanır.

Köpek uluması ve baykuş ötmesi hayır sayılmaz. O evden cenaze çıkar.

Kurban eti kediye, köpeğe verilmez; suyu temiz bir yere dökülür(Yüzbey, 2008:679-695).

Nazar değmemesi için evin giriş kapısına göz dikeni veya üzerlik asılır(Yüzbey, 2008:679-695).

Nazardan korunmak için üzerlik yakılır ve dumanı evin içine verilir. Külü de temiz bir yere dökülür.

Nisan günü erkekler kibrit yakar, gelinin avucuna koyar. Gelinin kibriti atması saygısızlık olarak algılanır (Yüzbey, 2008:679-695).

Ölen kişinin çamaşırları üç gün sonra yıkanır ve suyu temiz bir yere dökülür(Yüzbey, 2008:679-695).

Pamuk sütle ıslatılır ve gelinin başına konur ki, geldiği eve bereket getirsin.

Tatlı dilli olması için bacadan gelinin basına seker dökülür.

Yanan odunun üzerine su dökülmez.

Yeni doğan bebeği kötü gözlerden korumak için alnına kömür sürülür.

Yeni doğum yapan annenin ve bebeğinin yatağına demir, bıçak ve ekmek konar.

Yere düşen bir tahıl tanesi belki rızık ondadır diyerekten alınır.

Yılbaşında eve ilk gelenin oturduğu yere tahıl, seker dökülür ve sınanır; yıl bereketli geçerse o kişi uğurludur demektir.

Yolda birisi omzunun üzerinden bakarsa nazarı değer (Yüzbey, 2008:679-695).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Hıdrellez (Hızır İlyas) Kültü:

Karapapah-Terekeme Türkleri, Hıdrellez’in çok zamanlar görünmeden dolaşan, hiçbir kuvvetin onun karşısında duramadığı ve müsaade almadan her yere girebilen erkek insan sıfatında bir varlık olduğuna inanmaktadırlar. Hızır ve İlyas aslında iki kardeş olup Allah’tan müsaadelidirler. Halk bu ikisinin ismini aynı anda söylediği için Hıdrellez olarak adlandırılmaktadır (Yund, 1960:2139; Aras, 2002:50; Alus, 1951:354; Aksakal, 1990: 50; Alp, 1974:7011). İlginçtir ki, Tiflis-Borçalı Terekemelerinin halk yazını ürünü saya bileceğimiz, Terekeme yaylaklarını öven “Âşık Garip” Azeri destanında Âşık Garip Halep’ten Tiflis’e acelen gelmek istediğinde Hızır’a yalvarır:

Bir yanım dağ almış, bir yanım duman,

Kalmışım piyade, halım çok yaman,

Yet imdada, ey Hızır, elâman,

Garib’im, vatana sen yetir beni.

Destanda Âşık Garip Halep’ten Erzurum’a, oradan Kars’a, oradan da Tiflis’e Hızır İlyas’ın beyaz atının terkinde gelir. Bu atın ayağının altından götürdüğü toprakla anasının gözlerini tedavi eder (Azerbaycan Destanları, 2005:48-49, 54).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Ocak Kültü:

Karapapah Türklerinde ateşin üzerine soğuk su dökülmez. Dökülmesi hâlinde cinlerin suyu dökeni çarpacağına inanılır. Cinlerin demirden korktuğu inancı vardır. Al arvadı inancı Karapapahlarda da vardır (Kalafat, Yaşar, 2006; http://arskahvesi.com/forum/index.php? action:printpage; topic: 587; Çetinkaya, 2005:49-72)[5].

Ana sütü Türk halk inançlarında bazı hâllerde bir semboldür. Çok kere hak etmeyi, paklığı ve helâl olanı temsil eder. Bu itibarla, ″ananın ak sütü gibi helâl olsun″, ″ananın sütü sana helâl olmaz″ ″sütümü sana helâl etmem″ ″anasından emdiği süt burnundan geldi″ gibi ifadeler kullanılır, yavrusuna anî kızgınlıklar sonucu kargış eden annenin bedduası tutmaz ″sütü karşı geldi″ denir (www.karapapah.com/turkce/konu_ detay.aspx?id:81; Kalafat, Yaşar, 2006; http://arskahvesi.com/ forum/index.php? action:printpage; topic: 587; Çetinkaya, 2005:49-72).

Akşam kapının önü ve ev süpürülmez.

Akşam soğan yenen yere melekler gelmez.

Ateş çok önceden sönmüş olsa dahi külün yanında yatılmaz. Külde cin ve şeytanın oynak yaptığına inanılır.

Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir.

Ateşi söndürmek için su dökülmez, ateş toprakla örtülür.

Ayakkabı çıkarıldığında ters dönerse, ayakkabı sahibinin tez vakitte öleceği düşünülür.

Bacasında baykuş öten evin virane olacağına inanılır.

Başsağlığına gelen kişilerin ayakkabıları ters çevrilmez.

Belli günlerde yıkanılır.

Bir evin başında baykuş öterse, o evde biri ölür ya da bir yıkım olur.

Bir kişinin önüne tavşan, kara kedi çıkması uğursuzluktur, mümkünse gidilen yoldan geri dönülür.

Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır.

Birinin elinden makas, bıçak alınırsa o kişi ile kavga edilir.

Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür.

Elleri diz üzerinde kavuşturmak, parmakları birbirine geçirip el bağlamak iyi değildir, insanın kısmeti kapanır.

Evden bir kişi gurbete gittiği zaman o gün ev süpürülmez, dışarıdan misafir alınmaz. Ardınca su dökülür ki tez dönsün.

Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil, şeytanlar gelir. Böylece o evde mutluluk değil, geçimsizlik olur.

Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur.

Gece dışarıya sıcak su atılmaz, cin çarpar.

Gece evden eve tuz verilmez.

Gece ıslık çalınmaz.

Gece ölen kişinin üzerine sabaha kadar bıçak konulur.

Göz dalarsa misafir gelir.

Gurbete giden kişinin azığından bir parça ekmek çalınır.

İneğin sütünü yere sağmak iyi değildir, hayvan hastalanır.

Kapı eşiğinde oturan iftiraya uğrar.

Kırlangıçlar yere uçunca yağmur yağacağına, yukarıdan uçunca günlük güneşlik olacağına inanılır.

Koç katımında koçun üzerine kız çocuğu bindirilirse doğacak kuzu dişi, oğlan çocuk bindirilirse erkek olur.

Kulakları çınlayan veya gözleri seyriyen kişi, başkaları tarafından kendi isminin anıldığına inanır.

Kurt uluyunca ya ayaz olur ya kar yağar.

Leylek hangi bahçeye inerse o evde bereket olur.

Leyleklerin göç zamanı, leylekler göç yolunda durup 2-3 konaklarlarsa o ülkede kışın sıcak geçecek demektir.

Makas açık kalırsa o evde kavga olacağına inanılır.

Mezarlığı parmağı ile işaret etmek iyi değildir. Parmakları ile işaret eden kişilerin parmakları kurur.

Mezarlıktan ağaç kesilmez, ağaçta cin olduğuna inanılır.

Ocağın üstünü boş bırakmak uğursuzluk getirir.

Ölünün elbiseleri ölü yıkayıcılarına verilir.

Ölünün yıkandığı bahçede 40 gün ışık yanar.

Parmakların çatırdaması iyidir, insanın sağlıklı olduğunu gösterir.

Sacayağının birdenbire devrilmesi evin başına bir yıkım geleceğini gösterir.

Sağ avuç içi kaşınan kişinin, çok kısa bir sure içinde eline para gececesine; sol avuç içi kaşınan kişinin ise, kısa zaman içinde elinden para çıkacağına inanılır.

Tencerenin dibini sıyıran genç kızın düğününde kar yağar.

Torunun torunu görecek kadar uzun yaşayan insanın cennete gideceğine inanılır.

Türbeden dışarıya bir şey, bir nesne götüren kişiler çarpılır.

Yatan kimsenin üzerinden adımlanarak geçilmez, atlanmaz. Üstünden adımlanarak geçilen kişinin boyunun kısa kalacağına inanılır.

Yoğurt, süt, peynir gece dışarıya verilmez. Vermek gerektiğinde üzerine kömür, üzerlik veya yeşil bir dal konularak verilir.

Ziyaret yerlerindeki ağaçları kesenler çarpılır denir. (Kalafat, 1999: 163; http://www.gole.org.tr/v01/haberdetay.asp?ID: 17-).

Diş düşürülünce, o diş kimsenin göremeyeceği bir yere saklanmalı ya da gömülmelidir.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Aş Erme:

Terekeme Türklerinde hamile kadına özel ilgi gösterilir, nefsine çok dikkat edilir, canının çektiği bir yiyecek olur ise, temin edilip yenmesi sağlanılır. Yemesi sağlanılmaz ise, annenin vücudunda aş erilen yiyeceğin leke şeklinde çıkacağına inanılmaktadır. Bu açıklamalar ışığında, hayatın başlangıcı olan doğum olayı ile içinden çıkacağı toplumun devamlılığını temsil edecek olan çocuklarımızın dünyaya gelmesinden bir süre önce, genellikle hamileliğin yedinci veya sekizinci haftaları, ebeveynlerin kurallarına uymakla yükümlü olduklarına inandıkları aş erme olayıdır.

Yerikleme-aşerme, aş yermek, gebe kadının, kimi yemeklerden tiksinmek, kimi şeyleri yemek için aşırı istek duymasıdır (Aksoy, 1998: 588; YTS, 1983; Öcal, 1971: 202; Kalafat, 2002:5, 59, 104; Güntekin, 20 Bölüm, s. 61; Saraçbaşı-Minnetoğlu, 2001: 91; Aksoy, 1998: 588; Aydın, 1997: 96; Derleme Sözlüğü, 1993: 364-365)[6] . Karakalpak Türklerinde “Yerik” olarak bilinmektedir. Hamile kadının canı dayanılmaz şekilde yiyecek bir şey ister. Sebebini kendi de bilmez. İstediği yiyecek temin edilmezse kadının zarar vereceğine inanılır (Kalafat, 1998: 168).  Aş erme inancı Derbent’te, Terekeme ve Azerbaycan Türklerinde de vardır. Ahıska Türklerinde aş eren kadın çekim halindedir. O anda rastladığı şeyi çeker. Bu nedenle hamile kadının sevdiği şeye sık sık bakması veya o varlığın resmini taşıması doğacak çocuğun da bakılan şahsa benzeyeceği inancından gelir (Öcal, 1971: 202).

Hamile kadın gece eşikten dışarıya su dökmez ve cenaze evine gitmez. Karakalpak Türkleri arasında gördüğümüz, eşikten su dökmeme ve cenaze evine gitmeme, gebe kadını ve doğacak çocuğunu Türker’de yaşadığına ve insanlar üzerinde olumsuz etki bıraktığına inanılan eşik ruhuna zarar vermeme, böylece zarar görmeme mantığı ile açıklanabilir. Ölü evinde ölünün ruhunun bir süre bulunduğu inancı – bu ruh habis olabilir – yine gebe kadınları bu yerlerden uzak kalmaya zorlamaktadır (Kalafat, 2002:259; Sümbüllü,  2004:142).

Bebeğin beşiği boşken sallanmaz, yoksa bebeğin karnı ağrır.

Bebek doğduğunda bütün vücudu tuzlanır.

Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.

Kız çocuğunun ilk kez kesilecek saçını dayısı keserse saçı gür olur.

Oğlan çocuğunun saçını ilk kez amcası veya dayısı keser.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Doğum:

Bebek doğduğunda bütün vücudu tuzlanır. Tuzun bebeğin ağzının burunun kokmasını ve uzun yola gittiğinde ayaklarının kabarıp su toplamasını engelleyeceğine, uzun yola karşı dayanıklı olacağına inanılır.Bebeğin ilk dişi çıktığında, buğday, nohut ve mürdük birlikte haşlanarak “göğle” adı verilen yiyecek pişirilir. Bu yiyecekten evin bireyleri yemeden ve komşulara dağıtılmadan önce bir miktar köpek veya kediye verilir. Bu davranışın, çocuğun dişlerini sağlam ve dayanıklı yapacağına inanılır. Bebeğin beşiği boş sallanmaz, aksi halde bebeğin karnı ağrıyacağına inanılmaktadır. Kırk gün anne ve bebeğin olduğu odaya cenazeden gelen kimsenin, yeni evlilerin ve yeni doğum yapmış kimselerin girmesi yasaktır; çünkü çocuğa ve anneye kırk düşeceğine inanılmaktadır (Novruzova, 2005:69).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Ad Verme:

Karapapahlarda balaya (yavruya) ismini babası koyar. Çocuğa bazen ismini dedesinin de koyduğu olur. Çocuğa ad konulduğu gün, kız olsun erkek olsun fark etmez, kurban kesilir. Çocuğun kulağına üç defa ezan okunur (Kalafat, 2002: 61). Borçalı Türklerinde bebek day duracağı zaman; ″day dur, dayın gelsin, çömçede payın gelsin″ denir. O esnada çocuğun dayısı çocuğa hediye verir. Bu uygulama Doğu Anadolu’da da vardır. Bebeğe ad verme gibi uygulamalarda, baba tarafının etkinliği görülmektedir (karapapahyurdu.blogcu.com/isim-koyma_7736241.html-). Ailede arka arkaya kız çocuğu olduğu zaman “Tamam”, “Yeter”, “Kifayet”, “Kıztamam”, “Oğlangerek”, “Besti” gibi isimler verilmektedir. Dişi çıkan çocuğa ″hedik″ yapılır. Hedik; buğday, karğıdalı (mısır), lobya (fasulye), kozlepesi (ceviz içi), maş (küçük taneli fasulye) ile yapılır. Hedikten konu-komşuya pay verilir. Hedik gönderilmiş kap boş iade edilmez. Çocuğun çıkıp düşen dişi ″halvet yer″e atılır. Bu esnada ″ay sıçan, inci dişimi sana veririm, balta dişini bana ver″ denir (http://www.yasarkalafat.info/ index.php?ll:newsdetails-w; Çetinkaya, 2005:49-72).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Kırklamak:

Kırklamak işlemi, çocuğun doğumunun 40. günü yapılır. Kırklı kadın kırkı çıkana kadar hiç kimseyle bayramlaşmaz, kimsenin elini öpmez, kimseye elini öptürmez, elini vermez. Kırkı çıkmamış kadınlar, birbirleriyle konuşmazlar, birbirleriyle aynı mekânda bulunmazlar. Kırklı kadın ve ailesi, yeni doğum yapmış loğusa bir kadının her ikisinin de kırkı çıkana kadar ziyaretine gitmezler. Bunun nedeni, ikisinin ayni mekânda bulunmasına ve birinin içinden diğeri hakkında kötü bir his geçmesinin, kırk basmasına sebep olacağına olan inançtır. Kırk basmış, bebeklerin gelişmesinin duracağına, cılız ve çelimsiz olacağına ve sürekli ağlayacağına inanılır.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Nazar / Göz Değmesi:

İnançlar genelde geleneksel gruplarda daha yaygın olup, yaşamın her alanına girmiş ve bütün eylemlere, davranışlara yön verici bir nitelik kazanmıştır. Modern yaşam tarzını benimsemiş gruplar, günlük yaşamlarını düzenlerken geleneksel gruplara oranla daha akılcı yolu benimsemiş olsalar da, bu grupların günlük eylem, davranış ve tutumlarında da, inançların etkisini görmek hâlâ mümkündür. Örneğin günümüz Türkiye’sinde fal, büyü ve nazar hâlâ kentte ve köyde oldukça yaygın olan inançlardır.

Arapça ″nazar″ kelimesi, ″bakış″ anlamına gelir. Nazar; kimi insanların bakışlarındaki zararlı güç ve bu nitelikleriyle insanlara, hayvanlara ya da bir nesneye bakmak suretiyle canlılara hastalık, sakatlık, ölüm; nesnelere de kırılma gibi etkileri olan bir olaydır (Boratav, 1995: 125; Anadol, 1987: 124). Dilimizde, ″göz, bakma, bakış, fikir, düşünme, mülahaza, niyet, dikkat, iltifat, teveccüh…″ anlamlarında kullanılan Arapça asıllı bu kelime, gözden geçtiğine inanılan bir hastalığın da adıdır. Nazar kelimesi Türkçede kem göz manasına de gelmekte ve daha ziyade ″gelme″, ″uğrama″, ″değme″ ve ″etme″ fiilleriyle birlikte; ″nazara gelme″, ″nazara uğrama″, ″nazar değme″ ve ″nazar etme″ şeklinde kullanılmaktadır (Develioğlu, 1998: 811; Gökdemir, 2002: 61-63; Boratav, 1995:24, 146; Artun, 2005: 251). Geçmişten günümüze kadar varlığını sürdüren ve etkinliğini hâlâ koruyan inanışlardan biri de nazar inanışıdır. Nazara, halk deyisiyle ″kem gözler″ sebep olur. Nazar sadece insanlara özgü bir olay olmayıp, mal mülk, hayvan, toprak, ağaç, çiçek, eşya ve evlerde nazara uğrayabilir. Herhangi zararlı bir olay, böyle bir sebebe yüklendiği zaman ‘nazar değdi’, ‘nazara uğradı’, ‘göz değdi’, ‘nazara geldi’, ‘göze geldi’, ‘göz aldı’ vb. deyimler kullanılır. Nazarla ilgili pratikler genel olarak iki grupta toplanabilir:

1. Nazar değmeden önce korunma amacıyla yapılanlar; Nazardan korunmak için akla gelen ilk tedbir, nazar değmesi muhtemel kişi veya nesneleri nazarının değeceğine inanılan kişilerden kaçırmaktır. Bunun içindir ki, yeni doğan bebekler kırk günlük olmadan sokağa veya tanımadık kişilerin karşısına çıkarılmazlar, hatta sıhhatli ve güzel çocuklar da elden geldiğince nazarının dokunma ihtimali olan kişilerin karşısına çıkarılmazlar. Sevgi ve hayranlık yüklü bakışlar, aşırı okşama ve öpmeler olumsuz neticeler verebileceği inancına göre, hoş sözler yerine halk arasında maskara, çirkin gibi kötüleyici tarzda ters etkileşim yaratacak kelimeler kullanılır. İnsan veya nesnelerin güzelliklerinden söz edilecekse; söze ″maşallah″la (Sultanova, 1995: 53) başlanır.

2. Nazar değdikten sonra hastalığı ya da kötü durumları sağaltmak amacıyla yapılanlara örnek; Nazarlık, Tuz Kavurma, Üzerlik Tütütme, Tuz Öveteleme, Tuz Gömdürme, Dua Okuma.

Nazarlığın türlü çeşitleri olup, taşlar (akik, firuze), madenler (altın, gümüş, demir) üstüne dua yazılı parşömenler en çok kullanılanlarıdır. Ayrıca Çörek Otu, Üzerlik Otu, Sarımsak, Deve Dikeni, Hurma Çekirdeği gibi bitkiler, çeşitli hayvanların kabukları, dişleri, boynuzları, kafatasları (Kaplumbağa kabuğu) ve kürek kemiği, Geyik boynuzu, Köpek ve Öküz kafatası, Kurt dişi, bazı deniz böceklerinin kabuğu gibi, (Koşay, 1995: 86-88), yumurta kabuğu, at nalı (Kalafat, 2001: 85-90), göz boncuğu, Fatma Ana Eli, Meryem Ana Eli, küçük çocuk ayakkabısı, nazara karşı korunmada kullanılan unsurlar arasında yer almaktadır. Canlı varlıklar için, nazar boncuğu, muskalar, çörek otu, kurt dişi, deniz hayvanlarının kabukları vb. elbiseye iliştirilir veya hayvanların boynuna asılır. Cansız varlıklar içinse evlerin kapılarına at nalı, nazar boncuğu, üzerlik, küçük çocuk ayakkabısı, deve dikeni asılır. Tarla, bağ ve bahçelere öküz başı, köpek kafatası at nalı, yumurta kabuğu asılır. Arabalara, nazar boncuğu, küçük çocuk ayakkabısı asılır (Sezer, 1998: 9; Boratav, 1995: 122; Ögel, 1993: 561).

″Nazar″ değmesinden korunmak için anne ve bebeğe nazarlık takılır, ev süslenip loğusaya kurşun dökülür.

Çocuklara nazar değmemesi için mavi nazar boncuğu takılır.

Kişinin kendi üzerinde, evinde, arabasında, büyük ya da küçükbaş hayvanında, evcil ev hayvanında nazar değeceğinden korktuğu eşyasının (buzdolabı, çamaşır makinesi, bilgisayar, müzik seti vs) üzerinde nazar boncuğu bulundurulması

Ayete’l Kürsi duasının evden çıkmadan okunması.

Güzel bir şey karşısında ″Maşallah, Allah esirgesin″ denmesi.

Mavi gözlü insanların nazar değmesinde etkili olduğuna inanılır.

Nazar değdiğine inanılan kişinin başında üç kez tuz çevrilerek dua okunup bu tuzdan nazar değen kişiye yalatılıp kalanın bir kısmının suya atılıp, bir kısmının ateşte yakılır.

Üzerlik otu ateşte yakılarak ev halkının ve evin için bu otun dumanıyla tütsületilir.

Nazara karşı mavi boncuk, demir takılır.

Bir çocuğa nazar göz değdiğinde evin en ihtiyarı tarafından dua edilir.

Ağaçlara nazar değmemesi için at başı iskeleti asılır.

Bebek olan eve kırk gün gelinmez; gelinirse de misafir belli bir mesafede durur, bebek misafire götürülür ki, misafirin ağırlığı bebeğe çökmesin.

Küçük çocukları ve bebekleri, şeytan, cin gibi şer güçlerin kötülüklerinden korumak için, omuzlarına muska asılır.

Nazardan korunmak için eve sarımsak asılır (Novruzova, 2005:70-72).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Muska:

Araştırma bölgemizde görüştüğümüz kişilere göre halkın büyük bir kısmı muskaya inanmaktadırlar. “Siz muska yaptırıyor musunuz?” sorusuna verdikleri cevaplarda fazla samimi olmadıkları gözlenmiştir. Terekeme Türklerinde muskaya “pitik” veya “cadı piti denilmektedir. Muska, köyün imamı veya Arapça bilen bir kişi tarafından yapılmaktadır. Muska, her türlü “şifa, çocuk sahibi olmak, nazardan korunmak, kısmet açmak ya da kapatmak, cin ve şeytanların olumsuz etkilerinden korunmak” için yaptırılmakta ya da yapılmaktadır. Ayrıca muska kötü amaçlar için de yaptırılmaktadır. Terekeme Türklerinde en yaygın olanı “karı koca arasını bozmak” ve “gençlerin kısmetini kapatmak” için yapılan muskalardır. Bu muskalar kişinin en çok kullandığı kıyafette veya kıyafetinde, yastığının içinde ve evin her hangi bir yerinde saklanmaktadır (Kalafat, 2005:152-165; Novruzova, 2005:70-72).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Kirvelik:

Türklerde ″kirve″ çok önemlidir. Kirve kutsal kabul edilir. Kirveden kız alıp verilerek akrabalık yapılmaz

(http://www.karapapah.com/turkce/konu_detay.aspx?id:81).

Sünnet törenlerinde kirve adı verilen kişinin önemli bir rolü vardır. Kirve sünnet olan çocuğu tutan kişiye denir. Bu âdet daha çok Doğu Oğuzlarında yaygındır. Kirve genelde akrabalardan veya dostlardan olur. Sünnet düğünü için başka yerlerden gelen misafirleri ağırlamak kirvenin görevleri arasındadır. Asıl görevi ise sünnet merasimi sırasında sünnet olacak çocuğu tutmak ve yaraları iyileşinceye kadar onunla ilgilenmektir. Kirvelik geleneği genelde Kafkas’ta ve Doğu Anadolu’da yaygındır (Kalafat, 2005:145; Kalafat, 2000:103).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Nikâh:

Karapapahlarda eskiden kebin (nikâh) gizli kesilirdi. Nikâhsız (dinî nikâh olmadan) gelinin ″yaptığı ekmek yeyilmez, verdiği su içilmezdi”. Nikâhın gizli kesilmesi, muhtemelen yapılması ihtimali olan büyüye Mâni olmak içindir. Burada nedense nikâh için kıyma veya kesilme tabirleri kullanılır (Kalafat, 2006: 30; www.karapapah.com/turkce/konu_ detay.aspx?id: 182).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Toy-Düğün:

Her toplumun sürekliliği için aile vazgeçilmez bir unsurdur. Ayrıca aile, sosyal müesseselerin bütünleşmesinde temel rol oynamaktadır. Aynı zamanda aile, yapı olarak zamanla değişmeye uğramış olmasına rağmen toplum hayatında vazgeçilmeyen alternatifi olmayan bir sosyal müessesedir (Erkal, 1993: 93-94; Doğan, 1998: 93).

Türk dilinde düğün kelimesinin kökü “tuğ” olarak ifade edilmiştir. “Tuğ” ise “düğümlemek”, “bağlamak” ve “düğmek” anlamlarına gelir (Gülensoy, 1974: 74, 286-387; Kâşgarlı Mahmut, 1999: 667). Düğün kelimesi Azerbaycan’da “toy” veya “toy-düyün”; Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Uygurca da “toy”; Başkurdistan’da, Tataristan’da, Çuvaş’ta “tuy” kelimesi ile ifade edilir (Ercilasun, Aliyev, 1992: 194-195). Düğün şöleni, ziyafet anlamındaki “toy” kelimesi ile “tuy” kelimelerinin kökünü de “tüf” fiiline bağlamak gerekir (Atalay, 1999; II, 20-15). Muş, Ahlat, Bulanık, Kars, Erciş, Urfa ve ayrıca Kırım’da düğün için “toy” kavramı kullanılır (Caferoğlu, 1942: 282; Caferoğlu, 1951: 280; Ülküsal, 1966: 91; Gökyay, 1973: 294; Banguoğlu, 1995: 256).

Terekeme köylerinde aile fertleri evleninceye kadar kültürleri gereğince ailesi ile aynı evin içinde yaşamaktadırlar. Çocuklar ilk kültürel yapısı ve eğitimini aile içinde almaktadırlar. Terekeme aile yapısına göre büyüklere saygı, misafirperverlikten sonra çok önem verilen bir adettir. Büyüklere saygı göstermek mukaddes bir görev olarak kabul edilmektedir. Hiç bir meclis ve toplantı büyükler olmadan yapılmamaktadır. Aile içi eğitim büyüklerin kontrolündedir, büyüklerden biri odaya girdiğinde küçükler mutlaka ayağa kalkıp yer gösterirler, yemeğe de büyükler başlamadan başlanılmaz. Terekeme kültüründe büyükler değerli bir akıl kaynağı sayılmaktadırlar, zor ve kritik durumlarda onlardan daima tavsiye istenir. Bunun dışında evlenen aile fertleri eğer hazırda evleri yoksa evleri yapılıncaya kadar anne ve babası ile oturmaktadırlar.

″Gelin eve girerken eli şerbete batırılır ve kapıya sürülür ki eve tatlılık getirsin”.

Karapapahlarda ″ata evlilik″ ataerkil aile tipi vardır (http://www.cidetr.com/./15947-karapapah-karakalpak-turkleri.html; http://isay.icisleri.gov.tr/

Sosyal yapılanma; kişi, hane, oba, tayfa, tire, kabile, el şeklindedir. En üst sosyal yapı ″Karapapah İli″dir. Evlenen erkek evlatlar genelde baba ocağını terk ederler. Fakat en küçük çocuk baba ocağını beklemek durumundadır. Onun görevlerinden birisi anne ve babasına göz kulak olmaktır. Fakat ekonomik nedenlerle bazı ailelerin geniş aile yapısında yaşadıkları görülmektedir. Karapapah-Terekeme Türklerinde ailenin yöneticisi babadır. Karapapah-Terekeme ailesinde otorite babanın şahsında toplanmaktadır. Aile içinde babanın görevi, bireylerin geçimini sağlamak, aileyi korumak ve yetişmiş evlatları evlendirmektir. Özellikle erkek evladın yetişmesi ve aileye katkıda bulunması baba için çok önemlidir. Bu nedenle Karapapah-Terekeme Türkleri arasında erkek evlada büyük önem verilmiştir. Karapapah-Terekeme ailesinde babanın yanında annenin de söz hakkı vardır. Anne her şeyden önce erkeğin yoldaşıdır. Başta ev olmak üzere bütün maddi varlıklar ailenin ortak malıdır, her türlü faaliyette iş bölümü esastır. Örneğin, erkek evladı yetiştirmek babanın, kız evladı yetiştirmek de annenin görevidir. Karapapah-Terekeme Türklerinde “babasız oğul, anasız kız” bakımsız sayılır. Aile arasındaki iş bölümünde kadına genelde ev işleri düşmektedir. Yani yemek yapmak, çocuğa, koyunlara ve ineklere bakmak, halı dokumak kadının görevidir. Bu işlere evdeki kız evlat da yardım eder. Onlarda kadının üzerinde hiçbir baskı kurulmamıştır. Karapapah kadını çağının gerektirdiği tüm haklardan özgürce yararlanmaktadır. Kadın, onlar arasında büyük saygı görür. En önemlisi ise kadının erkekle birlikte ailenin her tür faaliyetlerinde yer almasıdır. Aslında, Karapapah-Terekeme ailesinde otorite babanın elinde olsa da, yönetim ve idare kadının elindedir. Karapapah-Terekeme kadınları namus ve iffetlerine çok düşkündür. Düğün merasimleri ise bir evladın kendi ailesini oluşturmasında ilk adımdır. Evlilik için yapılan düğünler dışında Türklerin İslamiyet’i kabulünden sonraki süreç için sünnet törenleri de düğün seklinde düzenlenmiştir. Eski Türk toplumunda aile kavramını “aguş” kelimesi karşılamaktadır ve kan akrabalığına dayandırılmaktadır. Aynı zamanda toplumun çekirdeği olarak görülmektedir. Bu sebeple Türk toplumunda aile yapısına çok önem verilmiştir (Gömeç, 2006: 25). Türklerde aile en önemli kültür unsurlarından biri sayılmaktadır. Düğün merasimleri ise bir evladın kendi ailesini oluşturmasında ilk adımdır. Türk tarihinin en eski dönemi de dahil olmak üzere büyük bir kısmında kaynaklarda düğün sözcüğü kullanılmamıştır. Bu kelimenin karşılığı olarak “toy” sözü geçmektedir. Yine düğün ve orada gerçekleştirilen merasim anlamında Orhun Yazıtlarında “törün” kelimesi kullanılmıştır. Buna göre Bilge Han Yazıtı’nda şu ifade geçmektedir: “… Türgiş Kaganka kızımın ertenü ulug törün alı birtim. Türgiş Kagan kızın ertenü ulug törün oglıma alı birtim” (Bilge Kağan Yazıtı, Kuzey Tarafı, 9-10. satır). Burada törün kelimesi düğün merasimi anlamında kullanılmış ve yapılan törenin oldukça büyük olduğu söylenmiştir. Türklerde düğün, yeni bir ev açma, aynı zamanda soyun devamı anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla, aile önemli bir görevi de yerine getirmiş olur (Berber, 2009: 1, 2, 3).

Karapapahlarda iki tür evlenme vardır: Bunlardan ilki Kız Kaçırarak Evlenme ve diğeri ise Kanuni Evlenmedir. Düğünlerden önce bazı aşamalar bulunmaktadır:

1. Tanışma

2. Görücülük: Gönülsüz sevmenin gözsüz oğlu olur. Oğlan bir kızı sevdikten ve kızın da ona yabancı olmadığını bildikten sonra, bir sebeple bu haberi ana-babasına ulaştırır. Bundan sonra ana-babalar, kızı öğrenip, beğenir. Soruşturulur, kızı öğrenip beğenirlerse, evlenme merasiminin ikinci aşaması, elçilik başlar.

3. Kız isteme: Kız istemeye oğlan tarafından üç-beş kişilik bir ekip ile gidilir. Kız evi ziyareti akşamdan sonra olur (www.yesevi.edu.tr/ yayinlar/view_file.php?file_id:179; http://www.msxlabs.org/forum/diger-turktopluluklari/41634karapapah-karakalpak-turkleri.html; http://www.turkoloji.cu. edu.tr/ halkbılım/kalafat_hamse.pdf-).

4. Söz kesme, Kesim Kesmek: Adaklandıktan (nişanlandıktan) sonra bir adına akşamı (cuma akşamı), oğlan tarafı, kız evine düğün gününü tayin etmeye “anıḫlamaya” ve düğün şartlarını kesmeye “kesim kesmeye” gelir. Sofra açılır. Düğün merasiminin meseleleri çözülmeye başlanır.

5. Başlık-Şişlik

6. Nişan

7. Düğün

Genelde herkes birbirini tanıdığı ya da birbiriyle akraba olduğu için kız ve oğlanın önceden buluşup görüşmesi kolay değildi. Oğlan kızı ya kendisi beğenir ya da tavsiye üzerine görürdü. Bazı evlenmeler görücü usulü ile yapılırdı. Kızdan olumlu yanıt gelmesi üzerine bir sonraki aşama oğlan tarafının kendi niyetlerini iletmesi ve kız tarafının niyetini öğrenmesi için bir elçi göndermesi olur. Olumlu cevap gelirse kasabanın ileri gelenlerinde bir ya da birkaç kişiyle birlikte kız evine tekrar gidilir, kız istenir ve genelde bilezik ve beşibirlik takılmak suretiyle söz kesme ya da beh[7] dediğimiz iş gerçekleşir ve kızın gelin olarak alınıp kabul edildiği onaylanmış olur (Gökçe, 1978: 7-22; Erdentuğ, 1969: 27-58; Santur, 1998: 342-374; V. Milletlerarası, 997: 424; Serper, 1991: 149-181, Aile Yazıları 4; Veyis, 2000: 262; Ünal, 1998: 246; Tezcan, 2000: 253; www.yenifrm.com/ archive/mus-dugunler-t177519.html). Daha sonraki aşama nişan hazırlıklarının yapılmasıdır. Nişan yüzüklerinin takılmasıyla asıl telaş, yani düğün hazırlıkları başlar. Önce kız evinde bir kına gecesi yapılır.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Kına, Kına Yakmak

Kına yakmak için oğlan tarafından birkaç kadın, kız evine gelir. Kendileri ile düğün için kına “şırniyatı” (tatlıları), çerez honcaları, hediyeler getirirler. “Kına Yaktı” merasimi maniler ve türkülerle süslenir. Bu mani ve türkülerin çoğu kederli olur. Baba eviyle ayrılır motifleri söylenir. Epey sonra gelin ağlamaya başlar. Bu arada isteyen olursa kıza takı takılır. Ertesi gün aynı merasim oğlan evinde de yapılır ve buna gınavet adı verilir. Bir sonraki gün ise uygun bir yerde, oğlan tarafınca döş adı verilen bir yemek verilir. Yemekte ortaya bir tepsi getirilir ve davetliler o tepsiye bahşiş atarlar. Bu bahşişi genellikle orada çalgı çalanlar alır. Bu arada damatla da ilgilenilir. Gerdek gecesine kadar damatla ilgilenen ve ondan sorumlu olan bu özel kişiye sağdıç veya saşdiş denir. Düğün geleneklerinden bir tanesi de ″koşu″ düzenlenmesidir. Atlara binilerek belli bir mesafe gidilir ve daha sonra düğün evine kadar yarışmak suretiyle koşu gerçekleştirilir. Birinci gelen atın boynuna kırmızı ya da beyaz bir “yaylık”, başörtüsü bağlanır. Buna “nemer” adı verilir. Nemer’i alan kişi düğün sahibi tarafından ödüllendirilirdi (www.karapapah.com/turkce/konu_detay.aspx?id:182-; www.yenifrm.com/archive/mus-dugunler-t177519.html; Kalafat, 2011:359-370.).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Süd Hakkı:

Düğün günü oğlan anasından kız anasına, ana hakkının helalliği için ona çok değerli bir hediye verilir. Karapapahlar bu hediyeye “Süd hakkı” derler (Kalafat, 2010: 290-295).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Şah Bezeme:

Sini kaldırma[8] olayına benzer bir gelenek de Terekeme -Karapapak köylerinde, düğünlerde yapılan “Şah Bezeme” geleneğidir. Bu geleneğin uygulandığı köylerde ″Şah″ (şax) denilen, 70 cm uzunluğunda, yanlarına ağaç görünümü vermek için 7 veya 9 dal çakılan ağaçtan yapılma bir araç bulunur ve en son düğün kimin evinde yapılmışsa bir sonraki düğüne kadar orada saklanır. Şah, düğünlerde meyve ve şekerlerle belli bir usule göre süslenir. ″Oğlan şahı ve kız şahı″ olmak üzere iki şah bezenir. Oğlan şahının masraflarını damadın sağdıcı, kız şahının masraflarını ise kız sağdıcı karşılar. Şah bezeme işini, bölgede bu konuda uzman olan bir kişi yapar. Bunun karşılığında da kendisine münasip hediyeler ödenir. Şah bezenirken Türkler için önemli kabul edilen 3-7-9 ve 40 sayılarına dikkat edilir, Şahın dallarına 7, 9 veya 40 çeşit meyve, şeker vs asılır. Kız şahı sade olmasına rağmen, erkek şahı oldukça ihtişamlı ve görkemlidir. Kız şahı, kına gecesinin ertesinde kız sağdıcının evinden, sağdıcın erkek kardeşi ve yakınları tarafından çalgılar ve pehlivanlar eşliğinde alınarak oğlan sağdıcının bulunduğu kız evine getirilir. Kız şahını teslim alan oğlan sağdıcı, kız sağdıcına helet (xelet) denen münasip bir hediye verir. Sonra da şah üzerindeki meyve ve şekerlerin bir bölümünü orada bulunanlara ikram ederken bir bölümünü de damat için ayırır. Oğlan şahı ise daha şatafatlı bir törenle getirilir. Gelinin, oğlan evine inmesinden sonra damat, sağdıç ve arkadaşları sağdıcın evine gider, orada eğlenirler. Düğün akşamı “toy babası” gelir ve bağırarak şah alayının kurulmasını ister. Bunun üzerine meşaleciler gündüzden hazırlanan tongalları (meşaleleri) yakarak yolun sağında ve solunda sıralanırlar. Yolun ortasında; önde davul-zurna, bunların arkasında şah ve şah bekçileri, damat ve sağdıç, korumalar olmak üzere şah alayı oluşturulur. Damat ve sağdıcın ağzı mendil ile kapatılır. Konvoyun arkasına orada hazır bulunan köy halkı geçer, damadın evine kadar oyun ve türküler eşliğinde gelinir. Gelin bezedilince (süslenince) başını yengesi hazırlar. Kemerini erkek kardeşi takar. Gelini sandığına bir fakir çocuk oturtulur. Onun kalkması için de ona bir hediye veya para verilir.

″Kazan açması″, oğlanın adamları kızın evinden gelenlere yemek verirler. Bu esnada ″kazanın kapağı açılmıyor″ denilir. Kapak açılsın diye hediye veya para verilir. Kız evinden gelin adayı, davul zurna eşliğinde alınırken, kızın çeyiz sandığı da arabaya konulur. Ancak tam bu sırada sandığın üzerine oturulup bahşiş istenmesi âdettendir. Bahşiş verilmesiyle sandık arabaya yüklenmek üzere kaldırılır. Gelin evin eşiğinden içeriye girmeden ayağının önüne ″kurban kesilir″. Terekeme Türklerinde gelin yeni evine girerken eve sağ ayağı ile girmesi sağlanır. Gelinin ilk sağ ayağı ile yeni evine girmesinin uğur ve bereket getireceğine inanılır. Eşikte ayağının altına bir porselen kap konulur (Kalafat, 2003: 52; Kalafat, 2000:123). Ayağı ile kırması istenir. Gelin ayağı ile bastığı bu tabağı kırar ve gelinin eli bala sokularak kapının üst kısmına sürmesi sağlanır; bunun uğuruna ve bereketine inanılır. Gelinin elinden damadın yakın akrabaları bal yemektedirler. Bunun nedeni ise ileride yeni gelinle akrabaların iyi geçinmesinin istenilmesi ve temenni edilmesidir. Yine geline bir ekmeği ikiye böldürürler, bir parçasını eski evine (Baba evine), bir parçasını yeni geldiği eve koyarlar. Geldiği evde bereket kalsın, yeni geldiği eve bereket getiresin diye bu uygulama yapılmaktadır (Kalafat, 1999: 163)[9]. Gelin babasının evinden çıkınca ardı sıra su dökerler, bahtı aydın olsun diye; şeker serperler, yeni ocağında şirin olsun diye (www.karapapah. com/turkce/konu_detay. aspx?id:182). Gelin ayağına kurban kesmek, tabak kırmak, arkasından su serpmek, Anadolu’da birçok yerde vardır. Kırılan tabakla çıkarılan sesin kötü ruhları, cinleri korkutup kaçıracağına inanılır. Nitekim tahtaya vurulup ″şeytan kulağına kurşun″ denilmesi de, aynı inancın tezahürüdür. Anadolu’da evin kapısına bal sürülerek, gelinin tatlı dilli olması dilenilmiş olur. Geline ve çocuğuna dua edilirken ″Allah gelinine ve çocuğuna başacan (başına deyin, başına kadar) versin, hoşbaht eylesin, Allah hoşbaht eylesin, oğullu kızlı olsun, hoşbaht yaşasın. Allah rızkını bol eyle özüne can sağlığı vere″ denir. Gelin yaşmaklanır, kaynanası ve kayın babasının yanında konuşmaz, yemez, içmez, onların adını söylemez. Erkek, babasının yanında çocuğunun adını söylemez. Gelin ile oğlanın anası arasında perde vardır. Gelin, kaynanası kaynatasının dediğine cevap vermez (www.hbektasveli.gazi.edu.tr/dergi_dosyalar/05-79-102.pdf; Kalafat, 2000:123). Bu bir hürmet ifadesidir. Terekemelerde gelin eşine ismi ile hitap etmez. Kaynanasına hitaben evde konuşurken ″oğlun″ der. Eşi de ona, ″Ay kız″ veya babasının ismi ile ″Yusuf’un kızı″ veya memleketinden hareketle ″Ay Karslı″ veya ″Ay tembel″ der. Bu doğal ve yaygın bir uygulamadır ve hiç yadırganmaz (Kalafat, 2006: 38; www.karapapah.com/turkce/konu_ detay.aspx?id:182). Gelini, damadın akrabaları evlerine çağırıp ona hediyeler verirler, onu yemeğe alırlar. Buna ″boy görmesi″ denir. Evlenen oğlanın ailesi evlendikten bir yıl sonra hemen çocuk bekler. Çünkü çocuk Allah’ın onlara verdiği bir nimet, bir hediyedir. Eğer düğünden bir buçuk yahut iki yıl geçtiği hâlde çocuk olmuyorsa, uğursuzluk var demektir. Bu uğursuzluğun kaybolması için de genel kanıya göre bölgede bilinen en eski yatır veya türbe ziyaret edilir. Yatırın çevresinde döndürülen gelin eve dönerken asla arkasına dönüp bakmaz. Gelin hamile kalıncaya kadar başına toprak dökülür, gelinin elbisesinden bir parça kopararak mezar taşının dibine kurşun ile birlikte gömerler. Eğer gelin yapılanlardan sonra hamile kalmışsa uğursuzluğun gitmiştir denir. Yine doğurmayan kadının giysisinin altına, çocukları olan ananın giysisinin eteği dikilir. Çocuğu olmayan kadının karnını evlenmemiş evliyanın kabir taşına sürterler. Çocuğu olmayan erkeği ise atın karnının altından geçirirler. Karapapah-Terekeme Türkleri arasında erkek çocuğun ağırlığı hâlâ hissedilmektedir. Kız çocuk inceliğin, neşenin ve güzelliğin; erkek çocuk gücün, soyun ve gururun temsilcisidir. Karapapah-Terekeme Türkleri arasında “Kız bereket, oğlan devlettir” anlayışı geçerlidir. Gelin eve girerken eli şerbete batırılır ve kapıya sürülür ki eve tatlılık getirsin. Kız baba evinden perşembe veya pazar günü çıkar. Kırklı kadın kırkı çıkana kadar hiç kimseyle bayramlaşmaz, kimsenin elini öpmez, kimseye elini öptürmez, elini vermez. Hamile kadın aş erdiği sırada neye bakarsa doğuracak çocuk ona benzeyecektir (http://www.tgdturkey.com/tr/kars/sehir-hakkinda/kulturu; http://www.karapapak.com/tr).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Müzik Aletleri:

Halk oyunları müziklerini icra eden elemanların hiçbiri, icra ettikleri oyun müziklerini notaya bakarak veya notadan öğrenerek çalmamaktadır. Yörede halk oyunlarının müzikleri, usta-çırak ilişkisi ile kuşaktan kuşağa aktarılmaktadır. Düğün ve eğlencelerde üç veya dört çalgı eşliğinde müzik yapılmaktadır. Ancak yörede tespit edilen bu çalgıların bir bölümünün özellikle ″Saz″, ″Davul″, ″Zurna″nın halk arasında kullanımı daha yaygındır.

Davul: Türklerin de en eski vurmalı çalgılarından biri davuldur. Davul, Türklerin eski dinleri olan Şamanlık’ta dinsel törenler sırasında çalınırdı. Şaman din adamları kötü ruhları davul çalarak kovarlardı. Türkler Müslüman olduktan sonra davul eski işlevini yitirdi. Tuğ ve sancakla birlikte devletin egemenlik simgesi oldu. Divan-ü Lügat-it Türk’te (MS 1072-1074) geçen tovul/tovil ″şahin av yapınca çalınan davul″ kelimesinden hareketle özgün Türkçedir (Ergin, 1964: 356-365; Mahmud, 1943: 165).

Goşa Nağara: Goşa kelimesi Azerbaycan Türkçesinde ″çift″ demektir. Davul aynı iskelet üzerine monte edilerek yapılır. Goşa Nağara, çubuklarla çalınır. Davul’a ritimde eşlik eder. İskeleti, çınar ağacından veya demirden yapılır. Derisi ise deve derisinden yapılmaktadır.

Tar: Uzun saplı, İran, Azerbaycan, Gürcistan gibi ülkelerinde kullanılan telli bir çalgı aletidir.

Garmon: Çerkez ve Azeri halk oyunlarının vazgeçilmez müzik aletlerinden biridir. İskeleti çınar ağacından yapılır. Perde ve klavyeleri plastikten yapılmaktadır. Akordeondan farklılığı klavye sayısının fazla olmasıdır.

Zurna: Anadolu’da şimşir, dişbudak, ıhlamur, kızılcık, ceviz ve ardıç ağacından imal edilen zurna büyüklük ve ses rengine göre kaba zurna, orta kaba zurna ve cura zurna (Zil Zurna) olmak üzere üç çeşittir. Ustası, Vacip dayı (Güney, Gökhan, http://www.bulaniktutkusu.com/ turkulerimiz_ve_ sanatcilarimiz.asp).

Saz: Ülkemizde kullanımı en yaygın olan telli bir Türk halk çalgısıdır. Yörelere ve ebatlarına göre bu çalgıya, Bağlama, Divan sazı, Bozuk, Çöğür, Kopuz, Irızva, Cura, Tambura vb adlar verilmektedir. Bağlama ailesinin en küçük ve en ince ses veren çalgısı Cüre veya Cura’dır. Curadan biraz daha büyük ve curaya göre bir oktav kalından ses veren çalgı ise tambura’dır. Bağlama ailesinin en kalın ses veren çalgısı ise Divan Sazı’dır. Tamburaya göre bir oktav kalından ses verir.

Kaval: Çoban çalgısı olarak bilinen kaval, yörede daha çok şimşir ağacından (nadiren livori, incir ve erik ağacından), altta 1 ve üstte 7 delikli olarak imal edilir. Dilli kaval ve dilsiz kaval olarak adlandırılan iki türü vardır. Dilli kavalın ucunda ses üretimini sağlayan bir düdük bulunur. Dilsiz kaval ise içi boş bir boru olup çalan kişi nefes teknikleriyle istenen sesi çıkarır (Güney, Gökhan, http://www.bulaniktutkusu.com/turkulerimiz_ve_ sanatcilarimiz.asp)[10].

 

Terekeme- Karapapah Türklerinde Düğünlerde Oynanan Oyunlar:

Yöremizde oynanan oyunlar Anadolu kültürünün bir yansımasıdır. Oyunlarımız, çocuk oyunları, düğünlerde oynanan oyunlar ve evde oynanan oyunlar olmak üzere ayrılır. “Ağır Terekeme”, “Tellice”, “Lezgi” (Hangi), “Galoş”, “Üç Ayak”, “Orta Çala”, “Süsen Sümbül”, “Kalender”, “Memmet Bağır”, “Alma-Dere”, “Çil Horuz”, “Düz Yallı”, “Narı”, “Şanalım”, “Kesme”…

Yallı: Bu havayla çok kalabalık, kızlı erkekli karma oynarlar. Çalgısız, yani yalnız türküsünü çağrılarak oynanan bu oyun çeşidini (Yallı) yalnız kadınlar veya yalnız erkekler düğün ve şenliklerinde yürütebiliyorlar. İki sevgilinin duygularını ses ve hareketle canlandırdığı için karma olarak meydana çıkmışlığı daha akla yakın ve konusuna daha uygundur. Sözleri, kız ile delikanlı arasında karşılıklı konuşma şeklindedir.

Lezgi: Tek, ikili, alaca dizi (kadın-erkek), toplu karşılamaz gibi değişik adlar alır. Tek oynandığında ″Lezginka″ denir. Toplu oynanırsa, yöreye göre “Lezgi”, “Lehuri” adını alır. Oyunda erkek kartalı, kadınsa sülünü simgelemektedir. Oyuncular haliz oluşturur, dönerek oynarlar, arada bir durdurulur. Bu sırada oyunculardan biri, kimi kez alanın ortasına fırlayarak özel gösteri yapar. Tek kişilik gösteriler sırasında halkadakiler el çırpmakla yetinirler.

Üç Ayak: Yerli barlardan Üç Ayak, hareketlilik ve çeviklik gerektiren bir oyundur. Oyun sırasında ayaklar üç kez yere vurulur. Üç kez de yerinde sayar. Adını da bu üçlü hareketlerden almıştır. Kızlı-erkekli oynanır. Üç Ayak, Çabuk Üç Ayak, Ağır Üç Ayak ve Dik Halayları da vardır. Bunları 2-6 kişi oynarlar. Oyuna mendiller bayrak sayılarak tutulur. Dizler kırılır, omuzlar birbirine yapıştırılıp sıra dağlar misali halay çekilir.

Terekeme: Adını Terekemelerden (Karapapah) almıştır. Terekeme erkeklerinin alınganlığını, yiğitliğini; kadınlarının ise ağır başlı, çekingen davranışlarını yansıtır. Oyun çok ağır bir havada, iki kız oyuncunun, seyircileri ellerindeki mendili başlarına ve göğüslerine sürüp selamlamalarıyla başlar. Kars ve yöresinde kadın ve erkeğin birlikte yürüttüğü iki kişilik oyundur (T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı – Türk Halk Oyunları Katalogu).

Laçın-Ters Laçın Barı: Kızlı-erkekli oynanır. Oyun sağ ayakta sallanmayla başlar. İki sağ, iki sol yerinde sallanarak yürünür. Ağırdan başlayan oyun git gide hızlanır. Sonra Ters Laçın oynanmaya başlanır. İki sağa yürünür, sallama yapılır. Üç sola çekilir. Yeniden sallama yapılır. Oyun böylece sürer, yalnız erkeklerle oynandığında çökmeler, atlamalar ve daha çevik hareketler yapılır. “Ters Laçın”de ters yönde ilerlendiği için, oyuna bu ad verilmiştir.

Halay: Ağırlama bölümüyle başlayanların ikinci bölümüne hızlı anlamında ″yelli″ denir. Türkmenler halaylara özellikle barlara ″yallı″ derler. Bunlar daha çok “nanaylar”la, yani sözlü olarak oynanır.

Bar: Genellikle kına gece­lerinde damat oynatılırken oynanır. Parmaklar tutularak oyuna sağ aya­kla başlanır ve ileriye doğru üç adım atılarak sol ayak ileri vurularak ilerle­nir ve aynı şekilde geri dönülür. Oyun bu figürlerle sürer. Oyun, ileri çıkışlardan birinde sol ayağın öne vuruluşu sırasında biter.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Ölüm:

Terekeme Türklerinde ölüm olaylarının duyurulması, ölenin yakınlarının ağlamasıyla olur. Olayı duyan komşular ölü evine toplanarak ölünün yakınlarının acılarına ortak olmaya, onları avutmaya ve ilk hazırlıkları yapmaya yardımcı olurlar. Ölüm esnasında eller yana çekilir, gözler kapatılır, çene bağlanır, ayaklar uzatılır. Ölü helvası daha mevta defnedilmeden yapılır ve defnedilinceye kadar da dağıtılır. Bunun dışında birde Cuma günleri ruhları şad etmek için helva ekmek dağıtılır. Vefat eden kişi öldüğü günden üç gün sonra mevlit, yani Terekemelerdeki adıyla “hayrat” okutulur. Öldüğü günden itibaren yedi gün boyunca her akşam Kuran okutulur. Kırkıncı günün sonunda, tekrar bir mevlit okutulur buna da Terekeme Türklerinde “kırkını sindirme” denir. Elli ikinci gece ölünün eti kemiklerinden ayrıldığı gece olarak bilinmektedir ve bundan dolayı kolay ayrılması için Kuran okutulmaktadır. Bunun ardından elli ikinci gecesi yakın akrabaları ve imam esliğinde bir mevlit daha okutulur ve en son olarak da vefat eden kişinin bir yılı dolduğunda tekrar bir mevlit okutulur (bunu her sene ölüm günü tekrar edenler de vardır). Karapapah-Terekeme Türkleri ölen kişinin gözüne toprak dökerler. Böylece gözünün doyacağına ve gözünün geride kalmayacağına inanırlar. Ölen kişinin hayrına 1, 3, 7 ve 40. günlerinde “éhsan” (ihsan) adı verilen yemekler verilir. 52. gününde ise Kuran-ı Kerim okutularak fakirlerin karnı doyurulur. Bunun nedeni ise 52. günde ölünün etinin kemiğinden ayrılmaya başladığı, iskelet sisteminin bozulduğu ve bu esnada onun acı çektiğinin düşünülmesidir. 52. günde yemek dağıtılarak fakir fukaranın duasının alınması ve ölünün daha az acı çekeceğine inanılır. Bu uygulama ölünün birinci yılında da tekrarlanır. Bu inanış aslında bütün Türk kavimlerinde var olan bir inanıştır. Karapapah-Terekeme Türkleri bayramlarda kapı pencerelerini açık tutarlar. Ruhun ölmezliğine inanan bu insanlar böylece ruhun evlere girebileceğini ve istediklerini alabileceklerini düşünürler (Kalafat, 2000:258.Novruzova, 2005:62-63).

Terekeme- Karapapah Türklerinde Sayacılık:

Sayacılar bir bakıma çoktan beri halk arasında önemini yitirmiş olan Dede Korkut’un rolünü oynamışlardır. Sayacıların söylediği maniler ve şiirler tıpkı Dede Korkut hikâyesindeki sözler gibi öz ve sadedir.

Terekeme- Karapapah Türklerinde Yeminler (Antlar):

Allah taş etsin ki…

Allan belamı versin ki…

Vallahi…

Billahi…

Kuran çarpsın ki…

Ekmek gözümü tutsun ki…

İki gözüm önüme aksın ki…

Bu toprak hakkı… (Çetinkaya, 2005:49-72).

Akar suya ant olsun ki…

O çıkan güneş hakkı…

Şart olsun ki… (Çetinkaya, 2005:49-72)

 

SONUÇ

Bir toplum veya toplumsal bir sistem, değerler bütününün araştırılıp incelenmesiyle anlaşılabilir. Halk inançları kavramı da araştırılması gereken kavramlardan biridir. Halk inançları, düğünlerle, gündelik yaşayışla, iktisadi, ticari, davranışla, hava tahmini, güzel sanatlar ve edebiyatıyla vb. yüzlerce konuyu ihtiva eden zenginliğiyle, bunların yer yer manevi ve dini inançlarla ilgi göstermesiyle elbette çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Halk inançlarının felsefesi vardır. Halk inançları sadece Terekeme -Karapapak Türklerinin değil diğer bütün Türklerinde ortak konusudur. Mitolojisinin bir ürünü değil, aynı zamanda yaşayan halk inançlarımızın da sık rastlanılan bir motifidir. Terekeme -Karapapak Türkleri Halk inançları ile ilgili yapılacak yeni çalışmalar, Terekeme -Karapapak Türklerinin Türk halk inançlar sisteminindeki yerini ortaya çıkaracak ve konunun daha fazla berraklaşmasını sağlayacaktır. Bu çalışma da ise Muş – Bulanık ilçesinde yaşayan Karapapah-Terekeme Türklerinin halk inançları ele alınmıştır.

KAYNAKÇA

AKÇORA, E. Rusya’nın Kafkasya Siyaseti ve Geçmişten Günümüze Çeçenler, İstanbul,1996

AKDAĞ, M..Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara,1975

AKPINAR, Y. ″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul,1994

AKSAKAL, Ali “Türk Kültüründe Hıdırellez”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Temmuz,1990, Yıl.4, S.43, s.45, 50.

ALEXANDRE G. Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul,2000

ALP, Münevver “İstanbul’da Eski Hıdırellezler”, Türk Folklor Araştırmaları, Haziran 1974, Yıl.25, C.25, S.299, s.7011

ALUS, Sermet Muhtar, “Rûz-u Hızır”, Türk Folklor Araştırmaları, Haziran 1951, Yıl.2, C.1, S.23, s.354.

ALYILMAZ, S. Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara,2003

ANDREWS, P. A. Türkiye’de Etnik Gruplar, Çev. Mustafa Küpüşoğlu, ANT Yayınları, İstanbul,1992.

ARAS, Enver, “Türklerde Hıdırellez Geleneği”, Millî Folklor, Yaz,2002, Yıl.14, C.7, S.54, s.50.

Çıldırlı Âşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara,1995

ASLAN, K. (1994). Ahıska Türkleri, Ankara

AŞIKPAŞAOĞLU. Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul,1949

AYDIN, M. Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar, İstanbul,2005.

BALA, M. ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M.E. B.Yay. Cilt: 6, İstanbul,1967, s. 339

Kumuklar, İslam Ansiklopedisi, Cilt: VI,1970, s. 986

″Çerkezler″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul,1993, s. 375

BAŞGÖZ. Yunus Emre I, İstanbul,2003.

BAYRAM, İ. Ağrı Eleşkirt İlçesi Merkez Ağzı, Atatürk Üniversitesi, Lisans Tezi, Erzurum,1976.

BERKOK, İ. Tarihte Kafkasya, İstanbul,198l.

BİNBAŞI NAZMİ. Kafkasya ve Türkistan, İstanbul, 1334.

CAFEROĞLU, A. – Yücel, T. ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara,1976.

″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara,1976.

CAFEROĞLU, A. “Anadolu Ağızlarında İçses Ünsüz Benzeşmesi”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten,1958, s.1-11.

Kafkasya Türkleri, Ankara,1983a.

Türk Kavimleri, Ankara,1983b.

Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul,1988.

Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları: 62, Ankara,1995.

CELİLOV, A. F.  Azerbaycan Dilinin Morfonologiyası, Bakı (Çev. Mehmet Göçmez, Azerbaycan Dilinin Ses ve Şekil Bilgisi, G. Ü. Kırşehir Fen-Ed. Fak. TDE Bölümü Bitirme Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mahmut Sarıkaya, Kırşehir, 2004),1988.

CEMŞİDOV, Ş.  Kitab-ı Dede Korkut, Ankara,1990.

ÇELEBİOĞLU, A.  Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul,1995.

ÇETİNKAYA, N.  Kızılbaş Türkler, İstanbul,2005.

Çıldır Âşık Sempozyumu  Ankara,2000.

DAŞDEMİR, M.  “Terekeme/Karapapah Ağızlarındaki İkili Biçimler ve Bunların Etnik Kökenle İlişkisi”, [Bildiri], II. Uluslararası Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları Çalıştayı. (Mayıs), Kars,2009.

DEMİR, A. F.  ″SSCB’nin Dağılmasından Sonra Türkiye-Azerbaycan İlişkileri″, Değişen Dünya ve Türkiye, Der. Faruk Sönmezoğlu, İstanbul,1996.

Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya, İstanbul,2003.

DEMİRTAŞ, A.  “Kırım Savaşı ve 93 Harbi Sürecinde Osmanlı Memleketine Gelen Göçmenlerin Sevk ve İskânları”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Dergisi, Sayı 41, Erzurum,2009.

DERLEME SÖZLÜĞÜ  Cilt: I-XII, Ankara,1993.

DEVLET, N.  ″Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü″, Yeni Forum, Mayıs,1996, Sayı:7

DOĞAN A.  Türklerin Tarihi, 1. Kitap, İstanbul,1997.

Türklerin Tarihi, 4. Kitap, İstanbul,1997.

Türklerin Tarihi, 5. kitap, İstanbul,1997.

DOĞAN, İ.  Sosyoloji Kavramlar ve Sorunlar, İstanbul,1998.

DÜNDAR, S. – Çetinkaya, H.  Terekemeler (Karapapak Türkleri), (El Kitabı), Eylül,2004.

EBÜLGAZİ BAHADIR HAN, Şecer-i Terakime, Türklerin Soy Kütüğü. (Haz. Muharrem Ergin), Tercüman, 1001 Temel Eser.

EFENDİOĞLU, S.  Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume, 4/3, Spring,2009, 808-809.

ELÇİBEY, E. Fars Şovenizmi, Çev.: Cavit Veliyev, http://www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content& task= view&id= 40&ıtemi=41

ELİTOK, N.  Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi,2006.

ERCİLASUN, A. B.  Kars İli Ağızları – Ses Bilgisi, Ankara,1983.

Irak Türklerinin Dil ve Edebiyatı, Irak Türkleri Sempozyumu Tebliğleri,1987.

EREL, Ş.  Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul,1961.

ERGİN, M.  Türk Dil Bilgisi, İstanbul,1993.

ERKAN, A. O.  Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul,1999.

ERÖZ, M.  Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara,1990.

ƏSGƏROV, Ə.Ümum Təhsil Məktəbi Şagirdlərində Ekoloji Mədəniyyətin Formalaşdırılmasının İmkanları və Yolları, Naxçıvan, 2008.

EYÜPOĞLU, İ. Z.  Şeyh Bedreddin ve Varidat, İstanbul,1987.

FANİNA W. H.  Kafkasya Üzerine, Kafkasya Yazıları, Çev : Ali Çurey, İstanbul,1997.

GÖKALP, Z.  Türkçülüğün Esasları, İstanbul,2003.

GÖKÇE, C.  Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya Siyaseti, İstanbul: Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları,1979.

GÖLPINARLI, A. ″Kızılbaş″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 6, s. 789

GÖMEÇ, S.  Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara,1999.

GÜLŞEN S. A.  “Görkemli Âlim Muharrem Ergin Bey (1923 Gögye – 6 Ocak 1995 İstanbul)”, Prof. Dr. Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 2, Sayı: 4, Aralık,2005, s. 10-25

GÜRSOY, C.  Volga, Türk Ansiklopedisi, Cilt: XXXIII,1984, s. 319

HABİÇOĞLU, B.  Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul,1993.

HACILAR, V.  Karapapah Mehralı Bey, Tiflis,1996.

Azerbaycan Halk Destanları, Efsane, Esatir ve Nağılları Deyimleri, Bakü ,1999.

Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hakikatlerde, Tiflis,2001.

Azerbaycan Folklor Ananeleri (Gürcistan’daki Türk Dilli Folklor Örnekleri Esasında), Tiflis,1992.

HEKİMOĞLU, M. İ.  Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Temaşaları, Bakü,1997.

HİZAL, A. H.  Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yayınları, Ankara,1961.

İBRAHİMOV, M. R.  ″Dağıstan Halkları XX. Yüzyılında Etnodemografik Problemler″, Yeni Forum, Mart, 1996,s. 33

İLHAN, S.  Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Ankara,1999.

JOHN F. B.  Rusların Kafkasya’yı İşgali ve Şeyh Şamil, İstanbul,1996.

JOSEPH V. H.  Osmanlı Tarihi, Çeviren: Mehmed Ata – Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, İstanbul,1990.

KAFKASYA  Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 5, İstanbul,1985, s. 1620

KAFKASYA, Rehber Ansiklopedisi

KAFLI, K.  Şimali Kafkasya, İstanbul,1942.

KALAFAT, Y. (), “Eski Türk İnançlarının Kars Yöresindeki İzleri”, 4. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Ankara,1992, s. 149-169

“Türklerin Dini Tarihi – Türk Halk İnançlarında Ters Motifi, Prof. Dr. Abdurrahman ÇAYCI’ya Armağan, Ankara 1995, s. 297, 307

″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos 2001, Sayı 2001/31, 2001,s. 26-30

“Güney Kafkasya’da Az Bilinen Bir Türkistan”, 2003.

Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″, VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Türk Halk Kültüründe Gelenek, Görenek ve İnançlar / Tradıtıons, Customs And Belıefs İn Turkıs Folk Culture, 9. Oturum – Sesion 9, 30.06.2006 Cuma

“Ağrı Dağı ve Yakın Çevresi Örnekleri ile Türk Kültürlü Halklarda taş Kültü”, III.Uluslararası Ağrı Dağı ve Nuh’un gemisi Sempozyumu, 12-14 Ekim 2010, İstanbul, 2011, s.359-370.

“Lenkeran Folklor Müşaveresi ve Azerbaycan Halk Sufizmi”, Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 1998,  S. 3,  s. 168.

Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları   II, Kaşkayiler – Terekemeler – Elsevenler – Karakoyunlular – Kiresunlular – Avşarlar – İsmaili Hazaralar – Kengerliler – Caferiler – Karamanlılar – Nigariler – Ayrımlılar – Kekailer – Şebekler – Navıllar – Sarulular, 2005:145.

Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları -I- T.C Kültür Bakanlığı Kültür Eserleri, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara 2002

Bakü-Ceyhan Kültür Hattı, Ankara, 2000.

Doğu Anadolu’da Eski Türk İnançları İzleri, Ankara 2010, s. 290-295

Türk Dünyası Karsılastırmalı Türkmen Halk 8nançları, ASAM, Ankara 2000.

KAMACI, E.  Çerkez Tarihi (Abazalar, Adigeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Osetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler), Eylül,1992.

KANTARCI, H.  ″Kafkasya Jeopolitiğinde Kriz Alanları ve Güç Mücadelelerinin Türkiye’ye Etkileri, 2023, Sayı: 53, Eylül, 2005,s. 34

KARAKHİ, M. T.  Kafkas Mücahidi İmam Şamil’in Gazavatı, (Çev. T. Cemal Kutlu), İstanbul,1987.

KARAMAN, E.  Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s. Number 20, 2007,s. 98, 99.

KARAMANLI, M. H.  ″Gürcistan″, DİA, C. XIV, İstanbul,1996, s. 310

KARAPAPAKLAR, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt: XXIV, s. 470

KARİNİ, J.  Erdebil İli Ağızları, Doktora Tezi, Ankara,2009.

KAŞIKÇI, N. – Yılmaz, H.  Aras’tan Volga’ya Kafkaslar – Ülkeler – İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara,1999.

KAVAKLIÇEME, H.  Kars ve Iğdır Azerbaycan Türkleri Ağzı (Dil İncelemesi-Metin-Dizin), Yüksek Lisans Tezi, Erzurum,2010.

KEMALOĞLU, M.  ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I. Bölüm)″, Kalgay Dergisi, Yıl: 11, Sayı: 41, Temmuz-Ağustos-Eylül,2006a.

″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II. Bölüm)″, Kalgay Dergisi, Yıl: 11, Sayı: 42, Ekim-Kasım-Aralık,2006b.

Terekeme-Karapapah Türkleri Ağzına Ait Sözcükler “Muş-Bulanık Çevresi”, Türkiyat Mecmuası, C. 22 / Bahar, 2012, s. 61-97

Terekeme-Karapapak Türklerinde Dualar (Alkışlar) ve Beddualar (Kargışlar), Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Spring / Bahar 2011- Issue / Sayı 26, s. 55-75

KEMALOĞLU, Ş. – Kemaloğlu, M.  Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Ankara.2007.

KIRZIOĞLU, M. F.  Kars Tarihi, İstanbul,1953.

″Cenubi Garbî Kafkas Cumhuriyeti″, Türk Kültürü, Sayı: 72, Ekim,1968, s. 958-959

″Ahıska Bölgesi ve Türklük″, Türk Kültürü, Sayı: 87,1970, s. 203-206

Dede Korkut Oğuznameleri Işığında Karapapaklar: Borçalı-Kazak Uruğunun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış, Atatürk Üniversitesi Yay, Erzurum,1972.

Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Ankara,1992.

Osmanlıların Kafkasya Ellerini Fethi (1451-1590), Ankara,1993.

Khazarlar’ın Borçalı ve Kazah Boylarından Oluşan Karapapaklarda Çağımızda İnsan Heykeli Kabir taşı Yapma Geleneği, Türk Kültürü Araştırmaları (Prof. Dr. Oktay Aslanapa Armağanı), s. 229-254, Ankara,1995.

“Çıldırlı Âşık Şenlik’te Vatan ve Millet Duyguları”, Âşık Senlik Sempozyumu Bildirileri, Ankara, T. C. Kültür Bakanlığı Yay.: 161,1997.

Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, Bizim Ahıska, Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 9, Yıl: 4, Kış,2008.

Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, Bizim Ahıska, Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 13, Yıl: 5, Kış,2009.

KOÇ, A. Kelime Sonunda Ünsüz Türemesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Sayı: 47

KÖKTEKİN, K.  Doğubayazıt Ağzının Ses Özellikleri, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı: 33,2007.

KURAT, A. N.  Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara,1992.

KUTALMIŞ, O. G.  Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul,2003.

KÜTÜKOĞLU, B.  Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri, İstanbul,1993.

LANG, D. M.  Gürcüler, İstanbul,1997.

LEONTİ L.  Çerkesya, Tarihi Etnografik Makaleler, 1857-1862-1866 Çivi yazıları, Çeviren: Papşu Murat, İstanbul,2003.

MELİKOFF, İ.  Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul,2004.

MEMMEDLİ Ş. Gocaeva G. (2009).Gürcistan Türklerinin Kars’a ve Türkiye’nin Diğer Bölgelerine Göç Hareketleri”, 2. Uluslar Arası Kafkasya Tarih Sempozyumu Kitabı, Erzurum, s. 219-226.

Paralanmış Borçalı veya 1918 Yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi, Azerneşr Yay, Bakü,1991.

Azerbaycan Edebiyyatının Borçalı Qolu, Monoqrafiya, Tbilisi, Kolori,2003.

MEMMEDOV, N.  Azerbaycan’da Yer Adları, Bakü,1993.

MERÇİL, E.  Gürcistan Tarihi – Eski Çağlardan 1212’ye Kadar, Ankara,2003.

METCUNATUKA, İ.  Kafkas Tarihi, İstanbul, Hürriyet Matbaası,1330.

METİN E.  Karakalpak Âşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı: 35, Güz, 1997,s. 10-16

MÜTERCİMLER, E.  Geleceği Yönetmek/Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta, İstanbul,2006.

NASKALİ, E. G. – Duranlı, M.  Altay Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara,1999.

NEBİYAR, İ.  Sulduz Karapapakları Hakkında, Qarapapaqlar Dergi, sayı 1, 2005,s. 9-13

NOVRUZOVA, Gülreyhan, Dagıstan Derbent Bölgesi Terekeme Türklerinin Dini Hayatı, Felsefe ve Din Bilimleri Anabilim Dalı, Din Sosyolojisi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2005.

OKATLI, S.  Anadolu Ağızlarında Ki Bağlama Edatı İle Kurulan Yardımcı Cümleler, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 21, Yıl: 2006/2, s. 453-465

ORHAN A.  Karapapaklar (Seminerler Çalışması), İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya,1998.

Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Sünnet’in Şii Akidesine Tenkidleri. İstanbul,2000.

ÖGEL, B.  İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara,1984.

ÖZBAY, Ö.  Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Ankara,1995.

ÖZEY, R.  Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul,1996.

ÖZKAN, N.  Türk Dilinin Yurtları, Ankara,2003.

ÖZTÜRK, M.  Kafkasya’nın Tarihi Coğrafyası ve Stratejik Önemi, Genelkurmay ATASE – Sekizinci Askeri Tarih Semineri I, Ankara,2003.

RAMAZAN, M.  Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul,1997.

RZEVİ, M.  Sulduz Karapapakları Hakkında, Qarapapaqlar Dergi, sayı 2,2005, s. 8-12

SARAY, M.  Kafkasya Araştırmalarının Türkiye için Önemi, Kafkas Araştırmaları I, İstanbul,1988.

SARIKAYA, M. – Seyfel, M.  Kırşehir Abdal/Teber Dili Ve Anadolu, Azerbaycan, Özbekistan Gizli Dilleriyle İlgisi, TÜBAR-XV-Bahar, 2004,s. 244

Güney Azerbaycan Türkçesi, (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora Tezi), Kayseri,1998.

Azerbaycan Türkçesinde Geniş Zaman ve Şimdiki Zaman Çekimleri İle Güney Azerbaycan Türkçesindeki Örnekleri, TÜBİAR-X-Azerbaycan Türkçesi,2001.

Teklik İkinci Kişi Emir Çekimlerinin Anadolu ve Azerbaycan Ağızlarındaki Değişik Örnekleri Üzerine, TÜBAR-XXV-Bahar,2009, s. 146

SAYDAM, A.  Kafkasya’da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Türkiye, KTÜ, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Trabzon,1993.

SEVİNÇ, N.  Türkiye’nin Türklükle İlgisi Kesiliyor, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı: 272, Ağustos, 2009,s. 46

SEYİDOV, Mirali, Azerbaycan Halkının Soykökünü Düşünürken, Bakü,1989.

Azerbaycan Mitolojiktefekkürünün Kaynakları-I.  Akt.Abdulkadir ERKAL,  Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı 5, 1996, 125-154.

STRECK, M.  ″Kaf Dağı″, İ.A, Cilt: VI, İstanbul,1967, s. 59-61

SÜMBÜLLÜ, Yusuf Ziya, Tıbbi ve Mistik Folklor Açısından Aş Erme, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Enstitüsü Dergisi, Cilt 11, Sayı 23, 2004, S133-143.

SÜMER, F.  Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara,1992.

ŞAHİN, M.  ″Transkafkasya Siyasi Coğrafyasında Etnik Dağılımın Etkileri″, Avrasya Etüdleri, TİKA Yay., Yaz, Sayı 19,2001, s. 33-35

ŞAPOLYO, E. B.  Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul,1964.

ŞİRALİYEV, M.  Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü,1962.

TANYU, Hikmet, Türklerin Dini Tarihi, Türk Kültür Yayını, İstanbul, tarihsiz

“Dini Folklor veya Dini-Manevi Halk İnançlarının Çeşit ve Mahiyeti Üzerine Bir Araştırma” A.Ü.İ.F. Dergisi, C. XXI, 1976,s. 123-142.

TAVKUL, U.  Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür, İstanbul,1993.

Etnik Çatışmaların Gölgesinde Kafkasya, Ötüken Yayıncılık, İstanbul,2002.

Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları, Yeni Türkiye Yay., 2002.

TAZEBAY, İlkden- AKPINAR, Nevin, Türk Kültüründe Bahçe, bilig, Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:54, 2010, 243-253.

TİŞKOV, V. A., Filipova, E. İ.  Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara,2000.

TOGAN, A. Z. V.  Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 150, s. 101-107, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 18, 1933,s. 247-253

Azerbaycan Etnoğrafisi, II,1933.

″Azerbaycan″, İ. A., Cilt: II, İstanbul,1944, s. 94

Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul,1970.

TURAN, O.  Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ankara,1965.

Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul,1971.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARI SÖZLÜĞÜ, TDK.http://tdkterim.gov.tr

UYSAL, İ. N.  Karaman İli Ağızlarının Ses Özellikleri Bakımından Türkiye Türkçesi Ağızları Arasındaki Yeri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 5/1 Winter,2010.

ÜLKE RAPORU, Avrasya Dosyası  Sayı: 1, 2001,s. 1

VALEHOĞLU F.  Karapapaklar ve Onların XIX. Yüzyıl Harp Tarihi, Bakı,2005.

Karapapakların Etnik Serhatları, Qarapapaqlar Dergi, sayı 2, 2005,s. 3-7

Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları, Qarapapaqlar Dergi, Yıl: 5, Sayı: 14, Tiflis,2009.

YALÇINKAYA, A.  Kafkaslar’da “Türkî” Kavimler: Çerkezler, Abhazlar, Kabartaylar, Adıgeler, Çeçenler, İnguşlar, Dağıstanlılar ve Diğerleri, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 9, Mayıs,2006.

YEGANE, İ.  Karapapakların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey,1990.

YENİARAS, O.  Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul,1994.

YILMAZ, S.  Karapapak (Terekeme) Türkleri, Ankara,2007.

YUND, Kerim, “Türkiye’de Hıdırellez”, Türk Folklor Araştırmaları, Mayıs, Yıl.11, C.6, S.130, 1960, s.2139.

YÜZBEY, İ. Ahıskalı Türkler ve Kültürleri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 3/7 Fall.,2008.

http://www.tgdturkey.com/tr/kars/sehir-hakkinda/kulturu

http://www.karapapak.com/tr

http://www.gizlitarih.com/index.php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″.

 

 

 


[1] muhammetkemaloglu@gmail.com

[2] Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek,Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar) , Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm,Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme.

[3] 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapahlar’ın ceddi olmalıdır. Sulduz Karapapahları, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasından sonra Borçalı-Kazah çevrelerinden göç etmişlerdi. Z.Velidi Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta yaşadıklarını belirtmektedir.Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapahlar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir.Karapapahlar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir.

[4] Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir.

[5] Azerbaycan halk inançlarında, Ters motifi çok önemlidir. İnanca göre, Hal Karısı kendisine söylenenin tersini yapar. Mesela, ona git denilince; gelir, gel denilince; gider. Hal (al) avradı; loğusa kadınları, cünüp gezen insanları basar. Azerbaycan’da kapı eşiğinde durmak veya kapı eşiğinde oturmak iyiye yorulmaz. ″Kapı tabanında kerametlik alâmeti vardır″ denilir.

[6] Aş ermek: Hamilelikte bazı yiyeceklere karşı düşkünlük göstermek, çok arzulamak veya nefret etmek tiksinmek (TS, 1998), Aş ermek (yermek): aşermek, Aş yermek: Gebe kadınların kimi yemeklerden tiksinmesi kimi yemeklere de aşırı derecede düşkünlük göstermesi. “Tabağındaki yaprak dolmasını onun hangi parmaklarınla doldurduğu akılıma geldikçe aş yeren gebe kadınlar gibi safram kabarmaktaydı.

[7] Beh bağlanması, söz kesme anlamına gelmektedir. Tarafların bir birlerine hediye vermesi işidir. Nişan öncesi olduğu için, burada oğlan evinden gelen hediyeler ile kız tarafından verilen hediyeler, maddiyattan ziyade manevi kıymet taşır. Beh Takma: Oğlan tarafı, aradan birkaç gün geçtikten sonra aracıları vasıtasıyla kız evine haber salmaya başlar. Kız tarafının tahkikatı da müspet ise ″Falan gün buyursunlar″ denir. Bu gün genellikle, cuma akşamının kutsal gün sayılması nedeniyle, perşembeyi cumaya bağlayan cuma akşamına rastlar. Belirlenen gün oğlan tarafından kız istemede bulunan kimseler kız evine giderler. Yemek yenilip çay ve kahveler içildikten ve biraz sohbet edildikten sonra, neticede işin mevzuuna girilerek Beh takılıp şerbetler içilir.

[8] Tepsi kaldırma

[9] “Gökten başına taş düşsün”, “Bereketin göğe çıksın”, “Gözün göğ yüzüne hasret kalsın…”

[10] Davul ve Zurna: Kemo Dayı, Defcimiz: Naima Abla, Kamış Düdük: Ensar, Kaval-Şerafettin Şero, Alıyarların Fevzi, Mey: Godu Dayı, Tulum: Ensar ve Şero, Zurna ve Mey: Vacip Dayı

……………………………………..

TEREKEME (KARAPAPAK) TÜRKLERİ ve BAYATILARI/MAHNILARI: MUŞ-BULANIK ÇEVRESİ

Tarih Kültür ve Sanat Arastırmaları Dergisi (ISSN: 2147-0626)
Journal of History Culture and Art Research Vol. 2, No. 1, March 2013,s.54-86.
Revue des Recherches en Histoire Culture et Art Copyright © Karabuk University

http://kutaksam.karabuk.edu.tr/index.php

DOI: 10.7596/taksad.v2i1.115

ÖZET

Anadolu coğrafyasında değişik şekillerde adlandırılan mâniler, şekil ve muhteva açısından genel hatlarıyla benzerlikler göstermektedir. Belirli bir gelenek dâhilinde söylenen mâniler, Türk halkının şiir zevkini de en güzel şekilde aksettirmektedir. Bu çalışmada yapmış olduğumuz Terekeme (Karapapak) Türkleriyle ile ilgili saha araştırmasının verilerinden yararlanılacaktır. Çalışmanın esas bölümünü; sahada derlemeler yoluyla elde edilmiş, kuşaktan kuşağa aktarılan, belirli kuralları olan, yöre insanının; düşünce yapısını, sevdalarını, özlemlerini, duygu ve davranışlarını, yörenin kültürünü yansıtan maniler oluşturacaktır. Bunu yaparken Terekeme (Karapapak) Türklerinin ağız özellikleri üzerinde de durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Mani, Türk Kültürü, Terekeme, Gelenek, Aile.

Terekeme-Karapapak Turks Bayatıları-Mahnıları (Stanzas) Or Quatrains (Muş-Bulanık Dıstrıct)

ABSTRACT

Poems that called in different ways show similarities in general terms of form and content in Anatolia. poems which said within a particular tradition also reflect the  Turkish people’s pleasure of poetry in the best way. Fundamental part of the study, the field has been achieved through assemblies, transmitted from generation to generation, which has specific rules, the local people, the thought structure, their love, aspirations, feelings, and behavior, on the set to make poems that reflect the culture of the region. It is emphasized that the mouth features of Terekeme (Karapapak) Turks.

Key Words: Mani, Terekemes, Tradition, Family, Turkish Culture.

 

GİRİŞ

 Terekeme (Karapapah) Türkleri

Terekeme, ″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir (Dündar-Çetinkaya, 2004; Kutalmış, 2003: 251; Yeniaras, 1994: 33; Caferoğlu, 1988: 69). Kelimenin ″Türkmen/Türkman[1]″ kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlük’ü (Devellioğlu, 1993) ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakimesi (Ebülgazi Bahadır Han, Tercüman 1001 Temel Eser) bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık etmektedir. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir. (Bala, 1967: 339; Alışık, 2005: 10-25)[2]. Terekemeler’e ayrıca ″Karapapah″da denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık (papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapah″tır (Karapapahlar, İslam Ansiklopedisi: 470; Yılmaz, 2007: 1, 12; Baskakov, 1958: 364; Bala, 1967: 339). Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk (Ölmez, 2002:75-138)[3]″, ″Karabörklü″, Kızılbörklü″ denir. Aydınoğulları’nın ″kızıl renkli börk″ giydiklerini bilinir. (Sümer,1976: 3; Eyüpoğlu, 1987: 262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004: 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997: 2239-2240, 1884, 154; Joseph Von Hammer, 1990: 8; Başgöz, 2003: 92, Çetinkaya, 2005: 424-446; Akdağ, 1975: 15), ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır (Eröz, 1990: 81-82; Fığlalı, 1989: 9-10; Behnan, 1964: 254). Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapahlar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın müritlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı on iki dilimli ″taç″ adlı kızıl kavukları reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir (Kırzıoğlu, 1998: 467; Caferoğlu-Yücel, 1976: 1118; Karapapahlar, XXIV: 470; Alışık, 2005: 10-25; Andrews, 1992: 99; Kemaloğlu, 2012: 61-97; Kemaloğlu, 2011: 80-97).

B. Terekeme (Karapapah) Türklerinin Coğrafyası

Terekemeler-Karapapahlar, Tiflis, Nahçıvan, Karabağ, Loru, Ahılkelek, Gence ve Şirvan dolaylarında yurt tutmuşlardır. Çıldır ve Ardahan’daki Karacaklar (Terekemeler) önceden Kuzey Azerbaycan’da, Kazah ve Borçalı bölgelerindeki Derbend ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı (Güler-Akgül-Şimşek, 2001: 505; Kalafat, 2002: 84-99; Kalafat, 1998: 11, 12;Kalafat, 2004: 174). 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması’ndan sonra, bir bölümü Kars’a ve bir bölümü de Güney Azerbaycan’ın Sulduz bölgesine göç etmiştir (Kobotaran, 2008: 16). Bir Terekeme grubu, 1904 yılında Türkiye’ye yerleşmek için başvuruda bulundu. Bir kısmı o zaman Rusların elinde bulundurduğu bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt’e gelmiştir; diğerleri Adana’ya, geri kalanlar ise 1914 yılında Malazgirt’ten Sivas’ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine (www.kurtoglukoyu.com/karapapahlar.html) göç etmişlerdir. Diğerleri ise 1921’de Rusların çekilmesiyle Kars’a gelmişler; bunlar, Gümrü Antlaşmasıyla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle, Akbaba, Tiflis, Borça ve Kazah bölgelerinden göç etmişlerdir (Memmedli, 1991: 16-17, 22-36; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68 vd.). Söz konusu isimsel farklılığın nedeni, Rusların, kısmen Kafkasya ve kısmen de İran’dan gelip eski Aleksandropol bölgesine, Akhaltsike’ye ve şimdiki Gürcistan’daki (Kalafat, 2002: 84-99) Akhalkalaki’ye yerleşenleri tanımlamak için ″Karapapahlar″ terimini kullanmış olmalarına dayanabilir, oysa Akbaba Terekemeleri’nden ayırt edilmeleri için bunlar genel olarak Gürcistan Terekemeler’i olarak adlandırılmaktadırlar (Военный Сборник, 1883: 182; Kafkas Yerleri ve Taifelerinin Tasviri İçin Materyaller Mecmuası, 1897: 341, 345, 350; Mehdî, 1972: 151; Papuna, 1981: 42; Memmedli, 1991: 16-17, 22-36; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68; Dündar-Çatinkaya, 2004: 1, 27-30, 37, 84, 92, 149; Qarapapaqlar Dergisi, 2005: 7, 8, 20; Valehoğlu, 2005: 28, 60, 68-80; Türksoy, 2007; http://www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegocilt:htm; Arı, 1960: 7; Kırzıoğlu, 1953: 200). Gürcistan Terekemeler’i Borçalı’daki Orzuman, Karayazı, Kepenekçi, Kazah bölgesindeki Soğukbulak, Tiflis civarındaki Darvaz, Bezekli, Yırğançak, Kemerli, Ağalık, Fahralı, Ahılkelek’in Hosbiye, Gögye (Göye-Gogya) (Bayur, 1967: 190) ve Lebis köylerinden gelmişlerdir (Demirtaş, 2009: 86-89)[4]. Arakonak (Odunçor), Mescitli, Üçtepe (Mirbar), Yoncalı köylerini kurmuşlardır. Bulanık, Erentepe bucağı, Hoşgeldi köyü, Oğlakkaya köyü, Karaağıl bucağı, Balotu (Teygut) köyü vb. yerlerde yaşarlar (Alışık, 2005: 10-25; Kemaloğlu, 2012: 61-97; Kemaloğlu, 2011: 80-97).

Türkiye’de Terekeme (Karapapah) Türkleri Üzerine Yapılan Çalışmalar

Terekeme-Karapapah (Karapapag-Karapapax-Karapapah) Türkleri, Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Kalafat, 2005: 57-58; Alyılmaz, 2002: 290; Bilgili, 2002: 29; Ağoğlu, 2002: 218), Anadolu’da, Ahmet Caferoğlu’nun (1983), Fahrettin Kırzıoğlu (1995), Yavuz Akpınar (1994: 465-467), Ensar Aslan (1995), Aşık Şenlik konulu sempozyumlar (2000),Selahaddin Dündar ve Haydar Çetinkaya (2002); Kalafat, 2001/31: 26-30; Metin 1997: 10-16; Hacılar, 2001, Karapapah Mehreli Bey, 1996, Azerbaycan Folklor Ananeleri, Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında, 1992; Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, 1999; Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, 1997; Kırzıoğlu, 1972; Aydoğ, 1998,Güney Azerbaycan’da, İsa Yegâne’nin (1990), Kemaloğlu, 2012: 61-97; Kemaloğlu, 2011: 80-97)’nun çalışmaları da mevcuttur.

 D. Karapapah-Terekeme Ağzının Başlıca Ses Özellikleri

Ağız terimi “bir dilin veya bir lehçenin daha küçük yerleşim bölgelerinde yazı diline oranla birbirinden az çok ayrılan konuşma biçimleri”, “bir dil alanı içinde görülen konuşma biçimlerini, söyleyiş türlerini, kimi durumlarda da toplumsal özellikleri yansıtan kullanımların her biri”, “Bir dilin, lehçeler içinde ses, yapı ve anlam bakımından bazı ayrılıklar içeren halkın konuştuğu değişik biçimi. Halk dilinin daha küçük ayrılıklar gösteren, belli yerleşim bölgelerine ve kişilere has olan şekli” olarak belirtirler (Köktekin, 2007: 1-9). Şöyle ki Terekeme ağızları kelimeler incelediği zaman iki hatta bazen üç şekilli biçimlere rastlanır. Örneğin, ″bana″ kelimesi Terekeme ağızlarında, Azerbaycan Türklerinde olduğu gibi ″mene″, Türkmenlerde olduğu gibi ″manga″ (buradaki ng sesleri aslında damak ″n″si şeklindedir) ve Kıpçak lehçelerinde olduğu gibi ″maa″ ″maga″ şeklinde söylenir. Terekemeler’in ağızları, Azerbaycan’ın Gence ağzına pek yakındır. Bunlar, tek heceli kelime sonundaki ″b″leri ″v″ye ve ″b″leri ″f″ye, gerundium eki olan ″b″leri yine ″f″ye ve kelime ortasındaki ″c″leri ″j″ye çevirmektedirler. Terekeme ağızlarında ″geleceğim″ manasına ″gelecem″ ve ″gelejjem″ kelimeleri kullanılır. Bunların da ikincisi, Oğuz/Türkmen lehçesinin aksine ″j″ sesini tanıyan (Kazakçada ″yıl″ yerine ″jıl″ denir) Kıpçak lehçelerinin özelliğini göstermektedir (Kurat, 1992: 84; Karaman, 2007: 98, 99; Şiraliyev, 1962: 16, 18, 19, 20, 224). Ağız özelliklerinden hareketle, Terekemeler’in, Türkmen ve Kıpçak karışımı bir boydur (Ercilasun, 1983: 41; Caferoğlu, 1988: 70; İslam Ansiklopedisi, Karapapahlar: 470; Dündar-Çetinkaya, 2004: 411). Terekeme ağzı Türk dilinin batı grubuna girmektedir. Batı grubu ağızları fonetik yönden birbirlerine çok benzemektedir. Bu grupta yer alan ağızlar arasındaki benzerlikler daha çok kullanılan kelimeler yönüyledir. Bunların yanında diğer ağızlarla Batı grubu ağızları karşılaştırılırsa Batı grubu ağızlarının özellikleri Oğuz grubundaki Türk lehçelerinin özelliklerini taşıyan kelime örnekleri:

“artdan-arxdan, qaltdı-qalxdı, qortdı-qorxdı; ılxı, ıldırım, ılıx, ışıx gibi; umax, uxu, umurux/umrux, uxarı/oxarı, umuru, umşax, örüllər, örümcex, ülkür, ışgırıx vb.; ġurban “kurban”, ġaldıḫ “kaldık”, oḫirdılar “okuyordular”, yapırıḫ “yapıyoruz”, boḫca “bohça”, ġonuşma “konuşma”, vėrilecáḫ verilecek”, çocuḫluḫ “çocukluk”, ġıṭlıḫ “kıtlık”, ġız “kız”, yoḫ yok”, gelmisıḫ “gelmisiz”, cıḫsın “çıksın”, ġardaslarım kardeşlerim” (Efendioğlu, 2009: 808-841); korpu “kopru”, oni “onu”, oġuli “okulu”, çamaşıri “çamaşırı”, ayaġġabi “ayakkabı”, ġaldi “kaldı”, ġapi “kapı”, oldi “oldu”, uçuncı“üçüncü”, ġomsi “komsu”, ġırılmısdı “kırılmıştı”, bacaġımı “bacağımı”, yamalıḫlı “yamalıklı”, ġuyi “kuyu”, ġari“karı”.

Ağrı Terekeme ve Ağrı Azeri ağızlarında da yerli ağız etkisiyle yer yer bu (i)’leşme olayına şahit olunur (Efendioğlu, 2009: 808-841); doyşan, yoyşan, oy, öy, puxoy gibi; demerseň, öyüň, çıxardıň, üzüňü, oňa, yeyiň gibi; qorxumax, qırıx-qırx, umuru, umurux gibi.pazvant<Far. pâsbân “pazvant, gece bekçisi” (Eckmann, 1988: 11-23: 17); Türkiye Türkçesi Ağızları: fest<Ar. fes “fes” Ordu, Giresun, Trabzon, Rize ve yöresi ağızları (Caferoğlu, 1994a: 320); hasant<Far. âsân “kolay” Terekeme ağzı (Caferoğlu, 1995: 256); severt<Ar. sefer “sefer” Adana ve Osmaniye illeri ağızları (Yıldırım, 2006: 152; www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s28/icindekiler.pdf); dâ (dağ), yâmur (yağmur), bμ (bir), şê (şey), çare (çâre)gibi. (Köktekin, 2007: 1-9-6); irmaġ-(ırmak), görbız (bazen görbüz) (gürbüz), zeman (zaman), yetak (yatak), gorgü (görgü), çepa (çapa) gibi (Köktekin, 2007: 1-9); zalım (zalim), birez (biraz), ezen (ezan), kirez (kiraz), camal (cemal), cavaz (cevaz) gibi (Köktekin, 2007: 1-9-6); Uyunca (uyuyunca), yenden (yeniden), içerde (içeride), içerye (içeriye), dakka (dakika), Hatce (Hatice), ahret (ahiret), şurda (şurada), kapsı (kapısı), böycek (büyücek), muşevre (müşavere), carye (cariye) gibi (Köktekin, 2007: 1-9-6); Urus (Rus), Urum (Rum), ilimon (limon), iraf (raf), irazi (razı), ilazım (lazım) inamaz (namaz) gibi (Köktekin, 2007: 1-9); buryá, éhtiyar, vér, (hėşbise “hiçbir şey”, ėle “oyle”, gėne “yine”, bėle“böyle”, ėşik “eşik”, pėndir “peynir”, tėşi “teşi”, yanė “yani”, ėy“iyi”, gėri “geri”, yėr “yer”, ėlçi “elçi”, ėḫtiyar “ihtiyar”, ėylik“iyilik”, ėklim “iklim”, gėm “gem”, pėşgir “peşkir”, dė-, vėr-, ėt-, ėyle-, yė-, gėt-“git-”, gės-“geç-”, gėç-, (Kavaklıçeşme, 2010: 135 vd; Erdem-Gül, 2006: 111-148) örneklerinde olduğu gibi) ünlüsü ile karşılaşıyoruz. Türkiye Türkçesi aydın konuşmasında kullanılan bazı i ünlülü kelimelerin Karapapah-Terekeme ağzında kapalı é olarak boğumlandığı; özellikle yabancı dillerden giren kelimelerde de a ünlüsünün kapalı á olarak boğumlandığı görülmektedir. Éylik (iyilik), éklim (iklim, ülke), bétti (bitti); álim, áşiret, ácayip gibi (Köktekin, 2007: 1-9-6); Mejbur (mecbur), göştü (göçtü), patişah (padişah), tehnif (teklif), esgi (eski), fegir (fakir), sahla (sakla), indi (şimdi), gılıc (kılıç), heç (hiç), eşih (eşik), helg (halk), zerel (zarar). Karapapah-Terekeme ağzında pek çok ünsüz değişmeye uğramıştır. Gara (kara)’yı k>g’ye, gemer (kemer)’i k>g’ye, heggel (heykel)’i y>g’ye, mimber (minber)’i n>m’ye, ğadın (kadın)’ı k>ğ’ye, yohlama (yoklama)’yı k>h’ye, deneke (teneke)’yi t>d’ye, garbuz (karpuz)’u p>b’ye, mejlis (meclis)’i c>j’ye, uşah (uçak)’ı ç>ş’ye, nefeş (nefes)i s>ş’ye, savuk (soğuk)u ğ>v’ye, güleş (güreş)’i r>l’ye, pud (put)’u t>d’ye, B/p: pit (bit), pozul (bozul), pütün (bütün), b/m: mana (bana), min (bin), d/t: tökül (dökül), tükan (dükkan), g/k: könül (gönül), keş (geç), k/g: gul (kul), gulah (kulak), gıbla (kıble), gesebe (kasaba), İrbaham (İbrahim), gılba (kıble), surfa (sofra), örgen (öğren) örnek olarak verebiliriz (Köktekin, 2007: 1-9); söle (söyle), pelevan (pehlivan), abdis (abdest), atmişbiş (altmış beş), kânı (kağnı), dâ (dağ), gêik (geyik), ğâve (kahve), dîle (dinle), ânat (anlat), ğah (kalk) ildiz (yıldız), penir (peynir) gibi. Örnekleri artırmak mümkündür (Köktekin, 2007: 1-9); elibin (elli bin), cenet (cennet), cehnem (cehennem), kube (kubbe). Yöre ağzında ünsüz benzeşmesi olayının yaygın olduğunu görmekteyiz. Gössüz (gözsüz), gessin (gezsin), bimbaşı (binbaşı) gibi. Benzeşmenin yanında aykırılaşmaya da rastlanmaktadır. dilçi (dilci), yalançı (yalancı), bakdı (baktı), etdi (etti), içdi (içti) gibi (Köktekin, 2007: 1-9); helbet (elbet), yaldatdı (aldattı), ehtikat (itikat), ilkindi (ikindi), şimdik (şimdi), çıhıncah (çıkınca), oysam (oysa), pekalen (pekala) gibi (Köktekin, 2007: 1-9); igit “yiğit”, ilan “yılan”, urek “yurek”, ud-“yut-“, ildırım yıldırım”, it-“yit-”, uz-“yuz-”,üsgel-“yükselmek); döylör, üydörüx, tutor gibi; oddamal<odlamak “ateşlemek, yakmak, tutuşturmak”; daddı<dadlı<tadlı>tatlı.; dirrik<dirlik’canlılık, bostan.; bava, çovan, xavar, livas, divi, çivin, savax, şavalıt, baja, geje, bajı, ajıx vb; piter, putax, pirġadir, pıçax, pişmiş, tux, tustax, tukan, tıfar/tufar gibi; otta<otla-; hasatta<hasatla’ kolaylaşmak, hafiflemek’ (Daşdemir, 2009: 13)[5], tl<td benzeŞmesi: l ile başlayan eklerin t ile biten kelimelerden sonra d<l değişimine uğramasıdır. Bölge ağzında bu benzeşmenin örnekleri şöyle görülmektedir: zehmet+der. Çeḫdiğimiz zeḫmetder galar dünyada. Bereket+di, Deyir ″bereketdi osun. ″ (Diyor ki ″bereketli olsun″ Daşdemir, 2009: 13); tapbaca<tapmaca; pişmişder<bişmişler; guşduk<kuşluk; özderine<özlerine; gızdar<kızlar; gizdin<gizlin’gizlinl>ll: buller<bunlar; mulla-molla<far. monlyl>ll: elleyi<eyleyip (Caferoğlu, 1958: 1-11); afarardı, tafım “bulayım”, öferdi, vāfuri “vapuru”. p>f değişmesi, şu örnekte hece sonunda meydana gelir: sefdim “serptim”. Bu değişme, Göktepe ve Torpakala köylerinde öğrenilen geçmiş zaman ekinde hece sonunda ortaya çıkar: yağmıyıfdı “yağmamış”, gédifsen, gétmiyifsen, (Şiraliyev, 1962: 87, 93’te tafşırığım, şafġa, ġulf, turf, saf, if; Ercilasun, 1983: 115’te tof, şafġa, çekif, ehbaflığa); savā< (Ar) ṣabāḥ (Daşdemir, 2009: 13); olajax<olacaq, ġırajaxlar<kıracaklar. Bunun yanında, diğer c ile kullanılan kelimelerde de yaygın olarak görülmektedir: ġoja<qoca ˝ihtiyar˝, tapbaja<tapmaca˝bilmece˝, hojaldan<hocalı’dan ˝Hocalı’dan˝, balaja<balaca ˝küçük˝, bujağı<bucağı. Sözü edilen ses hadisesine, Türkiye’de, Terekeme ağızlarında da rastlamak mümkündür (Ercilasun, 1983: 113; Karaman, 2005: 127 vd).; muhakgah (muhakkak), sekgiz (sekiz), bitdi (bitti) gibi.atmirsan? “atmıyor musun?”, mezun olacaḫsan? “mezun olacak mısın?”, gėdirsen? “gidiyor musun?”, görmürsen? “görmüyor musun”, yapdız? “yaptınız mı” Efendioğlu, 2009: 808-841)reḥmet “rahmet”, Eḥmed “Ahmet”, Enteb “Antep”, ġelb “kalp”, ḫeste “hasta”, eferim “aferin”, hereket “hareket”, Feḫri“Fahri”, Mehemmed “Muhammet”, eceb “acep”, ġeḥve “kahve”, meḥelle “mahalle”, deġġe “dakika”, veḥsi “vahşi”, ġeder “kader”, eşgere “aşikâre”, söḫbet “sohbet”, ġezete “gazete” Efendioğlu, 2009: 808-841).

 E. Derleme Yapılan Yer: Muş İli Bulanık İlçesi.

F. Derlenen Metinlerin Genel Olarak Konular

Ümitsizlik, ayrılık, sevgi, yar, aşk, halk mahnısı, ana, baba, kardeş eş yitimi, yoksulluk, kaderine, dostluk, evlat sevgisi, çile, emek, fedakârlık, ninni, ahlak, ar, namus, iffet ve hayâ, vatan ve sıla hasreti.

G. Derleme Yapılan Kaynak Kişiler Hakkında Kısa Bilgi

  • Bedrettin Kemaloğlu: 1937 yılında Bulanık’ta dünyaya gelmiştir. Gebze’de yaşamaktadır. İlkokul mezunudur. Bulanık Pancar Bölge Şefliğinden emeklidir.
  • Hatice (Münevver) Kemaloğlu: 1943, Muş-Bulanık. Eğitimsiz. Ev hanımıdır. Gebze’de yaşamaktadır.
  • Ümmiye Doğan: Muş-Bulanık, Bedrettin Kemaloğlu’nun ablasıdır. Okur-yazar. Ev hanımıdır. Antalya’da yaşamaktadır.

 H. Terekeme (Karapapak) Türklerinin Sözlü Edebiyatı

Manilerin konuları, yaşamla ilgilidir ve yaşamla başlayan, onunla devam edecek bu temelin başında sevgi ön plandadır. Manilerde vefasızlık, kıskançlık, kadere isyan, ölüm, evlenme ve başka sosyal konular da işlenmektedir.”Mahnı lirik şiirin en eski nüvelerinden biri ve ezgiyle okunmak için yaratılmış şiirdir. Eski zamanlarda mahnının halk tarafından çoğu zaman musiki ve raksla kırılmaz şekilde bağlı olduğunu, musiki ve raksın birleşimiyle ya iş zamanı, ya dini ve maişet merasimlerinde ya da el bayramlarında ifa olunduğunu ve halkın mahnı anlayışında merasim ve gayrı-merasim mahnılarından ibaret iki türe rast gelindiğini ifade etmiştir (Mirahmedov,1998: 122-123). Mahnı halkın kalbidir, halkın maneviyatı, dâhili âlemi, fikri, hissi, ıstırapları, sevinç ve kederidir. Mahnılara göre halkın hayat tarzını toyunu, yasını, mübarizesini, muayyenleştirmek mümkündür. Mahnılar, ihtimaldir ki, halkın ilk yaratıcılık numuneleridir (Efendiyev, 1981: 154). Azerbaycan, İran ve Irak’ta yaşayan Türkler arasında “mani” terimine karşılık olarak “bayatı” ya da birkaç ağız farklılığıyla “mahnı” adının kullanıldığını görmekteyiz. Ancak bu iki adlandırma arasındaki farklılık sadece sözcük düzeyinde kalmamıştır. Bayatılar, Azerbaycan halk edebiyatı içerisinde hem âşık şiirinde hem de klasik ve çağdaş şiirde yaratıcıları belirli olan bir tür olarak da görülmüş, diğer yandan mahnılar ise dans ve ezgiyle bütünleşmiş yönüyle anonim ürünler olarak ön plana çıkmıştır. Mahnılar daha ziyade Türkiye Türklerinin adlandırmasında kullanılan türküye karşılık gelmektedir(Yolcu, 2012: 38-49). Bayatı kelimesinin etimolojisinin çeşitli yorumları vardır. Bazı bilim adamları bayatının boyat (eski) sözünden alındığını, bazıları ise onun totemizmle ilgili olduğunu öne sürmektedirler. Azerbaycan Halk Bilimi araştırmacısı olan Salman Mumtaz da bayatı sözünün kökeninin, Oğuz Han’ın torununun adı ile bağlantılı olduğunu söylemektedir (Mumtaz, “Bayat” kəlməsi…: Q-32/570; Mumtaz, Azərbaycan Bayatlarından…: Q-8/183). Bayatı (Mani) form ve şekil özelliklerine göre şiir türlerinden ayrılmaktadır. Bayatılarda birinci, ikinci ve dördüncü dizeler kafiyeli, üçüncü dize ise serbesttir. 1. ve 2. dizeler bayatılarda çok önemli sayılmaktadır. Kafiyesiz olan üçüncü mısra bayatının özüdür.

I. Metinler

Halk edebiyatının diğer örnekleri, özellikle de bayatılar (maniler) ve âşık yaratıcılığı edebî yönden basit gözükebilir. Ancak ecdadımızın arzu ve umutları, kaygı ve beklentileri, aynı zamanda onların dünyayı anlamak isteği bu dizelerde aksettirildiği için inkâr edilemeyecek büyük bir sosyal taşıyıcılık rolü de vardır.

Terekeme bayatılarında genellikle şu ana temalar görülmektedir:

 1.      İnanc: Terekeme-Karapapah Türkleri inançlarına bağlı insanlardır. Allah ve Peygamber sevgisi en yüksek değerlerdir. Bunu hayatlarının her alanlarında gösterirler.

Hangi peygamberden kaldı bu yapı?

Enni[6] cinni onla doldular hepsi,

On iki bahçenin kırk sekiz kapı

Kapısından geçen iki yol nedir?

On iki ay dediğin kırk sekiz hefte,

Yılda iki bayram geler, iki gün odur,

Bir doğup bir ölmek

İki yol budur. (KK: Bedrettin Kemaloğlu)*.

2. Ümit: Ümitsizlik Türk milletinin bilincinde olmayan bir kelimedir. Her şeyinde bir hayır arar ve bir gün her şeyin daha güzel olacağına inanır.

Naçar[7] ağlama,

Gündür geçer ağlama.

Bu kapıyı bağlayan,

Bir gün açar ağlama (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu).

 

3. Ayrılık: Ayrılığı ölümden daha acı bir durum olarak algılar ve bunun için de kendi kendine dövünür

Bu dağlar olmasaydı,

Sararıp solmasaydı,

Ne ayrılık ne ölüm,

Hiçbiri olmasaydı (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu).

Karadır kaşın ördek,

Yeşildir başın ördek,

Hemişe[8] çift gezerdin,

Hanı yoldaşın ördek (KK: Ümmiye Doğan).

Erisin dağların karı

Geçti ömrümün baharı

Ecel kapımı çalmadan

Durma gel ömrümün varı (Elitok, Nevin, 2006)

Bu gelen naḫır mıdır?

Saralan tahıl mıdır?

Diyorlar yârin gelir,

Menzili yakın mıdır?

İp attım ucu kaldı,

Darahta[9] kücü kaldı,

Sen orda, ben burda, (Gidin anama deyin)

Gurbette bacı kaldı KK: Ümmiye Doğan..

Alçah otur aya bah,

Üskek otur çaya bah,

Kız mevlamı seversen,

Üzün döndür bize bah (Elitok, Nevin, 2006)

Alma yanı,

Gızarmış alma yanı,

Nasıl gebre goyarlar,

Mıradın almayanı (Elitok, Nevin, 2006)

Asma örtti yüzümi,

Yâr tutmiyor sözümi,

Sevdasından ölürsem,

Göremezsin yüzümi (Elitok, Nevin, 2006)

Aşkımı yazdım sıraya,

Sevgilim geldi buraya,

Bir öpmek istediysem,

Ayrılık girdi araya (Elitok, Nevin, 2006)

Kara kazan olmuşam,

Derdi düzer olmuşam,

Kuş dili bilmez idim,

Mektup yazar olmuşam (Elitok, Nevin, 2006)

Kara kazan koldadır,

Bugün yârim yoldadır,

Ses verdim sesim gitmez,

Véran dağlar daldadır (Elitok, Nevin, 2006)

Kara kara kazanlar,

Kara yazı yazanlar,

Cennet yüzü görmesin,

Aramızı bozanlar (Elitok, Nevin, 2006)

Kara bağlar,

Yâr başını böyle bağlar,

Kuş uçmaz kervan geçmez,

Veran kalsın bele bağlar (Elitok, Nevin, 2006)

Aşkın beni yıhmasın,

Sana kimse bahmasın,

Tut gönül ırmağını,

Bize doğru ahmasın (Elitok, Nevin,2006)

Gederim gedişimdir,

Yıllarım görüşümdür,

Eğil gözlerin öpem,

Belki son görüşümdür (Elitok, Nevin, 2006)

Gederim dur diyen yoh,

Kebab oldum yiyen yoh,

Ayrılıh gömleğini,

Benden gayri giyen yoh (Elitok, Nevin, 2006)

Atımın boynı kare,

Binem gidem sefere,

Yan gelem yan gelmiyem,

Ağlasın bahtı kara (Elitok, Nevin, 2006)

Almalar dilim dilim,

Gel otur benim gülüm,

Ne dedim neden küstün,

Lal olsun benim dilim (Elitok, Nevin, 2006)

Altın üzügüm şak şak,

Küstün ise barışak,

Aramızda dağlar var,

Mektup ile konuşak (Elitok, Nevin, 2006)

Karşıdan gelir atlı,

Altında kilim katli,

Anam babam sağ olsun,

Yârim hepsinden tatlı (Elitok, Nevin, 2006)

Karşıdan atlı geçer,

Atlar atlatır geçer,

Âlemi sevindirir,

Beni ağlatır geçer (Elitok, Nevin, 2006)

Karşı dağın karıdım,

Güneş vurdu eridim,

Evel dostun ben idim,

Uzah bahan ben oldum (Elitok, Nevin, 2006)

Altını sarraf bilir,

Dertliyi cerrah bilir,

Benim sana sevgimi,

Yalnız bir Allah bilir (Elitok, Nevin, 2006)

Altun üzük sıvanmaz,

Üç aylardır kınanmaz,

Benim gönlüm sendedir,

Senin kalbin inanmaz (Elitok, Nevin, 2006)

Isıtma tuttu beni,

Tuttu guruttu beni,

Gurbet elde sevdiğim,

Ne tez unuttun beni (Elitok, Nevin, 2006)

Ahşam oldu ilkindi,

Mumlar şamdan dikildi,

Ellerin yâri geldi

Benim boynum büküldü (Elitok, Nevin, 2006)

 

4. Aşk:

Karakuş boyanır mı?

Seslesem uyanır mı?

O yar orda, ben burda,

Buna can dayanır mı? (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Ağaç olaydım,

Yolda duraydım,

Yârim geçende,

Gölge salaydım (Elitok, Nevin, 2006)

Almadan,

Bir dal kestim almadan,

Bir de yâri göreydim,

Allah canım almadan (Elitok, Nevin, 2006)

Güvercin vurdum gahmaz,

Ganı sel olup ahmaz,

Öyle bir yâr sevmişem,

Dönüp yüzüme bahmaz (Elitok, Nevin, 2006)

Yazı yazdım karadan,

Dağlar kalksın aradan,

Yara beni kavuştur,

Yeri göğü yaradan KK: Ümmiye Doğan.

Kaleden in diyen yoh,

Hâlin nedir soran yoh,

Yârim gurbetten gelmiş,

Gözün aydın diyen yoh (Elitok, Nevin, 2006)

Tendir[10] yaḫtım[11] terledim,

Çıḫtım[12] seyran eyledim,

Dediler yarin gelmiş,

Koçu qurban[13] eyledim KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu.

Al, oğlan bu da senin,

İçtiğim suda senin,

Oğlan benden darılma,

Beyaz gerdanım[14] senin (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Ellere yâr ellere

Bülbül konmuş güllere

Canımız sağ oldukça

Vermem seni ellere (Elitok, Nevin, 2006)

Elinde bilezikler

İnce ince beş tane

Doğru söyle sevdiğim

Benden başka kaç tane (Elitok, Nevin, 2006)

Esmer bugün ağlamış,

Ciğerimi dağlamış,

Beyaz tenin üstüne,

Siyah guşah bağlamış (Elitok, Nevin, 2006)

Gabah uzanır geder,

Dalı bezenir geder,

Öpüş vermeyen gızlar,

Günah gazanır geder (Elitok, Nevin, 2006)

Gapıda duracağam,

Bıyığım buracağam,

Babanın inadına,

Seni kaçıracağam (Elitok, Nevin, 2006)

Gapıda durma oğlan,

Bıyığın burma oğlan,

Babam sene gız vermez,

İt gibi ürme oğlan (Elitok, Nevin, 2006)

Gapısı yahın yârim,

Gazadan sahın yârim,

Boyuna nazar değer,

Hamayıl tahın yârim (Elitok, Nevin, 2006)

Gara atın kekili,

Üstü ipek çekili,

Bir can bir canı sevse,

Kimdir onun vekili (Elitok, Nevin, 2006)

Garşı dağlar ne dağdı,

Meskenim meyveli bağdı,

Men çalışam yâr yesin,

Neçe ki canım sağdı (Elitok, Nevin, 2006)

Garşıda hergederler,

Herge bir gün gederler,

Cefâ çektim yâr sevdim,

Böyle biler gezerler (Elitok, Nevin, 2006)

Garşıdan görünürsün,

Çarşafa bürünürsün,

Mavi yazma içinde,

Ay gibi görünürsün (Elitok, Nevin, 2006)

Garşıki dağdan inerem,

Almas gile giderem,

Eger Almas terlemiş,

Mendilimle silerem (Elitok, Nevin, 2006)

Gidenin üçü güzel,

Ardında saçı güzel,

Saçı başını yesin,

Yolda yürüşü güzel (Elitok, Nevin, 2006)

Gökte uçan çalağan,

Kurban olam yanağan,

Nerde misafir oldun,

Çağır beni konağan (Elitok, Nevin, 2006)

Guyular derincedir,

Kölgeler serincedir,

Öyle yan bakma bana,

Yüreğim pek incedir (Elitok, Nevin, 2006)

Gün hükmü güne geçer,

Her işte öne geçer,

Beni böyle üzmekten,

Kız eline ne geçer (Elitok, Nevin, 2006)

Havada laçın oynar,

Göğde güvercin oynar,

Yâr ahlıma gelince,

Arhamda saçım oynar (Elitok, Nevin, 2006)

Hayatın akışına,

Şimşeğin çakışına,

Canım feda ederim,

Yârimin bakışına (Elitok, Nevin, 2006)

İki çeşme yan yana,

Su içtim kana kana,

Seni doğuran ana,

Olsun bana kaynana (Elitok, Nevin, 2006)

İki tabak balım var,

İki güzel yârim var,

Biri ölse biri var,

Ne de güzel bahtım var (Elitok, Nevin, 2006)

Kanatlı kuş olaydım,

Pencerene konaydım,

Sen mektup yazar iken,

Ben kalemin olaydım (Elitok, Nevin, 2006)

Kandım sevda seline,

Hançer vurdu beline,

Vurulmuşum ben senin,

O güzel gözlerine (Elitok, Nevin, 2006)

Mendilimi işledim,

Etrafın nakışladım,

Sevdiğimin ismini,

Gömleğime işledim (Elitok, Nevin, 2006)

Yeşil tepsi maşallah,

Sen benimsin inşallah,

Anamın gelini yok,

Sen olursun inşallah (Elitok, Nevin, 2006)

Bahçalarda enginar,

Enginarın rengi var,

Ben yârimi tanırım,

Yanağında beni var (Elitok, Nevin, 2006)

Bahçadaki gülümsün,

Ötmeyen bülbülümsün,

Kara sevda üzünden,

Benim güzel ömrümsün (Elitok, Nevin, 2006)

Bahça bağa girmişem,

Özüne gül dermişem,

Yedi gardaş ne lazım,

Yârimi beyenmişem (Elitok, Nevin, 2006)

Baharın güli gibi,

Gezerim deli gibi,

Senden bir kohu gelüdi,

Muş’un lalesi gibi (Elitok, Nevin, 2006)

Bah almanın hasına,

Al düşmüş arhasına,

Yârim suya gidende,

Vuruldum arhasına (Elitok, Nevin, 2006)

Bacası dört köşeli,

İçi mermer döşeli,

Karlar gibi eridim,

Ben bu aşka düşeli (Elitok, Nevin, 2006)

Atlı geliyor atlı,

Önünde bir tepsi tatlı,

Ben yârime doymadım,

Yârim ondan da tatlı (Elitok, Nevin, 2006)

Askerler bölük bölük,

İçinde var düğünlük,

Mevlam bunu bana yaz,

O yâr tam da ömürlük (Elitok, Nevin, 2006)

Altun üzük taharsın,

Bana hava atarsın,

O nazik bahışınla,

Yüregimi yaharsın (Elitok, Nevin, 2006)

Altı altı, otuz altı,

Burası körpi altı,

Metin düşti bayıldı,

Yâri öpti ayıldı (Elitok, Nevin, 2006)

Alma attım denize,

Geliyor üze üze,

Selam edin reise,

Kızını versin bize (Elitok, Nevin, 2006)

Al hançeri vur kalbime,

Kalbim kana bulansın,

Fazla derine inme,

Çünkü orda sen varsın (Elitok, Nevin, 2006)

Adımdır Gonca,

Soyadım Yonca,

Beni unutma,

Ömrün boyunca (Elitok, Nevin, 2006)

Kıza dedim ismin ne

Açılmamış gül dedi

Güller tez solar dedim

Gülerek aptal dedi

Bir öpücük ver dedim

Askere yasah dedi (Elitok, Nevin, 2006)

Ezem ezeden oğlan,

Bıyık bezeden oğlan,

İğnenin deliğinden,

Kıza göz eden oğlan (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu) [15].

Sene dağlar,

Senet versene dağlar,

Tutayım yar elinden,

Çıkaydım sene dağlar (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Enterim biçim biçim

Ölürüm senin için

Âlem bana düşmandır

Seni sevdiğim için (Elitok, Nevin, 2006)

Sarı kordelem sarı,

Dağlara saldım yarı,

Dağlar kurbanın olam,

Tez gönder nazlı yarı (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Kara kazanlar,

Kara yazı yazanlar,

Cennet yüzü görmesin,

Aramızı bozanlar. (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu; Sevdaya kötülük edenlere söylenir.)

Mektup yazdım yaz idi,

Etrafım kiraz idi,

Daha çok yazacaktım,

Mürekkebim az idi (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Yâda[16] kaldı,

Gemim deryada idi,

Öldüğüme yanmirem,

Nazlı yar yada kaldı (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Karşı dağdan gar[17] getir,

Mendiline goy getir,

Mendilin ter qoḫuyur[18],

Altın tasa goy getir (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Gederim ben de ben de,

Bir hayvam[19] kaldı sende,

Hayva gibi saraldım,

Din iman yoḫ mu sende (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Dur yerinde hanım,

Dur yerinde,

Zerbabi[20] kemeri var belinde,

Var belinde hanım,

Var belinde (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Yağan yağmur olsun,

Goy kar olmasın,

Ölen elden olsun,

Goy yar olmasın (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Uzun çubuk uzadem,

Uzun yolun gözedem,

Eşim yok ahbabım çok,

Seni kime benzedim (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu).

Karanfil eker misin?

Bal ile şeker misin?

Dünyada yaktın beni,

Ahrette çeker misin (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[21]?

Mendilim belek belek[22],

Etrafı çarkı felek,

Men dedim murad alem[23],

Koymadı kahpe felek (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu).

Pınar başında durma,

Pınarı bulandırma,

Senin yârin burda yoḫ,

Gözlerin dolandırma (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Karşıda duran oğlan,

Şapkayı vuran oğlan,

Meni sene vermezler,

Bu sevdadan keç oğlan (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Uzun uzun gamışlar,

Ucunu boyamışlar,

Kömür gözlü yârimi,

Asgere yollamışlar (KK: Ümmiye Doğan)

İğne sançtım ketene[24],

Elim battı dikene,

Ah iğne sancı tutsun,

Yarime göz dikene (KK: Ümmiye Doğan)

Hastayam nar isterem,

Döşeyi dar isterem,

Dar döşeyin içinde,

İnce bir yar isterem (KK: Ümmiye Doğan)

Galadan[25] indim düze,

Su bağladı nergize,

Yedi yıl hizmet ettim,

Bir ala gözlü kıza (KK: Ümmiye Doğan)

 

Koyunu koyun gelsin,

Derisin soyun gelsin,

……………………

Yarimi koyun gelsin (KK: Ümmiye Doğan)

 

A kara kız kara kız,

Saçlarını tara kız,

Gönlüm uçtu yuvadan,

Perçeminde ara kız (Elitok, Nevin, 2006).

Ah benim hindi gönlüm,

Tepeden indi gönlüm,

Değme güle konmazken,

Dikene kondu gönlüm (Elitok, Nevin, 2006)

Al almanı dördüni,

Sev igidin merdini,

Seveceksen güzel sev,

Çekme çirkin derdini (Elitok, Nevin, 2006)

Ah le yaman oğlane

Canım kurban oğlane

Oğlen getti gelmedi

Sarılmadı bu cane (Elitok, Nevin, 2006)

 

Halk mahnısı eşliğinde;

 

Tarla tumbu zeyerek[26],

Zeyreğe su gerek,

Senin gibi güzele,

Menim gibi yar gerek (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Martinim[27] omuzumda

Gezerim bacaları,

Severim güzelleri,

Darılır kocaları (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[28]

Martinim[29] alli pulli,

Men almam duli muli,

Alırsam kız alırım,

Memeleri kokuli (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[30].

5.Sevdiği birini kaybetmenin verdiği acı:

Karşıda kuş oturur.

Kuş, kuşa yem götürür.

Bıldır[31] ki şen gönlümde,

Bu yıl baykuş oturur (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Gel gidek baş bulağa[32],

Suyu sarhoş bulağa,

Bir sen de, bir de ben,

Dökülsün yaş bulağa (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[33].

İnekler sağılanda,

Sağılıp soğulanda[34],

Anam beni arasın,

Kız gelin yığılanda (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[35].

Araya dağlar,

Geçifti[36] araya dağlar,

El çekmişem Zöhre gibi yardan,

Yetişsin çaraya Şahmerdan (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)[37].

Süt içtim dilim yandı,

Töküldü[38] kilim yandı,

Meramım kime deyim,

Evimde gülüm yandı (KK: Ümmiye Doğan)

Bir at bindim başı yok,

Bir çay geçtim taşı yok,

Burda bir gelin ölmüş,

Yanında kardaşı yok (KK: Ümmiye Doğan)

Kar daşı,

Karlı dağdan kar daşı,

Hasta gönlü nar ister,

Benim gönlüm kardaşı Elitok, Nevin, 2006.

Bir üzdü,

Bir çalkalandı bir üzdü,

Üzün koy üzüm üste,

Koy desinler bir üzdü (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Çengele,
Duman gele çengele,

Ben feleğe neyledim,

Saldı beni çengele (Elitok, Nevin, 2006)

6.Yoksulluk:

Düşen ağlar,

At binip düşen ağlar,

Zenginin ne vejine[39],

Yoksula düşen ağlar (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Güven gez,

Çık dağlara güven gez,

Ne oğula bel bağla,

Ne devlete güven gez (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Deme[40] gel,

Sohbete gel deme gel,

Dert bilene de gelsin,

Dert bilmeze deme[41], gel (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Kısmetse gelir,

Yekten, Yemen’den gelir,

Kısmet değilse,

Ne gelir elden (KK: Ümmiye Doğan)

Bu yazı yazı değil,

Elim terazi değil,

Mevlam bir yazı yazdı,

Hiç gönlüm razı değil (KK: Ümmiye Doğan)

Gökte uçan kuşa bak,

Kanadı sinmişe bak,

Ellere yaz geldi,

Bana gelen kışa bak (KK: Ümmiye Doğan)

Kaleden indim ancak,

Başımda yeşil sancak,

Ne gelin oldum ne de kız,

Odlarda[42] yandım ancak (KK: Ümmiye Doğan)

7. Kaderine rıza: Kaderine razıdır ve sorgulamaz da çoğu zaman;

Gar[43], gamışa[44],

Yol gider gar, gamışa,

Yüz min alkış neylesin,

Bir felek gargamışa (KK: Ümmiye Doğan)[45].

Sabahtan ezana bak,

Kabrimi kazana bak,

Azrail’in ne suçu,

Defteri yazana bak (KK: Ümmiye Doğan)

Al mendilim sende kalsın,

Sakla koynunda kalsın,

Men Murad almadım,

Bari mendilim alsın (KK: Ümmiye Doğan)

Aşam dedim,

Aşam ulaşam dedim,

Senin üzünden oğul,

Çingeneye paşam dedim (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Dert ekerem,

Özüme dert ekerem,

Öküzüm ham, çiftim polat,

Özüme[46] dert ekerem (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

8. Dostluk: Dostluk ise karşılık beklenmeden yapılan ve paylaşılan hayatın tamamıdır;

 

Neden yana,

Çekilir neden yana,

Yaḫşı[47] dost yaman günü[48],

Çekilir neden yana (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Daş birer birer,

Aḫıttım gözümden yaş birer birer,

Elin sitem sözü, feleğin sözü,

Vurdu her taraftan daş birer birer (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Men seni el[49] bilirdim,

Başıma tel bilirdim,

Yüce dağlar başında,

Solmaz gül bilirdim (KK: Ümmiye Doğan)

Gel gidek belesine[50],

Garipler mahlesine,

Burda bir garip ölmüş,

Gelin gidek yasına (KK: Ümmiye Doğan)

9. Evlat: Ama evladının başına bela gelsin istemez;

 

Esen yeller,

Kararımı kesen yeller,

Açam koynuma dolsun,

Yavruma esen yeller (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

10. Çile: Çilesi de kendisine aittir;

Yaralarım oyuldu,

Kabuk verdi soyuldu,

Eski yaram üstüne,

Teze[51] yara koyuldu (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Yandı canım,

Su içtim yandı canım,

Desem el kınar beni,

Demesem yandı canım (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Ağlarım ağlar gibi,

Derdim var dağlar gibi,

Gazel oldum döküldüm,

Virane bağlar gibi (KK: Ümmiye Doğan)

Mezarım uca koyun,

Ucundan uca koyun,

Men ölürsem sağ yanımdan,

Yıkılmaz baca koyun (KK: Ümmiye Doğan)

Giderim dur diyen yoḫ,

Kebap oldum yiyen yoḫ,

Ayrılık gömleğini,

Benden ayrı giyen yoḫ (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Yazı gam men[52],

Kışı möhlet[53], yazı gam men,

Men olum sene gurban,

Sen ölme yazıgam[54] men (KK: Bedrettin Kemaloğlu)

Baḫtı[55] kara,

Bağmanı[56] yoḫ baḫtı kara,

Men feleğe neynedim,

Felek bana baḫtı kara (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Bala derdi,

……….

Çekilir elin derdi,

Çekilmez bala derdi (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Bilmiren hasını diyim,

Oḫuyum (okuyum) Yasin’i diyim,

Derdim çok, ben yalnız,

Bilmirem hasını diyim (KK: Ümmiye Doğan)

Yatirem[57] yanım ağriyir[58],

Gahirem[59] canım ağriyir,

Yar hetrime düşende,

Var endamım[60] ağriyir (KK: Ümmiye Doğan)

Öldüm ağlamaktan,

Bağa su bağlamaktan,

Bağda yaprak kalmadı,

Yarama bağlamaktan (KK: Ümmiye Doğan)

Kale kaleye karşı,

Kalenin dibi çarşı,

Sen otur bir gölgeye,

Ben yanam güne karşı (KK: Ümmiye Doğan)

Yaram sızlar, yaram sızlar,

Ok değmiş yaram sızlar,

Yaralının halinden,

Ne bilsin yara sızlar (KK: Ümmiye Doğan)

Ninni söylerken;

Nenni dedim uyusun,

Uyusunda büyüsün,

Menim sevgili yavrum,

Tıpış tıpış yürüsün (KK: Ümmiye Doğan)

11. Ahlak, namus: Ahlak ise ar, namus, iffet ve hayâ ile bir bütündür;

Ardan utanır,

Arlı ardan utanır,

Arsızın arı yoktur,

Arsız neden utanır (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

Şorağın[61] düzüne eksen bir bostan,

Bostanı bostan olmaz, tağı tağ[62] olmaz,

Gayretsiz arvada versen yüz inek,

Ayranı ayran olmaz, yağı yağ olmaz (KK: Hadice (Münevver) Kemaloğlu)

12.Vatan, sıla hasreti:

Gögde gögerçin ağlar

Havada Laçin ağlar

Vatan yadıma düşende

Basımda saçim ağlar (Yüzbey, 3/7 Fall 2008).

Garangus gahmıs, nedem

Bağdadi asmıs, nedem

Biz vatannan ayrulduh

Gismetmiz yohmus, nedem (Yüzbey, 3/7 Fall 2008).

Armut dalda dal yerde

Bülbül ötmez her yerde

Felek vurdi ayirdi

Her birimiz bi yerde (Yüzbey, 3/7 Fall 2008).

Verilen bu örnekler ilk defa derlenmiştir. Bu manilerden bazıları tanıdık gelebiliyor. Ancak Türk milleti geniş bir coğrafyaya yayıldığı için farklı yerlerde farklı şekilde tezahür edebilir.

 

SONUÇ

Türk Edebiyatının temel nazım şekillerinden bir olan mâni/bayatı dün olduğu gibi bugün de edebiyatımızda önemli bir yer tutmaktadır. Türk dünyasının bütün bölgelerinde örneklerine farklı adlar ve şekillerde rastlanmaktadır. Terekeme-Karapapak Türkleri de diğer Türk boyları gibi bahsedilen nazım şekilleriyle çok sayıda örnekler vermişlerdir. Çalışmamızdaki örnekler Terekeme-Karapapak Türklerinin var olan geleneği devam ettirdiğini göstermektedir. Bu gelenekte Terekeme-Karapapak Türklerinin düşünce yapısını, beğenisini, sevdalarını, özlemlerini, dertlerini, ortak duygu ve davranışların yansıtılmasını, yörenin kültürüne ait gelenek göreneğin izlerinin sergilendiğini görüyoruz. Türk boylarının kültürel değişimi ve gelişimi ile ilgili yapılacak bu tür çalışmalarda sistematik bakış açısıyla bir inceleme ve tahlil yapılmazsa, yapılacak bu tür çalışmaların eksik kalacağı düşüncesindeyiz. Bizde Terekeme-Karapapak Türklerinin mâni/bayatı geleneğini yapılacak ilgili alana katkıda bulunmak amacıyla ele aldık.

KAYNAKÇA

 YAZILI KAYNAKLAR

Abhazlar.(1981) İnönü Ansiklopedisi, Cilt: 1, s. 75.

AKÇORA, Ergünöz.(1996) Rusya’nın Kafkasya Siyaseti ve Geçmişten Günümüze Çeçenler, İstanbul.

AKDAĞ, Mustafa.(1975) Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara.

AKKUŞ, Muzaffer.(2004) “a/e Seslenme Edatının İşlevleri Üzerine Bir Araştırma”, Uluslararası Türk Dili Kurultayı.(20-26 Eylül 2004) Bildirileri I, TDK, Ankara.

AKPINAR, Yavuz.(1994) ″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, s. 465-467.

AKSAN, Doğan.(1995) Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yayınları, Ankara.

ALATLI, Alev.(2005) Dünya Nöbeti, İstanbul.

ALIŞIK, Gülşen Seyhan.(2005) Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak1995 İstanbul), Prof. Dr. Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt: 2, Sayı: 4, Aralık, s. 10-25,

ALTAŞ, Hanifi.(2005) Telafer Yahut Babil’in Son Sürgünleri! , Türk Dirlik, 4 Eylül.

ALYILMAZ, Semra.(2003) Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara.

ANDREWS, Peter Alford.(1992) Türkiye’de Etnik Gruplar, Çev. Mustafa Küpüşoğlu, ANT Yayınları, İstanbul.

ASLAN, Ensar.(1995) Çıldırlı Âşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikâyeleri, Ankara.

ASLAN, Kıyas.(1994) Ahıska Türkleri, Ankara.

AŞIKPAŞAOĞLU.(1949) Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul.

AVCIOĞLU, Doğan.(1997) Türklerin Tarihi, 1. 2.4.5.Kitap, İstanbul.

AYDIN, Mustafa.(2005) Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar, Gökkubbe Yayıncılık, İstanbul.

AYDOĞ, Orhan.(1998) Karapapaklar, Seminerler Çalışması, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya.

BADDALEY, John F.(1996) Rusların Kafkasya’yı İşgali ve Şeyh Şamil, İstanbul.

BALA, Mirza.(1993) ″Çerkezler″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul, s. 375.

BALA, Mirza.(1967) ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M.E.B.Yay., Cilt: 6, İstanbul, s. 339.

BALA, Mirza.Kumuklar, İslam Ansiklopedisi, Cilt: VI, s. 986.

BAŞGÖZ,İlhan.(2003) Yunus Emre I, Cumhuriyet Gazetesi yayını, İstanbul.

BATMANOVA, İ. A.(1940) Grammatika Kirgizskogo Yazika (Kırgız Dili Grameri) III, Frunze.

BAYRAM, İbrahim.(1976) Ağrı Eleşkirt İlçesi Merkez Ağzı, Atatürk Üniv, Lisans Tezi, Erzurum.

BERKOK, İsmail.(198l) Tarihte Kafkasya, İstanbul.

BİNBAŞI NAZMİ.(1334) Kafkasya ve Türkistan, İstanbul.

CAFEROĞLU, Ahmet.(1958) “Anadolu Ağızlarında İçses Ünsüz Benzeşmesi”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı, Belleten, s. 1-11.

CAFEROĞLU, Ahmet.(1995) Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları: 62, Ankara.

CAFEROĞLU, Ahmet.(1983) Kafkasya Türkleri, Ankara, s. 55-56.

CAFEROĞLU, Ahmet.(1983-1988) Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul.

CAFEROĞLU, Ahmet-Yücel, Tahsin.(1976) ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara..

CAFEROĞLU, Ahmet-Yücel, Talip.(1976) ″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara.

CELİLOV, Ağasıoğlu Feridun.(2004) Azerbaycan Dilinin Morfonologiyası, Bakı, 1988,çev. Mehmet Göçmez, Azerbaycan Dilinin Ses ve Şekil Bilgisi, G. Ü. Kırşehir Fen-Ed. Fak. TDE Bölümü Bitirme Tezi, Danışman: Yrd. Doç. Dr. Mahmut Sarıkaya, Kırşehir.

CEMŞİDOV, Şamil.(1990) Kitab-ı Dede Korkut, Ankara.

ÇEKİÇ, Hulusi.(1976) Karşılaştırmalı Atasözleri, Kalite Matbaası, Ankara.

ÇELEBİOĞLU, Amil.(1995) Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul.

ÇETİNKAYA, Nihat.() Kızılbaş Türkler, İstanbul, 2005.

ÇILDIR ÂŞIK SEMPOZYUMU.(2000) Ankara.

DALKIRAN, Sayın.(1997) İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz, İstanbul.

DAŞDEMİR, Muharrem.(2009) “Terekeme/Karapapah Ağızlarındaki İkili Biçimler ve Bunların Etnik Kökenle İlişkisi”, [Bildiri] II. Uluslararası Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları Çalışmayı, (Mayıs), Kars.

DAVİD MARSHALL LANG.(1997) Gürcüler, İstanbul.

DEMİR, Ali Faik.(2003) Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya, Bağlam Yayınları, İstanbul.

DEMİR, Ali Faruk.(1996) ″SSCB’nin Dağılmasından Sonra Türkiye-Azerbaycan ilişkileri″, Değişen Dünya ve Türkiye, Der. Faruk Sönmezoğlu, İstanbul.

DEMİRTAŞ, Ahmet.(2009) “Kırım Savaşı ve 93 Harbi Sürecinde Osmanlı Memleketine Gelen Göçmenlerin Sevk ve İskânları”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Dergisi, Sayı, 41, Erzurum.

DERLEME SÖZLÜĞÜ.(1993) C. I-XII, TDK Yayınları, Ankara.

DEVELLİOĞLU, Ferit.(1993) Osmanlıca Sözlük, İstanbul.

DEVLET, Nadir.(1996) ″Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü″, Yeni Forum, Mayıs, s. 7.

DÜNDAR, Selahattin-Çetinkaya, Haydar.(2004) Terekemeler (Karapapak Türkleri),(El Kitabı), Eylül.

EBÜLFEZ ELÇİBEY, Fars Şovenizmi, Çev.: Cavit Veliev, http://www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=40&ıtemi=41.

EBÜLGAZİ BAHADIR HAN. Şecer-i Terakime, Türklerin Soy Kütüğü,Haz. Muharrem Ergin, Tercüman 1001 Temel Eser.

EFENDİOĞLU, Süleyman.(2006) Cümle Menşeli Edatlar, Prepositions Originated From Sentence, A.Ü.A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 31, Erzurum, 193-207.

EFENDİOĞLU, Süleyman.(2009) Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume, 4/3, Spring,s.808-809.

EFENDİYEV, Paşa.(1981) Azerbaycan Şifahi Xalq Ədəbiyyatı. Bakı: Maarif Nəşriyyatı.

ELİTOK, Nevin.(2006) Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.

ERCİLASUN, A. Bican.(1983) Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Ankara.

ERCİLASUN, Ahmet Bican.(1987) Irak Türklerinin Dil ve Edebiyatı, Irak Türkleri Sempozyumu Tebliğleri.

EREL, Şerafettin.(1961) Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul.

ERGİN, Muharrem.(1993) Türk Dil Bilgisi, İstanbul.

ERGUN, Metin.(1997) Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı: 35, Güz, s. 10-16.

ERKAN, Aydın Osman.(1999) Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul, Haziran.

ERÖZ, Mehmet.(1990) Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

EYÜPOĞLU, İsmet Zeki.(1987) Şeyh Bedreddin ve Varidat, İstanbul.

FANİNA W Halle.(1997) Kafkasya Üzerine, Kafkasya Yazıları, Çev: Ali Çurey, İstanbul.

FIĞLALI, E. R.(1989) Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

GÖÇMEZ, Mehmet.(2004) Azerbaycan Dilinin Ses ve Şekil Bilgisi (Feridun Ağasıoğlu Celil: Azerbaycan Dilinin Morfologiyası), G. Ü. Kırşehir Fen-Ed. Fak. TDE Bölümü Bitirme Tezi.

GÖKALP, Ziya.(2003) Türkçülüğün Esasları, İstanbul.

GÖKÇE, Cemal.(1979) Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya Siyaseti, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul.

GÖLPINARLI, Abdülbaki. ″Kızılbaş″, İslam Ansiklopedisi, cilt: 6, s. 789.

GÖMEÇ, Saadettin.(1999) Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara.

GRİGORİANTZ, Alexandre.(2000) Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul.

GÜRSOY, Cevat.(1984) Volga, Türk Ansiklopedisi, Cilt: XXXIII, s. 319.

HABİÇOĞLU, Bedri.(1993) Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul.

HACILAR, Valah.(2001) Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde, Tiflis.

HACILAR, Valeh.(1992) Azerbaycan Folklor Ananeleri (Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında), Tiflis.

HACILAR, Valeh.(1999) Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, Bakü.

HEKİMOĞLU, M.İ.(1997) Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, Bakü.

HİZAL, Ahmet Hazer.(1961) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yayınları, Ankara.

HUART, CL.(1993)″Haydar″, İslam Ansiklopedisi, İstanbul, V, 387.

İBRAHİMOV, M. R. A.(1996) ″Dağıstan Halkları XX. Yüzyılında Etnodemografik Problemler″, Yeni Forum,Mart, s. 33.

İLHAN, Suat.(1999) Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Ankara.

Joseph Von Hammer.(1990) Osmanlı Tarihi, Çeviren: Mehmed Ata-Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, İstanbul.

KAFKASYA.(1985) Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 5, İstanbul, s. 1620.

KAFLI, Kadircan.(1942) Şimali Kafkasya, Vakit Matbaası, İstanbul.

KALAFAT, Yaşar.(2001) ″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos, Sayı: 2001/31, s. 26-30.

KALAFAT, Yaşar.(2006) Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″, VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Türk Halk Kültüründe Gelenek, Görenek ve İnançlar/Tradıtıons, Customs And Belıefs İn Turkıs Folk Culture, 9. Oturum-Sesion 9, 30. 06. 2006 Cuma.

KAMACI, Ersoy.(1992) Çerkes Tarihi (Abazalar, Adigeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Asetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler), Eylül.

KANTARCI, Hakan.(2005) ″Kafkasya Jeopolitiğinde Kriz Alanları ve Güç Mücadelelerinin Türkiye’ye Etkileri, 2023 Dergisi, Sayı: 53, Eylül, s. 34.

KARAKHİ, Muhammed Tahir.(1987) Kafkas Mücahidi İmam Şamilin Gazavatı, çev. T. Cemal Kutlu, İstanbul.

KARAMAN, Erdal.(2007) Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s. Number 20, s. 98, 99.

KARAMANLI, M. Hüsamettin.(1996) ″Gürcistan″, DİA, C. XIV, İstanbul, s. 310.

TÜRKOĞLU,İsmail.(2005) Karapapaklar, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt: XXIV, s. 470.

KARİNİ, Jahangir.(2009) Erdebil İli Ağızları, Doktora Tezi, Ankara.

KAŞIKÇI, Nihat – YILMAZ, Hasan.(1999) Aras’tan Volga’ya Kafkaslar-Ülkeler-İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara.

KAVAKLIÇEME, Hüsna.(2010) Kars ve Iğdır Azerileri Ağzı (Dil İncelemesi-Metin-Dizin),Yüksek Lisans Tezi, Erzurum.

KEMALOĞLU, Muhammet.(2012) Terekeme –Karapapah Türkleri Ağzına Ait Sözcüklerden Örnekler-Muş-Bulanık Çevresi, TÜRKIYAT MECMUASI, CILT 22, Sayı: 1,s.61-97.

KEMALOĞLU, Muhammet.(2011) Terekeme-Karapapak Türklerinde Dualar.(Alkışlar) ve Beddualar.(Kargışlar), Muğla Üniversitesi,Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi,Spring/Bahar -Issue/Sayı 26,s.80-97.

KEMALOĞLU, Muhammet.(2006) ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I.Bölüm)″, Kalgay Dergisi, Yıl: 11 Sayı: 41, Temmuz-Ağustos-Eylül.

KEMALOĞLU, Muhammet.(2006) ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II.Bölüm)″, Kalgay Dergisi, Yıl: 11 Sayı: 42, Ekim-Kasım-Aralık.

KEMALOĞLU, Şeyda-Muhammet.(2007) Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Ankara.

KIRZIOĞLU, M. Fahreddin.(1972) Dede Korkut Oğuznâmeleri Işığında Karapapahlar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil Araştırmaları), Erzurum.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1997) “Çıldırlı Âşık Şenlik’te Vatan ve Millet Duyguları”, Âşık Senlik Sempozyumu Bildirileri, Ankara, T. C. Kültür Bakanlığı Yay.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1970) ″Ahıska Bölgesi ve Türklük″, Türk Kültürü, Sayı: 87, s. 203-206

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1968) ″Cenûbî Garbî Kafkas Cumhuriyeti″, Türk Kültürü, Sayı: 72, Ekim, s. 958-959.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(2008) Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 9, Yıl: 4, Kış.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(2009) Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 13, Yıl: 5, Kış.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1972) Karapapahlar: Borçalı-Kazak-Uruğunun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış; Atatürk Üniversitesi Yay, Erzurum.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1953) Kars Tarihi, İstanbul.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1995) Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapaph’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1993) Osmanlıların Kafkasya Ellerini Fethi.(1451-1590)Ankara.

KIRZIOĞLU, M. Fahrettin.(1992) Yukarı Kür ve Çoruh Boylarında Kıpçaklar, Ankara.

KOÇ, Aylin. Kelime Sonunda Ünsüz Türemesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s28/koc.pdf.

KOSOK, Pşimaho.(1960) Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, Çeltüt Matbaası, İstanbul.

KÖKTEKİN, Kâzım.(2007) Doğubayazıt Ağzının Ses Özellikleri, A. Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, S. 33, Erzurum 2007, s. 1-9

KÖSTÜKLÜ, Nur.(1991) Yakınçağın Başından Günümüze Ortadoğu Ülkelerinin Anadolu’ya Yönelik Politikaları, Türk Kültürü, Sayı: 336, Yıl, XXIX, Nisan, s. 221.

KURAT, A. Nimet.(1992) Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

KUTALMIŞ, Orhan Güdül.(2003) Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul.

KUTLU, Tarık Cemal.(1993) Çeçenler, Dili Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkezler, İstanbul.

KÜTÜKOĞLU, Bekir.(1993) Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri, İstanbul.

LEONTİ Lyulye.(2003) Tarihi Etnografik Makaleler, 1857-1862-1866, Çev: Papşu Murat, Çerkesya,Çiviyazıları, İstanbul.

MANSUR, Şamil.(1995) Çeçenler, Sam Yayınları, Ankara.

MELİKOFF, İrene.(2004) Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul.

MƏMMƏDLİ Ş. B.(2003) Azərbaycan Ədəbiyyatının Borçalı Qolu (1920-ci İlə Qədər) Monoqrafiya. Tbilisi: Kolori.

MEMMEDLİ Şureddin.(1991) Paralanmış Borçalı veya 1918 Yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi, Azerneşr Yay, Bakü.

MEMMEDOV, Nadir.(1993) Azerbaycan’da Yer Adları, Bakü.

MERÇİL, Erdoğan.(2003) Gürcistan Tarihi-Eski Çağlardan 1212’ye kadar-, Ankara.

METCUNATUKA, İzzet.(1330) Kafkas Tarihi, İstanbul, Hürriyet Matbaası.

MİRAHMEDOV, Eziz. Edebiyatşünaslıg Ensiklopedik Lüğeti. Bakı: Neşriyyat

MUMTAZ, Salman.(1984) “Bayat” Kəlməsi Haqqında Qeydlər,RƏF, arx.-38, Q-32/570.Az-f.m. P.

MUMTAZ, Salman. Azərbaycan Bayatlarından Yetişən Ozan, Alim, Şair Və Saz Aşıqları. RƏİ, arx.-38, Q-8/183.

Mütercimler, Erol.(2006) Geleceği Yönetmek/Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta, İstanbul.

NAMITOK, Aytek.(2003) Çerkeslerin Kökeni I,Çev: Aysel ÇevikerKAF-DAV Yayınları, Ankara.

NASKALİ,Emine Gürsoy – Duranlı, Muvaffak.(1999) Altay Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara.

OKATLI, Suzan.(2006) Anadolu Ağızlarında Ki Bağlama Edatı İle Kurulan Yardımcı Cümleler, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 21 Yıl: /2,s.453-465.

Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Sünnet’in Şii Akidesine Tenkidleri, İstanbul, 2000.

OSTROGORSKY, Georg.(1981) Bizans Devleti Tarihi,Çev. F. Işıltan, Ankara.

ÖGEL, Bahaeddin.(1984) İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara.

ÖLMEZ, Zuhal Kargı.(2002) Meninski’nin Sözlüğündeki “Tartarca” Sözcükler, Cilt: 15, Ankara, s. 67.

ÖZBAY, Özdemir.(1995) Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Ankara.

ÖZEY, Ramazan.(1996) Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul.

ÖZKAN, Nevzat.(2003) Türk Dilinin Yurtları.

ÖZTÜRK, Mustafa.(2003) Kafkasya’nın Tarihi Coğrafyası ve Stratejik Önemi, Genelkurmay ATASE-Sekizinci Askeri Tarih Semineri I, Ankara.

RAMAZAN, Musa.(1997) Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul.

SARAY, Mehmet.(1988) Kafkasya Araştırmalarının Türkiye İçin Önemi, Kafkas Araştırmaları I, İstanbul.

SARIKAYA, Mahmut.(2001) Azerbaycan Türkçesinde Geniş Zaman Ve Şimdiki Zaman Çekimleri İle Güney Azerbaycan Türkçesindeki Örnekleri, TÜBAR-X-Azerbaycan Türkçesi.

SARIKAYA, Mahmut.(1998) Güney Azerbaycan Türkçesi, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Kayseri.

SARIKAYA, Mahmut.(2009) Teklik İkinci Kişi Emir Çekimlerinin Anadolu Ve Azerbaycan Ağızlarındaki Değişik Örnekleri Üzerine, TÜBAR-XXV-Bahar, s, 146.

SARIKAYA, Mahmut-SEYFEL, Mahmut.(2004) Kırşehir Abdal/Teber Dili Ve Anadolu, Azerbaycan, Özbekistan Gizli Dilleriyle İlgisi, TÜBAR-XV-Bahar, 244.

SAYDAM, Abdullah.(1993) Kafkasya’da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Türkiye, KTÜ, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Trabzon.

SEVİNÇ, Necdet.(2009) Türkiye’nin Türklük’le İlgisi Kesiliyor, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı: 272, Ağustos, s. 46.

SEYİDOV, Mirali.(1989) Azerbaycan Halkının Soykökünü Düşünürken, Bakü.

STRECK, M.(1967) ″Kaf Dağı″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: VI, İstanbul, s.59-61.

SÜMER, Faruk.(1976) Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara.

ŞAHİN, Murat.(2001) ″Transkafkasya Siyasi Coğrafyasında Etnik Dağılımın Etkileri″, Avrasya Etüdleri, TİKA Yay., Yaz, No. 19, ss. 33-35.

ŞAPOLYO, Enver Behnan.(1964) Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul.

ŞİRALİYEV, M.(1962) Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü.

TANYU, Hikmet. Türklerin Dini Tarihi, Türk Kültür Yayını, İstanbul, tarihsiz.

TAVKUL, Ufuk.(2002) ″Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları″, Yeni Türkiye Yay., Ankara.

TAVKUL, Ufuk.(2002) Etnik Çatışmaların Gölgesinde Kafkasya, Ötüken Yayıncılık, İstanbul.

TAVKUL, Ufuk.(1993) Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür, İstanbul.

TERİM, Şerafettin.(1976) Kafkas Tarihinde Abhazlar ve Çerkezlik Mefhumu, İstanbul.

TİŞKOV, V. A., FİLLİPOVA, E. İ.(2000) Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara.

TOGAN, A. Zeki Velidi.(1933) Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 150, s. 101-107; Sayı: 18, s. 247-253.

TOGAN, A. Zeki Velidi.(1933)Azerbaycan Etnoğrafisi, II.

TOGAN, Zeki Velidi.(1944) ″Azerbaycan″, İslam Ansiklopedisi, II, İstanbul, s. 94.

TOGAN, Zeki Velidi.(1970) Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARI SÖZLÜĞÜ,http: //tdkterim.gov.tr/ttas/

UYSAL, İdris Nebi.(2010)Karaman İli Ağızlarının Ses Özellikleri Bakımından Türkiye Türkçesi Ağızları Arasındaki Yeri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 5/1 Winter.

ÜLKE RAPORU.(2001) Avrasya Dosyası, Sayı: 1, s. 1.

VALEHOĞLU Hacılar, Fahri.(2009) Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları,Bizim Ahıska Dergisi, Yıl: 5, Sayı: 14, Bahar.

YALÇINKAYA, Alâeddin,Kafkaslar’da “Türkî” Kavimler: Çerkezler, Abhazlar, Kabartaylar, Adıgeler, Çeçenler.(2006) İnguşlar, Dağıstanlılar ve Diğerleri, Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 9 Mayıs.

YEGANE, İsa.(1990) Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

YENİARAS, Orhan.(1994) Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul.

YILMAZ, Salih.(2007) Karapapak.(Terekeme)Türkleri, Ankara.

YOLCU,Mehmet Ali.(2012) Azerbaycan Holavar ve Sayacı Nağmelerinin Tür Özellikleri, İDİL, Cilt 1, Sayı 1 / Volume 1, Number 1,s.38-49.

YÜZBEY, İrade.(2008) Ahıskalı Türkler ve Kültürleri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 3/7 Fall.

ELEKTRONİK KAYNAKLAR

http: //www.gizlitarih.com/index.php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″, http://www.yesevi.edu.tr/index.php?menu_id=75,

Kazakça-Türkçe,Türkçe-Kazakça Sözlük; http://www.kultur. gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFB0ED0AA5232E402F25881B305C3223FFKazak Edebiyatı.

SÖZLÜ KAYNAKLAR

Kaynak: Bedrettin Kemaloğlu.

Kaynak: Hadice (Münevver)Kemaloğlu.

Kaynak: Ümmiye Doğan.


[1] Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek,Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar) ,Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm,Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme.

[2] 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapahlar’ın ceddi olmalıdır.Karapapahlar, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasına kadar toplu olarak, Kazak Şemseddin Hanlığı’na bağlı Borçalı’da yaşamışlardır. Z.Velidi Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta yaşadıklarını belirtmektedir.Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapahlar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir.Karapapahlar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir.

[3] Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir.

[4] Doğum yerleri itibariyle yurt dışında doğup Muş ve çevresinde yaşayanların çoğunluğunu 878 kişiyle Rusya’da doğan kişilerin oluşturur. Bunların büyük bir kısmı Osmanlı-Rus mücadelesi içerisinde 1877-1878 ve I. Dünya Savaşları sırasında Osmanlı Devleti’ne sığınan, başta Çerkezler ve Terekeme (Karapapak) Türkleri olmak üzere, Kafkasya’dan Muş ve ilçelerine getirilip yerleştirilen insanlardır.

[5] Terekeme ağzında diş/diş-diş eti (c, ç, s, z, ş, j, t, d) katı ünsüzlerinin komşuluğunda bulunan [l] sesleri [d] ünsüzüne dönüşür. Bu olay belli şartlarda [l] sesini [d] ya da [t] yapan Kazakça, Kırgızca ve Başkurtçaya benzemektedir. Bu değişim, Anadolu‟da sadece Terekeme ve Azerilerde (Azerilerinki Terekeme ağzının etkisiyle olsa gerek) görülür.

[6]İnsan.

* KK: Kaynak kişi.

[7] Çaresiz.

[8] Her zaman.

[9] Tarak.

[10] Ekmek pişirilen kırmızı çamurdan yapılmış fırın.

[11] Yaktım.

[12] Çıktım.

[13] Kurban.

[14] Altın veya gümüşten yapılıp boyna takılan kolye.

[15] Hüsamettin Subaşı-Ezem Ezeden Oğlan-Van yöresinde de okunur.

[16] Hatırda.

[17] Kar.

[18] Kokuyor.

[19] Ayva.

[20] Altın Kemer.

[21]Yöre: Bayburt, Kaynak Kişi: Necmi Şahin, Derleyen: Nida Tüfekçi, Notaya Alan: Nida Tüfekçi

[22] Kat kat ve iç tarafı farklı renklerde nokta nokta; kundak, çocuk bezi.beşiğe konulan yatak.

[23] Alayım.

[24] Keten (Latince Linum), Ketengiller familyasından, Haziran-Ağustos ayları arasında ipek gibi, mavimsi veya sarı renkli çiçekler açan bir bitkidir.

[25] Kale.

[26] Bezir yağı çıkaran araç; ″Bezir″ veya ″Zeyerek″ olarak bilinen susam yakacak olarak kullanılan çıra.

[27] Amerikan silah şirketi Lockheed Martin.

[28] Erzurum-Muharrem Akkuş-Yücel Paşmakçı

[29] Eski doldurmalı tüfek

[30] Tercan, 1959-60, Erzurum ağzıyla

[31] Geçen yıl.

[32] Çeşme.

[33] Bitlisli İbrahim’in kızı İnayet anası ölende

[34] Sütü kesilmek.

[35] Tutaklı Paşa’nın kızı anasına; Toplanınca.

[36] Girmiş.

[37]Zöhre’nin Oğlu, Merziye’nin babası, eşi Zöhre için söylüyor

[38] Döküldü.

[39] Umuruna.

[40] Sohbet,

[41] Söyleme, Konuşma (Olumsuzluk fiili).

[42] Ateş.

[43] Kar.

[44] Kamış.

[45] Bedduaya uğramış.

[46] Kendime.

[47] İyi.

[48] Kötü gün.

[49] Yabancı.

[50] Böylesine.

[51] Yeni.

[52] Benim yazım gam.

[53] Zaman.

[54] Yazığım ben.

[55] Baktı.

[56] Bahçıvan.

[57] Yatıyorum.

[58] Ağrıyor.

[59] Kalkıyorum.

[60] Bütün vücudum.

[61] Ot bitmez yer.

[62] Kavun, karpuz, salatalık gibi bitkilerdeki dal.

…………………………………

TEREKEME-KARAPAPAH TÜRKLERİ AĞZINA AİT SÖZCÜKLER “MUŞ-BULANIK ÇEVRESİ”

 

İ.Ü.Türkiyat Mecmuası, C. 22/Bahar, 2012,s.61-97.

Muhammet KEMALOĞLU*

ÖZET

Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır. Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir. İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir Araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Terekemelere ayrıca ″Karapapah″ta denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Karapapahların dilleri yaşadıkları, coğrafyadaki dil baskısı olmasına rağmen yüz yıllarca Türkçenin ana yapısını bozmadan günümüze taşımışlardır. Terekeme veya diğer bir değişle Karapapahlar Kıpçak-Oğuz kaynaşması ile oluşmuştur. Siyah astragan kalpak giydiklerinden komşuları tarafından “Karapapahlar” diye anılırlardı. Karapapahlar, Kür boylarındaki egemenliklerini daha kalıcı kılmak amacıyla Tiflis, Nahçıvan, Karabağ, Loru, Ahırkelek, Gence ve Şirvan dolaylarına yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Azerbaycan’ın yanı sıra Karapapahların en yoğun yaşadığı yerler, başta Kars olmak üzere Türkiye’nin Doğu Anadolu bölgesidir. Kars, Iğdır ve Ardahan’da nüfusun çok önemli bir kısmı Karapapah’tır. Terekemeler Erzurum, Erzincan, Sivas, Amasya, Van, Ağrı gibi şehirlerimizde de oldukça fazladır. Sivas’ın Kangal ilçesinde yoğun bir Karapapah nüfusu vardır. Ayrıca buralardan İstanbul, Ankara, İzmir, Adapazarı, Bursa gibi şehirlere göç eden çok sayıda Karapapah Türkü vardır. Bu çalışma da ise Terekemeler-Karapapah Türklerinin Muş ili Bulanık ilçesi çevresindeki sözlü kültüründen örnekler ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Türk Kültürü, Terekeme, Muş, Bulanık ilçesi, Sözlü kültür.

 

THE WORDS OF THE MOUTH OF THE TEREKEME-KARAPAPAH TURKS

“ARROUND MUS-BULANIK”

ABSTRACT

Karapapahlar Terekemes or in other words formed by the fusion of Kipchak-Oguz. Horseherds (year) and the sizes of the black astrakhan sheep breeding Karapapahs kalpakhe celebrated by having anything on their neighbors. Karapapahs, Tbilisi in order to make a more permanent cure lengthes rule, Nakhichevan, Karabakh, lor samples, Ahırkelek, settled down to around Ganja and Shirvan. Karapapahların Georgia and Azerbaijan, as well as the busiest place of residence, especially in Eastern Anatolia region of Turkey, including Kars. Kars, Ardahan, Igdır and Karapapah an important part of the population. Terekemes Turks, Erzurum, Erzincan, Sivas, Amasya, Van, rather thancities such as pain. There is a dense population of the town of Kangal Karapapah Sivan. Also from here to Istanbul, Ankara, Izmir, Adapazari, who migrated to cities like Bursa has a large number of Turks Karapapah. In this study, the oral culture of the surrounding district of Bulanık province of Mus Terekemes-Karapapahs examples are discussed.

Key Words: County of Bulanık, Turkish Culture, Terekeme, Muş, Oral culture.

GİRİŞ

 

Terekeme adıyla anılan Karapapaklar, kökeni çok eskilere dayanan bir türk boyu olmalarına rağmen haklarında detaylı şekilde pek fazla çalışma yapılmamıştır. Kimi araştırmacılar konularını ilgilendirdikleri ölçüde Karapapaklar hakkında kısa bilgiler vermişlerdir. Bunların yanında birçok yazar ve araştırmacı da Karapapakları Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan Özerk Cumhuriyetinde yaşayan Karakalpaklarla karıştırmış, bu iki Türk halkını aynı boya mensup zannetmişlerdir. Bu çalışmada, öncelikle Karapapahların ne kadar kim olduğu, nasıl bir sözlü geleneği olduğu ortaya konulmaya çalışıldı. Sözcükler toplanırken de kaynak kişilerden yararlanılmıştır (Bedrettin Kemaloğlu;Hadice (Münevver) Kemaloğlu;Ümmiye Doğan).

 

Terekeme-Karapapah Türkleri

Terekeme sözcüğü, terek; raf, dolap gözü, Terakime (Arapça ve Farsçada); Türkler, Etrak (Arapça) Türk, siper, siperlik, sütre anlamlarına gelir (Kutalmış, 2003: 251). Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır. XII.-XIII. yüzyıllara geldiğimizde Borçalı ve Kazahlı urukları Terekeme olarak adlandırılmıştı. Âşık Emrah, şiirlerinde Terekeme güzellerinden bahsetmektedir. Âşık Garip, Kazah nehri boylarını Terekeme yaylakları diye övüyordu (Yeniaras, 1994: 33; Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Kalafat, 2005: 57-58; Alyılmaz, 2002: 290; Bilgili, 2002: 29; Ağoğlu, 2002: 218), Ahmet Caferoğlu (1983), Fahrettin Kırzıoğlu (1995), Yavuz Akpınar (1994: 465-467), Ensar Aslan (1995), Aşık Şenlik konulu sempozyumları (2000), Selahaddin Dündar ve Haydar Çetinkaya(2002); Kalafat, 2001/31: 26-30; Metin 1997: 10-16; Hacılar, 2001, Karapapah Mehreli Bey, 1996, Azerbaycan Folklor Ananeleri, Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında, 1992; Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, 1999; Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, 1997; Kırzıoğlu, 1972; Aydoğ, 1998) ve ayrıca Güney Azerbaycan’da, İsa Yegâne’nin (1990) çalışmaları da mevcuttur. Bahsedilen kaynaklar yeni çalışmalar için kaynak teşkil etmektedir.

Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir (Dündar-Çetinkaya, 2004;VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi[1]; Caferoğlu, 1988: 69). Kelimenin ″Türkmen-Türkman[2]″ kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu (Devellioğlu, 1993) ve Ebulgazi Bahadır (Ebülgazi Bahadır Han, Tercüman 1001 Temel Eser) bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık ediyor. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir. Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır. Bizce de doğru olan budur.

İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir Araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Terekeme sözcüğünün bundan bozularak oluştuğudur. Terekeme kelimesinin kökeninin ″Terk-i Mekke″ izahı ise bir halk benzetmesinden öte bir şey değildir. Terk-i Mekke ″Mekke’nin Terki, Mekke’nin bırakılması″ gibi bir anlam ifade eder ki, bu bir kavim adı olamaz; ancak bir olay adı olabilir. Kavim adı olabilmesi için ″Mekke’yi terk edenler″ gibi bir kelime olması gerekirdi. Fakat halk arasındaki rivayetlere baktığımızda bu terimin ’terk etmek’ manasına geldiğini görüyoruz. Yani ″mekânı terk eden ve göçmüş olan″ anlamında yorumlanmaktadır. Türkler Arap değil ki Terk-i Mekke denilsin.

Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Eskiden Terekemelerin atalarının Kuzey Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı olarak Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre Terekemelerin ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları terk etmişler ve Gürcistan ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye geldiklerinde diğer yerli toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme terimini ″yurtlarını terk edenler″ anlamında kullanmışlardır (Bala, 1967:339)[3]. Siyah şapkalılar (Alışık, 2005: 10-25)[4] terimi bu olay yüzünden onlara isim olarak verildi.″ Bütün bu örneklere bağlı olarak Türklerde yas tutmak amacıyla siyah şapka giyme geleneği olduğu gibi bugünkü Terekeme teriminin ’terk etmek’ terimi ile alâkasının olduğunu düşündürmektedir.

Terekemelere ayrıca ″Karapapah da denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık (papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapah″tır (Karapapahlar, İslam Ansiklopedisi: 470[5]; Yılmaz, 2007: 1, 12; Baskakov, 1958: 364; Bala, 1967: 339), Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk (Ölmez, 2002; dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id:12&sayi_id:843)[6]″, ″Karabörklü″, Kızılbörklü″ (Sümer, Aydınoğullarının ″kızıl renkli börk″ giydiklerini yazmıştır. Eyüpoğlu, 1987: 262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004: 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997: 2239-2240, 1884, 154; Joseph Von Hammer, 1990: 8; Başgöz, 2003: 92, Çetinkaya, 2005: 424-446; Akdağ, 1975: 15), ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır (Eröz, 1990: 81-82; Fığlalı, 1989: 9-10; Behnan, 1964: 254). Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapahlar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın müritlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı olan on iki çizgili ″taç″ adlı kızıl kavukları reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir (Kırzıoğlu, 1998: 467; Caferoğlu-Yücel, 1976: 1118).

Terekemeler dil, lehçe, mutfak ve müzik kültürü gibi konularda Azerbaycan Türklerine çok yakındır (Karapapahlar, XXIV: 470). Sadece ağız farklılıkları vardır. Buna rağmen Türkiye’deki her iki kesim de birbirlerini genellikle farklı nitelendirmektedirler. Borçalı’da Karapapah’lık adı öne çıkmaktadır. Gerçek şu ki, Türk toplulukları arasında yaşam biçiminden ve coğrafi şartlardan kaynaklanan bazı farklılıklar vardır. İran’da da çok sayıda Karapapah Türkü’nün olduğu bilinmektedir. Karapapahlar İran’da Sulduz bölgesinde yaşamaktadır. Türkiye’ye göçmeden evvel, Borçalı ve Kazak Karapapahları olarak adlandırılımıştır. Terekemeler, atılgan, hırslı, olaylar karşısında son derece duygusal ve saf bir karaktere sahip insanlardır. Dürüst ve merttirler. Sosyal ilişkileri güçlü olan bir toplumdur. Mirza Bala da ″Karapapahlar, fıtraten zeki, çalışkan ve iyi binicidirler; kadınları hür, aile teşkilâtları mazbut ve sağlamdır″ demektedir (Bala, 1967:470;Bala, Karapapak, VI, 330-331;Alışık, 2005: 10-25). Terekemeler, başlarına buyruk yaşamışlardır. Ahde vefaya önem verirler. Kararlı ve dirayetlidirler (Kaçak Nebi[7]), devletine milletine sadakatle bağlıdırlar, gelenek ve adetlerine sıkıca bağlıdırlar, Karapapahların dilleri yaşadıkları, coğrafyadaki dil baskısı olmasına rağmen Türk ana yapısını bozmadan günümüze taşımışlardır, zulme, direnir, haksızlığa başkaldırırlar. Onların karakterlerini yansıtan, ″Düz ol, Allah düziylendir″-sen dürüst ol, Allah dürüstün yanındadır) ″Sen yahşı ol, balıh da bilmese halık bilir″ sözleri çok yaygındır. Karapapahlar genellikle Hanefi mezhebine mensuptur. Azerbaycan ve Gürcistan‘ın bir kısmında ve İran‘da Sulduz‘daki Karapapahlar Şii Caferî‘dir (Andrews, 1992:99).

Terekeme-Karapapah Türklerinin Coğrafyası

Terekemeler-Karapapahlar, Tiflis, Nahçıvan, Karabağ, Loru, Ahırkelek, Gence ve Şirvan dolaylarında yurt tutmuşlardır. Çıldır ve Ardahan’daki Terekemeler önceden Kuzey Azerbaycan’da, Kazah ve Borçalı bölgelerindeki Derbend ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı (Güler-Akgül-Şimşek, 2001: 505; Kalafat, 2002: 84-99; Kalafat, 2004: 174; Kalafat, 1998: 11, 12). 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması’ndan sonra, bir bölümü Kars’a ve bir bölümü de Güney Azerbaycan’ın Sulduz bölgesine göç etmiştir (Kobotaran, 2008: 16). Türkiye’ye yerleşmek için gelenlerin bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt’e geldi; diğerleri Adana’ya, geri kalanlar ise Malazgirt’ten Sivas’ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine (www.kurtoglukoyu.com/karapapahlar.html) göç ettiler. Diğerleri ise 1921’de Rusların çekilmesiyle Kars’a geldiler; bunlar, Gümrü Antlaşmasıyla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle, Akbaba, Tiflis, Borça ve Kazah bölgelerinden göç ettiler(Kalafat, 2002: 84-99).

Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri[8] ″İskanı-ı Muhacirin″[9] adı altında kurulan ve göçmenlerin yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyon daha sonra ″Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi″ olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür. Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen, Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Военный Сборник, 1883: 182; Kafkas Yerleri ve Taifelerinin Tasviri İçin Materyaller Mecmuası, 1897: 341, 345, 350; Mehdî, 1972: 151; Papuna, 1981: 42; Memmedli, 1991: 16-17, 22-36; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68; Dündar-Çatinkaya, 2004: 1, 27-30, 37, 84, 92, 149; Qarapapaqlar Dergisi, 2005: 7, 8, 20; Valehoğlu, 2005; 28, 60, 68-80; Türksoy, 2007;www.borchali.wsborcalihakkind//12.04.2011; www.karapapah.com/turkce/hakkımızda.aspx//12.04.2011;www.terekemekarapapah.azbuz.

com/index.jsp//12.04.2011). 1828 de Kazak, Ağbaba bölgesinden gelen Karapapahlar’dan sonra Kars’taki ikinci Terekeme grubunu bugün Ermenistan’da kalan Akbaba nahiyesiyle, Gürcistan’ın Tiflis dolaylarından ve Kazak, Borçalı bölgelerinden 1921’de gelenler teşkil etmektedir. Bunlar geliş bölgelerine göre “Ağbaba Terekemeleri” ve “Gürcistan Terekemeleri”, Akbaba nahiyesinin Ördekli, Hamasa (Amasya), Balıklı, Göllü, Sınık ve Karakulak köylerinden gelmişlerdir. “Gürcistan Terekemeleri”; Borçalı’daki Aran Arıklısı, Orzuman, Karayazı ve Kepenekçi; Kazak bölgesindeki Soğukbulak, Karayazı; Tiflis civarındaki Davras, Bezekli, Yırgançak, Kamerli, Ağalık, Fahralı; Ahılkelek bölgesindeki Hosbiya, Göyye ve Lebis köylerinden gelmedirler (www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegocilt: htm; Arı, 1960:7;Kırzıoğlu, 1953:200; Memmedli, 1996: 8,16,27,29,37,40,48,62,63,68)[10].

  1. 1.                  Sosyal Hayata Ait Sözcükler

 Türk sosyal hayatında aile bütün sosyal bünyenin çekirdeği durumundaydı. Evlilik kan akrabalığına dayanıyordu. Anne-babaya saygı eksik edilmezdi. Atalara saygı duyulur onlar belli aralıklarla yâd edilirdi. Terekemeler de bu özelliklerini korumuşlardır(Hatipoğlu, 1972: 15; Aksan, 1990: 89; Aktunç, 1998:12; kafkasuniversitesi.com/forum/index.php?topic: 4576.0).

Adaḫlı: Nişanlı.                                             Aḫan: İşte, burada.

Aḫora: Yakın bir yer.                                    Alaşa: Arsız, çemkiren orta yaşlık kadın.

Alazlanma:Yüzde ve vücutta çıkan çıbanlar, kızartılar.

Aloy (Yaloy): Alev (Ercilasun, 1983: 292; Sarıkaya, 2001; Eraslan, 1980: 82-91; Koraş, 1998: 240-244; Ergin, 1972: 184; Mansuroğlu, 1988: 255; Gülsevin, 1997: 134; Ergin, 1981: 165; Ercilasun, 1983: 292: pütöy-bitevi, Şireliyev,-İslamov, 1999; Karşılaştırmalı Türk Lehçeleri Sözlüğü, 1991; Hacaloğlu, 1992; Altaylı, 1984; Arat1979; Atalay, 1972; Baskakov,-Toşçakova, 1999; Cāvid, 1358; Eraslan, 1980: 82-91; Ercilasun, 1983; Ergin, 1972: 184; Gabain, 1988; Gülsevin, 1997: 134; Komisyon. Derleme Sözlüğü, 1963-1982; Koraş, 1998: 240-244; Mansuroğlu, 1988: 255; Xamane, 1370; Menzuri, 1373; Pākzād, 1363; Sehend, İntişarat-ı Şems, Tebriz, (Tarihsiz); Şehriyār, 1373; Yudahin, 1988).

Amanat: Geçici olarak yapılmış, bozulabilir (Arapça emânet).

Andır: Her hang bir parça, vücut parçası da olabilir.

Arḫ: Ark.                                                      Arḫeyin: Rahat, gamsız.

Aroy: Kirli çamaşır suyu.                              Aḫeey: Eyvah anlamında olan sözcük.

Aya, Eye: Hey ünlemi.                                  Aybecer: Suratsız, tipsiz.

Azgun: Şımarık.                                            Baf :Akciğer.

Bağdaş: Ayakları ve bacakları kelebek yapıp oturmak.

Baḫt: Kader.                                                 Baskı: Otu arabayla taşırken kullanılan ağaç.

Bedasıl: Asılsız, Soyu kötü.                          Bele: Böyle,a böyle.

Beynamaz: İnançsız.                                                 Bidibidi: Az, az ufak ufak.

Bijli: Sivri.                                                     Ciloy: yular, dizgin.

Biyabur: Rezil. Bî+abur: abursuz: Aburu yok, itibarsız, rezil, ahlâksız. Bî, Farsçadan dilimize girmiş-sız,-siz anlamında bir ön ektir. Bu ek bazı kelimelerde be şekline dönüşmüştür.

Bulun: Otun tarlada toplanmasına verilen adı.

Buzoy (bizoy): Buzağı.                                  Bülöy: Bileği

Cıbıl: Varlıksız.                                             Cıbır: Yoksul, parasız.

Cığız: Oyun bozan cığıza cur bahane.           Cırıḫ: Yırtık.

Cızıḫ: Çizgi.                                                  Cib: Cep.

Cici bici: Süslü, püslü.                                  Cilcibil: Çırıl-çıplak.

Cirbağa: Yaramaz, ufak tefek erkek çocuk. Çır/cır+bağa: çırbağa: Cırcır böceği. Boyundan büyük işlere karışan küçük çocuk. Türk dilinde bağa kelimesi hayvan demektir. Kur+bağa: kurbağa: Kur diye ses çıkaran hayvan demektir. Tos+bağa: tosbağa: Tos yapan hayvan demektir. Kaplı/kabuklu/kabuklu-m+bağa: kaplumbağa: Kabuğu olan hayvan demektir (Kalaycı, 2009:25-29).

Ciri: Afet, bela, dert, eziyetveren, çocuklar için kullanılır.

Cufut: Yahudi.                                             Çanaḫ: Büyük Güğüm

Çançur: Eriğin bir çeşiti.                              Çengel: Çatal.

Çılpa: Çıplak.                                              Çinçavat: Varyemez, cimri.

Çora: Verimsiz.                                          Çulsuz: Fakir, berduş.

Dabaḫ: Bir hayvan hastalığı.                        Dad: Tat.

Dalda: Dulda.                                               Damçı: Damla.

De-: Söyle.                                                     Delisoy: Deli dolu.

Demroy :bir çeşit deri hastalığı.                    Deyaz: Sığ su.

Dığa: Ermeni oğlu.                                        Dındıla: Çok küçük.

Dıydı: Kişiliği oturmamış, zayıf kişilikli.    Dirliksiz: Geçimsiz.

Dolamaç: Dönemeç.                                     Don: Elbise, iç giyim, karın donması.

Ebile: Böyle-Böyle.                                       Edrefi: Etrafı.

Eebele gel: İşte böyle bu yana gel.               Ele deme: Öyle söyleme.

Ele: Öyle.                                                      Eleyse: Öyleyse.

Elhezer: Aman dedirtecek kadar baş belası olan, yaramaz.

Eli uzun: Hırsız.                                            Enni: Uzun

Eringen: Tembel, üşenen.                             Eseslice: Esaslıca.

Eşgere: Açık, alenen.                                    Fırfır: Topaç.

Fırtılık : Sümük.                                           Fitoz: Sevimli.

Gabala: Toptan.                                            Gaççe-Geç: kürd kızı

Gada: Bela.                                                   Gadan alem: Dertlerini ben üstüme alayım.

Galah-Gala: Tezek yığını.                          Goruḫçu: Korucu.

Ganaya: Kadın ya da kız için söylenilen bir söz, bela arayan.

Ġaroy:Bakar kör.                                           Gıjik: Kıvırcık saç.

Gart: Yaşlı, ihtiyar, zamanı geçmiş, taze olmayan.

Ġaşoy :Kaşağı.                                              Gayda: Müzik, Makam.

Gede: Çocuk.                                                            Gıgı: Deve, keçi, koyun vb. hayvanların pisliği.

Gıloyşa: Oturup kalkmasını bilmeyen, saygısızca davranan kadınlar için. Yalaka, riyakar.

Gıro: kürd oğlu.                                            Ġıroy :kırağı

Giroy :Rehin.                                                Gobbuz: Yumruk.

Gonak (Gonaḫ): Misafir.                             Gor: Mezar.

Gorbagor: Toplu mezar. Ölümü beğenilmeyen.

Gorḫana: Mezarlık.                                      Gorluk: Cenaze için saklanan para.

Ġoşġu: Araba veya çifte koşulan at veya başka hayvan.

Gökçek (Goçak-Goçak): Becerikli, marifetli, çalışkan.

Göz: Oda.                                                     Gözgü: Ayna.

Ġumroy: Çıngırak, çan.                                Guzik: Kambur.

Gün: Güneş, gün.                                          Ğarmutlama: Sıcak suyun ılındırılması.

Ğozan: Tarlaları nadasa bıraktıktan sonra biçilen ot, hozan.

Ha: İşte.                                                         ḫaḫçıh-Aḫaçik: Ermeni kızı.

Hal: Ben, benek.                                            Hamarat: Becerikli.

Hara (ara): Nere.                                        aralısan: Nerelisin.

Hayvaḫ: Eyvah.                                            He: Evet

Hepepine: Tamamen.                                    Herik: Tarlanın pulluk vb aletle sürülmesi.

Hersi Geldi: Sinirlendi.                                 Hesir: Tığla yapılan payendaz.

ḫına: Kına.                                                     ḫündür: Yüksek.

İçgi:içki.                                                         İgit: Yiğit.

İşmar: İşaret etmek.                                      Merek: Ot Ambarı.

İtgi: Yitik, kayıp, zayiat, zarar, ziyan. (mec) ölüm.

İtoğlit: Köpek oğlu.                                       Kaftar: İhtiyar, yaşlı.

Ğanayahlı: Dayanıksız, sabırsız, belalı, tez canlı,aciz kimse.

Ġanfet: Konfetı Şeker.                                 Ġanmiyer: Anlamıyor.

Kâr: Sağır.                                                    Ġarı: Kadın

Ġarı: Kadın.                                                  Koḫ: Taştan yapılmış ev.

Koroğlu: Köroğlu.                                        Köç: Göç.

Kösöy :Ucu yanmış odun parçası[11].              Libbiz: Parasız, züğürt.

Ġunda: Yeni doğmuş çocuğu belli bir zamana kadar sarıp sarmalamaya yarayan örtü.

Ġuş beyin: Aklı kıt.                                      Küsgü: Küsme, küsü.

Leçek: Tülbent.                                             Leppik: Düz taş.

Macarka: Arabaların otu taşımasını sağlayan ağaçtan yapılan düzenleme.

Mıtrıf: Dilenen ve bir kapıdan bir şey almadan gitmeyen kişi, Çingenelerin bir koluna, ″Mıtrıf″ da denir (Yıldız, (2007: 61-82;Andrews, 1992: 267; Özkan, 1999: 31;Kaynak: Bedrettin Kemaloğlu;Hadice (Münevver)Kemaloğlu;Ümmiye Doğan)[12].

Miras ġalsın: Mal sahibinin ölmesini dilemek.

Mökkem-Arapça muhkem: sağlam,kuvvetli.

Nağıl: Biçim, tarz, ″Maşallah kırat ne nağıl gider.″

Naḫır: Hayvan sürüsü.                                  Şapla: Tokat.

Ne gaten: Ne kadar.                                      Necoldi: Nerede.

Nöker: Ev ve tarla işlerine yardımcı olan yatılı veya normal işçi.

Oğrı: Hırsız.                                                   Ola, ula: Ulan, arkadaş.

Otay-Butay: O taraf-bu taraf.                       Oḫloy :oklava

Oynaş: Dost.                                                 Paḫır: Bakır

Paklamaḫ: Temizlemek.                               Palan: At veya eşek üstüne atılan bez.

Peş: Arka.                                                      Peştamal: Önlük.

Poşa: ermeni çingenesi, Karapapahlar/Terekemeler, Gürcüler, Çerkesler; ülkemizde ise bunların bulunduğu coğrafyalarda, mesela Göle, Ağrı, Van, Erzurum, Sivas, Bayburt ve Erzincan’da yaşayan Çingeneler için kullanmaktadır. Ayrıca Artvin’de yaşayan Ermeni çingeneler vardır ve bunlar da kendilerine ″poşa″ veya ″boşa″ demektedir (Yıldız, Güz-2007: 61-82).

Puç: Hiç, yitirmek. ″Ekmeğim puç oldu″.

Pusġu: Pusu.                                                 Puḫoy: bukağı

Pütöy: Bütün, hep.                                        Sabahaçan: Sabaha Kadar

Sâbi: Küçük çocuk.                                       Sağdıç: Düğünde damadı gezdiren kişi.

Sahan: Demirden yapılmış tabak.                 Sahi mi: Gerçek mi.

Saldat: Rus askeri.                                        Satġı: satış

Sepġi: Ateşli hastalık sonucu ciltte oluşan döküntü.

Soya, Andır, Meret: Uğursuz şeyler için söylenir.

Sükütten: Usulca.                                         Süzek: Süzgeç.

Şin: Öküz arabalarında tekerin etrafına takılan demir.

Şirin: Tatlı.                                                     Şor Tuzlu.

Talan: Saldırıya uğramış, soyulmuş.             Talaş: Telaş.

Tamça: Damla.                                             Tapul: Ot veya buğdayı yığma.

Taya: Otun kışın hayvanlara yedirilmek üzere şehre yakın bir yerde yığılması.

Tekne Kazıntısı-Son Beşik: Dünyaya gelen son evlat

Tez: Çabuk.                                                   Teze gelin: Yeni gelin.

Tezeden: Yeniden.                                        Tezek: Hayvan dışkısından yakacak.

Tırıklamak: İshal olmak, halk arasında amel ve sürgün.

Tik: Yüksek, dik.                                          Tike: Küçük et parçası

Timoy: Nezle, ingi, dumağı.                          Toy: Düğün.

met: Başa kalkmak, söz altında ezmek. Tıfıl: Küçük.

Tum: Sınır, Hudut, Tarlanın tumu.               Tülek: Korkudan çabukça kaçan, ödlek.

Türma: Hapis.                                               Uçu: Yıkık.

Ula ula: Hele hele, ola, olan.                         Urus: Rus.

Urus: Rus.                                                     Uşa: Çocuk.

Üzdür: Yüzdür.                                            Variyetli: Zengin, varlığı yerinde olan.

Varlı: Zengin.                                                Varsız: Serveti olmayan.

Vedra: Kova.                                                            Veran: Harabe.

Vişşş!: Şaşırma ifadesi.                                 Vurgun: Tutkun.

Yad: Yabancı.                                               Yal: Kepekle yapılan ve hayvanlara verilen sulu yiyecek.

Yama: Yama.                                              Yaman gün: Kötü gün.

Yanġı :Acı, üzüntü.                                       Yarımağız: İsteksiz.

Yappa: Bir çeşit tezek türü, elle şekil verilerek yapılır.

Yavan: Katıksız.                                           Yayan: Yürüyerek.

Yazığ: Zavallı.                                               Yêddi: Yedi.

Yeke: Büyük, kocaman.                                Yel: Osuruk.

Yesir: Esir.                                                    Yola vurma: Gönderme.

Yua: Sığ derin olmayan. İnce.                    Yumuru: Yuvarlak

Yüklü: Hamile[13].                                           Yüngül-Yungul: Hafif.

Yüzi goyli/yüzi guyli: Yüz-ü+koy-ul-u: yüzü koyulu: yüzü koylu: yüzi goyli: Yüz üstü yatmak, yüzü yere doğru olmak.

Yüzü ġara: Yüzüne bakılamayacak utanç işleyen.

Zağar: Küçük, cüce.                                      Zeher: Ağu, zehir anlamında.

Zeḫrimar: Sinirli bir anda ne var anlamında kullanılır.

Zerge: Değersiz, değeri düşük olan denir.    Zerzebil: Perişan.

Zetelcem: Tıp dilinde sulu zatülcemp denilen hastalıktır. Akciğerlerin etrafını saran zarın iltihaplanması sonucu meydana gelir.

Zevzek: Geveze.                                            Zınġıroy (zinġıroy): çan, zil

Zibil: Çöp.                                                     Zirzop: Uyumsuz, kaba saba.

Zoğ: Kızgın zeminden çıkan buhar, zorluk anlatır. Otun ilk biçildiğindeki yığını.

Zuġum: Zehir, zakkum anlamında, haram.   Zürriyet: Döl, soy.

  1. 2.                  Akrabalık Adları

Abi: Gaga.                                                     Abla: Aba, kız kardeş.

Amcaoğlu.                                                    Anne: Ana.

Baba: Ata.                                                    Balanın balası: Torun.

Bibi: Amcanın eşi.                                         Dayıoğlu.

Düngür-dünür.                                           Görüm-görümce.

Dede: Lele.                                                    Ebe: Nine, Anneanne, Babaanne.

El: Konu, komşu, millet, el.                           Kaynata: Kayın baba.

Elti: Erkek kardeşlerin eşlerinin birbirlerine ev içi yakınlıkları.

Gelin: Gelin abla, Yenge.                             Görümce: Damadın kız kardeşi.

Güveyi: Damat, Küreken.                             Hala: Babanın kız kardeşi.

Kayın: Damadın erkek kardeşi.                    Kaynana: Kayın anne.

Kirve: Kirve olanlar arasında kesin bir kardeşlik vardır. Kir, Farsça’da tenasül organı, Kirou’da tutmak, muhafaza etmek anlamına gelir. Ardahan’dan Sivas’a kadar olan sahada yani Bakü-Amasya çizgisinde yaşayan Karapapahlar’da yaygındır (Aksoy, 1997:44-52).

Mama: Dayının eşi.                                      Neve: Torun.

Nine: Nene.                                                   Nöker: Hizmetkar.

Oğul: Erkek çocuk.                                       Teyze: Annenin kız kardeşi.

Teyzeoğlu.                                                    Tufax-Tufağ: Aile, Yuva.

  1. 3.                  İsimler-Lakaplar

Türklerde ad verme geleneği toplum hayatını belirleyen, yönlendiren ve kuran bir işleve sahiptir. Türk örf ve âdetlerinde lakap kullanma an‘ânesi-geleneği oldukça yaygındır. İnsanlar bilhassa gençlik yıllarından itibaren bir lakapla anılmaya başlarlar(Sakaoğlu, 2001: 780; Özsunay, 1979: 188; Acabey, 2002: 423; Semih, 1993: 84; Verdiyeva, 1990: 5-122; Kaya, 1994: 83-103; Ülkütaşır, 1976: 369-384; Acıpayamlı, 1992: 1-14; Aksan, 2000:32).

  1. a.                                          Erkek İsimleri

Adil, Adilşah, Adıgüzel, Allahverdi, Alipaşa[14], Aliyar, Aşur, Aldıyedi, Alıyar, Asker, Avaz, Balabeg, Barlas, Balaban, Battal, Bedelağa, Behram, Behri (Bahri), Beḫşi (Bahşi), Bextiyar (Bahtiyar), Binali, Cemil, Cevdet, Cihangir, Cihanşah, Camisaf, Atabeg, Ayaz, Aydemir, Battal, Devlet, Eldar, Gökhan, Polat, Turan, Turgay, Tursun, Çakır, Doğan, Dünyamalı, Efrayim, Esbender, Elbeyi, Ellez, Gülalı, Gülali, Gülehmet, Hasanşah, İlimdar, İsfendiyar, İskender, Köşeli, Letif, Letifşah, Mizam (Nizam), Mürtüz, Müşkünaz, Müşür, Nezim (Nazım), Nezir, Nezmi (Nazmi), Nofil (Nufel), Oroç (Oruç), Paşa, Paşali, Ruşen, Rüstem, Resul, Selver (Server), Şahbender, Şahmerdan, Şahmurat, Şahmara, Şahmardan, İsrafil, Mikail, Şahpender, Şahset (Şehzade), Şahvelet, Şahzede, Şenlik, Şibil/Şivil, Taşdemür, Taştan, Teyfur, Torun, Yediger (Yadigâr), Zülfikar vb.

  1. b.                                          Kadın İsimleri

Almas (Elmas), Anahanım, Altun, Anşa, Ayna, Bağdagül, Balhanım, Banu, Binnaz, Balaxanım, Badı, Bedriya (Bedriye), Belgüzar, Besti, Bilor (Billur), Çapar, Çicek, Çimen, Çini, Deste, Destegül, Dilber, Dilber, Dona (Döne), Döndü, Durna, Dünya, Edelet (Adalet), Ehtivar (İtibar), Ezemet, Fikriya, Gevher, Gülçiçek, Gülsine, Gülşat, Gülzade, Güdret, Gülbayaz, Güllü, Gülyaz, Güldene, Güleser, Gülevatın, Gülizar, Gülsenem, Gülxanım, Güneş, Hacer, Hanımzer, Hanzade, Hecer, Hediya, Herdem (Hemdem), İpek, İsminaz, Kebire, Ketibe, Kiraz, Lelizar, Letife, Lütü, Mahizar, Minever (Münevver), Tülin, Ülgen, Sarigül, Nurhan, Nuray, Ayfer, Aytan, Aybala, Medine, Mahşeker, Müşkünaz, Miyase, Möhöbbet, Mötteber (Muteber), Mukaddes, Narxanım, Neime (Naime), Nezire, Rabiya, Raziya, Remziya, Kızhanım, Nazhanım, Selvi, Sinam (Senem), Sona (Suna), Sumaye (Sumaya), Süsen, Salatın, Sara, Servinaz, Sevgi, Sümbül, Süsenber, Selminaz, Şahsenem, Şarabanı, Şadiman, Şadman, Şamama, Şamayıl, Şetaret, Şöhret, Tamam, Tezegül, Tükaz, Heyransa (Hayrunnisa), Heyriya (Hayriye), Yazgül, Yeter, Yosma, Yurda, Zerhanım, Zernişan, Zöhre, Zekiye, Zifa, Zilif, Ziynet, Zülfinaz, Zülfiye, Zülfet vb.

  1. c.                                           Lakaplar

Ağzı Kör İsrail, Ahmedin Nezeni, Ajdaha Oruç, Aldıyedi, Alıyarların Mehat, Apet Mütü, Asdan Paşa(Aslanpaşa), Altıaylık İhsan, Altındiş Hoca, Avrat Bekir, Avrat Mevlüt, Badi Hiyazi, Baforgil, Bahar Dayı, Balakişi, Baldo Revdet, Barğala Ali Sultan, Battalların Mehti, Bebo Seyfettin, Beç Hüseyin, Begi, Belyöz Kurban, Berber Ali, Berber Hümmet, Berber Rüstem, Berber Şahin, Bicem Hemit, Bijnenin Oğlu Avdulla, Bilico, Bitlisli İbrahim, Bıtto, Boda Elbeyi, Borko Zeko, Çaco Mevlut, Çakçak Feyzullah, Çakır Memet, Çamet Cengüz, Çecen Eyip, Cello Gülmemet, Uzun Sakal (Cemal Kemaloğlu), Cemale Bemal, Cezo Nevzat, Cıbıl Mustafa, Cicok Binali, Cığ Cığ Abo, Çinco Semet, Cırığ Mehemmet, Co Mustafa, Çolak İlyas, Çolak Kemal, Çolak Semet, Çolak Seyfettin, Çopur Meclis, Çopur Osman, Coşo, Dağme Selver, Dando İsmail, Dando İsrail, Daşo Dayı, Daştan Dayı, Davulcu Kemo Dayı, Değirmenci Sefo, Deli Ali, Deli Bayram, Deli Emin, Deli Haci, Deli Hümmet, Deli Kemal, Deli Kemo, Deli Mecit, Deli Mirze, Deli Sünbül, Deli Turp, Derikli Miğdat, Deve Ali, Dındıla Ali, Dındıla Kemal, Dındıla Nido, Dırdır Abo, Dırdır Kemal, Direş İlyas, Dişci Daştan, Dızo, Dodağ Ahmet, Dünya Mali, Fahralı(Memmedli, Yaz: 2000; Kalafat, Kış 1998: 8, 79-95; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68) Kurban, Fahralı Ramazan Efendi, Fahralı Resül, Fasat Mehrali, Fırıncı Ali Dayı, Fırıncı Mevlüt, Fırıncı Mustafa, Fofo Seyfettin, Gafur Dayı, Gale Torun, Gandı Kahraman, Gardiyan Dursun, Garga Musa, Gası-Hası Lele, Gıcır Osman[15], Gıdik Hasan, Gımhım Beşir, Gındo Yusuf, Gırtdiş Hemit Ağa[16], Gıtgo, Gıydıran Uruşan, Goçop Abbas, Godoş, Goggoros Hacı, Gotto Bedir, Gotto-Toklu-Şirin, Götü Kırık Mustafa, Gotur Heydar, Göygöz Zabit, Gro Teher, Güneş Dada, Gut Niyazı, Guzik İrfan Habip Dada Eşüttin, Hacı Barangil, Hacıağaların Yusuf, Hallağa Dayı, Hamide Kerime Kello, Hangel[17] Kulaklı Hasan, Hasankaleli Ahmet, Hasangalalı Ehmet, Havetli[18] Bayram, Hemşire Hanım Nezim, Hındo İsmail, Hıngir Hümmet, Hırpo Mehemmet, Hırtızlı[19] Mecit, Hırtızlı Mecit, Hokka İstil Abo, Hüngülüm Müsellim, Hüsnü Dayı, İmir Namaz (www. bizimbulanikli. com/:asp?.. Bulanık%20İlçemiz%20Hakkında-; Kemaloğlu, Suat, Kaynak.), Kaleyci[20] Haci, Kar[21] Hamza, Kar Kamil, Kara Dayı, Kara Hafiz, Kara Hamza, Kara İskender, Kara Sayali, Karga Binnet, Karslı Memmet[22], Kaşka Kerem, Kasko Hamdi, Keçel Ali, Keçel Esbender, Keçel Müftele, Keçelin Oğlu Kurban, Kefci Memet, Kel Mürsel, Kel Nurettin, Kemo Dayı, Kır Eyüp, Kırmızı Kazim, Kokol Rahim, Kolo Bayram, Kör Avdullah, Kör Baloş, Kör Cefer, Kör Hasan, Kör İsrafil, Kör Kasim, Kör Kurban, Kör Meydan, Kör Muğdat, Kör Nezim (Artvin Şavşat), Kör Vehbi, Köse Mecit, Kösegil, Küçük Murtez, Kurban Kişi, Kuşcu Dursun, Lağlağ Bekir, Lal Paşa, Lala Cemal, Laz Ali Akyıldız, Laz Embiyeler, Laz Mahmut, Laz Mustafa, Laz Nihat, Laz Şükrü, Laz Yusuf, Lele Selver, Lolo Zekeriya, Mal Halil, Marangoz Sefo, Marta Mevlüt, Mehe Dayı, Mezin Kemal, Miro Nesif, Molla Halil, Moloz Kemal, Montof Cafer, Müftele, Murtaza Usta, Murtugo Nuro, Mütü Turanli, Nalbant Selver, Nepre Mecit, Neso Dayı, Niyazı Dayı, Nofil Ergin, Olo Serdar, Ölü Hemdi, Ölü Kurban, Ölü Muhter Dede, Otalı[23] Bender, Otalı Serdar, Özer Dayı Pani Daştan, Pirmemmetli Mustafa, Pirmemmetli Şah İsmeyil, Pişik Mehemmet, Poşa Revdet, Pro Bayram, Rüşen Efendi, Şahvelet, Şahvelet Balkaya, Şahvelet Batu, Sedo Dayı, Şenlik Aktan Dayı, Seros-Gayış, Seyye Memuru, Şıko Dayı-Lezgi, Silolar, Şirin Dayı, Şiye Namaz, Şoğurtlu Nevzat, Tat Ehmet, Tat Hüseyin Kızılkayalar, Tat İskender, Tat Kahraman, Tat Kazim, Tat Memmetali, Tat Paşa, Tat Yusuf Fotoğrafcı, Tat Yusuf Sünnetçi, Tavının Oğlu İskender, Tavşan Mazhar, Tenekeci Abbas, Tezatar Süleyman, Tırıştıların Hüseyin, Tırtat Ayvaz, Topal Aydin, Topal Hafit, Topal Heyro, Topal Letif, Topal Manzul, Topal Mevlüt, Topal Nezim, Topal Niyazi, Topal Recep, Topal Sefer Aslan, Topal Semet, Topal Yusuf, Topal Zülfü, Torbo Cevdet, Tuligil, Uçdodağ Kerem, Ugurlu Hoca, Uzun Celal, Uzun İsmail, Uzun Sülo, Yeke İsmeyil, Yeke Tuman, Yetim Oruç, Zağar Alosman, Zakar Oruç, Zom Memet, Zurnacı Vacip, Gıyık göz, Fırttığlı burun, Salla dodağ, Yeke gulağ, Keçel baş, Ala göz, Gartof burun, Büzüyh dodağ, Çömçe gulağ, Zülle baş, Domba göz, Hindi burun, Eğri dodağ, Kar gulağ, Kuş baş, Cüce göz, Yappa burun, Uzun dodağ, Papaz gulağ, Yeke baş, Gırmızı göz, Yappa burun, Mırttı dodağ, Kepçe gulağ, Boğma baş, Şaşı göz, Mangıdı burun, Cüce baş, Porttağ göz, Horttu burun, Çüğ baş, Şaşı göz, Dırdı burun, Dırdı bel, Eğri baldır, Cüncülü baş, Çere göz, Dağlı burun, Hozu bel, Uzun baldır, Palan baş, Kor göz, Çimdiyh burun, Zerde bel, İğ baldır, Koma baş, Göy göz, Biz burun, Eğri bel, Dazalağ baş, Mirroy göz, Pişiyh burun, Fere baş, Dana göz, Eğri burun, Cinni baş, Çukur göz, Kömbe burun, Pitti baş, Garoy göz, Yeke burun, Dana baş, Pırpız baş, Gaz döş, Şana barmağ, Tapan ayağ, Kömbe surat, Zağar, Sırığ, Dımbılı, Daş yığan.

  1. 4.                  Ev-Mutfak Araçları ve Gereçleri

Ağırsak: Teşinin üst kesiminde çengelli olan yuvarlak parça.

Ajans: Radyo.                                               Badiye: Geniş ağızli taş.

Bayda: Kazandan küçük, derin tencere.       Baydanın balası: Baydanın küçüğü.

Bedre: Kova.                                                 Bıçka: Kibrit.

Biçği, bıçkı bişxi: Testere.                            Cehre: İp eğirmek için kullanılan alet.

Circir: Fermuar.                                            Çaput: İşe yaramaz bez kumaş.

Çaynik: Çaydanlık.                                       Çengel: Çatal.

Çömçe: Kepçe, büyük tahta kaşık.               Degenek: Sopa, çubuk.

Daşgözer: Bulgur yapılırken kullanılan taşlar.

Girgal: İnekleri bağlamak için kullanılan paluttan ″u″ şeklinde boyunluk.

Guşgana-Quşqana: Tencere.                       Güyüm: İbriğn büyüğü.

Hirzel: Hayvan gübresini basmaya taşimak için kullanılan 4 kollu tekerleksiz el arabası.

İbrik: İbrik.                                                   İstekan: Bardak.

Kap-kacak: Mutfak eşyalarının genel adı.   Güzgü (Gözgü-Qözqü): Ayna.

Keçe: Koyun, tavşan, deve, lama gibi hayvanların yünleri ile tiftik keçisinin kıllarının su, sabun ve ısı yardımıyla oluşturulan alkali bir ortamda liflerinin birbiri arasına girmesi ile elde edilen atgısız-çözgüsüz sıkıştırılmış tekstil örneğidir.

Kiler: Malzeme ve tandır evi.                       Peşgun (Peşqun): Yufka açılan hamur tahtası.

Kilim, Türk el dokuma sanatlarından en önemlilerindendir. Günümüze kadar devamlılığını sürdürebilmiştir. İnce bir halı tipidir.

Küsgi: Ağaç sırık.                                         Lapatga: Kürek.

Lepiğh: Yassı, plaka halinde taş.                  Maşrapa (dolça): Kulplu bir çeşit su kabı.

Mertek: Damda kullanılan uzun odun.         Nehre: Tahta yayık.

Ohloy (Oxloy): Oklava.                                Pec: Soba.

Patos: Tahılları samanından ayırmak için kullanılan alet.

Rapata: Tandıra hamuru yapıştırmak için kullanılan alet.

Sapılca: Tava.                                                Sitil: 1-5 kg arası süt yoğurt kabı.

Şüşe: Cam bardak, cam.                                Telis: Çuval.

Tapan: Sürülmüş tarlayı düzeltmeye yarıyan tahta kalas.

Tehne (Tekne): Un elenip, hamur yapılan tahta leğen.

Terek: Kap, Kaşık yerleştirilen tahta mutfak dolabı.

Teşi: Yün eğirmeye yarayan alet.                  Teşt: Saç leğen.

Vedre: Kova, su kabı.                                   Yaba: Beş parmaklı ağaç dirgen.

Yalax: Köpeğe yal verilen kap, yal kabı.      Zibil: Çöp.

Zirza: Aşmalı kilit.

 

  1. 5.                  Hayvan Adları

Ağustos böceği: Cırcıra.

Anaç: Kuluçkaya yatan tavuk. Ana gibi davranan, olgun.

At (Küçük, 2009:1830-1855; Albayrak, 1992: 123;Arıkoğlu-Kuular, 2003: 52; Caferoğlu, 1993: 7;Çağatay 1961: 43, 45-46; Doğru-Kaynak 1991: 60, 162, 203, 231, 254; Eren, 1999: 120, 439, 120;Eyuboğlu, 2004: 200;Ganiyev-Ahmetyanov-Açıkgöz, 1997: 157; Gülensoy, 2007: 539, 1029, 299, 473-474, 539, 565; Hacaloğlu, 1992:123;Kara 2000: 201, 183;Kaymaz, 1997:251-341: 252; Kırgız Sözlüğü: 470, 711; Koç vd. 2003: 319, 331;Koç, 2003: 544, 545; Naskali-Duranlı 1999: 124, 116; Necip 2005: 221, 243, 80, 50, 8;Orkun, 1986: 326;Orucov 1966: 60, 392; Ögel 1991: 491, 488; Pröhle, 1991: 49;Sağol, 1995:126-146: 134, 136, 142; Tavkul, 2000: 404; Toparlı vd. 2007: 130, 162, 306, 35, 64, 6;Toparlı, Vural, Karaatlı, 2007: 51, 6; Yudahin 1988: 516, 470, 711; Yudahin 1994: 18, 415, 135)[24].

Camış: Manda.                                             Cort at.

Cucul: Civciv.                                               Cuka-Cuku-Culluk: Hindi[25].

Cücük: Yavru kaz, hindi.                             Çepiş: 1 yaşında yavrulayan keçi.

Çıbık: Çubuk.                                               Çivin: Sinek.

Damdan çıkma: 1 yaşına varmayan dana.   Damdan çıkma: 1yaşındaki dana.

Davşan: Tavşan.                                            Düye: İlk doğumunu yapacak inek.

Eke Koç: 2-5 yaş erkek koç.                         Emlik: Yeni doğmuş kuzu.

Enik: Yeni dünyaya gelmiş köpek yavrusu. Afacan.

Eşek.                                                             Kaftar: Yaşlı köpek.

Fere: Dişi, yumurtlamaya başlayan tavuk, Genç kız.

Gartal: Kartal.                                              Gıdik: Keçi yavrusu.

Goduh: Eşek yavrusu.                                  Gotto: Kuyruğu kesilmiş hayvan.

Gudik: Köpek yavrusu.                                Guruğ Tavuk: Anaç tavuk.

İlan: Yılan.                                                    İt: Köpek.

Kancık (Qancıx,Kancıh(gancıh): Dişi köpek. Sözüne güven olmayan, hileci, dönek, yüzüne gülüp kötülük düşünen kalleş insan/hafif kız.

Kara­fatma: Böcek.                                      Katır: Gatır.

Kelebek: Kepenek.                                       Kotik: İki yaşındaki manda yavrusu.

Kula at.                                                         Kurik: Tay.

Kurt: Canavar.                                              Laçin: Doğan.

Montof: Yörede devlet tarafından dağıtılan Hollanda ırkı inek.

Mozik: 6 aylık dana.                                     Pişik: Kedi.

Pizik: Yabani arı.                                           Saksağan.

Seyis: Erkek keçi.                                          Sıçan: Fare.

Sülük: Sülük.                                                Şişek: Doğacak koyun.

Tazı.                                                              Zağar: Küçük köpek.

Telli Turna: Telli turna (Anthropoides virgo), turnagiller (Gruidae) familyasına ait bir kuş türü. Telli turnaların, Türkiye’de artık sadece Muş Bulanık Ovasında üremektedirler. Telli Turna popülasyonundaki azalmanın en önemli nedeninin, kuşların Murat Nehri kıyısında bulunan önemli yaşam alanlarının tarım alanı haline dönüştürülmesi ya da kurutulmasıdır(www.dogadernegi.org/son-11-telli-turna-icin-yasam-sansi-dogdu.aspx).

Toglu: Bir yaşına kadar olan kuzu.               Tosbağa: Kaplumbağa.

Toy kuşu.                                                      Tula: Köpek yavrusu.

Turna.                                                           Tülkü: Tilki.

Yeşilbaş: Ördek.                                           Yorga yürüyüşlü at[26]

 

  1. 6.                  Hayvan Koşumları, Araç ve Gereçler Adları

Baskı: Ot arabaları çekilirken otun uzunlamasına atılan 5-6 metre uzunluğundaki ağaç.

Basma: Tezek oluşumu.                                Fayton: At arabası.

Beye (Peye): Ahırda hayvanların ot, saman yediği yer.

Bıçkı: Testere.                                               Cağ: Şiş.

Cavan: Otu taşırken otu çevrelemeye yarayan çedene ipinden yapılan malzeme, ip.

Cele: Kışın kuş yakalamak için beyaz at kuyruğu ile kurulan tuzak.

Düven: Döğen. Biçilmiş ekinleri sürmek için kullanılan altına çakmak taşları konulmuş ve öküzler tarafından çekilen tahta.

Eğer (Urus Ayarı, Düz-Subay Ayarı): Atların üzerlerine konulan oturmaya yarayan alet.

Fallık (Folluk): Tavukların yumurtladığı kutu, kasa.

Furgun: Öküz arabası, Karstan gelir, mil geçmiş tekerlekli araba.

Gem: 1Metrekare tahta kalıbın altına demir, taş döşenerek hububat övütmeye yarayan ve hayvanların çektiği alet. Atların ağızlarına takılan atı yönlendirmeye yaran alet.

Göyrüş Çubuk: Ökü sürmeye yarayan çubuk.

Gözlük (Sineklik): Atların gözleri kenarlarında bulunan koşum aleti.

Hırzel: Hayvan dışkısı taşımaya yarayan iki kişi tarafından kullanılan, 1-2 metre uzunluğunda iki ağaç arasına düz ağaçlardan yapılan kap. Kabın kenarları 20 cm yüksekliğinde olur.

Hış: Köpeklerin boynuna takılan ve vahşi hayvanlardan korunmak için takılan demr veya öelikten çivili tasma.

Hurcun: Heybe.                                            Gaşoy: Kaşağı.

Kamçı Yapalağı: Kamçını uç kısmı.            Kamçı: Mal derisiyle yapılan koşum aleti.

Kendir: Kalın ip, cavan, halat.                      Kotan: Pulluk.

Kürün: Koyunlara açık alanda yem verilen tahtadan 30-40 cm yüksekliğinde ve 3-5 metre uzunluğunda kab.                                      Hal: Kar küreği.

Lapatka: Kürek.                                           Nacak: Balta.

Loğ: Evlerin ve tezeklerin sıkıştırılıp düzeltlmes ve bastılrımasına yarayan beton ya da demir silindir.

Maran: Öküz arabası, Ortası delik tahta tekerlekli.

Orak: Yarım ay şeklinde elle ot biçmeye yarayan alet.

Sarcen: Ölçü birimi, Bir öküz arabası yük.   Şele: Ot, yem demeti.

Şoradan: Yağmur sularının damda aktığı yer.

Tar: Kümes hayvanlarının yüksekte durması için kümese yerleştirilen ağaç vb. düzenek.

  1. 7.                  El İşi Ürünler ve Giyimler

Bezek: Süs, Bezemek, Süslemek.                  Buluz: Elbise.

Çarık: Sepilenmemiş sığır derisinden yapılan ve deliklerine geçirilen şeritle sıkıca bağlanan eski ayakkabı.

Cepken: Kol uzunluu parmak uzunluğundan 10 cm daha uzun şeklinde ve iç astarı kırmızı satenden yapılan ve genellikle siyah renkte olan ve üzerinde mermilikler bulunan giysi.

Cizlavet: Lastik ayakkabı.                             Deri Papak.

Dinge: Yaşmak biçiminde başa örtülen tülbentin (leçek) denen türü ve (vala) en yaygın baş örtüleri arasındadır. Bazı kesimlerde leçek yerine renkli ipekten (kalağı) denen bir örtü kullanılır. Kalağı, fes ya da dar kasnak üstüne örtülür. Evli kadınlarsa altın ve gümüş paralar ya da boncuklarla süslenmiş taç biçiminde ki kasnak üstüne (İpuşi) bağlarlar. Buna (dinge) denir.

Don: Kadınların giydiği üst elbise.               Gergef: Nakış, dantel.

Gocik: Kaban.                                               Gümüş Kemer.

Hevenk: Kara batmamak için ayağa giyilen geniş ayakkabı.

Kalpak (Papak): Başa örtülen kalpak; kuzu derisinden (körpe kuzu) yapılmış olup, içi astarlıdır. Kuzu doğar doğmaz vücuduna bir kılıf geçirilir. Kuzu büyüdükçe ve yünü uzadıkça kıvırcık bir hal alır. Bu deri soyularak papak yapılır. Kafaya yerleşilen bölümü dar, üstü biraz geniştir. Çoğunlukta siyah, gökmavi, gri kullanılmaktadır. Bazen çocuklarda beyazlarıda kullanılmaktadır. Aynca tiftik papaklarda kullanılmaktadır.

Kayış: Kemer.                                               Kaftan: Elbise.

Kelağa: Bir nevi baş örtüsüdür. Halk arasında en muteber olanı, ki şimdi antikadır, Gence Kelağa’dır. Buna gelinlerde de rastlanır. Yaşlılarda saça kına konur. Puşiler koyu renklidir. Baş birkaç kat sarılır.                                      Yelek.

Körüklü Çizme.                                           Köynek: Gömlek.

Paltar: Çamaşır.                                            Patik: Çorap üstüne giyilen yünlü vb. giysi.

Peştamal: Bele bağlanan ve düğünlerde kuru yemiş, tarlalarda da tohum ve gübre serpmeye yarayan örtü.

Poturlu Entari.                                             Sallama Kemer.

Şal: Kalın ve Başörtüsünden braz daha büyük kimi zaman da yünlü örtü.

Teketek: Üç etek veya entariler sade ve koyu renkli olup 3-6-9 tahtada biçilmiş geniş kırmalıdır. Potur fazlaca bulunmaz.

Teşi: Yün eğirme aleti.                                  Tuman: Alt iç çamaşırı.

Vezinlik (Mermilik): Çuhanın sag ve sol göğsüne, mermilik denilen yere mermiler veya mermileri andıran gümüş takılır.

  1. 8.                  Zaman Terimleri ve Meteorolojik Adlar

Ağustos: Ot Biçimi, Hırman Zamanı-Harman ayı-Orağ ayı.

Aralık: Nahır ayı (Sığır sürüsünün otlaktan dönmesi).

Bayah-Bayax-Demin: Şimdi.                      Bıldır: Geçen yıl.

Buvahıt: Bulunulan zaman dilimi.                Camış kıran: Mart-Nisan arası.

Çerpeşik: Kar, yağmur karışımı yağış.         Zemheri (paralanır).

Dalıncah: Ardınca(…bu oğlan dalınca getdi. Caferoğlu, Ahmet, Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, İstanbul, 1942, s. 42).

Ekim: Harmanay-Sarabayı.                           Eylül: Böğürme (Rüzgarın Böğürmesi).

Gücük Harman (tahıl döğülür).                   Güz: Sonbahar.

Haziran: Yayla Ayı.                                     İldırım: Yıldırım.

İndi: Şimdi.                                                   Kara kış (çok soğuk ay)

Kasım: Koçayı (Koç Katımı).                       Koç (koçlar tavarlara katılır)

Mart (uzanır): Döldökümü (Kuzuların Doğumu).

Mayıs (bezetir): Çiçi ayı. Kiraz ayı.              Nisan: Yağmur Ayı.

Ocak: Karakış-Zemheri.                                Şilopi: Katla karışık yağmur.

Şubat (gücenir): Güçük-Gücük ayı (Kısa ay).

Temmuz: Kotan Ayı.                                    Yel: Rüzgar.

  1. 9.                  Renkler

Türkçe, renk adlandırmaları yönünden oldukça zengin, çesitlilik sahibi ve yaratıcı bir dildir. Atalarımız benzetme ve yakıstırma yoluyla yeni renk adları türetirken dogadan hareket etmis, somut anlatıma yönelmis ve kültürümüze zarar verici davranışlardan da kaçınmışlardır (Kafalı, Yörtürk Dergisi, Sayı: 42; Küçük, Winter, 2010, s. 420, 421; Akar, 2006/1, Sayı: 20 (Prof. Dr. Tuncer Gülensoy’a Armagan Sayısı): 51-63; Akdogan, Aydın, 1995:49-66; Ayvazoglu, 2001: 62-65;; Bayraktar, 2005:145-165; Bayraktar, 2003:56-77; Bayraktar, 2006a: 35-50. ; Bayraktar, 2006b: 209-218; Bayraktar, 2009:101-121;Eren, 2008: 31-68;Gözaydın, 2003: 539-545. ; Hengirmen, 1999: 36-41; Kaymaz, 1997:251-341; Topçu, 2001:131-140; Kaymaz, 1997: 299-303; Aksan, 1999: 59, Ayvazoglu, 2001: 65)

Ak-Ağ: Beyaz.                                              Al: Kırmızı.

Alaca: Siyah-Beyaz.                                      Boz: Bej.

Çemen yeşil: Çemen yeşili.                           Çivit rengi: Gök rengi.

Dırdıra: Açık mavi ile koyu mav arası.         Dor: Sarı-Kahvereng arası.

Gaşga: Alnı siyah-beyaz.                              Gılan: Duman rengi.

Gına: Palıdı.                                                  Göy: Mavi.

Gülkurusu.                                                   Kahve: Palıdı.

Kara.                                                             Kavuniçi.

Kestane: Şabalıdı.                                         Kırmızı.

Nar çiçeği: Açık kırmızı.                               Narçi­çeği.

Narıncı: Turuncu.                                          Ördekbaşı: Tok yeşil, koyu yeşil.

Ördekgagası.                                                Pembe: Çehrayi.

Sarı.                                                               Tavşanağzı.

Tavşankanı.                                                 Vişneçürüğü.

Yavruağzı.                                                    Yeşil: Yaşıl.

 

  1. 10.              Vücut Organları ve Sağlık

Ağ göz.                                                          Cemdeğh: Beden.

Çiçe-çıçalak: Küçük parmak[27].                     Çolak: Sakat.

Çömçe kulak.                                               Çorlu: Hastalıklı.

Dal: Sırt.                                                        Dana baş.

Dana göz.                                                      Demiroy: Bir tür yara, egzama.

Domba göz.                                                  Döş: Sine, göğü:

Eğri burun.                                                  Eğri dudak.

Gagal: Göz.                                                   Ganat: Kanat.

Gıyık göz.                                                     Gobbal: Büyük burun.

Gödek: Kısa.                                                 Gokgilik: Boyun arası, omuz.

Gotur: İz bırakan hastalık.                            Göy göz: Mavi göz.

Guzuk: Kambur.                                           İtdirseği: Arpacık.

Keçel baş.                                                     Kepçe kulak.

Kor (kör) göz.                                              Kurutmalı: Hastalıklı.

Lallo: Konuşamayan, lal.

Mırık: Ağızdaki dişlerden herhangi bir ya da birilerinin düşmesi veya çekilmesinde dolayı diş dizilerinde oluşan boşluğa denir.

Mırttı dudak.                                                Pırpız baş.

Portlak: Göz yapısı büyük plan.                   Salla dudak.

Şaşı göz.                                                        Sınıh: Kırık.

Sınıkçı Ortopedist.                                        Sümük: Kemik.

Tırık: İshal.                                                   Ürek: Yürek

Ürek: Yürek.                                                 Yeke baş.

Yeke kulak.                                                  Ziyil: Siğil.

 

  1. 11.              Bitki Adları

Alça: Erik.                                                     Arpa.

Atgötü (bir meyve)’nu sayabiliriz.                Kuşdili.

Biçin: Tırpanla biçilmiş ot ya da ekin.           Buğday.

Cincar: Isırgan otu.                                       Cincar: Mısır ekmeği.

Çalğı: Çalı ile yapılmış, odun saplı süpürge. Çigelek: Yaban çileği.

Çiğelem: Yabani çilek.                                  Çiğit: Çekirdek.

Ebegümeci: Çit, yol ve eski duvar kıyılarında, harabeliklerde, ama yalnızca insanların yaşadıkları yerlerin çok yakınlarında yetişir. Büyük yapraklı ebegümeci ve öteki değişik cinsleri genellikle çiçek ve sebze bahçelerinde yetişir.

Evelik: Karasal iklim taşıyan yörelerde nerdeyse hemen hemen aynı adla anılır. ″Efelek″ olarak bilinir.

Gagaç: Kurumuş otlara verilen ad.               Gağ: Meyve kurusu.

Gottik: Lahana türlü bitkilerin sapı, kökü.    Göbelek: Mantar.

Gullik: Dağlarda kendiliğinden yetişen Gulik olarak adlandırılan doğal bitki ile bir çok yemek yapılıyor. Bitki nisan ayının ilk günlerinde yetişiyor.

Günebahan: Ayçiçeği.                                 Hıra: Ham Kavun.

Kaz Ayağı: Mayıs ve Haziran ayı arasında toplanır. Yaprakları Japon şemsiyesi denen süs bitkisine benzer. Köylüler kazın perdeleri kesilmiş ayağına benzediğinden, Kazayağı/Gazeyeği diye adlandırır.

Kenger: Nisan-Mayıs aylarında çiçek açan, 40-50 cm yüksekliğinde, tüylü çok yıllık, sütlü, dikenli ve otsu bir bitki.

Kuş Burnu: Sonbaharda olgunlaşır. Taze olarak tüketildiği gibi kurutularak da kullanılır. Çayı yapılır. Ülkemizin hemen her yerinde yetişir. Yabangülü, itburnu, itgülü, gülelması, yiric gibi adlarla da bilinir.

Kuşekmeği: Mayıs ayının ortalarından haziran ayı ortalarına kadar toplanma mevsimidir. Haziran ayı ortasından itibaren artık yaprakları ve gövdesi sertleşmeye başlar ve tüketime elverişli özelliğini kaybeder. Çiçeği pembemsidir. Kuşekmeği genellikle dere kenarlarında, taşlık kayalık alanlarda, çayır kenarlarında yetişir.

Uçgun: Uşgun çok yıllık otsu bir bitkidir. Doğu Anadolu bölgesindeki yüksek yerlerde yetişir. Mayıs-Haziran aylarında çiçek açar. Yaprakları dairemsi, kenarları ince dişli, yüzeyi pürüzlü ve serttir. Kökleri ilaç yapımında kullanılır. Taze sürgünleri ve genç yapraklarından da sebze olarak faydalanılır. (Oturakçı, 2012 :204).

Yarpuz: Ballıbabagiller familyasındandır. Nanenin çok yakın akrabası olup, Anadolunun pek çok yöresinde sulak çayırlarda ve akarsu kenarlarında doğal olarak yetişir. 10-30 cm. boylanabilen, çokyıllık dayanıklı otsu bitkidir.

Yemlik: Yemlik veya Sakız otu familyasından çok yıllık bir kök sebzedir. Kökleri soyulduktan sonra pişirilerek veya piştikten sonra soyularak yenir.

Hırttik: Beyaz renkli uzun ve pileli salatalık çeşidi, acur.

Hıyar: Salatalık.                                            Kart: Yeşil çimenlik ama sert olan yer.

Kel: Ham karpuz.                                          Kuzu kulağı.

Lazut: Mısır.                                                 Meşe: Orman.

Nevale: Erzak.                                               Palıt: Yüksek dayanaklı dağ ağacı.

Pelit: Palamut.                                               Şamama: Kokulu küçük kavun.

Sarı erik: Alça.                                             Simişka: Ay çekirdeyi.

Tapul, pulul: Ot demeti.                              Tavuk Gözü:

Telenk (Tağ-Sitil): Karpuz, kavun, hıyar gibi ürünlerin dalları.

Tığ: Saman ekin karışımı yığın.                     Topuz.

Üzerlik: Sedefotu.                                        Yer elması’nı sayabiliriz

Zoğ: Tarla, çayır biçiminde tıpanı biçerek yığdığı ot.

KAYNAKÇA

AKÇORA, Ergünöz, (1996), Rusya’nın Kafkasya Siyaseti ve Geçmişten Günümüze Çeçenler,İstanbul.

AKDAĞ, Mustafa, (1975), Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları,Ankara.

AKKUŞ,Muzaffer, (2004), “a/e Seslenme Edatının İşlevleri Üzerine Bir Araştırma”,Uluslararası Türk Dili Kurultayı (20-26 Eylül 2004) Bildirileri I, TDK, Ankara.

AKPINAR, Yavuz, (1994), ″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, s.465-467.

AKSAN, Doğan (1995), Her Yönüyle Dil, Ana Çizgileriyle Dilbilim, TDK Yayınları,Ankara.

ALATLI, Alev, (2005), Dünya Nöbeti, İstanbul.

ALIŞIK, Gülşen Seyhan, (2005), Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak 1995,İstanbul), Prof.Dr.Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt:2, Sayı: 4, Aralık, s.10-25.

ALTAŞ, Hanifi, (2005)Telafer Yahut Babil’in Son Sürgünleri!, Türk Dirlik, 4 Eylül.

ALYILMAZ, Semra, (2003), Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara.

ASLAN, Ensar, (1995), Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara.

ASLAN, Kıyas, (1994), Ahıska Türkleri, Ankara.

AŞIKPAŞAOĞLU, (1949), Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul.

AVCIOĞLU, Doğan, (1997), Türklerin Tarihi, 1.Kitap, İstanbul.

AVCIOĞLU, Doğan, (1997), Türklerin Tarihi, 4.Kitap, İstanbul.

AVCIOĞLU, Doğan, (1997), Türklerin Tarihi, 5 kitap, İstanbul.

AYDIN, Mustafa, (2005), Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar, İstanbul.

AYDOĞ, Orhan, (1998), Karapapaklar (Seminerler Çalışması), İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya.

AZERBAYCAN FOLKLOR ANANELERİ (Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında), (1992), Tiflis.

AZERBAYCAN HALK DESTANLARI EFSANE ESATIR ve NAĞIL DEYİMLERİ,(1999), Bakü.

BALA, Mirza, (1967), ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M.E.B.Yay.,Cilt:6, İstanbul, s.339.

Bala, Mirza, (1967), Karapapak, İslam Ansiklopedisi, c.24, MEB yay.İstanbul, s.470.

BALA, Mirza, (1993), ″Çerkezler″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul, s.375.

Bala, Mirza, Karapapak, Madddesi, VI, 330-331.

BALA, Mirza, Kumuklar, İA., Cilt: VI, s.986.

BAŞGÖZ, (2003), Yunus Emre I, Cumhuriyet Gazetesi yayını, İstanbul.

BATMANOVA, İ.A.(1940), Grammatika Kirgizskogo Yazika (Kırgız Dili Grameri),III,Frunze.

BAYRAM, İbrahim, (1976) Ağrı Eleşkirt İlçesi Merkez Ağzı, Atatürk Üniv, Lisans Tezi, Erzurum.

BERKOK, İsmail, (198l), Tarihte Kafkasya, İstanbul.

BİNBAŞI Nazmi, 1334, Kafkasya ve Türkistan, İstanbul.

CAFEROĞLU, Ahmet, (1958), “Anadolu Ağızlarında İçses Ünsüz Benzeşmesi”, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten, s.1-11.

CAFEROĞLU, Ahmet, (1983), ″Kafkasya Türkleri″, Ankara, s.55-56.

CAFEROĞLU, Ahmet, (1983), Türk Kavimleri, Ankara.

CAFEROĞLU, Ahmet, (1988), Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul.

CAFEROĞLU, Ahmet, (1995), Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları: 62, Ankara

CAFEROĞLU, Ahmet-Yücel, Tahsin, (1976), ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara, s.113.

CAFEROĞLU, Ahmet-Yücel, Talip, (1976), ″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara.

CELİLOV, Ağasıoğlu Feridun, (1988), Azerbaycan Dilinin Morfonologiyası, Bakı (çev.Mehmet Göçmez, Azerbaycan Dilinin Ses ve Şekil Bilgisi, G.Ü.Kırşehir Fen-Ed.Fak.TDE Bölümü Bitirme Tezi, Danışman: Yrd.Doç.Dr.Mahmut Sarıkaya, Kırşehir.

CEMŞİDOV, Şamil, (1990), Kitab-ı Dede Korkut, Ankara.

ÇEKİÇ, Hulusi (1976), Karşılaştırmalı Atasözleri, Kalite Matbaası, Ankara.

ÇELEBİOĞLU, Amil, (1995), Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul.

ÇETİNKAYA, Nihat, (2005), ″Kızılbaş Türkler″, İstanbul.

ÇILDIR ÂŞIK SEMPOZYUMU, Ankara, 2000.

DALKIRAN, Sayın, (1997), İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz, İstanbul.

DAŞDEMİR, Muharrem, (2009), “Terekeme/Karapapah Ağızlarındaki İkili Biçimler ve Bunların Etnik Kökenle İlişkisi”, [Bildiri] II.Uluslararası Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları Çalışmayı, (Mayıs), Kars.

DAVİD MARSHALL LANG, (1997), Gürcüler, İstanbul.

DEMİR, Ali Faik, (2003), Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya, Bağlam Yayınları, İstanbul.

DEMİR, Ali Faruk, (1996), ″SSCB’nin Dağılmasından Sonra Türkiye-Azerbaycan ilişkileri″, Değişen Dünya ve Türkiye, Der.Faruk Sönmezoğlu, İstanbul.

DEMİRTAŞ, Ahmet, (2009) “Kırım Savaşı ve 93 Harbi Sürecinde Osmanlı Memleketine Gelen Göçmenlerin Sevk ve İskanları”, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırma Enstitüsü Dergisi, Sayı, 41, Erzurum.

DERLEME SÖZLÜĞÜ (1993), C.I-XII, TDK Yayınları, Ankara.

DEVLET, Nadir, (1996), ″Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü″, Yeni Forum, Mayıs, s.7.

DÜNDAR, Selahattin-ÇETİNKAYA, Haydar, (2004), Terekemeler (Karapapak Türkleri), (El Kitabı), Eylül.

EBÜLFEZ ELÇİBEY, Fars Şovenizmi, Çev.: Cavit Veliev, http://www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=40&ıtem=41.

EBÜLGAZİ BAHADIR HAN, Şecer-İ Terakime, Türklerin Soy Kütüğü (Haz.Muharrem Ergin), Tercüman 1001 Temel Eser.

EFENDİOĞLU, Süleyman, (2006), Cümle Menşeli Edatlar, Prepositions Originated From Sentence, A.Ü.A.Ü.Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 31, Erzurum, 193-207, s.197.

EFENDİOĞLU, Süleyman, (2009), Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume, 4/3, Spring, 808-809.

ELİTOK, Nevin, (2006)Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.

ERCİLASUN, A.Bican, (1983), Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Ankara.

ERCİLASUN, Ahmet Bican, (1987)Irak Türklerinin Dil ve Edebiyatı, Irak Türkleri Sempozyumu Tebliğleri.

EREL, Şerafettin, (1961), Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul.

ERGİN, Muharrem, (1993)T ürk Dil Bilgisi, İstanbul.

ERGUN, Metin, (1997), Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı: 35, Güz, s.10-16.

ERKAN, Aydın Osman, (1999), Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul, Haziran.

ERÖZ, Mehmet, (1990), Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

EYÜPOĞLU, İsmet Zeki, (1987), ″Şeyh Bedreddin ve Varidat″, İstanbul.

FANİNA W HALLE, (1997), ″Kafkasya Üzerine″, Kafkasya Yazıları, Ali Çurey (çev), İstanbul.

FIĞLALI, E.R., (1989), Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

GÖÇMEZ, Mehmet, (2004), Azerbaycan Dilinin Ses ve Şekil Bilgisi (Feridun Ağasıoğlu Celil: Azerbaycan Dilinin Morfologiyası), G.Ü.Kırşehir Fen-Ed.Fak.TDE Bölümü Bitirme Tezi (Danışman: Yrd.Doç.Dr.Mahmut Sarıkaya) Kırşehir.

GÖKALP, Ziya, (2003), Türkçülüğün Esasları, İstanbul.

GÖKÇE, Cemal, (1979), Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya Siyaseti, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul.

GÖLPINARLI, Abdülbaki, ″Kızılbaş″, İA, cilt: 6, s.789.

GÖMEÇ, Saadettin, (1999), Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara.

GRİGORİANTZ, Alexandre, (2000), Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul.

GÜRSOY, Cevat, (1984), Volga, Türk Ansiklopedisi, Cilt: XXXIII, s.319.

HABİÇOĞLU, Bedri, (1993), Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul.

HİZAL, Ahmet Hazer, (1961), Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yayınları, Ankara.

http://www.gizlitarih.com/index.php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″.

http://www.yesevi.edu.tr/index.php?menu_id=75, Kazakça-Türkçe, Türkçe-Kazakça Sözlük; http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFB0ED0AA5232E402F25881B305C3223FFKazak Edebiyatı.

HUART, CL, (1993), ″Haydar″, İA., İstanbul, V, 387.

İBRAHİMOV, M.R.A., (1996), ″Dağıstan Halkları XX.Yüzyılında Etnodemografik Problemler″, Yeni Forum Mart, s.33.

İLHAN, Suat, (1999), Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Ankara.

İNÖNÜ ANSİKLOPEDİSİ, (1981), ″Abhazlar″, Cilt: 1, s.75.

JOHN F.BADDALEY, (1996), Rusların Kafkasyayı İşgali ve Şeyh Şamil, İstanbul.

JOSEPH VON HAMMER, (1990), Osmanlı Tarihi, Çeviren: Mehmed Ata-Prof.Dr.Abdülkadir Karahan, İstanbul.

KAFKASYA, (1985), Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 5, İstanbul, s.1620.

KAFKASYA, Rehber Ansiklopedisi.

KAFLI, Kadircan, (1942), Şimali Kafkasya, Vakıt Matbaası, İstanbul.

KALAFAT, Yaşar, (2001)″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos 2001, Sayı: 2001/31, s.26-30.

KALAFAT, Yaşar, (2006)Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″, VII.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Türk Halk Kültüründe Gelenek, Görenek ve İnançlar/Tradıtıons, Customs And Belıefs İn Turkıs Folk Culture, 9.Oturum-Sesion 9, 30.06.2006 Cuma.

KALAYCI, Ünal, (2009), Ahıska Ağzında Birleşik Kelimelerin Soy Ağacı, 14.Sayı, Bahar,s.25-29.

KAMACI, Ersoy, (1992), Çerkes Tarihi (Abazalar, Adigeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Asetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler)Eylül.

KANTARCI, Hakan, (2005), ″Kafkasya Jeopolitiğinde Kriz Alanları ve Güç Mücadelelerinin Türkiye’ye Etkileri, 2023, Sayı: 53, Eylül, s.34.

KARAKHİ, Muhammed Tahir, (1987), Kafkas Mücahidi İmam Şamilin Gazavatı, (çev.T.Cemal Kutlu), İstanbul.

KARAMAN, Erdal, (2007), Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s.Number 20, s.98, 99.

KARAMANLI, M.Hüsamettin, (1996), ″Gürcistan″, DİA, C.XIV, İstanbul, s.310.

KARAPAPAH MEHRELİ BEY, (1996), Tiflis.

KARAPAPAKLAR, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt: XXIV, s.470.

KARİNİ, Jahangir, (2009), Erdebil İli Ağızları, Doktora Tezi, Ankara.

KAŞIKÇI, Nihat-YILMAZ, Hasan, (1999), Aras’tan Volga’ya Kafkaslar-Ülkeler-İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara.

KAVAKLIÇEME, Hüsna, (2010), Kars ve Iğdır Azerileri Ağzı (Dil İncelemesi-Metin-Dizin)Yüksek Lisans Tezi, Erzurum.

KAYNAK: Bedrettin Kemaloğlu.

KAYNAK: Hadice (Münevver)Kemaloğlu.

KAYNAK: Ümmiye Doğan.

KEMALOĞLU, Muhammet, (2006a           ), ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I.Bölüm)″, Yıl:11 Sayı: 41, Temmuz-Ağustos-Eylül.

KEMALOĞLU, Muhammet, (2006b), ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II.Bölüm)″, Yıl:11 Sayı: 42, Ekim-Kasım-Aralık.

KEMALOĞLU, Şeyda-Muhammet, (2007), Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti,Ankara.

KIRZIOĞLU, M.Fahreddin, (1972), Dede Korkut Oğuznâmeleri Işığında Karapapahlar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil Araştırmaları), Erzurum.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1953), Kars Tarihi, İstanbul.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1968), ″Cenûbî Garbî Kafkas Cumhuriyeti″, Türk Kültürü, Sayı:72, Ekim, s.958-959.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1972), Karapapahlar: Borçalı-Kazak-Uruğunun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış; Atatürk Üniversitesi Yay, Erzurum.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1992), Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1993), Osmanlıların Kafkasya Ellerini Fethi (1451-1590)Ankara.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (1995), Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapaph’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (2008), Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 9, Yıl: 4, Kış.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, (2009), Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 13, Yıl: 5, Kış.

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, ″Ahıska Bölgesi ve Türklük″, Türk Kültürü, Sayı: 87, 1970, s.203-206

KIRZIOĞLU, M.Fahrettin, 1997, “Çıldırlı Âşık Şenlik’te Vatan ve Millet Duyguları”, Âşık Senlik Sempozyumu Bildirileri, Ankara, T.C.Kültür Bakanlığı Yay.: 161

KOBOTARAN, Nabi, (2008), Tebriz Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebyatı, I.Cİlt, Yüksek Lisans Tez, Adana.

KOÇ, Aylin, Kelime Sonunda Ünsüz Türemesi, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, 47.

KOSOK, Pşimaho, (1960), Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, Çeltüt Matbaası, İstanbul.

KÖKTEKİN, Kâzım, (2007), Doğubayazıt Ağzının Ses Özellikleri, A.Ü.Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 33.

KÖSTÜKLÜ, Nuri, (1991), Yakınçağın Başından Günümüze Ortadoğu Ülkelerinin Anadolu’ya Yönelik Politikaları, Türk Kültürü, Sayı: 336, Yıl, XXIX, Nisan, s.221.

KURAT, A.Nimet, (1992), Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

KUTALMIŞ, Orhan Güdül, (2003), Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul.

KUTLU, Tarık Cemal, (1993)″Çeçenler″, Dili Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkezler, İstanbul.

KÜÇÜK, Salim, (2009), Türk Kültüründe Donlarına Göre Atlara Verilen Adlar Ve Nişanları, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/8 Fall 2009, s.1830-1855.

KÜTÜKOĞLU, Bekir, (1993), Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri, İstanbul.

LEONTİ LYULYE, (2003), Çeviren: Papşu Murat, Çerkesya, Tarihi Etnografik Makaleler, 1857-1862-1866 Çiviyazıları, İstanbul.

MANSUR, Şamil, (1981), Çeçenler, Sam Yayınları, Ankara, 1995.

MELİKOFF, İrene, (2004), Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul.

MƏMMƏDLİ, Ş.B.Azərbaycan Ədəbiyyatının Borçalı Qolu (1920-ci İlə Qədər).Monoqrafiya.Tbilisi: Kolori, 2003.

MEMMEDOV, Nadir, (1993), Azerbaycan’da Yer Adları, Bakü.

MERÇİL, Erdoğan, (2003), Gürcistan Tarihi-Eski Çağlardan 1212’ye Kadar-, Ankara.

METCUNATUKA, İzzet, (1330)Kafkas Tarihi İstanbul, Hürriyet Matbaası, s.843/M.Ü.İLAH.

MÜTERCİMLER, Erol, (2006), Geleceği Yönetmek/Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta, İstanbul.

NAMITOK, Aytek, (2003), Çerkeslerin Kökeni 1.Çevirmen: Aysel Çeviker, KAF-DAV Yayınları, Ankara.

NASKALİ, Emine Gürsoy-DURANLI, Muvaffak, (1999).Altay Türkçesi Sözlüğü, TDK Yayınları, Ankara.

OĞUZ TEREKEME HALK MERASİMLERİ VE MEYDAN TAMAŞALARI, (1997), Bakü.

OKATLI, Suzan, (2006), Anadolu Ağızlarında Ki Bağlama Edatı İle Kurulan Yardımcı Cümleler, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı: 21 Yıl: 2006/2,s.453-465.

OSMANLI DEVLETİ’NDE EHL-İ SÜNNET’İN Şİİ AKİDESİNE TENKİDLERİ, (2000), İstanbul.

OSTROGORSKY, Georg, (1981), Bizans Devleti Tarihi (Çev.F.Işıltan), Ankara.

OTURAKÇI, Nigâr, (2012), Divanü Lûgati’t-Türk’teki Botanik Terimlerinin Kazakça Ve Türkçedeki Görünümleri, Karadeniz Dergi, Yıl:4, Sayı:13, s.195-212.

ÖGEL, Bahaeddin, (1984), İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara.

ÖLMEZ, Zuhal Kargı, Meninski’nin Sözlüğündeki “Tartarca” Sözcükler, Cilt: 15, Ankara, (2002), dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=12&sayi_id=843-s.67.

ÖZBAY, Özdemir, (1995), Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Ankara.

ÖZEY, Ramazan, (1996), Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul.

ÖZKAN, Nevzat, (2003), Türk Dilinin Yurtları.

ÖZTÜRK, Mustafa, (2003), Kafkasya’nın Tarihi Coğrafyası ve Stratejik Önemi, Genelkurmay ATASE-Sekizinci Askeri Tarih Semineri I, Ankara.

PETER ALFORD ANDREWS, (1992), Çev.Mustafa Küpüşoğlu, Türkiye’de Etnik Gruplar, ANT Yayınları, İstanbul.

RAMAZAN, Musa, (1997), Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul.

SARAY, Mehmet, (1988), Kafkasya Araştırmalarının Türkiye için Önemi, Kafkas Araştırmaları I, İstanbul.

SARIKAYA, Mahmut, (1998), Güney Azerbaycan Türkçesi, (Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi), Kayseri.

SARIKAYA, Mahmut, (2001), Azerbaycan Türkçesinde Geniş Zaman Ve Şimdiki Zaman Çekimleri İle Güney Azerbaycan Türkçesindeki Örnekleri, TÜBİAR-X-Azerbaycan Türkçesi.

SARIKAYA, Mahmut, (2009) Teklik İkinci Kişi Emir Çekimlerinin Anadolu Ve Azerbaycan Ağızlarındaki Değişik Örnekleri Üzerine, TÜBAR-XXV-Bahar, s, 146.

SARIKAYA, Mahmut-Seyfel, Mahmut, (2004), Kırşehir Abdal/Teber Dili Ve Anadolu, Azerbaycan, Özbekistan Gizli Dilleriyle İlgisi, TÜBAR-XV-Bahar, 244.

SAYDAM, Abdullah, (1993), Kafkasya’da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Türkiye, KTÜ, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Trabzon.

SEVİNÇ, Necdet, (2009), Türkiye’nin Türklük’le İlgisi Kesiliyor, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı: 272, Ağustos, s.46.

SEYİDOV, Mirali, (1989), Azerbaycan Halkının Soykökünü Düşünürken, Bakü.

STRECK, M., (1967), ″Kaf Dağı″, İ.A.Cilt: VI, İstanbul, s.59-61.

SÜMER, Faruk, (1992), Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara.

ŞAHİN, Murat, (2001), ″Transkafkasya Siyasi Coğrafyasında Etnik Dağılımın Etkileri″, Avrasya Etüdleri, TİKA Yay., Yaz, No.19, ss.33-35.

ŞAPOLYO, Enver Behnan, (1964), Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul.

ŞİRALİYEV, M., (1962), Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü.

ŞUREDDİN, Memmedli, Paralanmış Borçalı veya 1918 Yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi,Azerneşr Yay, Bakü, 1991.

TANYU, Hikmet, Türklerin Dini Tarihi, Türk Kültür Yayını, İstanbul, tarihsiz.

TAVKUL, Ufuk, (1993), Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür, İstanbul.

TAVKUL, Ufuk, (2002), Etnik Çatışmaların Gölgesinde Kafkasya, Ötüken Yayıncılık, İstanbul.

TAVKUL, Ufuk, Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları″, Yeni Türkiye Yay.,s.471-472.

TERİM, Şerafettin, (1976), Kafkas Tarihinde Abhazlar ve Çerkezlik Mefhumu, İstanbul.

TİŞKOV, V.A., Fillipova, E.İ., (2000), Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara.

TOGAN, A.Zeki Velidi, (1933), Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 150, s.101-107, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 18, s.247-253.

TOGAN, A.Zeki Velidi, (1933), Azerbaycan Etnoğrafisi, II.

TOGAN, Zeki Velidi, (1944), ″Azerbaycan″, İ.A., II, İstanbul, s.94.

TOGAN, Zeki Velidi, (1970), Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.

TURAN, Osman, (1965), Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ankara.

TURAN, Osman, (1971), Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARI SÖZLÜĞÜ, TDK.http://tdkterim.gov.tr/ttas/.

UYSAL, İdris Nebi, (2010), Karaman İli Ağızlarının Ses Özellikleri Bakımından Türkiye Türkçesi Ağızları Arasındaki Yeri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume, 5/1, Winter.

ÜLKE RAPORU, Avrasya Dosyası, (2001), Sayı: 1, s.1.

VALAH HACILAR, (2001), Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde, Tiflis.

VALEHOĞLU, Hacılar, (2009), Fahri, Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları, Yıl:5, Sayı: 14, Bahar.

YALÇINKAYA, Alâeddin, (2006), Kafkaslar’da “Türkî” Kavimler: Çerkezler, Abhazlar, Kabartaylar, Adıgeler, Çeçenler, İnguşlar, Dağıstanlılar ve Diğerleri, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 9,Mayıs.

YEGANE, İsa, (1990), Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

YENİARAS, Orhan, (1994), Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul.

YILMAZ, Salih, (2007), Karapapak (Terekeme) Türkleri, Ankara.

YÜZBEY, İrade, (2008), Ahıskalı Türkler ve Kültürleri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume, 3/7 Fall.


* Gazi Üniversitesi Tarih Yüksek,Çiğiltepe Askeri Lojmanları 206-10 Çiğiltepe-Mamak-Ankara,muhammetkemaloglu@gmail.com

[1] Kalafat, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″ adlı makalesinde, Terekeme, terek/ağaç kültü, ağacın piri bağlantılıdır, der.

[2] Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek,Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar),Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm,Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme.

[3]Hammer, Türkistanlı Karakalpakların oluşumu ile ilgili şunları yazıyor: ″Bu kavim topraklarından kovulmaları dolayısıyla yas tutmak amacıyla siyah şapka giymeye başladı.

[4] 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapahlar’ın ceddi olmalıdır. Karapapahlar, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasına kadar toplu olarak, Kazak Şemseddin Hanlığı’na bağlı Borçalı’da yaşamışlardır. Z.Velidi Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta yaşadıklarını belirtmektedir. Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapahlar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir.Karapapahlar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir.

[5] İsmail Türkoğlu.

[6] Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir.

[7] Kaçak Nebi 19. yüzyılın bilinen halk kahramanlarından biridir.

[8] Şehremaneti, Osmanlı İmparatorluğu‘nda, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Bugünkü belediyenin Türkiye‘de kurulan ilk biçimidir. 1900 den sonra Bolnisi’de adları değiştirilen kentlerin yeni adları: Fahralı-Talaveri, Arıhlı-Naheduri, Hasanhocalı-Hidisguri, Daşdıgullar-Muhrani, Goçulu-Çapala, Esmeler-Mskneti, Ceferli-Samtreti, İmirhesen-Savaneti, Molla Ehmedli-Hataveri, Saraclı-Mamhuti, Aşaği Goşakilse-Kvemo Arkvami, Yuharı Goçakilse-Zemo, Sarallar-Zvareti, Mığırlı-Vanati, İnceoğlu-Şua Bolnisi, Aşağı Gulaver-Cipori, Yuharı Gulaver-Keta, Demirli-Hahlocvari, Kibircik-Creşi, Arakel-Cecpariani, Musapiryan-Poçhveriani, Beyteker-Bartakari, Muğannı-Farizi, Kolagir-Surtava, Abdallı-Cavşantaş, Gartikan-Saberiti, Siskala-Brlahauri, Tapan-Disleli, Çatah-Haissopeli, Garadaşlı-İcrita, Kepenekçi-Kvemo Bolnisi.

[9] 1862 yılında kurulan ″Muhacirin Komisyonu″ göçmenlerin iskan edilecekleri yörelere ″İskan-ı Muhacirin Memuru″ gönderiyordu.

[10]Gögyeliler, 1722-1732 yılları arasında II. Tahmasıp tarafından Sulduz’a sürülmüş (Kazak’dan) 20 yıl sonra Gögye’ye geri gelmişler[10]. Gürcistan’da 1735’te Osmanlı hâkimiyeti sona erdikten sonra tekrar İran (Kızılbaş) hâkimiyeti başladığında İran şahı Nadir Şah, Borçalı yöresinden Osmanlı meyillisi olduğundan kuşkulandığı binlerce kişiyi zorunlu göçe tabi tutmuştu.

[11] Bu kelimelerin bazılarında, özellikle de ilk hecede c, ç, l, n, r, y gibi inceltici ünsüzlerin yanında ı> i, u>i değişmesi görülür ve bu değişme önemli bir ünlü uyumsuzluğu oluşturur: cilov, delisov, girov, timov, zinġırov gibi.; pütöy <bitevi.

[12] Çingeneler, bulundukları bölgelerin yerel özelliklerine göre ya da ten renkleri ve yaptıkları işler dikkate alınarak farklı isimlerle adlandırılmışlardır. Erzurum, Artvin, Bayburt, Erzincan ve Sivas’ta ″Poşa″; Van, Hakkari, Mardin ve Siirt’te ″Mutrib″; İç Anadolu kentlerinde ″Elekçi″; Akdeniz kentlerinde ″Arabacı″; Ankara’da ″Teber″; Adana’da ″Cono″; Kayseri, Adana, Osmaniye, Sakarya ve Çorum’da ″Haymantos″; Erzurum’da ″Şıhbızınlı″; Trakya bölgesinde ″Roman″; Marmara ve Ege bölgesinde birçok yerde ″Karaçi tanımlamaları bunlardan birkaçıdır.

[13] Hamile kadını için ağır ayak, yüklü, iki canlı, gebe, yeni doğan bebek için ise bir de taze dünya ifadeleri de kullanılır.

[14] Namaz oğlu Ali Paşa Güney,27.12.1927 yılı Gogia (Göyye) doğumlu olup Kafkasya bölgesindeki Ahılkelek yöresinden 3 aylık bebek iken ana kucağında göç yoluyla Türkiye’ye gelmiştir.

[15] Ahıska’nın Ahaşen köyü.

[16] Hamit Arslan, Bulanık Eski Bel.Bşk.

[17] Hangel: Khinkali, Hıngel, Xıngal, Hıngel/Hengel, hamur ile yapılan ve arasına et veya patates konularak yapılan bir yemekdir. Etli mantı. Tereyağ veya yoğurt katılmak suretiyle yenilir. Terekemelerin en önemli yemeğidir.

[18] Ahilkelek’e bağlı,Xavet-Havet.

[19] Ahilkelek’e bağlı.

[20] Kalaycı.

[21] Sağır.

[22] Gögyeli, Kurucu 7 evden

[23] Ahilkelek’e bağlı.

[24] Türk kültüründe aygır, beygir, kısrak (bi/biye/bē), el, köçüt/göçüt, kulun, münüt/binit, ög (ök), sıp, tay, toruğ, tosun, yılkı, yund/yunt gibi kelimelerle karşımıza çıkan, sahibinin yakın arkadaşı, zafer ortağı ve en değerli varlığı olan at, gerek destanlarda gerekse tarihi dönemlerde binicilikte usta olan ve hayatı at üzerine kurulmuş Türkler için vazgeçilmez bir unsur olmuştur

[25]Çocukluğumuzda her kabaran hindiyi gördüğümüzde ağzımızdan şu sözler çıkardı: ″Kabarama kabarama, Kel Fatma, Annen güzel sen çirkin.″

[26]Atın biniciyi sarsmayan yürüyüş şekli olarak tanımlanmaktadır.

[27] serçe parmak, sırça parmak.

—————————————————————————————–

TEREKEME – KARAPAPAK TÜRKLERİ YERLEŞİM ALANLARI

ÖZET

Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır. Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir. İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir Araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Terekemelere ayrıca ″Karapapak″ta denmektedir. Terekemeler, Kars, Iğdır, Ardahan, Iğdır, Muş, Erzurum, Erzincan, Sivas, Amasya, Van, Ağrı, İstanbul, Ankara, İzmir, Adapazarı, Bursa gibi şehirlere göç eden çok sayıda Karapapak vardır. Bu çalışma Terekeme-Karapapak Türklerinin yerleşim alanları incelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Türk Kültürü, Terekeme Karapapak Türkleri, Muş, Bulanık ilçesi, Coğrafya.

AREAS TEREKEME-KARAPAPAK TURKS SETTLEMENT

ABSTRACT

There are different implementations among the source of the word Terekemes rumors. First, the “Terekemes” “Turkmen” word is derived. Second, the spread of Islam in Anatolia in the first emigrant Arabs brought from Mecca to the “abandonment of Mecca-i” concept. Third, according to rumor, this name Terekemes among the “old left their country that they” took to. Terekemes also “Karapapak” called ta. Terekemes Kars, Ardahan, Igdır, Mus, Erzurum, Erzincan, Sivas, Amasya, Van, Agrı, Istanbul, Ankara, Izmir, Adapazarı, Bursa Karapapak as many have migrated to cities. This study investigated residential areas Terekemes-Karapapak Turks.

Key Words: Turkish Culture, Terekemes Karapapak Turks, Mus, Bulanık District, Geography.

 

GİRİŞ[1]

Terekeme-Karapapak (Karapapag-Karapapax-Karapapah-Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Alyılmaz, 2002: 290; Bilgili, 2002: 29; Ağoğlu, 2002: 218)[2] Türkleri, Anadolu’da, Ahmet Caferoğlu’nun (1983) çalışmalarıyla tanınmıştır. Türkiye’de Fahrettin Kırzıoğlu hocanın çalışmaları (1995), daha sonra, Yavuz Akpınar (1994: 465-467), Ensar Aslan (1995), Ȃşık Şenlik konulu sempozyumlarıdır (2000). Karapapaklar konulu son çalışma Selahaddin Dündar ve Haydar Çetinkaya’ya aittir (2004:8-455); Metin 1997: 10-16; Valeh Hacılar,Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri (1999); Hekimoğlu, Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, (1997); Kırzıoğlu, 1972; Aydoğ, 1998). Ayrıca Güney Azerbaycan’da, İsa Yegâne’nin (1990) çalışmaları da mevcuttur.

Terekeme -Karapapak Türkleri

Terekeme-Karapapak (Karapapag-Karapapax-Karapapak-Andrews, 1992: 99; Caferoğlu, 1988: 69; Dündar, 1981: 216; Kalafat, 2005: 57-58; Alyılmaz, 2002: 290; Bilgili, 2002: 29; Ağaoğlu, 2002: 218 Türkleri, Anadolu’da, Ahmet Caferoğlu’nun çalışmalarıyla tanınmıştır. Fahrettin Kırzıoğlu’nun çalışmaları, daha sonra, Yavuz Akpınar (Akpınar, 1994: 465-467), Ensar Aslan, Ȃşık Şenlik konulu sempozyumlarıdır. Karapapaklar konulu son çalışmalar ise Selahaddin Dündar ve Haydar Çetinkaya’ya aittir (2002); Yaşar Kalafat (Kalafat, 2005: 57-58; Kalafat, 2001/31: 26-30), Valeh Hacılar (2001:8) ve Güney Azerbaycan’da, İsa Yegâne’nin (Yegâne, 1990) çalışmaları da mevcuttur.

Terekeme sözcüğü, terek; raf, dolap gözü, Terakime (Arapça ve Farsçada); Türkler, Etrak (Arapça) Türk, siper, siperlik, sütre anlamlarına gelir (Kutalmış, 2003: 251). Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır. Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. XII. -XIII. yüzyıllara geldiğimizde Borçalı ve Kazaklı urukları Terekeme olarak adlandırılmıştı. Âşık Emrah, şiirlerinde Terekeme güzellerinden bahsetmektedir. Âşık Garip, Kazak nehri boylarını Terekeme yaylakları diye övüyordu (Yeniaras, 1994: 33). . Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır:

Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen″ sözcüğünden türemiştir (Dündar-Çetinkaya, 2004; Kalafat, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″ adlı makalesinde, Terekeme, terek /ağaç kültü, ağacın piri bağlantılıdır, der. (Kalafat, 2006: 3; Caferoğlu, 1988: 69). Kelimenin ″Türkmen/Türkman[3]″ kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlük’ü ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakime’si bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık ediyor. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir. Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır.

İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir Araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Terekeme sözcüğünün bundan bozularak oluştuğudur. Terekeme kelimesinin kökeninin ″Terk-i Mekke″ izahı ise bir halk benzetmesinden öte bir şey değildir. Terk-i Mekke ″Mekke’nin Terki, Mekke’nin bırakılması″ gibi bir anlam ifade eder ki, bu bir kavim adı olamaz; ancak bir olay adı olabilir. Kavim adı olabilmesi için ″Mekke’yi terk edenler″ gibi bir kelime olması gerekirdi. Fakat halk arasındaki rivayetlere baktığımızda bu terimin ’terk etmek’ manasına geldiğini görüyoruz. Yani ″mekânı terk eden ve göçmüş olan″ anlamında yorumlanmaktadır. Türklerin, Arap kökenli olmadıkları dikkate alındığında Terk-i Mekke savının doğru olamayacağı kolaylıkla anlaşılacaktır.

Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Eskiden Terekemelerin atalarının Kuzey Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı olarak Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre Terekemelerin ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları terk etmişler ve Gürcistan ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye geldiklerinde diğer yerli toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme terimini ″yurtlarını terk edenler″ anlamında kullanmışlardır. Hammer, Türkistanlı Karakalpakların oluşumu ile ilgili şunları yazıyor: ″Bu kavim topraklarından kovulmaları dolayısıyla yas tutmak amacıyla siyah şapka giymeye başladı (Bala, 1967: 339). Siyah şapkalılar (Alışık, 2005: 10-25)[4] terimi bu olay yüzünden onlara isim olarak verildi. ″ Bütün bu örneklere bağlı olarak Türklerde yas tutmak amacıyla siyah şapka giyme geleneği olduğu gibi bugünkü Terekeme teriminin ’terk etmek’ terimi ile alâkasının olduğunu düşündürmektedir.

Terekemelere ayrıca ″Karapapak″ta denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık (papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapak″tır (Türkoğlu, 2001: 470; Yılmaz, 2007: 1, 12; Baskakov, 1958: 364; Bala, 1967: 339). Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk (Ölmez, 2002: 67)[5]″, ″Karabörklü″, Kızılbörklü″; Sümer, Aydınoğullarının ″kızıl renkli börk″ giydiklerini yazmıştır. Eyüpoğlu, 1987: 262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004: 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997: 2239-2240, 1884, 154; Joseph Von Hammer, 1990: 8; Başgöz, 2003: 92; Çetinkaya, 2005: 424-446; Akdağ, 1975: 15), ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır (Eröz, 1990: 81-82; Fığlalı, 1989: 9-10; Behnan, 1964: 254). Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapaklar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın müritlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı on iki dilimli ″taç″ adlı kızıl kavukları reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir (Kırzıoğlu, 1998: 467; Caferoğlu-Yücel, 1976: 1118).

Terekemeler dil, lehçe, mutfak ve müzik kültürü gibi konularda Azerbaycan Türklerine çok yakındır (Karapapaklar, XXIV: 470). Sadece ağız farklılıkları vardır. Buna rağmen Türkiye’deki her iki kesim de birbirlerini genellikle farklı nitelendirmektedirler. Azerbaycan’da Azerilik adı, Borçalı’da Karapapaklık adı öne çıkmaktadır. Gerçek şu ki, Türk toplulukları arasında yaşam biçiminden ve coğrafi şartlardan kaynaklanan bazı farklılıklar vardır. İran’da da çok sayıda Karapapak Türkü’nün olduğu bilinmektedir. Karapapaklar İran’da Sulduz bölgesinde yaşamaktadır. Türkiye’ye göçmeden önceden önce, Borçalı ve Kazak Karapapakları olarak adlandırılımıştır. Terekemeler, atılgan, hırslı, olaylar karşısında son derece duygusal ve saf bir karaktere sahip insanlardır. Dürüst ve mert insanlardır. Sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur. Mirza Bala da ″Karapapaklar, fıtraten zeki, çalışkan ve iyi binicidirler; kadınları hür, aile teşkilâtları mazbut ve sağlamdır″ demektedir (Alışık, 2005: 10-25). Terekemeler, başlarına buyruk yaşamışlardır. Ahde vefaya önem verirler. Kararlı ve dirayetlidirler, devletine milletine sadakatle bağlıdırlar, gelenek ve adetlerine sıkıca bağlıdırlar, Karapapakların dilleri yaşadıkları, coğrafyadaki dil baskısı olmasına rağmen yüz yıllarca Türkçe dilinin ana yapısını bozmadan günümüze taşımışlardır, zulme, direnir, haksızlığa başkaldırırlar. Onların karakterlerini yansıtan sözler, ″Düz ol, Allah düziylendir(Sen dürüst ol, Allah dürüstün yanındadır)”. ″Sen yahşı ol, balıh da bilmese halık bilir″ çok yaygındır. Karapapaklar genellikle Hanefi mezhebine mensuptur. Azerbaycan ve Gürcistan‘ın bir kısmında veİran‘da Sulduz‘daki Karapapaklar Şii Caferî‘dir (Andrews, 1992: 99).

Terekeme -Karapapak Türklerinin Coğrafyası

Terekemeler-Karapapaklar, Tiflis, Nahçıvan, Karabağ, Loru, Ahırkelek, Gence ve Şirvan dolaylarında yurt tutmuşlardır. Çıldır ve Ardahan’daki Karacaklar (Terekemeler) önceden Kuzey Azerbaycan’da, Kazak ve Borçalı bölgelerindeki Derbend ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı (Güler-Akgül-Şimşek, 2001: 505; Kalafat, 2002: 84-99; Kalafat, 2004: 174; Kalafat, 1998: 11, 12). 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması’ndan sonra, bir bölümü Kars’a ve bir bölümü de Güney Azerbaycan’ın Sulduz bölgesine göç etmiştir (Kobotaran, 2008: 16) Bir Terekeme grubu, 1904 yılında Türkiye’ye yerleşmek için başvuruda bulundu. Bir kısmı o zaman Rusların elinde bulundurduğu bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt’e geldi; diğerleri Adana’ya, geri kalanlar ise 1914 yılında Malazgirt’ten Sivas’ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine (www.kurtoglukoyu.com/Karapapaklar.html) göç ettiler. Diğerleri ise 1921’de Rusların çekilmesiyle Kars’a geldiler; bunlar, Gümrü Antlaşmasıyla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle, Akbaba, Tiflis, Borçalı ve Kazak bölgelerinden göç ettiler. Söz konusu isimsel farklılığın nedeni, Rusların, kısmen Kafkasya ve kısmen de İran’dan gelip eski Aleksandropol bölgesine, Akhaltsike’ye (Ahılkelek’e) ve şimdiki Gürcistan’daki (Kalafat, 2002: 84-99) Ahılkelek’e yerleşenleri tanımlamak için ″Karapapaklar″ terimini kullanmış olmalarına dayanabilir, oysa Akbaba Terekemeleri’nden ayırt edilmeleri için bunlar genel olarak Gürcistan Terekemeleri olarak adlandırılmaktadırlar.

Göçmenlerin yerleştirilmesi işlemleri Tanzimat Fermanı’nın ilanına kadar Bab-ı Ali’nin eyaletlere göçmenler geldikçe gönderilen fermanları doğrultusunda oluyor veya göçmenlerin başvuruları üzerine kendilerine para ve malzeme yardımı yapılıyordu. 1859 yılına kadar Şehrameneti’ne[6] bırakılan göçmenlerin yerleştirilmesi işleri, Kırım savaşı sonrası hızla artan göçler nedeni ile yoğunluk kazanmış ve şehremanetinin sorunun çözümünde yeterli olamayışı sonucu, Devlet, sorun ile uğraşacak bir komisyon kurulmasına ilişkin yasa çıkartmak zorunda kalmıştır. Yasa ile ″İskanı-ı Muhacirin″[7] adı altında kurulan ve göçmenlerin yerleştirilmesine ilişkin tüm işlemleri yürütmekle sorumlu olan komisyonun adı daha sonra ″Muhacirin ve Aşair Müdiriyeti Umumiyesi″ olarak değiştirilmiş ve bu kurum çalışmalarını Cumhuriyet’e kadar sürdürmüştür. Bu komisyon tarafından çok sayıda göçmen, Amasya, Tokat, Sivas, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Bursa, Adapazarı ve İzmit çevresine yerleştirilmiştir (Военный Сборник, 1883: 182; Köçərli,1897: 341, 345, 350; Mehdî, 1972: 151; Papuna, 1981: 42; Memmedli, 1991: 16-17, 22-36; Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68; Dündar-Çetinkaya, 2004: 1, 27-30, 37, 84, 92, 149; Firidun Bəy Köçərli,1883:341,345, 350; Valehoğlu, 2005; 28, 60, 68-80; Türksoy, 2007; Memmedli-Memmedova, 1995:12-17).

1828 de Kazak, Ağbaba bölgesinden gelen Karapapaklar’dan sonra Kars’taki ikinci Terekeme grubunu bugün Ermenistan’da kalan Akbaba nahiyesiyle, Gürcistan’ın Tiflis dolaylarından ve Kazak, Borçalı bölgelerinden 1921’de gelenler teşkil etmektedir. Bunlar geliş bölgelerine göre “Ağbaba Terekemeleri” ve “Gürcistan Terekemeleri”, Akbaba nahiyesinin Ördekli, Hamasa (Amasya), Balıklı, Göllü, Sınık ve Karakulak köylerinden gelmişlerdir. “Gürcistan Terekemeleri”; Borçalı’daki Aran Arıklısı, Orzuman, Karayazı ve Kepenekçi; Kazak bölgesindeki Soğukbulak, Karayazı; Tiflis civarındaki Darvaz, Bezekli, Yırgançak, Kamerli, Ağalık, Fahralı; Ahılkelek bölgesindeki Hosbiya, Göye ve Lebis köylerinden gelmedirler. Başgedikler bucağının Duraklı köyü (Peldirvan) Susuz ilçesi Porsuklu köylerinde otururlar. Kars İline gelen en eski Terekemeler; Bugün daha çok “Karapapak” diye adlandırılan “Çıldır Terekemeleri”dir. Bunlar Kuzey Azerbaycan’daki Kazak-Şemşedin Hanlığına bağlı Borçalı ve Kazak bölgelerinde yaşarken 1828 Türkmençay Muahedesi’nde buraların resmen Ruslara geçmesi üzerine yurtlarını bırakarak Kars’a geldiler. Çıldır ve Ardahan köylerine yerleştiler. Bir kısmı da İran’a göçtüler. Birçoğu ise bugün hala Kazak bölgesindeki Kazak, Tovuz ve Ağsdafa rayonlarında yaşamaktadırlar. İran’a gidenler Sulduz’a yerleşerek “Sulduz Karapapakları” adını aldılar. Abas Mirza Kaçar tarafından 800 ev olarak, Güney İran’a göçürülen Sulduz Karapapakları, Mesud Kayhan’ın “Çoğrafya-yı Mufassal-ı İran” adlı eserinde Savukbulağ tümeninde 3.000 ev olarak zikredilir. Bugün 20.000 (25 yıl önce) kadar olmaları gereken bu “Sulduz Karapapakları; Terkyavyun, Saray, Arpalı, Canahmetli, Çaharlı ve Ulaşlı boylarına ayrılarak aşiret hayatlarını devam ettirmektedir. 93 Harbi’nden sonra Eleşkirt ve Ağrı bölgesine göç eden Karapapakların büyük bir bölümü sonradan İran Azerbaycan’ına ve Urmiye gölü güneyine Sulduz bölgesine geçmişlerdi. Osmanlı Devleti 1877 yılına kadar gelen göçmenlerden yüksek memur, ilmiye sınıfı mensubu veya zanaatları ancak kentlerde yapılabilenlere kentlerde yerleşme izni vermiş, diğerlerinin kent merkezlerinde yerleşmesini istememiştir. Ancak göçmenlerin sayısının artması sonucu birçok kunduracı, marangoz, berber ve benzeri küçük esnaf ile kent hayatına ve ticarete alışmış olan çok sayıdaki göçmen yerleştirildikleri köy ve kasabalara uyum sağlayamadıkları için kentlere göç etmek zorunda kalmışlardır (www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegocilt:htm; Arı, 1960: 7). 1912-1913 Balkan Savaşı sırasında 117. 352, 1914-1915 Birinci Dünya Savaşı sırasında da yaklaşık 120. 556 göçmenin Anadolu’ya geldiği tahmin edilmektedir. Birinci Dünya Savaşına kadar Kafkasya’dan, Balkanlardan ve Ege adalarından Anadolu’ya gelen göçmenlerin sayısı bir milyonun üstündedir. Tarihi kaynaklar, Şimali Azerbaycan’ın Kazak-Şemseddin hanlığının tabiliğinde olan Borçalı ve Kazak bölgelerinin 1828 Türkmençay mukavelesine esasen Ruslara verilmesinden sonra öz dede-baba yurtlarını bırakarak Karsa ilk göç eden Çıldır Karapapaklarıdır. Kazak (KAZAK) Borçalı ve Ağbaba bölgelerinden Karsa ikinci Terekeme göçü 1921de oldu. ″Halk arasında ″Terekeme″ sayılan Tiflis Borçalıları’ndan bir kısmı 1921 yazından itibaren 15 il içinde sığınma ve göç yolu ile Sovyet idaresindeki yerlerinden gelerek Karsın merkez, Göle ve Sarıkamış kazaları köylerine yerleşmişler″ (Kırzıoğlu, 1953: 200). Ensar Aslan evvelce gösterdiğimiz eserinde, Gürcistan Terekemeleri Borçalı’daki Orzuman, Karayazı, Kepenekçi, Kazak bölgesindeki Soğuk Bulak, Tiflis civarındaki Darvaz, Bezekli, Yırğançak, Kemerli, Ağalık, Fahralı, Ahılkelek’in Hosbiye, Göyye (Memmedli, 1996: 8, 16, 27, 29, 37, 40, 48, 62, 63, 68[8] ve Lebis köylerinden gelmişler. ″Tetkikatçı, 1854-1855 savaşlarında Kars’taki bazı Karapapaklar Karagöze ve Sivas’a göçtüler. Osmanlı devleti tarafından ″Müslüman-Türk-Sünni″ nüfusunu dengelemek açısından Terekemeler yerleştirilmiş ve bazı diğer halklara mensup vatandaşlardan alınan evler ve hatta topraklar verilmiştir. Bu bir devlet politikasıdır ve denge oluşturulmuştur uzun surede başarılı olunmuştur. Cumhuriyet başlangıcında bilinçli göç sağlanarak denge kurulmuştur.

Terekemelerin Yaşadıkları Yerler

Rusya Federasyonu:

Dağıstan (Filippova, 2000: 2; Özsoy, İsmail, Dağıstan’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi, Kaynak Yayınları, İzmir, 1977, s. 7, 9)[9], Moskova, Smolensk, Orel, Rostov, Belgorad, Tula, Kursk (Avşar, 1995: 52), Krasnodar bölgesi, Nalçik ve Stavropol’da da, 1944 Ahıska Vilayetinden sürgün edilen Karapapak Türkleri ikamet etmektedirler. Dağıstan Terekemeleri-Karapapakları, Derbent’in[10] (Saran, 1974: 82; Gadjiyeva, 1990: 2, 8, 9, 11-12, 32, 38)[11] kuzey tarafında yaşamaktadırlar.

Dağıstan’ın Derbent Bölgesinde 80. 000 civarında (Kalafat, 1999: 113), Aryol’da (Avşar, 1995: 51; Zakir Avşar, S. Tunçalp, 1994: 33-35, 49-52; Aslan, 1985: 21-29)[12], Çeçenistan[13], Kabardey-Balkar Cumhuriyeti (Avşar, 1995: 51)[14], Voronej, Volgograd’da (Avşar, 1995: 51), Terekeme (Karapapak) Türkü yaşamaktadır. Evliya Çelebi bunları Kaytag Türkleri olarak adlandırmaktadır. Dağıstan’ın Karapapak Türkmen taifeleri bugün; Berekey, Velikent, Cemikent, Padar, Memedkalar, Deli Çoban, Selik, Karadağlı, Kala, Tatlar, Sebede, Şahbazkent-Mehrejkent ve Uluterekeme köylerinde yaşamaktadırlar.

Gürcistan:

Ahıska: Ahıska (Özsoy, 1997: 54; Kalkan, 1998: 160-170; Güngül, 1996: 48-50; Zeyrek, 2001: 9; Togan, 1981: 410; Kırzıoglu, 1992: 113, 154; Zehtabî (Kirisçi), 1999: 719; Matveev, 20 Agustos 2005; http://www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegocilt:htm; Arı, 1960: 5, 7; http://www.uydukurdu.com/…/dunyadaki_en_buyuk_gocler-t154009.html-)[15] adı, Ermeni, Gürcü, Rus ve Türk kaynaklarında (Ak-Sıka, Ak-kale, Akesga, Ahaltsihe, Akhalsikhe, Akalkelek, Akalkalak vb. şekillerde) görülmektedir. Ahıska, küçük bir bölgenin adı olarak zikredildiği için coğrafi adlandırmada, ’’Meskhetî Bölgesi” şeklinde bilinir. Ahıska Türklerinin bazı Gürcü ve Ermeni kaynaklarında Mesket-Misket Türkleri olarak adlandırılmasının sebebi-Gürcistan’ın güneyinde, Karadeniz’in Acaristan kıyısından Kura nehrinin Borcomi Deresi’ne kadar olan 150 kilometrelik bir arazide yerleşmiş olmalarından kaynaklanmaktadır (Kalkan, 1998: 160-170; Arslan, 1995: 2). Ahıska bölgesinin Türklük tarihi, çok eski asırlara dayanmaktadır. Son Kıpçakların, Gürcü Kralının davetiyle gelip yerleşmesinden yüzyıllarca evvel buralarda Kıpçak ve Bun-Türklerin yaşadığına dair ciddî haberler vardır. Karapapaklar, Kafkasya’ya diğer kavimlerden önce gelmişlerdir. Doğu seferine çıkan Makedonların ünlü kralı İskender, M. Ö. IV. yüzyıl sonlarında Kafkasya’ya geldiğinde, ona karşı çıkan kuvvetli bir Türk varlığının olduğu anlaşılmaktadır. Bunlar, Kıpçak ve Bun-Türk adıyla anılmaktadır. Eski SSCB bölgesinde, vatanlarından uzak 270-345 bin Ahıska Türkünün yaşadığı düşünülmektedir. Ahıska Türkleri, bugün eski Sovyetler Birliği coğrafyasına dağılmış olarak yaşamaktadırlar (Berkok, 1958: 157-158; Togan, 1981: 410; Kırzıoğlu, 1992: 113; Resulzade, 1951: 189; Aslan, 1995: 23; Brosset, 2003: 16; Kurat, 1972: 84; Özel, 2007: 3-4; Ercilasun, 2002: 33; Zeyrek, 2001: 12)[16].

1870 yılı istatistiklerinde, Tiflis vilâyetine dahil olan Ahıska kazasının, ahalisinin tamamını Terekemelerin teşkil ettiği Murakval köyünde 119 nüfus (14 hane), Oskoriya’da 107 nüfus (10 hane), Van’da 130 (14 hane), Kurbağaoğlu’da 110 (10), Lebis’te 131 (10 hane), Buzmaret’te 100 (10 hane), Niyala’da 286 (36 hane), Artax’da 36 (4 hane), Göyye’de 405 (42 hane), Xumris’te 175 (14 hane), Batxana’da 22 (4 hane), Sağamoy’da 130 (32 hane), sakinlerinin ekseriyeti Terekemelerden ibaret olan Gulalis köyünde 114, ahalisinin çoğu Ermeni olan Büyük Xançallı’da 29, Küçük Xançallı’da 96, Oracalar’da 15, Arakal’da 31, Kanza’da 121 Terekeme’nin yaşadığı belirtilmektedir (Valehoğlu, 2008: 28-31).

Kazanın tamamen Terekemelerden meydana gelen köylerinden Xavet’te 133 (18 hane) Erince’de 55 (9 hane), Davniya’da 11 (1 hane), Garta’da 64 (9 hane), Karsep’te 95 (12 hane), Ablax’da 20 (3 hane), Dangal’da 63 (10 hane) Tatar’ın yaşadığı belirtilmektedir (O zamanlar Tiflis vilâyetinde en büyük aileler, her birinin 10 kişiden çok nüfusu olan Pşav (dağlı Gürcü gruplardan biri) ve Terekeme aileleriymiş. Sonradan bu köylerin çoğu Tiflis vilâyetine henüz dâhil edilmiş olan Ahılkelek kazasına bağlandı. 1887 yılı istatistik bilgilerine göre bu kazanın bazı köylerinde ahalinin genel nüfusu içinde Rusların Tatar olarak gösterdiği Türk nüfusu şöyledir (Valehoğlu, 2008 :28-31).

Köyün adı Nüfusu Tatar nüfusu Köyün adı Nüfusu Tatar nüfusu
Okam 714 714 Sağamoy 477 477
Göyye 419 419 Xavet 262 262
Büyük Xosbiya 242 242 Azmana 239 239
Karsep 219 219 Dangal 106 106
Batxana 113 113 Erince 99 99
Garta 94 94 Davniya 78 78
Xumris 28 28 Tog 269 170
Gulalis 270 170 Büyükarakal 555 25
Murakval 288 119 Küçükarakal 307 39
Mursaxet 219 80 Varevan 693 132
Büyük Xançallı 947 13 Oracalar 580 52
KüçükXançallı 451 104 Kilda 472 46
Xızabavra 1363 75 Koteliya 609 27
Bogdanovka 839 15 Baralet 932 19
Dırgına 152 0 Kanza 1155 0
Çiftlik Kars’a göç etmiş. - Modaka Kars’a göç etmiş. -

Harita: Haziran 1989 Sonrası Ahıska Türklerinin Geçici İskan Bölgeleri(Avşar, 1995:52)

Şunu da ilâve etmeli ki, bu kazanın Bavra, Kartikam ve Xulkuma gibi Ermeni köyleri ahalisinin ana dili o zamanlar Türkçe’ydi. 1903 yılı istatistik bilgilerine göre Lebis köyü 13, Niyal 36, Artax 8, Buzmaret 13, Kurbağaoğlu 10, Van 16, Oskoriya 9, Alanza 7, Karzamet 15, Gavet 16, Okam 76, Göyye 44, Humris 4, Gulalis 30, Sağamoy 46, Büyük Hosbiya 17, Ḫavet 30, Erince 9, Davniya 7, Azmana 26, Garta 10, Dangal 10, Karsep 24, Ablax köyü ise 10 haneden ibaretmiş. O devirde Lebis’in muhtarı Ahmet Hacıbayramoğlu, Karzak’ın da Hüseyinkulu Cebrayiloğlu imiş. 1917 nüfus sayımına göre Ahıska kazasında 34. 776, XIX. Asrın ilk yarısında ahalisinin ekseriyeti Karapapak-Terekeme Türklerinden ibaret olan Ahılkelek kazasında ise 2. 438 Türk, kayda geçmiştir. 1926 yılı listelerine göre ise, Ahıska kazasındaki genel ahalinin % 50. 7’sini Türkler, 25. 1’ini Gürcüler, 16. 1’ini de Ermeniler teşkil etmekteydi. Stalin’in emriyle 1944 Kasımında Mesxet-Cavaxet bölgesinin 230’a yakın köyünde yaşayan Türk ahalinin tamamı (bu cümleden Karapapaklar), öz vatanlarından Orta Asya çöllerine sürgün edildiler. Günümüzde Kazakistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Rusya’nın Kuban bölgesinde toplu halde yaşayan ve mevcudu 500 binden çok olan bu Kıpçak kolu, öz tarihî vatanlarına dönmek için hala mücadele etmektedirler.

Axilkelek (Ahalkelek: Ahilkelek-http://www.eraren.org/indeh.php?Page:DergiIcerik& IcerikNo: 38)[17], Hosbiya, Lebis, Gogıye-Gogya[18], Alastan, Ota, Ḫırtız-Hırtız, Ḫavet-Havet, Cavaxet (Kırzıoğlu, 2008:41-44; Kırzıoğlu, 2009:21-25)[19], Karsep, Agara-Niyala, Karzamet, Margastan, Azgur, Noxrep-Nohrep, Kaxaret-Kaharet, Aşoro (Oşora), Samshe-Javakhetı (Güneybatı Gürcistanda), Doğu Gürcistan’da Borcalo’da-Borçalı (Mert, 2004: 233, 234)[20]Borçalı Savar ilçesi (http://www.borchali. net/indeh. php?s:qarapapaklarve_terekemeler.-02.04.2008; http://www.terekeme-Karapapak.azbuz.com/indeh.jsp/.-02.04.2008)[21], Borçalı Borası İlçesi[22], Borçalı Başgeçit İlçesi(http://qarapapaqlar. borchali. net/index. php?cat=oxu&id=85, 15. 07. 2012)[23], Borçalı Karayazı İlçesi[24]Bogdanovka, Karaçöp ilçesinin[25]Borçalı Lagadehi İlçesi[26], Ağbulak[27], Lelev[28]i,Zalga[29], Kepci[30]Aran Araklısı, Orzuman, Karayazı, Sadahlı, Bolus-Kepenekçi, Karacalar, Soğanlık, Kızılhacılı, Lenbeli, Faxralı, Nazarlı, Kosalı, Alget, Arıxlı, Aktehle, Kaçağan, Darvaz, Tiflis, Bezekli, Yırgançak, Kamerli, Ağalık, Acara (Kırzıoğlu, 1992: 43-46-137-138; Kalafat, 2002: 153-184; Memmedli, 2006: 112)[31], Tatlıkışla, Alazla, Toloş, Ķoyundere, Buzvarı, Uban, Bezirhana, Varlez, Zurzelli, Çobaret, Gobiyet, Aspinza, Ota, İndusa, Gamza, Kündala’da ikamet etmekdedirler (Devrisheva, 2006: 54, 76, 83; Valehoğlu, 2008:44-48).

Ahıska Türklerinin Dünyadaki Nüfus Dağılımı
NO: İkamet Nüfus adet
1 1. Azerbaycan 135. 000 Kişi
Mugan Bölgesi 65. 000 Kişi
Gence-Kazak Bölgesi 20. 000 Kişi
Bakü ve Civarı 10. 000 Kişi
Kuba-Kacmaz Bölgesi 15. 000 Kişi
Diğer Bölgesi 25. 000 Kişi
2 2. Kazakistan 105. 000 Kişi
3 3. Kırgızistan 35. 000 Kişi
4 4. Özbekistan  (1989-1990′da 105. 000 Kişi)10. 000 Kişi
5 5. Rusya Federasyonu 65. 000 Kişi
6 Kursk Vilayeti (Oblast) Tahmini 2. 000 Kişi
7 Smolensk Vilayeti 3. 000 Kişi
8 Belgorot Vilayeti 4. 000 Kişi
9 Krasnodar (Krayi) Bölgesi 15. 000 Kişi
10 Tula Vilayeti 2. 000 Kişi
11 Diğerleri 7. 000 Kişi
12 Oryol Vilayeti 2. 000 Kişi
13 Çeçen-İngusetya 3. 000 Kişi
14 Rostov Vilayeti 7. 000 Kişi
15 Stavropol (Krayi) Bölgesi 9. 000 Kişi
16 Kabarda-Balkar Cumhuriyeti 5. 000 Kişi
17 Volga Nehri-Güneyi 3. 000 Kişi
18 Riyazan Vilayeti 3. 000 Kişi
19 Ukrayna 15. 000 Kişi
20 Gürcistan 2. 5000 Kişi (Tahmini)
 TOPLAM: 368. 000 Kişi (Tahmini) (http://www.acikarsiv. ankara. edu. tr/fulltext/4116. pdf-)

Ukrayna:

Ukrayna’daki Karapapak topluluğu, 1944 Ahıska (Gürcistan) sürgünü insanlardır. Ukrayna’da yaşayan Ahıska Türkü sayısı yaklaşık 3-4 bin kişidir. Özbekistan’dan gelmişlerdir. Donetsk vilayeti, Kiev, Donetsk, Harkov (İzzetov, 18 Ocak 1994; Özsoy, 1997: 54), Mykoloyiv, Kherson’da (Avşar, 1995: 72) yaşarlar. Ukrayna’ya, 1991 Özbekistan olaylarından sonra gelmişlerdir.

Azerbaycan:

Rusya ve İran arasında 1828 yılında imzalanan Türkmençayı anlaşması ile ise Aras’ın kuzeyinde kalan Revan (Erivan), Nahçıvan ve Gence Ruslar’a, Aras nehrinin güneyinde kalan ve Azerbaycan topraklarının 2/3′sini oluşturan bölge ise İran’a bırakılmıştır. 1813-1828 yıllarına kadar 410 bin km2 yüzölçümüne sahip olan Azerbaycan, topraklarının 280 bin km2 olan Güney Azerbaycan İran’ın, 130 bin km2 olan Kuzey Azerbaycan ise Rusya’nın eline geçti. 28 Mayıs 1918 tarihinde Mehmet Emin Resulzade başkanlığında kurulan ″Demokratik Azerbaycan Cumhuriyeti″ Türkiye tarafından derhal tanınmış; ancak ülkenin 27-28 Nisan 1920 gecesi Ruslar tarafından işgali ile tarihe mal olmuştur. Azerbaycan, Sovyetler Birliği’ne katıldıktan sonra da sürekli toprak kaybetmiş; Stalin döneminde yapılan düzenlemeler sonucu Zengezur, Dereleyez ve Dilican’dan oluşan toplam 10. 9 bin km2 arazi Ermenistan’a verilmek suretiyle, Nahçıvan Azerbaycan’dan koparılmıştır. Aslında bu tasarruf ile Türkiye ile genel Türkistan coğrafyasının toprak bağlantısı koparılarak asıl amaca ulaşılmak istenmiştir. Öte yandan 9. 5 bin km2’lik alana sahip olan Borçalı bölgesi ise Gürcistan’a verilmiştir. 1922-23 yıllarında ise Kirov[32] tarafından Göyçe bölgesi ve Nahçıvan’ın bir kısmı; 1929’da Alihaydar Karayev tarafından Kazak’dan bir kısmı, Cebrayil kasabasından Nüvedi, Ernezir ve Tuğud köyleri; 1946’da Mircefer Bağırov[33] tarafından bir miktar orman arazisi, 1969’da Veli Ahundov[34] tarafından Tovuz bölgesi arazisinden, 1984’de ise Kamran Bağırov[35] tarafından Kazak bölgesinden bir miktar arazi Ermenilere verilmiştir (Herbi And Gazeti, 2003: 4; Blank, 1998: 3). 1988’de Azerbaycan 86. 6 bin km2 yüzölçümüne sahipti (Bunyadov-Yusufov: 401; Özgür, 1997: 169).

Kazak (Kalafat, 1998: 79-95)[36], Soğukbulak, Karayazı, İmişli[37], Şeki, Şirvan[38], Karabağ, (Eliyev, 1998: 16; Yusufov, 1994: 288; Caferoğlu, 1984: 141; Hailov, 1992: 14; Ahundlu, 1999: 331; Hacyev, 1990: 19; Karaman, 2006: 3)[39], Gence[40], Tovuz, Gedebey, Ağcebedi, Ağstafa, Bedre, Beylagan, Bilasuvar[41], Cebrayil[42], Ağdam[43], Füzuli[44], Kelbecer[45], Zengilan[46], Gubadlı[47], Laçın (Avşar, 1995: 51)[48], Celilabad, Daşkesen, Gedebey, Goranboy, Şemkir, Hanlar, Hocalı[49], Hocavend, Yevlah, Zardab, Şuşa[50], Terter, Tovuz, Saatlı, Sabirabad, Şamahı, Gence, Mingeçevir, Naftalan, Sumgayıt, Hankendi, İsmayıllı, Nahcıvan Özerk Bölgesi[51], Kaçmaz’nde (Avşar, 1995: 76) yaşarlar.

Güney Azerbaycan:

Kuzey bölgesi yani Azerbaycan ile sınır olan kısımlarda yoğun olarak yaşarlar. Ayrıca Sulduz Bölgesi, Terekemeler ile özdeşleşmiştir (Бартольд, 2003: 48-49; Кафтырев, 1829: 24-27; Бларамберг, 1841: 14-15; Колюбакин, 2003: 298-305; Богданов, 1909: 9-11, 17-18; Корсун, 1923: 36-40; Корсун, 1874: 65).

Sulduz bölgesinde (Ören, 1998: 11; Yegane, 1990: 40, 42)[52], Ada, Ar, Ağca, Zeyve, Ağgabeyli, Alagöz, Eminli, Oksar, Baranlı, Balıkçı, Bayramboğa, Bayızara, Biçenli, Beyimgala, Peyecik, Tabiya, Cebeltezekenti, (Dağlık Tazekkent) Demtezekenti (Sulak Tazekent) Tezegala, Toppuzova, Çakal Mustafa, Çiyana, Hacıbağlı, Hacıpugruz, Hacıhanlı, Helebi, Hederava, Hınhına, Helefen, Helefli, Daşdürgezi, Taşdogora, Derbent, Demirci, Dilenciarhı, Saksıtepe, Saral, Sungar (Kartal), Şirvanşahlı, Şirinbulak, Garna, Golad, Galacık, Galalar, Garakasap, Kervansaray, Kamus, Köpekli, Gözayran, Kehriz, Girdegayıt, Göl, Köhül, Gelevan (Gülvan-http://gazahli. net[53]), Gazigürması, Paşaygümovası, Kazakgümovası, Görhana, Lavaşlı, Yukarı, Mehmetşah, Memeli, Memiyent, Yedigar, Yunuslu köylerinde yaşamaktadırlar (http://www.karapapak.com/turkce/konu_detay.aspx?id:71).

 

Özbekistan:

15 Kasım 1944 tarihinde, Ahıska’daki 200′den fazla köy ve kasabada yaşayan binlerce insan, birkaç saat içinde ocağından sökülerek yük ve hayvan vagonlarında, Sibirya, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’a sürülmüşlerdir. Sürgün edilenlerin birçoğu yollarda öldü. Sağ kalanlar da, ata vatanından ebedî ayrılığa mahkûm edildiler. Yıllarca dünya kamuoyundan gizlenen sürgünün belgeleri bugün artık sır değil. 31 Temmuz 1944 tarihli ″Devlet Savunma Komitesi″nin gizli kaydıyla kaleme alınan kararının altında Gürcü diktatörü Stalin’in imzası bulunmaktadır. Böylece, Fergana, Taşkent, Namangan, Andican, Sırderya, Buhara ve Semerkant (Bayraktar, 1999: 8; Seferov, 2008: 393, 400; Ellezoğlu, Sayı: 5, 2006) Akkurgan, Çimkent, Degabad, Leninabad, Kumuskan, Bostanlık semtleri (Avşar, 1995: 50) gibi yerlerde yerleştirilmiştir.

Kırgızistan:

Bişkek, Oş merkez Vadazabornik semtinde, Nariman, Furkat ve Kalinin, Pilimkoz ve Aravan gibi yerleşim birimlerinde (Cihan, Sayı: 11-12, 2008), Batkensk, Çu, Talas, Celal-Abad (Avşar, 1995: 72), Alamudin, Rayunu, Canijer, Savhozuna Köyleri (http//:www.ahiska.org.tr/yazi.php?goster:8-).

Kazakistan:

Alma-Ata, Karaganda, Semipalatinsk, yeni başkent Astana, Jambıl (Cambul-Taraz), Çimkent, Türkistan ve Kentav şehirleri,

Afganistan: Celalabad, Host, Gardez[54],

Ermenistan:

Bilhassa Kuzeybatı Ermenistan Bölgesinde (Şirak Vilayeti) 1944 öncesine kadar büyük bir Karapapak topluluğu yaşamaktaydı. Bugünkü Bölge ise tamamıyla rusların yardımıyla uygulanan vahşi yöntemlerle Türklerden arındırılmıştır durumdadır. Bununla birlikte, Karabulak, Pirahmed Kendi, Siyahçeşme, Zengitepe, Arapdizeçi, Cemal Kendi, Bey Kendi, Kilise Kendi, Gümrü-Makû, Kilise Kendi, Zaruşad (www.devletarsivleri.gov.tr; Erkan, 1996: 10, 17, 19)[55], Kürdo, Koçköy, Polat Köy, Veneze, Telek (Tozlu,  2005: 86-96), Molla-Musa (Mollamusa), (Baxçalı), Bozgala, Mumuxan, Musluxlı-(Musluglu), Ordaklı-(Ördekli), Seldaglan-(Seldağılan), Sogyutlı-(Söyüdlü), Snıx-(Sınıg), Şiş-Tapa-(Şiştepe), Ağbaba bölgesi, Bölgenin Balıklı, Garaçentiy (Karaçanta), İbiş, Tepeköy, Öksüz, Şüragel[56], Kebcud, Seydi, Möküz, Soskerd, Küçükkımılı, Büyükkımılı, Ağbulak, Dalaver (Delever), Kızıltaş, Güllübulak, Çakçak, Mağaracık, Karaçine, Amasya Köyü, Okçuoğlu, Bacoğlu, Vartanlı, Mollamusa, Karakilise, Çarbaşı, Aralık, Başşüregel, İlanlı, Aslanhane, Ağüzüm, Kinegi, Mörük Baki, Bayraktar (Karapehlül), Hamzakerek, Gülviran, Magazberd Kışlağı (Tozlu, 2005: 86-96), Geremmed (Karamehmet) ve başka köyleri, Kuzeybatı Ermenistan Bölgesi (Şirak Vilayeti), Zengezur[57], Göyçe, İrevan[58] bölgesinde yaşamaktaydılar. Azerbaycan’ın Ermenistan sınırları içerisinde kalan kesimde, tarihi Kazak eyaletinin bir parçası olan bölgede, Terekeme Türkleri yaşamakta idiler. SSCB yönetimi döneminde Gürcistan, Ermenistan, Azerbaycan ve Dağıstan Terekemeleri etnik akrabalığın yanı sıra ayrıca aile bağı itibariyle de yakın ilişki içerisinde idiler. Halen Ermeni kesimin dışında kalan diğer üç Terekeme kesimi ilişkilerini Terekeme Türklüğü şuurunda sürdürüyorlar (http://www.karapapak.com/turkce/konu_detay.asph?id:171).

Türkiye

Kars Merkez (Aslan 2001: 24)[59]Akyaka[60]Arpaçay[61]Digor[62], Aralık[63]Kağızman[64],Sarıkamış[65]Selim[66]Susuz[67], Iğdır[68], Tuzluca (eski adı Çinçavat Köyü’dür-Kırzıoğlu, 1953: 52; Gülensoy, 1995: 1-103; Çetinkaya, 1996: 168; Kurat, 1992: 84; Kırzıoğlu, 2008:41-44; Kırzıoğlu, 2008:41-44; Kırzıoğlu, 2009:21-25)[69], Ardahan[70], Hanak[71], Posof[72], Göle[73], Çıldır (Kırzıoğlu, 1953: 5, 10; Çetinkaya 1996, s. 168; Kurat, 1992: 84; Kırzıoğlu, 1953: 52; Gülensoy, 1995: 1-103; Sümer, 1992: 170; Kırzıoğlu, 1953: 5)[74], Ağrı (Bala, 1967: 330; Aslan, 1995: 23; Yılmaz: 51; Caferoğlu, 1995: XV; Bala, 1967: 330)[75], Eleşkirt[76], Taşlıçay[77], Tutak[78], Aşkale, Hamur, Amasya[79], Merzifon[80], Suluova[81], Yozgat (Bozkurt, Sayı: 8, 2007)[82], Boğazlıyan[83], Çorum[84], Tokat (Caferoğlu, 1944: 260)[85], Zile[86], Reşadiye, Sivas[87], Zara[88], Kangal (Ercilasun, 1983: 45-46; Yılmaz, 2007: 91)[89], Ulaş[90], Balıkesir[91], Muş[92], Malazgirt[93], Bulanık, Van Merkez[94], Erzincan[95], Giresun[96], Çorum[97], Bitlis[98], Bursa[99], Kayseri[100], Kahramanmaraş[101], Artvin (www.akdamlakoyu.com/koseyazilari/indeh.htm)[102], Afyon (Kalafat, TTK XIV, Kongresi,2002/http://www.akademiktarih.com/index.php?option:com_content&task:view&id:962&Itemid:110)[103], Adana[104], Ankara (Arslanoğlu, 99/10: 61-62)[105], Erzurum[106], Adapazarı, Çankırı, Adana, Aydın, İçel, Hatay, İstanbul, İzmir vb. yer adları Bulanık’a (www.borchali.net/indeh.php?s:qarapapaklar_ve_terekemeler.-02.04.2008; Kaynak Kişi: Bahadır Kemaloğlu, Konya, 2011) yerleşmiş Türklerin geldikleri yerlerin adlarıdır ve dede topraklarıdır.

KAYNAKLAR

AĞAOĞLU, E.(2002).”Azerbaycan’ın Etnik ve Demografik Yapısı”, Türkler, C.19, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s.218-219.

AHUNDLU, Y.(1999).Karabağ Meselesinin Tarihi Kökleri Hakkında Bazı Kayıtlar, XII.T.T.K, Cilt: II, Ankara, s.331.

AKDAĞ, M.(1975).Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara.

AKPINAR, Y.(1994).Nügari Mir Hamza, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul.

ALEXANDRE, G.(2000).Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul.

ALIŞIK, G.S.(2005).“Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak1995 İstanbul, Prof.Dr.Muharrem Ergin’e”, MTAD., Cilt: 2, Sayı: 4, Aralık, s.10-25.

ALYILMAZ, S.(2002).”Borçalı (Gürcistan) Karapapaklarının/Terekemelerinin Tarihine Dair”, YT., Yıl 8, Sayı 43, Ocak-Şubat 2002, s.290.

ANDREWS, P.A.(1992).Türkiye’de Etnik Gruplar, (Çev.Mustafa Küpüşoğlu).İstanbul.

ARI, O.(1960).Bulgaristanlı Göçmenlerin İntibakı, Ankara.

ARSLANOĞLU, İ.(1998).“Çubuk Yöresi Aleviliğinde Dar Kurbanı”, GÜHBVAD., 98/611-34.

ASLAN, E.(1995).Çıldırlı Ȃşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara.

ASLAN, K.(1995).Ahıska Türkleri, Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Yay., Ankara.

AVCIOĞLU, D.(1997).Türklerin Tarihi, 5 kitap, İstanbul.

AVŞAR, B.Z.(1997).“Kafkasya-Rusya Federasyonu ve Türkiye”, YT, Yıl: 3, Sayı: 16, Türk Dünyası Özel Sayısı II, Ankara, Temmuz-Ağustos, s.1875.

AVŞAR, Z.- TUNÇALP, Z.(1994).Sürgünde 50 nci Yıl Ahıska Türkleri, Ankara, TBMM Kültür.

AYDOĞ, O.(1998).Karapapaklar.Seminerler Çalışması, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya.

BALA, M.(1967).″Karapapak″, İA., M.E.B.Yay., Cilt: 6, İstanbul, s.339.

BARTOL`d V.V.Iran.Taşkent, 1926//Istoriya Irana.Kiev-Moskva, 2003, s.41-42, 48-49.

BASKAKOV, N.A.(1958).Karakalpaksko-Russky Slovar, (Karakalpakça-Rusça Sözlük).Moskova, s.364.

BAYRAM, İ.(1976).Ağrı Eleşkirt İlçesi Merkez Ağzı, Atatürk Üniversitesi, Lisans Tezi, Erzurum.

BERKOK, İ.(198l).Tarihte Kafkasya, İstanbul.

BİLGİLİ, A.S.(2002).“Azerbaycan Türkmenleri Tarihi”.Türkler, Cilt: 7, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s.22-43

BLARAMBERG I.F.Statistiçeskoe obozrenie Persii.1841, s.14-15.

BOGDANOV L.F.Persiya v geografiçeskom, religioznom, bıtovom, torgovo-promışlennom i administrativnom otnoşenii, SPb, 1909, s.9-11, 17-18.

BOZKURT, H.(2007).Anadolu’nun Bağrında Unutulmuş Ahıskalılar, BAD., Yıl: 3, Sayı: 8, Sonbahar.

BROSSET, F.A.-H.D.(2003).Gürcistan Tarihi (Eski Çağlardan 1232 Yılına Kadar), Yayına Hazırlayan: Erdoğan Merçil, Ankara.

BUNYADOV, M.Z.-YUSUFOV, Y.B.(1994).Azerbaycan Tarihi, Cilt:1.Bakü, Azerbaycan

CAFEROĞLU, A.(1944).Sivas ve Tokat İlleri Ağızlarından Toplamalar.

CAFEROĞLU, A – YÜCEL, T.(1976).″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara, s.113.

CAFEROĞLU, A – YÜCEL, T.(1976).″Karapapaklar″, TDEK, Ankara.

CAFEROĞLU, A.(1983).Kafkasya Türkleri, Ankara.

CAFEROĞLU, A.(1984).Türk Dili Tarihi I-II, İstanbul.

CAFEROĞLU, A.(1988).Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul.

CAFEROĞLU,.(1995).Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları: 62, Ankara.

CİHAN, A.(2008).Kırgızistan’da Ahıska Türkleri Üzerine Gözlemler, BAD., Yıl: Sayı: 11-12, Sonbahar.

ÇETİNKAYA, N.(1996).Iğdır Tarihi (Tarih, Yer Adları, ve Bazı Oymaklar Üzerine), İstanbul.

ÇETİNKAYA, N.(2005).Kızılbaş Türkler, İstanbul.

Çıldır Âşık Sempozyumu, Ankara, 2000.

DERVİSHEVA, F.(2006).Ahıska Türkleri (Sözlü Kültür Bağlamında), Gazi Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi, Ankara

DÜNDAR, S.-ÇETİNKAYA, H.(2004).Terekemeler (Karapapak Türkleri), El Kitabı, Eylül.

ELLEZOĞLU, M.–ÇAKIRGÖZOĞLU, A.N.(2006).Özbekistan’da Yaşayan Ahıskalıların Eğitim Sorunları,BAD., Sayı 5, s.Ankara.

ERCİLASUN, A.B.(1983).Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Ankara.

ERKAN, A.O.(1999).Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul, Haziran.

ERÖZ, M.(1990).Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

EYÜPOĞLU, İ.Z.(1987).Şeyh Bedreddin ve Varidat, İstanbul.

FIĞLALI, E.R..(1989.Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

FİRİDUN BƏY KÖÇƏRLİ.(1883).Sbornik` Materialov` Dlya Opisaniya Mestnostey İ Plemen` Kavkaza (SMOMPK): Kafkas Yerleri ve Taifelerinin Tasviri İçin Materyaller Mecmuası, 3.bırakılış; Tiflis, s.341, 345, 350.

GADJİYEVA, S.Ş.(1990).Dagestanskiye Terekemensı, XIX.Naçalo XX Veka, Nauka, Moskva.

GÜLENSOY, T.(1995 ).Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara.

GÜLER, A.-AKGÜL, S-ŞİMŞEK, A.(2001).Türklük Bilgisi.Ankara.

GÜNGÜL, G.1996.“Dost Elleri Bekleyenler: Ahıska Türkleri”, TED., Sayı: 8, Şubat, s.8-50.

HACILAR, V.(1992).Azerbaycan Folklor Ananeleri (Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında), Tiflis.

HACILAR, V.(1996).Karapapak Mehreli Bey, Tiflis.

HACILAR, V.(1999).Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, Bakü.

HACILAR, V.(2001).Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde.Tiflis.

HAİLOV, H.D.( 1992.) Karabağ’ın Elat Dünyası, Bakı.

HEKİMOĞLU, M.İ.(1997).Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, Bakü.

JOSEPH VON HAMMER.(1990).Osmanlı TarihiÇev: Mehmed Ata-Prof.Dr.Abdülkadir Karahan, İstanbul.

KAFTIREV D.Istoriçeskiya, geografiçeskiya i statistiçeskiya svedeniya o Persii, SPb, 1829, s.24-27.

KALAFAT, Y.(1992).“Günümüz Türk Dünyasına Genel Bir Bakış”, Erciyes, Haziran, S.174,

KALAFAT, Y.(1998).“Azerbaycan Notları”, HBVAD., Sayı: 8, Kış, s.79-95.

KALAFAT, Y.(1999).Karakalpak Türklerinde Halk İnançları.MF.Yıl: 10, Sayı: 40, Yaz, s.11, 12.

KALAFAT, Y.(2001).″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, YD., 3-9 Ağustos 2001, Sayı: 2001/31, s.26-30.

KALAFAT, Y.(2002).“Göktanrı İnancından Günümüze Kadar Türk Halk İnançlarında Kurt”, XIV.TTK., 9-13 Eylül, Ankara.

KALAFAT, Y.(2002).Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları II, KaşkayilerTerekemeler-Elsevenler-Karakoyunlular-Kiresunlular-Avşarlar-İsmaili Hazaralar-Kengerliler-Caferiler-Karamanlılar-Nigariler-Ayrımlılar-Kekailer-Şebekler-Navıllar-Sarulular, Ankara.

KALAFAT, Y.(2005).İran Türklüğü – Jeokültürel Boyut, Yeditepe, Şubat.

KALKAN, M.(1998).“Ahıska Tükleri’nin Menşei ve Tarihi Gelişim Seyirleri”, Bilgi, Sayı: 7, Güz.

KARAMAN, E.(2007).Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s.Number 20, s.98, 99.

KARAMANLI, M.H.(1996).″Gürcistan″, DİA, C.XIV, İstanbul, s.310.

KIRZIOĞLU, M.F.(1953).Kars Tarihi, İstanbul.

KIRZIOĞLU, M.F.(1972).Dede Korkut Oğuznâmeleri Işığında Karapapaklar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil Araştırmaları, Erzurum.

KIRZIOĞLU, M.F.(1992).Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F.(1998).Osmanlılar’ın Kafkas Elleri’ni Fethi (1451-1590), Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F.(2008).Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, BAD., Sayı: 9, Yıl: 4, Kış.

KIRZIOĞLU, M.F.(2009).Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, BAD., Sayı: 13, Yıl: 5, Kış.

KOBOTARAN, N.(2008).Tebriz Âşıklık Geleneği ve Âşık Edebyatı, I.Cİlt, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Adana.

KOLYUBAKİN A.M.Sostav naseleniya Persii po plemenam i provintsiyam.Sbornik geografiçeskih, topografiçeskih i statistiçeskih materialov po Azii.Vıpusk 4, SPb, 18883//Istoriya Irana.Kiev-Moskva, 2003, s.298-305

KORSUN N.G.Persiya, Moskva, 1923, S.36-40

KORSUN,S. (1874).Voennıy Obzor Persidskogo Peredovogo Teatra,Tiflis, s.65

KURAT, A.N.(1972).IV-XVIII Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

KURAT, A.N.(1992.Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

KUTALMIŞ, O.G.(2003).Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul.

MELİKOFF, İ.(2004).Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul.

MƏMMƏDLİ Ş.B.(2003).Azərbaycan Ədəbiyyatının Borçalı Qolu (1920-ci İlə Qədər).Monoqrafiya.Tbilisi.Kolori.

MEMMEDLİ, Ş.(1991).Paralanmış Borçalı veya 1918 Yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi, Azerneşr Yay, Bakü.

MEMMEDLİ, Ş.(1996).Alın Yazımız – Gürcistan Türkleri: Tarih, Kültür, Samşoblo Yay., Tiflis.

MEMMEDLİ, Ş.(2006).Gürcistan Azerbaycanlıları-İstatistik-Ansiklopedik Bilgiler, Kolori yay., Tiflis.

MERT, O.(2004).“Gürcistan (Borçalı) Karapapaklarının/Terekemelerinin Eğitim Tarihine Dair”, AÜTAE D.,11 (24), s.233-251.

METİN, E.(1997).Karakalpak Ȃşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, MF., Sayı: 35, Güz, s.10-16.

ORBELİANİ, P.(1981).ორბელიანი პაპუნა.ამბავნი ქართლისანი =.Kartli Olayları, Metsniereba yay., Tiflis, s.42/Gürcüce/.19)

ÖLMEZ, Z.K.(2002).Meninski’nin Sözlüğündeki “Tartarca” Sözcükler, C.15, Ankara,dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=12&sayi_id=843-s.67.

ÖREN, M.M.(1998).İran Türkleri Hürriyet Hareketleri.Ankara

ÖZEL, H.2007).“Ahıska Türkleri Yakın Tarihi”, Eğitişim Dergisi, E-Eğitim Bilim ve Sanat Dergisi, Sayı: 17, s.3, Kasım.

ÖZGÜR, Y.(1996).Tarihi Türk Yurdu Zengezur, TSAD., Sayı: 104, s.159-178.

ÖZSOY, İ.(1977).Dağıstan’ın Sosyo-Ekonomik Tarihi, Kaynak Yayınları, İzmir.

RESULZADE, M.E.(1951).Azerbaycan Şairi Nizamî, Ankara.

RZEVİ, M.(1370=1950/51).Karapapak Ĕli.Tarih, Edebiyat, Rüsum, Folklor ve Monografi.Tahran, Ehli-Beyit (e) Yay., [Farsca], 256 s.

SEFEROV, R.(2005).“Sovyet Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Azerbaycan Nüfusunun Etnik Yapısındaki Değişimler”, SÜTAD, Sayı: 17, Konya, s.395-410

SÜMER, F.(1992).Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara.

ŞAPOLYO, E.B.(1964).Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, Türkiye Yayınevi, İstanbul, s.254.

TİŞKOV, V.A.- FİLLİPOVA, E.İ.(2000).Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, Ankara: ASAM Yayınları.

TOGAN, Z.V.(1944).″Azerbaycan″, İA.II, İstanbul, s.94.

TOGAN, Z.V.(1970).Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.

TOZLU, S.( 2005).Karapapaklar Hakkında Bazı Notlar-I-, KaraM, Sayı: 7, Güz, s.86-96.

TÜRKSOY, S.(2007).Ulu Borçalı ve Karapapaklar, First Business Dergisi, sayı 3 (Mayıs-Haziran); İstanbul.

VALEHOĞLU (Hacılar), F.(2008).Cevaxet (Ahılkelek) KarapapaklarıBizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı: 9, Yıl: 4, Kış.

VALEHOĞLU, (Hacılar), F.(2005).Karapapaklar ve Onların XIX.Asır Harp Tarihi, Bakı.

VALEHOĞLU, (Hacılar), F.(2009).Fahri, Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları, BAD., Yıl: 5, Sayı: 14, Bahar.

YEGANE, İ.(1990).Karapapakların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

YENİARAS, O.(1994).Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul.

YILMAZ, S.(2007).Karapapak (Terekeme)Türkleri, Ankara.

YUSUFOV, Y.(1994).“Albanya’nın Etnik Tarihine Bir Bakış”, XII.Türk Tarih KongresiKongrede Sunulan Bildiriler, Cilt: 2, Ankara, s.288.

YÜZBEY, İ.(2008).Ahıskalı Türkler ve Kültürleri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 3/7 Fall.

ZEHTABÎ M.T, (Kirişçi).(1999).İran Türklerinin Eski Tarihi, Tebriz.

ZEYREK, Y.(2001).Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri.Ankara.

 

İnternet Kaynakları

 

http//: http://www.ahiska.org.tr/yazi.php?goster: 8

http//: http://www.akdamlakoyu.com/koseyazilari/indeh.htm

http//:www.borchali.net/indeh.php?s: qarapapaklar_ve_terekemeler.-02.04.2008

http//: www.borchali.wsborcalihakkind//12.04.2011

http//: www.devletarsivleri.gov.tr

http//: www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegocilt: htm-

http//: http://www.kurtoglukoyu.com/Karapapaklar.html

http//: http://www.ozgeguzelyurt.azeriblog.com/2009/05/02/balkash-golu

http://gazahli.net

http://html-www.gocsempozyumu.org/turkiyeyegoCilt: htm

http://www.acikarsiv.ankara.edu.tr/fulltext/4116.pdf

http://www.azerievi.com/archive//t-8386.html-

http://www.eraren.org/indeh.php?Page: DergiIcerik&IcerikNo: 38

http://www.gizlitarih.com/index.php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″.

http://www.Karapapak.com/turkce/konu_detay.asph?id: 171

http://www.terekeme-Karapapak.azbuz.com/indeh.jsp/.-02.04.2008

http://www.uydukurdu.com/…/dunyadaki_en_buyuk_gocler-t154009.

http://www.yesevi.edu.tr/index.php?menu_id=75, Kazakça-Türkçe, Türkçe-Kazakça Sözlük

Kısaltmalar:

T. T. K.                                               Türk Tarih Kongresi

MTAD.                                               Modern Türklük Araştırmaları Dergisi

GÜHBVAD.                                       Gazi Üniversitesi Hacı Bektaş Veli Araştırma

Dergisi

İA.                                                      İslam Ansiklopedisi

TDEK.                                                            Türk Dünyası El Kitabı

TED.                                                   Türk Edebiyatı Dergisi

MF.                                                     Millî Folklor

YD.                                                    Yeni Düşünce

TDVİA.                                              Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi

AÜTAED.                                          Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları

Enstitüsü Dergisi

TAD.                                                  Türkiyat Araştırmaları Dergisi,

KaraM                                                            Karadeniz Araştırmaları Merkezi

BAD.                                                  Bizim Ahıska Dergisi

Kaynak Kişi(ler):

Bahadır Kemaloğlu, 1936, Muş- Bulanık.


[1] Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 1/3 2012 s. 55-81, TÜRKİYE International Journal of Turkish Literature Culture Education Volume 1/3 2012 p. 55-81, TURKEY

[2] ″Q″, harfi Terekeme ağzında ″G″ ve ″K″ harfleriyle karşılanır.Eser içerisinde bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.″X″ harfi, ″H″ harfiyle karşılanır; ancak, kalın ″H″ yani gırtlak ″H″ si gibi söylenir. Karapapaklar (″Karapapaklar/Terekemeler″ şeklinde de ele alınır.

[3] Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek, Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar) ,Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm,Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme.

[4] 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapaklar’ın ceddi olmalıdır.Karapapaklar, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasına kadar toplu olarak, Kazak Şemseddin Hanlığı’na bağlı Borçalı’da yaşamışlardır. Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta yaşadıklarını belirtmektedir.Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapaklar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir. Karapapaklar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir (Alışık, 2005 : 10-25)

[5] Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir.

[6] Şehremaneti, Osmanlı İmparatorluğu‘nda, bugünkü belediye zabıtası görevini yapan, şehrin temizlik ve güzelliğiyle ilgilenen yerel yönetim. Bugünkü belediyenin Türkiye‘de kurulan ilk biçimidir. 1990’dan sonra Bolnisi’de adları değiştirilen kentlerin yeni adları: Fahralı-Talaveri, Arıhlı-Naheduri, Hasanhocalı-Hidisguri, Daşdıgullar-Muhrani, Goçulu-Çapala, Esmeler-Mskneti, Ceferli-Samtreti, İmirhesen-Savaneti, Molla Ehmedli-Hataveri, Saraclı-Mamhuti, Aşaği Goşakilse-Kvemo Arkvami, Yuharı Goçakilse-Zemo, Sarallar-Zvareti, Mığırlı-Vanati, İnceoğlu-Şua Bolnisi, Aşağı Gulaver-Cipori, Yuharı Gulaver-Keta, Demirli-Hahlocvari, Kibircik-Creşi, Arakel-Cecpariani, Musapiryan-Poçhveriani, Beyteker-Bartakari, Muğannı-Farizi, Kolagir-Surtava, Abdallı-Cavşantaş, Gartikan-Saberiti, Siskala-Brlahauri, Tapan-Dişleli, Çatah-Haissopeli, Garadaşlı-İcrita, Kepenekçi-Kvemo Bolnisi.

[7] 1862 yılında kurulan ″Muhacirin Komisyonu″ göçmenlerin iskan edilecekleri yörelere ″İskan-ı Muhacirin Memuru″ gönderiyordu.

[8] Gögyeliler, 1722-1732 yılları arasında II. Tahmasıp tarafından Sulduz’a sürülmüş (Kazak’dan) 20 yıl sonra Gögye’ye geri gelmişler[8]. Gürcistan’da 1735’te Osmanlı hâkimiyeti sona erdikten sonra tekrar İran (Kızılbaş) hâkimiyeti başladığında İran şahı Nadir Şah, Borçalı yöresinden Osmanlı meyillisi olduğundan kuşkulandığı binlerce kişiyi zorunlu göçe tabi tutmuştu.

[9] Dağıstan hem coğrafi hem de kültürel bakımından Kafkasların orijinal özelliklerini üzerinde taşıyan ve bu özellikleri ile tanınan bir ülkedir.Türkçe ″dağ″ kelimesi ile Farsça ″ıstan″ ekinin birleşmesinden oluşan ve ″Dağ Ülkesi″ veya ″Dağlık Ülke″ anlamına gelen Dağıstan bir topluluğu ve ırkı değil, coğrafi tomografik mana ifade eden bir kavramdır. Rusçada da ″Dağlar ülkesi″ anlamında ″Strana Gor″ ifadesi kullanılmıştır. Dağıstan’ın yüzölçümü 50.300 km2, nüfusu yaklaşık 3 milyon civarındadır.Ülkede 680 köy idaresinin bağlı bulunduğu 41 kırsal ilçe, 10 şehir ve 15 şehir tipli kasaba bulunmaktadır. Dağıstan’ın başkenti, büyük demir yolu kavşağı ve Hazar Denizinde askeri ve ticari limanı olan Mohaçkale kentidir.

[10] Kafkasya‘nın kuzeyini güneyine bağlayan geçit yollarından en önemlisidir. Tarih boyunca çeşitli kavimlerin kuzeyden güneye, güneyden kuzeye geçişleri bu geçitten olmuştur.

[11] Terekeme bölgesi önceden 12 köyden oluştuğu için “12 Para (parça)Terekeme” denmekteydi.Bunlar; Berekey, Velikent, Cimikent, Deliçoban, Padar, Karadağlı, Tatlar, Ulu Terkeme, Selik, Sahbazkent-Mehrejkent ve Sebede’dir. Sebede ve Sahbazkent-Mehrejkent sakinleri, Terekeme yaşlılarının söylediklerine göre olumsuz çevre koşulları ve yaşama şartlarının güçlüğü nedeni ile baska yerlere göç etmişlerdir. Başka topluluklarla birlikte Terekemelilerin de bulunduğu Kala köyünün ne zaman olustuguna dair tam bir bilgi yoktur. Toplam 10 köyü bulunan Terekeme’nin genel nüfusu bugün 18.407 civarındadır.

[12] Fergane katliamından sonra tahliye edilen Ahıska Türkleri, Oryol, Belgarad, Tula, Smalininsk, Riyazan, Varanes, vilayetindeki taşra köyler altışar hane halinde yerleştirilmiş oldukları tespit edilmiştir.

[13] Halen Grozniye bağlı Vinogradnıy kasabasında.

[14] Naçık, Urvan ve civar mıntıkalarda.

[15] Ahıska, Gürcistan’ın güneyinde bulunan bir bölgedir. Kıpçak Türkleri arasında yer alan uruğlar boylar bu bölgeye yerleştikleri için Ahıska Türkü adını almışlardır. Ahıska Türklerinin gerek gelenek gerekse, dil özellikleri olarak, Oğuz boylarından bazı farklı ayrıntılara sahip olması dikkat çekicidir. Fizikî yapı itibariyle, Ahıska Türklerinin Oğuzlardan çok, Kıpçak boylarına benzerlik gösterdiği tespit edilmiştir. Ahıska Türklerinin antropolojik yapısında; orta, uzun boylu bir fizik, geniş bir yüz, uzun düz veya az kemer bir burun, çatallı-düz çene, iri göz boşlukları küçük-normal boyutta mavi (gök mavisi, ve tonları), kahverengi, siyah gözler, sık (gür) sakal, soğuk havanın getirmiş olduğu kıllı bir vücut, iri kemik yapısı ve gelişmiş vücut özelliği görülür.

[16] Ayrıca, TBMM 02.07.1992 tarihli ve 3835 Sayılı Ahıska Türkleri’ nin Türkiye’ye Kabulü ve İskanına Dair kanun çıkalı 15 yıl geçmesine rağmen çalıştırılmamıştır. Devlet tarafından 150 aile iskanlı olarak Iğdır’ a yerleştirildi. Ahıska Türkleri Türkiye dahil bir çok ülkeye bu şekilde göç etmek durumunda bırakılmıştır. Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti tarafından, Ahıska Türklerinin Kabul ve İskânına Dair Kanun (Kanun No: 3835, 02.07.1992[16]) çıkarılmış ve bu kanun gereğince bir grup Ahıskalı Türkiye’ye getirilerek Iğdır’a yerleştirilmiştir.

[17] Gürcistan‘ın güneybatı kesiminde, Samtshe-Cavaheti bölgesinde bulunan küçük bir kenttir.Kentin adı, Yeni kent anlamına gelir.Osmanlı yönetimi altındayken Ahılkelek olarak adlandırılmıştır. Maktul Harnos Sancağı Beyi Kapıcıbaşı Ağzı Açık Mehmed Ağanın muhallefatının müsadere olunduğuna dair Çıldır Valisi Ahmed Paşa tarafından Sadaret’e tahrirat, BBA, HHT, T: 19/S/1238, Dosya No: 744, Gömlek No: 35207[17];BOA. Tapu Tahrir Defteri, nr. 903; Gəncə-Karabağ əyalətinin dəftəri.s.28.

[18] Muharrem Ergin, 1923′te Ahıska vilâyetinin Ahılkelek kazasına bağlı Gögye köyünde doğdu.

[19] Cavaxet, merkezi Ahılkelek olan bölgeye denilir. Yerlilere Çinçavat derler.Yerliler de Karapapaklara İmir derler.Van çukurunda Buzmaret, Van-Uzundere İmir’dir.Van, Buzmaret, Koyundere ahalisi İmir’dir.Colit, Kôdas, Ardak, Panaket İmir’dir.İmirler, ge’yi ga şeklinde söyler.Götürme/gotuma diyenler İmir’dir.

[20] Gürcistan’da Borçalı Bölgesinde, merkezde 500.000 çevresi ile birlikte 600.000 Terekeme Türkü vardır. XX. yüzyılın başlarında Rus-Gürcü hakimiyeti altındaki tarihi Karapapak yurdu Borçalı, Lüksenburg, Borçalı ve Başgeçit adlarını taşıyan üç bölgeye ayrılır. Bu bölgeler içinde de iller ve ilçeler oluşturulur. Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Gürcistan’ın bağımsızlığını 1991 yılında ilan etmesiyle birlikte, bu bölgede yaşayan ve nüfusu yarım milyonu aşan (yaklaşık 550.000.000) Karapapak Türkü de huzura kavuşur.

[21] Candar, Kızılhaclı, Sarva, Mamgeli, Mesçitli, Görahlı, Tezekent, Hacılar, Alget, Amborasya, Karakeçili, Ağkeçili, İlmenzili, Kepeneklı, Köseali, Baydar, Kasımganlı, Leibadin, Daştepe, Şüleger, Kuşev, Ağmemeali, Kocakan, Tekeli, Hancagazlı, Kireçmegenli, Kasımlı, Baytarafcı, Baytallı, Ulaşlı, Yu karı Gullar, Aşağı Gullar, Kirihli, Aşağı Saral, Yukarı Saral, Demye, Görhir, Ahırkelek, Ahıl, Mahmutlu, Mamayı, Mollaoğlu, Sadaklı, İmir, Halver, İmizal, Büyük Beyler, Küçük Beyler köyleri.

[22] Aşağı Koşkilise, Yukarı Koşa Kılıse, Molla Ahmet, İmir, Hazan, Koculu, Fahralı, Saraclı, Boğanlı, Kölayır, Alhır, Hasn Hocalı, Taşlı Gullar, Esmenler, Ceferli, Deller, Karadiken, Sıskala, Arakel, Bayteker, Aşağı Külveren, Yukarı Külveren, Zor Geçit, Baba Kişi, Sarı Memed, Darvaz, Abdallı, Bolur, Kepenekci, Sorollar, İnce Oğul köyleri, Район Тифлисско-Карсско-Эриванской железной дороги в эконо¬мическом, коммерческом отношениях.-Tiflis-Kars-Revan Demir yolu Bölgesi Ekonomi, Ticari Açısından, Тифлис 1897.

[23] Seferli, Deller, Sukala, Dunus (Dunus Dumanisi), Mahmutlu, Hamamlı,Armutlu, Memişli, Meşililer, Kızıl Kilise, Sindiler, Azgeyilyan, Dagarlı, Kızıl Haclı, Saca, HüsöyünÇayı, Copuzlar, Yırgan Çay, Aşağı Karabulak, Yukarı Karabulak, Lökcandar, Yakuplu, Şamdanlı, Gödek Dağlı, Aşağı Orazma, Yukarı Orazma köyleri.

[24] Soğanlı, Karacalı, Ahtehir, Karatehne, Sonc Muğanlı, Birikli, Tezekent, Kösalı, Nazarlı, Aşağı Ketenci (Caferi) Candar, Zeger, Karatepe köyleri.

[25] Kaheti bölgesinin Sagarejo-Sagarevçov kasabası, Keşeli, Tüller, Kazılar, Karabağlar, Yarmuganlı, Düzeyram, Lebbeli köyleri.

[26] Kabal, Uzuntalo, Genceli ve Karacalı köyleri.

[27] Kösalar, Şıhlı köyleri.

[28] Karacalar köyü.

[29] Enican, Tecir, Culluhlu ve Tecit köyleri.

[30] Muhran, Tatuşağı, Ferme köyleri.

[31] Gürcistan’ın güneybatı kesiminde yer alan özerk cumhuriyet.Yönetim merkezi Batum’dur.Türkiye’nin hemen kuzeydoğusunda, Artvin ve Ardahan illeri sınırında yer alır.Artvin’in Hopa ilçesinde bulunan Sarp Sınır Kapısı Batum’a açılır.Bir süre Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde kalmış olan Acara Özerk Cumhuriyeti, 1921′de Acara Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti adıyla kurulmuş, Sovyetler Birliği‘nin dağılıp Gürcistan‘ın bağımsız olmasından sonra bugünkü adını almıştır.Gürcistan’ın merkezi yönetimine tabi olan Acara Özerk Cumhuriyeti, Türkiye ile tarihi, dini ve kültürel yakınlığa sahiptir.1921Kars Antlaşması metninde ″Garantör″ terimi geçmemekle birlikte 6.maddesine dayandırılarak, özerkliğinin Türkiye’nin garantörlüğünden bahsedilmektedir.

[32] Sergey Mironoviç Kirov (27 Mart 1886-1 Aralık 1934) Bolşevik lider.1921‘de Azerbaycan parti organizasyonunun başı oldu. Leningrad Komünist Partisi Merkezi’nde, Troçkist muhalefetin üyelerinden olan Leonid Nikolayev tarafından tabanca ile öldürüldü.

[33] Azerbaycan Komünist Parti Birinci Sekreteri.

[34] 1959-69 arasında Azerbaycan KP MK 1.Sekreteri (1916-1985).

[35] Azerbaycan KP MK’nin o zamanki birinci katibi.

[36] Kazak İli-Qazax rayonu, Azerbaycan‘da rayonGürcistan-Ermenistan sınırında ve Gence-Kazak ovasında yer almaktadır.1867‘de Kazak kazası, 1930‘da Kazak ili kurulmuştur.Azerbaycan’ın Ermenistan sınırları içerisinde kalan kesimde, tarihi Kazak eyaletinin bir parçası olan bölgede, Terekeme Türkleri yaşamakta idiler.

[37] Karabağ kaçkınlarının yoğun olarak yaşadığı illerden.

[38] Şeki-Şirvan denilince, çocukluğumda, gençliğimde ve her anımda annemden duyup dinlediğim sözler gelir aklıma:

″Bekim ağlar,

Şirvan’ ım, Şekim ağlar

Sen öldün men ağladım

Men ölsem be kim ağlar?″ bir başka şekli ile de:

″Şekim ağlar Şekim ağlar,

Şirvan’da Şekim ağlar.

Sen ölsem men ağlaram

Ya men ölsem kim ağlar?″

[39] İşgal altında ve 13 ilden oluşmaktadır.1988-1993 yıllarında Ermeniler tarafından işgal edilmiş Azerbaycan toprakları: Dağlık Karadağ: İşgal tarihi 1988-1993, yüzölçümü 4400 km. (Şuşa, Hankendi, Hocavend, Akdere, Hadrut).Ermenilerin işgali sonucunda Azerbaycan Cumhuriyeti topraklarının % 20’si kaybedilmiş, 20.000’den fazla kişi insanlık dışı usullerle katledilmiş, 50.000’den fazla kişi yaralanmış ve sakat kalmıştır.Bir milyonun üzerinde kişi yıllardır kendi yurtlarından mecburi göçmek durumunda kalmıştır. Tarihte bu güzel yurda farklı isimler verildiği görülmektedir. Karabağ’a, Eski Roma ve Yunanlılar Albanya; Araplar ise, Helenistik devirde burada yaşayan Arran veya Aronal adlı bir kavme izafeten ″Arran″ demişlerdir. Arap müelliflerden El-Kufi, X.asırda kaleme aldığı ″Kitabu’l-Fütuh″ adlı eserinde Arran hakkında bilgi verirken bu yörenin başkentinin Berde olduğunu belirtmektedir. Bu vilâyete, bölgede hüküm süren Arran adlı bir hükümdarın ismi verilmiştir.Kelimenin kaynaklarda Türkçe olduğu belirtilmekte, etimolojisi; eren ˝er, erkek, kişi˝, -en genişleme eki ya da, Eski Türkçede olduğu gibi, isimlere gelerek çoğul anlamı veren ek şeklinde izah edilmektedir.Karabağ’a, VI. yüzyılda Kür ve Aras nehirleri arasında hüküm süren İskitler döneminde ″Arsah″ denilmektedir. Türkçe olan kelimenin etimolojisinin; er ″erkek, kişi, yiğit″; sak sağ, akıllı, yetenekli şeklinde olduğu kaydedilmektedir. Çeşitli kaynaklarda rastlanılan ″Arsak″ isminin Türk menşeli olduğunu Azerbaycanlı araştırmacı Seyidov da savunmaktadır. Yine, X. yüzyılda Çinli yazar tarafından hazırlanan ″Uygur Seyahatnamesi″ adlı eserde ″Arsak″ isminin geçmesi bu kelimenin Türkçe olduğunu gösteren delillerdendir.

[40] Azerbaycan’ın ikinci büyük kenti.Mehmet Emin Resulzade önderliğinde, 28 Mayıs 1918′de Milli Azerbaycan Cumhuriyeti ilan edildiğinde, ilk başkenti Gence oldu.

[41] Karabağ kaçkınlarının yoğun olarak yaşadığı illerden.

[42] İşgal altında.Cebrayıl: İşgal tarihi 233 Ağustos 1993, yüzölçümü 1050 km2.

[43] İşgal altında.Ağdam: işgal tarihi 23 Temmuz 1993, yüzölçümü 1154 km2.

[44] İşgal altında.Fuzuli: İşgal tarihi 23 Ağustos 1993 yüzölçümü 1112 km2.

[45] Son dönem dünya tarihinin en büyük vahşeti ve soykırımı Kelbecer’de yapıldı. Kelbecer, tarih boyunca Türklerin yaşadığı ve Türklerin idaresi altında olmuş bir şehirdi.1993 yılı Mart ayının sonlarında, Ermeniler, Kelbecer’e saldırıyı başlattılar.Yine ihanetler ve yine ordusuzluğun yarattığı avantaj ile, 2 Nisan 1993 günü Kelbecer’e girdiler.Karabağ Savaşı‘ndan önce nüfusunun %98′ini yerli Azerileroluşturmuştur. İşgalin sonuncunda rayonun 53.962 kişi tamamen sürgün edilmiştir.Yüzölçümü 1936 km2.

[46] İşgal altında.Zengilan 29 Ekim 1993 tarihlerinde işgal edilmiştir.Yüz ölçümü: 707 (km2)

[47] İşgal altında. Gubadlı işgal tarihi 30 Ekim 1993, yüzölçümü 707 km2.

[48] İşgal altında.Laçin: İşgal tarihi 18 Mayıs 1992, yüzölçümü 1875 km2.

[49] Hocalı stratejik olarak Karabağ dağ silsilesinde Ağdam-Şuşa, Eskeran-Hankendi yollarının üzerinde yerleşmektedir.Hocalı`nın coğrafi-stratejik konumu Ermeni silahlı birliklerinin buraya saldırmasına müsaitti.Hocalı Hankendi`den 10 km uzaklıkta, güneydoğusundadır.Karabağ`daki tek havaalanı Hocalı`dadır.Hocalı Katliamı (Azerice: Hocalı Katliamı)-Karabağ Savaşı sırasında 26 Şubat 1992tarihinde Cumhuriyeti’nin Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında yaşanan Azeri sivillerin Ermeniler tarafından toplu şekilde öldürülmesi olayıdır.Ermeni güçleri 1992 yılının 25 Şubatı 26 Şubat’ta bağlayan gecede bölgedeki, 366.Alayın da desteği ile önce giriş ve çıkışını kapadığı Hocalı kasabasında, Azeri resmî rakamlarına göre, 83 çocuk, 106 kadın ve 70′den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 sakin öldürülmüş, toplam 487 kişi ağır yaralanmıştır.1275 kişi ise rehin alınmış ve 150 kişi ise kaybolmuştur. Azerbaycan’a göç edenlerden Hocalı Kasabasına yerleştirilenlerden bir kısmı

1992 yılında bu kez de Ermeni saldırıları neticesinde hayatlarını kaybetmişlerdir.

[50] İşgal altında, Sirihli, Alikeyhalı, Ehmetli, Nüsüstü köyleri.

[51] Nahçıvan, Güney Kafkasya’da bulunan tarihi bir şehir ve bu şehrin merkezliğini yaptığı bir bölgenin adı olup, Aras nehrinin sol tarafında bulunur ve bu nehir vasıtasıyla İran topraklarından ayrılır.Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti (NÖC)’nin statüsü 12 Kasım 1995 tarihinde halk oylaması ile kabul edilen Azerbaycan Cumhuriyeti Anayasası’nın 9.Bölümünde düzenlenmiştir.Buna göre; NÖC, içişlerinde özerk, savunma ve dış politikasında ise Azerbaycan‘a bağımlı bir statüye sahiptir.

[52] Prof. Dr. Muharrem Ergin (1923-1995), Muharrem Ergin, Haydar Ergin ile Naime (nüfus kaydında Hanım) Ergin’in oğlu olarak 1923‘te Ahıska vilâyetinin Ahılkelek kazasına bağlı Gögye köyünde doğdu.1920′li yıllarda Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin sınırları içerisinde kalan bu bölgede yaşayan Türkler kendilerine Terekeme veya Karapapak adını vermişlerdir.Ancak Türkiye’de ″Mesket Türkleri″ adı ile tanınmaktadırlar.Timur devrinde Semerkand‘dan göçen bu Türkler iki yüzyıl kadar İran’da Sulu düz: Sulduz bölgesinde yaşamışlar sonra Ahıska vilâyetine gelmişlerdir.İşte Muharrem Ergin bu Terekeme Türklerinin beylerini teşkil eden Kemaloğulları adlı bir aileye mensuptur.Osmanlı idaresi bu beyler ailesine fermanla beylik de vermiştir. Sulduz Karapapakları, kendi aralarında Terkyavun, Saray, Araplu, Canahmedlu, Çaharlu, Ulaşlı gibi soylara ayrılmaktadırlar.

[53] Hacı İsmail Nebiyar’ın Sulduz Karapapakları hakkında farsça olarak yazdığı ve Gurban Gurbanov tarafından tercüme edilen “Azerbaycan ve Sulduz” adlı eserinde Sulduz Karapapak Eli’nin 13 tayfadan ibaret olduğu belirtilmektedir. Bu tayfaların adları ise sırasıyla; 1-Terkavend, 2-Can Ehmedli, 3-Çaxırlı, 4-Şemseddinli, 5-Eraplı, 6- Gezag, 7-Ulaşlı, 8-Saral, 9-Adıgözelli, 10-Köroğlu, 11-Dostlar, 12-Dişgıran, 13-Leyli şeklinde sıralanmıştır. Gezag tayfasıyla ilgili olarak, “Gezag; Gezaglılar ehli Tesennun (İran’da ülke nüfusunun %7, 7’sini 4 Sünni mezhebe bağlı kesim) kardeşlerine yakın olduklarına göre ekseren Garna ve ve Gülvan kentlerinde yaşarlar. Onların en meşhuru İsmayıl Ağa Gezag Garna kendinde, Memi Xan Gezag Mehabad’da meskundurlar” bilgileri verilmiştir.

[54] Kaynak: Bahadır Kemaloğlu.

[55] Kendilerine tâbi olma isteklerini reddeden Zaruşad ve buraya bağlı Güğercin, Mamaş ve İncilipınar köylerine, Ermenilerce top ve makineli tüfeklerle saldırıldığı; mukavemet edilmesine rağmen halktan dört yüz elli kişinin katledildiği; adı geçen üç köyden bir çok kişinin toplanıp çeşitli işkencelerle öldürüldüğü; kadınların güzellerinin seçilerek otuz-kırk kadarının Gümrü’ye götürülüp, köylülerin mallarına el konulduğu; ayrıca on bir köyün daha mal ve hayvanlarının kasbedildiği ve Ermenilerin, teslim olmayan Ağbaba ile Çıldır’a taarruz edecekleri, Bosik köyünden gönderilen mektuptan anlaşılmış olup halkın Türk hükümetinden yardım talebinde bulunduğu.18 C.1338 (9.III.1920) HR.SYS. 2878/19 Türkçe Transkripsiyonu: 155, 94 KB Belge Görüntüleri: 42, 46 KB[55]. Kafkas toplumlarının, Rusya’ya karşı pek çok isyan çıkarttıkları ve onu bir hayli uğraştırdıkları bilinmektedir.Ruslara karşı olan topluluklar, 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı sırasında da benzer hareketlere girişmekten geri kalmamışlardır.Savaşta Osmanlı Devleti’ni desteklemek amacıyla, Kafkasya’nın çeşitli bölgelerinde ayaklanmalar çıkartmışlardır.Ayaklanan toplumlar arasında, Abhazlar, Çerkezler, Acarlar, Çeçenler ve Dağıstanlılar görülmektedir.Ayrıca, bunlara ilave olarak henüz Rusya’nın eline geçmemiş bölgelere daha önce göç edenlerle, Karapapaklar da gönüllü olarak Osmanlı ordu birlikleriyle hareket etmişlerdir.Savaşta en çok yardımı görülenler arasında ise, Kars ili ile Rusya sınırı arasındaki Şüregül ve Zarşad kazaları halkından olan Karapapaklar’dı.Çok cesur ve savaşçı olan bu toplum, özellikle at üzerinde silah kullanmakta pek şöhretli idi.Bunlardan Mihri Ali adlı birisi büyük kahramanlıklar göstermişti.

[56] 1804 yılı yazında İrevan hanlığının arazisinden 2 bin ermeni gizlice kaçarak Rusların himayesine geçmiş ve onlar Loru-Pembek bölgesinde yerleşmişlerdi. Aynı yıl Rus askerleri Şöreyel’e girdi. 1805 yılı Ekimin 20 sinde Şöreyel sultanı Budakla knyaz Sisianov Gence de Şöreyel’in ebedi olarak Rusya’nın tabiliğine geçmesi hakkında senet imzaladılar. Sırf bundan sonra aynı arazide yaşayan Türklerin kaçkınlık devri başlanmıştır. Şöreyel köylerinin Karapapak boyundan olan ahalisinin bir hissesi 1807 yılı Rus-Türk muharebesi neticesinde öz yer yurtlarını terk ederek İrevan hanlığının ve Kars paşalığının arazilerinde sığınacak bulmuşlardı. Karapapak tayfaları fırsat buldukça evveller yaşadıkları köylere hücum edib ermenileri kovmak istiyorlardı. 1807 yılı ağustosunun 26sında General Nesvetayev Graf Gudoviçe yazdığı mektuba gösterirdi ki. Karapapaklar Gümrü yakınlarında yerleşen Tapanlı ve Goçgant köylerine baskın etmiş, 7 ermeninin başını kesmişler. Ekimin 29unda gönderilen raporda ise Şöreyel’in yerli sakinlerinden 26 ailenin Kars paşalığına kaçtıkları kaydedilir. Doğu Anadolu’da yaşayan ermeniler İrevan hanlığının Ruslar tarafından işgalini sabırsızlıkla gözlüyordular. Bayazid paşalığında yaşayan ermeniler 1806 yılının Eylül ayında Tiflis’e mektup göndermiştiler ki, Rus askerleri İrevanı ele geçirince, 10000 ermeni her şeylerini atıp gelecekler. Erzurum ermenilerinden 200 aile Rusların İrevan’ı ele geçirdiklerini duyup hatta yola düşmüşlermiş. Onlar Karsa çatanda bu haberin yalan olduğunu duyup, orada bekleme mecbur olmuştular. Aynı zamanda aynı mektuba gösterilir ki, İrevan sakinlerinden (hanlığın arazisinden) 500 Tatar (Azerbaycanlı) ailesi Kars’a göçmüştür. Rus askerleri Şöreyel’e dâhil olana dek sultanlığın arazisinde 170e yakın köy olmuştur. 1805 yılı istatistik malumatlarına göre ise Şöreyel’de sultan Budağın itaatinde toplam 524 aile yaşamıştır. Aynı arazide Rusların ister Türklerle, ister İrevan hanının, isterse de İran şahının veliahdı Abbas Mirzanın askerleri ile muharebeleri neticesinde Şöreyel’in köylerinin ekseriyeti harap olmuş, ahalisi ise kaçkın düşmüştür. Sonradan aynı arazide Türkiye’den gelen ermeniler meskûnlaşmıştılar. Sultan Budak ve Cafer beyin 1809 yılı aralığında General Hakverdov’a yazdıkları dilekçede gösterilirdi ki, İranla muharebe neticesinde köyler dağıtılıp harap olmuş ve bütün Şöreyel eyaletinde toplam 250 ev kalmıştır. 1813 Ekim 12-de Rusya ile İran arasında bağlanan Gülistan mukavelesine esasen Şemşedil, Loru-Pembek ve Şöreyel eyaletleri Gence, Karabağ, Şeki, Şirvan, Bakı, Kuba, Derbend, Talış Hanlıkları ve Dağıstan her zaman Rusya’nın terkibine katılır. 19cu asrin evvellerinde İrevan hanlığı 15 bölgeden-Kırhbulak, Zengibasar, Gernibasar, Vedibasar, Şerur, Sürmeli, Derekend-Parçanis, Saatli, Talın, Seyidli-Ağsakkallı, Serdarabad, Körpübasar, Abaran, Dereçiçek ve Göyçe mahallarından ibaret idi. Hanlığın merkezi İrevan şehrini 1804-1813lü yıllarda Ruslar ele geçirmek üçün iki defe ceht göstermiş dilerse de, buna nail olmamıştılar. Gülistan mukavelesinin bağlanmasından 14 il sonra yeniden başlanan Rusya-İran muharebesi zamanı 1827 yılı Temmuz 26da Ruslar Nahçıvan şehrini, Eylül 20de Serdarabad kalesini, 1 Ekimde ise İrevan kalesini ele geçirmiştiler. İrevan’ın ele geçirilmesinde hususi hizmetlerine göre hususi Kafkas köprüsünün kumandanı General İ. F. Paskeviçe “Graf Erivanski” madalya verilmişti. Rus askerlerinin İrevan hanlığını işgal etmesinde Ermeniler hususi faallik göstermiştiler. Eçmiedzin kilisesi, hususen de Arhiyepiskop Nerses arkada tahribatla meşgul olur, Rus askerlerine silahla yardım ediyordular. Ermeniler’in Abbas Mirzanın askerine içeriden darbe vurmasına ait Ermeni vilayetinin reisi A. Çavçavadze 1828 yılı mayın 21-de Paskeviçe yazmıştı: “İrevan eyaletinin Nurnus kent sakini ermeni Hakan Harutyunov Abbas Mirzanın ordusunda topçu kimi hizmet ederken, ağustosun 17-sinde savaş zamanı top ateşini Rus askerlerine değil, aksi istikamete-İrevan hanının askerlerine teref yönelttiği dikkati celp etmiştir. Harutyunov onun hareketinin dikkati celp ettiğini duyan kimi savaş meydanından kaçmıştır. Ancak kötü kader Eçmiedzin 1804 yılı yazında İrevan hanlığının arazisinden 2 bin ermeni gizlince kaçarak Rusların himayesine kaçmış ve onlar Loru-Pembek bölgesinde meskûnlaştırılmıştılar. Aynı il Rus askerleri Şöreyel’e dâhil olur. 1805 yılı Ekim 20′sinde Şöreyel sultanı Budakla knyaz Sisianov Gence de Şöreyel’in ebedi olarak Rusya’nın tabiliğine geçmesi hakkında senet imzalıyorlar. Sırf bundan sonra aynı arazide yaşayan Türklerin kaçkınlık devri başlanmıştır. Şöreyel köylerinin Karapapak boyundan olan ahalisinin bir hissesi 1807 yılı Rus-Türk muharebesi neticesinde öz yer yurtlarını terk ederek İrevan hanlığının ve Kars paşalığının arazilerinde sığınacak bulmuştular. Karapapak tayfaları fırsat tapan kimi evveller yaşadıkları köylere hücum edip ermenileri kovmak istiyorlardı. 1807 yılı Ağustosun 26sında General Nesvetayev Graf Gudoviçe yazdığı mektuba gösterirdi ki. Karapapaklar Gümrü yakınlığında yerleşen Tapanlı ve Koçkant köylerine baskın etmiş, 7 ermeninin başını kesmişler. Ekim 29da gönderilen raporda ise Şöreyel’in yerli sakinlerinden 26 ailenin Kars paşalığına kaçtıkları yazılır. Doğu Anadolu’da yaşayan ermeniler İrevan hanlığının Ruslar tarafından işgalini sabırsızlıkla bekliyordular. Bayazid paşalığında yaşayan ermeniler 1806 yılı Aralık ayında Tiflis’e mektup göndermiştiler ki, Rus askerleri İrevan’ı ele geçirince, 10.000 ermeni her şeylerini atıp gelecekler. Erzurum ermenilerinden 200 aile Rusların İrevan’ı ele geçirdiklerini duymuş hatta yola düşmüşlermiş. Onlar Karsa çatanda bu haberin yalan olduğunu duyup, orada beklemeye mecbur olmuştular. Aynı zamanda aynı mektuba gösterilir ki, İrevan sakinlerinden (hanlığın arazisinden) 500 tatar (Azerbaycanlı) ailesi Karsa göçmüştür. Rus askerleri Şöreyele dâhil olana dek sultanlığın arazisinde 170-e yakın kent olmuştur. 1805 istatistik malumatlarına göre ise Şöreyelde sultan Budağın itaatinde cemisi 524 aile yaşamıştır. Aynı arazide Rusların ister Türklerle, ister İrevan hanının, isterse de İran şahının veliahdı Abbas Mirzanın askerleri ile muharebeleri neticesinde Şöreyel’in köylerinin ekseriyeti haraba kalmış, ahalisi ise kaçkın düşmüştür. Sonradan aynı arazide Türkiye’den gelen ermeniler meskûnlaşmıştılar. Sultan Budak ve kaptan Cafer beyin 1809 yılı Aralık ayında General Hakverdova yazdıkları dilekçede gösterilirdi ki, İranla muharibe neticesinde köyler dağıtılıp haraba kalmış ve bütün Şöreyel eyaletinde cemisi 250 ev kalmıştır. 1813 Eylül 12sinde Rusya ile İran arasında bağlanan Gülistan mukavelesine esasen Şemşedil, Loru-Pembek ve Şöreyel eyaletleri Gence, Karabağ, Şeki, Şirvan, Bakü, Kuba, Derbend, Talış Hanlıkları ve Dağıstan şimdilik Rusya’nın terkibine katılıyor. 19. asrın evvellerinde İrevan hanlığı 15 bölgeden-Kırhbulak, Zengibasar, Gernibasar, Vedibasar, Şerur, Sürmeli, Derekend-Parçanis, Seedli, Talın, Seyidli-Ağsakkallı, Serdarabad, Körpübasar, Abaran, Dereçiçek ve Göyçe mahallarından ibaret idi. Hanlığın merkezi İrevan şehrini 1804-1813 lü yıllarda Ruslar ele geçirmek için iki defa denemişlerse de, buna nail olmamıştılar. Gülistan mükavilesinin bağlanmasından 14 yıl sonra yeniden başlanan Rusya-İran muharebesi zamanı 1827 yılı Temmuz 26sında Ruslar Nahçıvan şehrini, Eylül 20sinde Serdarabad kalesini, 1 Ekimde ise İrevan kalesini ele geçirmiştiler. İrevanın ele geçirilmesinde hususi hizmetlerine göre hususi Kafkas köprüsünün kumandanı General İ. F. Paskeviçe “Graf Erivanski” madalyası verilmişti. Rus askerlerinin İrevan hanlığını işgal etmesinde ermeniler hususi faaliyet göstermiştiler. Eçmiedzin kilisesi, özellikle de Arhiyepiskop Nerses geride tahribatla meşgul oluyor, Rus askerlerine silahla yardım ediyordular. Ermenilerin Abbas Mirzanın askerine içeriden darbe vurmasına ait Ermeni vilayetinin reisi A. Çavçavadze 1828 yılı Mayısının 21’inde Paskeviç’e yazmıştı: “İrevan eyaletinin Nurnus kent sakini ermeni Hakan Harutyunov Abbas Mirzanın ordusunda topçu olarak hizmet ederken, ağustos 17’de savaş zamanı top ateşini Rus askerlerine değil, aksi istikamete-İrevan hanının askerlerine taraf yönelttiği dikkati celp etmiştir. Harutyunov onun hareketinin dikkati celp ettiğini duyduğu anda savaş meydanından kaçmıştır. Özey, Ramazan,Dünya Siyasi Coğrafyasında Ermenistan-Türkiye-Azerbaycan  İlişkileri, Sahn-ı Seman Dergisi, Şubat-Mart-Nisan, İstanbul,2001, Sayı:3, s.37-41)

[57] Özgür, Yüksel, Tarihi Türk Yurdu Zengezur, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı: 104, s. 159, 178.Azerbaycan Cumhuriyeti ile Nahcıvan bölgesi arasında kalan, kuzeyde Gökçegöl (Sevan) ile güneyde Aras nehri arasında kalan topraklara Zengezur adı verilmektedir.Bölgenin batıdaki sınırı Nahcıvan Özerk Bölgesiyledir.Doğudaki sınırı ise bugün için Azerbaycan toprakları ile sınırlanmış ise de, bazı tarihi kaynaklarda bölgenin doğudaki sınırları, Dağlık Karabağ Bölgesi’ni de içine alacak şekilde genişlemektedir.Zengezur bölgesi yakın tarihlere kadar tamamiyle bir Türk bölgesi idi.Ancak, 1877-78 Türk-Rus Savaşı yıllarında ve daha sonraki yıllarda sistemli bir şekilde bölgeye ermeni nüfusunun yerleştirilmesi sonucunda, bölgenin nüfus yapısında büyük değişiklikler olmuştur.Açık ve net bir örnekle, 1810 yılı resmi kayıtlara göre, Zengezur’un da bağlı olduğu Karabağ vilayetinde toplam 12.000 aile yaşamakta ve bunların 9500’ünü Türkler, 2500’ünü ise Ermeniler oluşturmaktaydı.Yine Karabağ vilayetinin tümünde, 1823-27 yıllarında yaşayan nüfusun % 91’ini Türk, % 8, 4’ünü ise Ermeniler teşkil etmekteydi.1813 Gülistan ve 1828 Türkmençay anlaşmaları ile bölge toprakları İran ile Rusya arasında paylaşılmıştır.Zengezur bölgesi daha önce Karabağ Hanlığı’na bağlı iken Ruslar tarafından işgal edilerek Gence vilayetine bağlanmıştır.Rusya çarlık döneminde bölgeye sürekli olarak Ermeni nüfusu yerleştirmiştir.Çarlık sisteminin yıkıldığı 1917 yılında bölgede Kafkasya Federasyonu kurulmuş ve bölge bu federasyon içinde kalmıştır.28 Mayıs 1918’de Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti kurulduğunda, bölge Azerbaycan sınırları dahilinde kalmıştır.1920 yılında Rus Kızıl ordusu bölgenin tamamında olduğu gibi Zengezur bölgesini işgal etmiştir.7 Ağustos 1923’de Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi kurulurken, Zengezur bölgesi tamamiyle Ermenistan’a bırakılmıştır.

[58] 1989 yılındaki Ermeni tehciri ile buradaki Azerbaycan Türkleri ve yahut da Terekemeler Azerbaycan’ın çeşitli bölgelerine yerleşmişlerdir.

[59] Akbaba, Akbulak, Akçakale, Akyaka, Ataköy (Mağaracık), Ayakgedikler-Merkez, Aydınalan, Azpuga, Başgedikler Köyü, Bekler, Boğazköy-Merkez, Borluk-Merkez, Boyalı, Bozkale, Bozkale-Merkez, Bulanık, Büyük Aküzüm-Merkez, Büyükboğatepe, Cavlah, Colot, Çağlayan, Çakmak, Çamurlu-Merkez, Çemre, Davulköy-Merkez, Dikme Köyü, Esenkent, Eşmeyazı, Hacıhalil, Hacıveli, Halefoğlu, Hamzagerek-Merkez, Karaçoban, Kocabahçe, Kotranlı, Küçükboğatepe-Merkez, Kümbetli-Merkez (Ladikars) Köyü, Maksutcuk, Melikköy, Merkez Kötemeli Mahallesi (Yenimahalle), Merkeze bağlı Çakmak köyü, Merkezkale, Merkezkarakale, Mezire, Mezra, Ocaklı, Oğuzlu, Ortagedikler-Merkez, Subatan, Tekneli, Yağıkesen, Yalçınlar, Yılanlı, Yolaçan köyü, Merkeze bağlı Mağaracık, Dikme, Azat, Kümbetli, Masucuk, Merkezkale, Tekneli, Bozkale, Akbaba, Aydınlatan ve Çağlayan Köyleri’nin tamamıyla; Çakmak, Çalkavur, Mezra, Kocabahçe, Yolaçan ve Melikköyü’nün bir kısmı Terekeme’dir.

[60] Camuşlu, Cebeci-Akyaka, Demirkent-Akyaka, Duraklı-Akyaka, Esenkent, Gediksatılmış, Güvercin, Hacıpiri-Akyaka, Hamzagerek, Kalkankale, Karahan, Küçükçatma, Kümbet, Kürekdere, Oğuzlu, Söğütlü, Şahnalar-Akyaka, Yerlikavak-Akyaka,

[61] Akçakale, Akçalar, Akmazdam, Akyaka bucağı, Artcılar, Aslanoğlu, Ayakgedikler, Aydıngün, Bacıoğlu Köyü, Bardaklı, Burçalı (Borçalı), Başgedikler, Boyuntaş, Bozyiğit Köyü, Burcalı Köyü, Burcalı, Büyükçatma Köyü, Camışlı, Çarçıoğlu, Cebeci, Çanaksu Köyü, Çetindurak, Dağköyü, Değirmenköprü, Demirkent, Doğruyol, Duraklı, Esenyurt, Geçit, Gediksatılmış, Gereşen Köyü, Göldalı Köyü, Gönüalan, Gülyüzü, Güvercin, Hacıpiri, Hasançavuş, İbiş, İncedere, Kakaç, Kalkankale, Karahan, Karakale, Kardeştepe, Kayakköprü, Kıraç, Koç köyü, Kuyucuk, Kuzgunlu, Küçükçatma, Kümbet, Kürekdere, Melik Köyü, Mescitli, Meydancık, Oğuzlu, Okçuoğlu, Ortagedikler, Polatköyü, Söğütlü, Sulakbahçe, Süngüderesi, Taşbaşı Köyü, Taşdere, Taşköprü, Tomarlı, Üçpınar, Yerli Kavak,

[62] Digor’da çok az Terekeme yaşamaktadır.

[63] Saraçlı köyü,

[64] Oluklu Köyü, Kemerli,

[65] Hamamlı, Koşapınar, Yağbasan, Yayıklı, Yenigazi, Yeni Sarıkamış, Yolgeçmez,

[66] Kamışlı Köyü, Akçakale, Akpınar, Akyar, Bayburt, Başköy, Benliahmet, Beyköy, Çaybaşı, Darboğaz, Aşağıdamlapınar, Baykara, Eskigazi, Karahamza, Hasbey, Kırkpınar, Karakale, Koyunyurdu, Mollamustafa, Sarıgün, Söğütlü, Tozluca, Yalnızçam, Yaylacık (Mirhalil), Yeşiltepe, Yolgeçmez, Yukarıdamlapınar, Bölükbaşı, Darboğaz, Eskigeçit, Kamışlı, Ortakale, Gürbüzler, Koşapınar, Yolgeçmez,

[67] Yaylacık, Porsuklu Köyü, Yolboyu (Uzunzaim), Ağzıaçık, Aynalı, Doyumlu, Ermişler, Gölbaşı, Ortalar, Taşlıca, Yaylacık, Kalecik, Karapınar, Kırçiçeği, Kırkpınar, Kiziroğlu, İncesu, Çamçavuş, Yolboyu,

[68] Saraçtı köyü, aralık, güdeyli,

[69] 1992 yılında Köprübaşı Köyü olmuştur. Ayrıca, Karaçayır, Karnagöz, Yukarı Kotanlı, Aşağı Kotanlı, Aşağı Salut, Sipkor, Supanazad, Tozluca, Hacıhalil köyleri.

[70] Açıkyazı, Alagöz Köyü, Aşağı Tamal, Aşağıkurtoğlu, Bağdeşen, Balıkcılar, Bayramoğlu, Binbaşar, Büyüksütlüce Köyü, Çamlıçatak, Çataldere, Çatalköprü Köyü, Çetinsu Köyü, Çikora, Çimenkaya, Çullu köyü, Dağcı Köyü, Değirmenli, Derindere, Edegül, Gülistan, Gürçayır, Güzçimeni, Hacıali, K. Sütlüce Köyü, Kazlıköy, Kerkedan, Kıraç, Kirpaşen, Kocaköy,

Köprücük Köyü, Kuşuçmaz, Küçük Tamal, Nebioğlu, Ortageçit Köyü, Otbiçen Köyü, Oyapınar, Ölçek, Sors, Soshara, Sugöze Köyü, Tahtakıran, Tepeköy, Uğurtaşı köyü, Virane Nakalaköy, Yaylacık, Yenidemirkapı köyü, Yiğitkonağı, Yukarı Tamal,

[71] Yamçılı Köyü,

[72] Söğütlükaya Köyü,

[73] Ağlayan, armutlu, başgeçit, Boğatepe, Çayırbaşı bucağına bağlı-Uğurtaşı Köyü, Çullu Köyü, düzeyrem, Eğrikar, Eski Demirkapı, Kazılar, Karabağlar, Karakap bölgesi, kuzeykarakalkan, Küçük Boğatepe, Lebbeli, naldöken, Segerov bölgesi, Şeşeli, Tüller, Uyderesi, Yarmuganlı, Yaslıkar, Yenidemirkapı Köyü, Yiğitkonağı,

[74] Akçakale, Akçil Köyü, Aşağıcambaz, Baltalı Köyü, Başköy, Bozyiğit, Colit, Çamdıra, Çanaksu, Damlıca, Dirsekkaya, Doğruyol bucağına bağlı-Bucak merkezi, Eskibeyrahatun, Eşmepınar, Gölbelen, Göldalı, Gölebakan, Gülyüzü, Güvenocak, İmir Köyü (Kôdas), Kaçakale, Kağaç (Kağac), Karakale, Kaşlıkaya, Kayabeyi Köyü (Yerli Çayıs), Kenarbel Köyü, Kenardere Köyü, Koçgüden, Kunduzhev köyü (şimdi harabedir), Kurtkale, Kuzukaya, Meryem Köyü, Öncül Köyü, Övündü, Sabaholdu Köyü (Godas), Sabaholdu, Saymalı, Sazlısu (Goravel) Köyü, Suhara-Suhara[74], Taşdeğirmen Köyü, Taşköprü Köyü, Tatalet, Yakınsu, Yenibeyrahatun, Yıldırımtepe, Yukarıcambaz; Coğrafî olarak Çıldır; Çıldır kaza merkezi, Cala (Doğruyol), Pehreşen (Gülyüzü) ve Günebakan nahiyeleri ile Çıldır ve Karsak (Kenarbel) gölleri çevresidir. 1064’te Çıldır ve havalisinin Oğuzlar cafethinden önce bölgede Çinçavat adı verilen Kıpçak-Saka boyundan Türkler meskûndu. Öteden beri Ahılkelek, Ahıska ve Çıldır’ın Kıpçak ağzıyla konuşan, eskiden Gürcü (Ortodoks-Hıristiyan) dininden olan Türklerine Karapapak ve Türkmenler Çinçavat derler. Fahrettin Kırzıoğlu, Çinçavatların Ortodoks iken Müslüman olan, dilleriKıpçak Türkçesi hususiyetleri taşıyan Türkler olduğunu söyler; ayrıca Çavakkelimesinin M.Ö.7. asırda bölgeye gelen Türklerin “Üç Ok” kolunun bir boyundanyani Çavuldur/Çavdarların adından kaldığını belirtir. Çinçavatların M.Ö.7. asırda bu bölgeye yerleşen Türkler olduğunu Herodot da kaydetmiştir.

[75] Ağılbaşı (Hacıhano), Aşağı Gündeperi, Ballıbostan: Ġazer Köyü, Baloluk (Keşiş), Çakıroba (Sofyan), Çukurçayır (Yekmal), Demirhan, Eskiharman: Ġevrġevrk, Geçitalan (Gerger), Gülesor, Hıdır, İsaabat, Kazlı, Küpkıran, Küpkıran, Oğlaklı: Korkoadaman Köyü, Otlubayır (Mezre), Özbaşı (Birikan), Sarıdoğan (Poxan), Suçatağı: Demizxan Köyü, Tellisırt: Cimkani, Tezeren, Yazılı (Mengeser), Yığıntepe, Yolluyazı (Dambat), Yolugüzel (Boşik), Yoncalı, Yukarı Gündeperi köyleri,

[76] Arifbey Köyü, Çiftepınar: Çeli, Çilikan (Haylaz), Dolutaş: Mardo Köyü, Güvence (Çilikan), Hanzır, Hoşyan, Karaköse Köyü, Mollasüleyman, Salmanın Hanı köyü, Süzgeçli (Remika), Uzunyazı (Hoşyan), Yücekapı (Hanzır),

[77] Aşağıtoklu köyü, Bayramyazı: Aligor Köyü, Çöğürlü: Leşko Köyü, Geçitveren: Gülasor, İkiyamaç: Mirzahan, Kumlubucak, Yassıkaya (Hocik), Yukarı Taşlıçay, Yukarıtoklu köyü,

[78] Akyaka, Akyele: Mollaşemdin, Albaba, Aşağı Komik, Aşağı Külecik: Dadıhan, Bayındır, Çaldıran, Çobanoba, Daldalık (Şeyhzilan), Ekincek, Esmer, Geçimli: Şemi, Gültepe, Gültepe, Hanik, Kılıçgediği: Hanik, Ohan, Palandöken, Sevik, Sincan, Sökmenova, Suvar Köyü, Sünni Ozanlar, Tezeköy, Tuluklu: Musik, Uzunyazı Köyü, Yayıklı: Ohan, Yukarı Dadikan, Yukarı Derik,

[79] Alabedir, Alakadı, Ayrancı, Kürtler, Korudüzü, Hanköyü

[80] Hanköyü, Korudüzü köyü,

[81] Alabedir, Alakadı, Ayrancı, Korudonu, Kürdler köyü (Suluova’da 12’ye yakın Şirvan Karapapak’ı vardır),

[82] Çayıralan, Turluhan, Söbeçimen köyü, Orhan köyü, Karaağıl Köyü,

[83] Sarıoğlan, Alamettin Kasabası,

[84] Alaca, Bolatcık Köyü,

[85] Reşadiye, Turgutalp (eski adı Güblüce Yaylası

[86] Süleymaniye, Fatih, Hatippınarı, Osmanpınarı, Çiçekpınarı, Turgutalp(eski adı Güblüce Yaylası)olmak üzere toplam 6 köyde ikamet ederler.Genelde zile ilçesinde yaşamaktadırlar.Halk arasında Papaklılar olarak bilinirler.Sunni olup sağ görüşe sahiptirler.Aşırı derecede milliyetci vatanseverdirler. Zile’de tahminen 4.300 civarında bir nüfusa sahipler. Dağlık Karabağ’dan Şuşaek’nın Sirihli, Alikeyhalı, Ehmetli, Nüsüstü, köylerinden gelmişlerdir.

[87] Tutmaç (Erm ”ekşili”, 20. yy başında Ermeni yerleşimi. Şimdi Karapapak yerleşimi. Türkçede de yaygın olarak kullanılan bir yemek adı olan tıtmac/tıtmaç aslen Ermenice bir sözcüktür.), Kürkçü, Hüyüklüyurt, Osmandede, Yarhisar, Büyükköy, Yarhisar, Deliktaş Köyü, Yıldızeli, Kürkçü, Koyulhisar, Suşehri,

[88] Akören köyü,

[89] Hacıyurt, Kurdoğlu, Kuşkayası, Kargakalesi, Kızıldikme, Çamlıveren, Akpınar, Yaser köyü, Yarhisar Köyü, Havuz Köyü, Çetinkaya Köyü; Örneğin, Sivas ilinin Kangal ilçesindeki Terekemelerin dili, Doksan Üç Harbi‟nin büyük kahramanı Mihrali Bey ile birlikte Sivas yöresine gelen Karapapak/Terekemelerden olsalar gerek. Doğal olarak o bölgedeki diğer ağızlardan çok Muş ilinin Bulanık, Ağrı ilinin Taşlıçay, Ardahan ilinin Çıldır ilçesi ya da Gürcistan‟ın Borçalı bölgesi Terekemelerinin diliyle uyuşur.

[90] Acıyurt,

[91] Manyas’ta Çamlı köyü,

[92] Muratgören, Yağcılar, Boyuncuk, Taşoluk, Akcan, Şeyh Yusuf, Alican, Kanıreş köyleri,

[93] Bostankaya köyü,

[94] Erciş, Muradiye, Çaldıran-Sökmenova,

[95] Kemaliye,

[96] Eynesil,

[97] Alaca ilçesi Söğütözü Köyü, Hışık Köyü, Örükaya köyü, Mecitözü ilçesi kuyucak köyü,

[98] Adilcevaz, Ahlat,

[99] Koşuboğazı Köyü, Güney Köyü, Sultaniye Köyü, Esadiye Köyü, Yeşilyayla, Teleferik, Zümrütevler, Kurtbasan ve Beşevler, İnegöl, Göksu,

[100] Pınarbaşı, Sarız, Yahyalı ilçesi-Taşhan Köyü, Karakoyunlu köy, Kavak köy-Pınarbaşı (Kaynar bucağı),

[101] Andırın ilçesinin Canbaz Köyü, Afşin’deki İnci köyü,

[102] Zeyrek, Yunus, Çoruh’un Konuşan Tarihi Etrafında, ″Osmanlılar, Büyük Sultan Süleyman zamanında (1445-1573) bütün Çoruh havzasını ele geçirdiler.Osmanlılar, buralara Türk, Tat ve Terekeme yerleştirdi.Çoruh, Yusufeli

[103] Bolvadin.

[104] Erenler köy-Ceyhan-, Abidiye: Eski adı: Papak, Karapapak muhacirler tarafından 19. yy sonlarında iskân edilmiş, daha sonra II. Abdülhamit’in 1905′te doğan en küçük oğlu Abid Efendi onuruna Abidiye adı verilmiştir.

[105] Arslanoğlu, İbrahim, Kalender Veli, erik yiyen babasının boğazında bu eriğin kalması üzerine köy çayına koşar ve suyu elindeki selesine katarak dökmeden getirir ve kerametini gösterir.Köyün eski adı Çevlik Ağzı iken, bu olaydan sonra zamanla Sele olarak değişmiştir, ″ der. Çubuk.

[106] Şıh Köyü, Horasan, Horasan-Yürükatlı köyü, Azap, Zars Köyü, Sanamer, Hasankale (Pasinler), Aşkale, Kavurmaçukuru Köyü, Oltu, Vartanut, Zuvart, Keyvank, Kemhis, Hanım Kom,

…………………………………………………………………………………………….

TEREKEME-KARAPAPAH TÜRKLERİ KAYNAKÇASI

Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 1/2 2012 s. 111-128, TÜRKİYE
International Journal of Turkish Literature Culture Education Volume 1/2 2012 p. 111-128, TURKEY

 

Özet

Tarihin iyi bir şekilde araştırılması, pek çok konunun açıklığa kavuşması, bugün güncelliğini koruyan konuların daha iyi bir şekilde açıklanabilmesi, ancak tarihin kaynaklarına inmekle mümkündür. Biyografi çalışmaları tarih ilminin her devirde ilgi gören önemli sahalarından biri olmuştur. İlk çağlardan günümüze gerek Batı gerek Doğu’da bütün toplumlarda değişik isimler altında biyografi yazarlığı süregelmiştir. Türklerde ise Orhon Yazıtlarından itibaren tarih yazıcılığının bu türü kültür hayatımızda yerini almıştır. İslam dünyasında da biyografi yazarlığı köklü bir geleneğe sahipti. Türklerin İslamiyet’e girmesi ile İslam Tarih yazıcılığının bir kolu olan Biyografi yazıcılığı Osmanlı’da da etkisini göstermiştir. Hazırladığımız bu bibliyografyada Terekeme-Karapapah Türkleri ile alakalı Tezleri, Kitapları ve Makaleleri, Sempozyum Kitapları, Dergi Özel Sayıları, Ansiklopedilerde bulunan Terekeme-Karapapah Türkleri ile alakalı eserleri birlikte vermeye çalıştık.

 

Anahtar Kelimeler:Türk Tarihi, Kaynak, Türk Kültürü, Terekeme-Karapapah Türkleri

 

TEREKEME-KARAPAPAH TURKS BIBLIOGRAPHY

 

Abstract

Biography work in every period of the science of history has been one of the popularmajor oilfields. Both past and present, biography writing under different names in all societies in the East the West need to endure. This type of Historiography from the Orhon Turks took its place in cultural life. Had a long tradition of writing a biography of the Islamic world. Turks into Islam and the Islamic Historiography in the Ottoman Empirewhich is an arm studies showed the effect of spelling Biography.Investigation of a good way of history, to clarify many issues, remains timely today in a better way to explain the issues, but it is possible to reach a source of history. Bibliography related to the Turks that we prepare Terekemes-Karapapah theses, boks and manuscripts, Symposium Books, Magazine special issues, relevant to the works ofencyclopedias with the Turks gave the Terekemes-Karapapah.

 

Key Word:Turkish History, Research, Turkish literature, Terekemes-Karapapah

 

GİRİŞ

Her millet; dil, kültür, tarih mirasıyla dünyada var olur.Kültür, her toplumun kendi özel davranışlarının ve yaratıcılığının eseri olduğu için millî bir kişilik yapısına sahiptir.Bundan dolayı millîdir.Türkler, tarih içerisinde çok geniş bir coğrafyaya yayılmış ve göç ettikleri bölgede güçlü devletler kurmuşlardır.Türk kültürü Altay Dağları, Tanrı Dağları, Aral Gölü, Baykal Gölü ve Batı Türkistan’daki Anav ve Namazgah coğrafyalarında olgunlaşmış, oradan batıya akmış, gittiği yerleri etkilemiştir.Orta Asya’dan Anadolu’ya kitleler halinde gelmeye başlayan Oğuz ve Türkmen boyları, Anadolu’nun bugünkü kültürel yapısını oluşturmuştur.Anadolu’da var olan Türk kitlelerinin üzerine, özellikle, XI.yüzyıldan itibaren gelen yoğun Türk nüfusu, kendilerine özgü inanışlarını, törelerini, geleneklerini, sanatlarını da beraberlerinde getirdiler ve kesintisiz Türk hâkimiyetleri sayesinde bu değerlerini yeni vatanlarında kalıcı hale kıldılar.Anadolu geçmiş zaman içinde çok sayıda kültürü içerisinde barındırmış, çeşitli topluluklara yurt olmuştur.Bizlere düşen geçmişten gelen, günümüzde yavaş yavaş etkisini kaybeden ve gelecekte yok olacağını endişesi taşıdığımız maddi ve manevi değerlerimizi korumak, yazılı hale getirmektir.Yıllardan beri halk kültürü konusunda ülkemizde kişi, kurum, kuruluş ve üniversitelerin ilgili bölümlerince çok değerli derleme ve araştırmalar yapılmaktadır.Ancak bu çalışmalar kültürümüzün tanıtımı noktasında yeterli değildir.Halk kültürünü ülkeye ve dünyaya tanıtma çalışmaları kültür politikaları doğrultusunda yönlendirilmelidir.Bu çalışmaların istenilen seviyeye ulaşması için başta devletin ilgili kurum ve kuruluşları, dernekler, sivil toplum örgütleri, gençlik kulüpleri, sendikalar ve özel yayın organları ve medyaya büyük bir görev düşmektedir.Hazırlanan eserler, belgeseller, düzenlenen konferanslar, sempozyum vb. faaliyetler ulusal ve uluslararası düzlemde sergilenmeli ve tanıtılmalıdır.Bu vasıtalar etkin kullanılmalıdır.Geleceğin yeniden kurulması ve geçmişinden kopmaması da buna bağlıdır.Çalışmamız Terekeme-Karapapah Türkleriyle ilgilidir. Bu alanda ki boşlukları doldurmak maksadıyla yapılmış olup eksikleri ve hataları olabilecektir. Ancak sonraki çalışmalar içinde yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

TEREKEME-KARAPAPAH TÜRKLERİ KAYNAK TOPLUSU

ACABEY, M.B. (2002), Soybağı (Kurulması, Genel Olarak So­nuçları, Özellikle Evlilik Dışında Doğan Çocukların Mirasçılığı), İzmir.

ACALOV, A. (1988), Azerbaycan Mitoloji Metinleri.Bakü:Elm Yay.

ADIGÖZELLİİ. (2000), Başkeçid, Bakı.

ADIGÖZELLİİ. (2000), Elim-Obam Sadahlı, Bakı.

AHISKA TÜRKLERİNİN TÜRKİYE’YE KABULÜ VE İSKANINA DAİR KANUN: Kanun Numarası:3835, Kabul Tarihi:02/07/1992, Yayımlandığı Resmi Gazete Tarihi:11/07/1992, Yayımlandığı Resmi Gazete Sayısı:21281.

AKALIN, L.S. (1990), Türk Dilek Sözlerinden Alkışlar ve Kargışlar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara.

AKÇORA, E. (1996), Rusya’nın Kafkasya Siyaseti ve Geçmişten Günümüze Çeçenler, İstanbul.

AKDAĞ, M. (1975)Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara.

AKİNER, S. (1986), Islamic Peoples of the Soviet UnionLondon, Routledge & Kegan Paul Ltd.

AKSAN, D. (2000)Her Yönüyle Dil Ana Çizgileriyle Dilbilim, Ankara.

AKTUNÇ, H. (1998)Türkçenin Büyük Argo Sözlüğü, İstanbul.

AKYÜZ, K.-BERKEN, S.-YÜKSEL, S.-CUMBUR, M. (1990)Fuzûlî Divanı, Akçağ Yayınları, Ankara.

ALATLI, A. (2005)Dünya Nöbeti, İstanbul.

ALEXEYEVAL. (1987), Soviet Dissent:Contemporary Movements For National, Religious, And Human Rights, Middletown, CT:Wesleyan University.

ALİYEV, O. (1998), İdeyno-Hudojestvennıye Osobennosti Azerbaydjanskih Volşebnıh Skazok, Avt.Kand.Diss.Bakü, AEA.

ALPASLAN, A. (1977)Kadı Burhaneddin Divanından Seçmeler, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

ALYILMAZ, S. (2003)Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara.

ALYILMAZ, S. (2004), Borçalı Mifik Tefekküründen Poetik Gerçekliğe,Tiflis:Gürc.Yaz.Birl.Azeri Bölm.Yay.

ANADOL, C. (1987), Tarihten Günümüze Kadar Dünyada ve İslamiyet’te Halk İnanışları, İstanbul, Devlet Yayınları.

ANDERSON, B (1983), Imagined Communities:Rreflections On The Origin And Spread Of Nationalism, London, Verso Editions,NLB.

ANDREWS, P.A. (1992), Türkiye’de Etnik Gruplar, (Çev.Mustafa Küpüşoğlu), İstanbul.

ARAT, R.R. (1991)Eski Türk Şiiri, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara.

ARI, O. (1960)Bulgaristanlı Göçmenlerin İntibakı, Ankara.

ARSLANOĞLU, İ. (1997)Çubuk Yöresi Alevî Ocakları ve Kurucuları Tezi, Ankara.

ARTUN, E. (2005), Türk Halkbilimi, İstanbul.

ASAD, T. (1993), Genealogies of Religion:Discipline and Reasons of Power in Christianity and Islam, Baltimore, Johns Hopkins University Press.

ASLAN, E. (1995)Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara.

ASLAN, K. (1994)Ahıska Türkleri, Ankara.

AŞIKPAŞAOĞLU, (1949), Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul.

ATALAY, B. (1941), Kaşgarlı MahmudDivanü Lügati’t-Türk, Cilt:III, Ankara.

AVCIOĞLU, D. (1997)Türklerin Tarihi, 1.Kitap, İstanbul.

AVCIOĞLU, D. (1997)Türklerin Tarihi, 4.Kitap, İstanbul.

AVCIOĞLU, D. (1997)Türklerin Tarihi, 5 kitap, İstanbul.

AVSAR, Z.-Tunçalp, ZSürgünde 50 nci Yıl Ahıska Türkleri, Ankara, TBMM Kültür.

AYDIN, M. (2005)Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar, İstanbul.

AYDINGÜNA.-Harding, Ç.B.-Hoover, M.-Kuznetsov, I.- Swerdlow, S. (2006), Ahıska Türkleri:kendi Tarih, Kültür ve Resettelment Deneyimler, An Introduction Uygulamalı Dilbilim.

AYDOĞ, O. (1998), Karapapaklar, Seminerler Çalışması, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya.

AZERBAYCAN FOLKLOR ANANELERİ (GÜRCİSTANDAKİ TÜRK DİLİ FOLKLOR ÖRNEKLERİ Esasında), (1992)Tiflis.

AZERBAYCAN FOLKLORU ANTOLOJİSİ, BORÇALI FOLKLORU, (1996), Bakı.

AZERBAYCAN HALK DESTANLARI EFSANE ESATIR VE NAĞIL DEYİMLERİ, (1999)Bakü.

BADDALEY, J.F. (1989)Rusların Kafkasya’yı İşgali ve Şeyh Şamil, Çev. S. Özden,İstanbul.

BARATASHVİLİ [BARATAŠVİLİ], K. (1997), Mahmadiani Meskhebis Kartuli Gvarebi, Tbilisi

BARATASHVİLİ, K. (1997), Gruzinskie Familii Meskhov-Musul’man[Georgian Names of Muslim Meskhs], Tbilisi, Georgia:Friederich Ebert Stieftung.

BARATASHVİLİ, M. (1998), Legal State of the Meskh Repatriates in Georgia, Tbilisi, Georgia:Pirvella Stamba.

BARATASHVİLİM. (2002), Pogovorim, Brat’:Materialy rabochikh vstrech Meskhetinskikh repatriantov i kruglogo stola ‘Preodolenie negativnikh stereotipov v otnoshenii deportirovannykh meskhtintsev [Let’s talk, brother:Materials from the working meetings of repatriated Meskhetians and the roundtable:Overcoming negative stereotypes in relation to the deported Meskhetians].Roundtable discussion conducted in Tbilisi and Batumi, Georgia.

BAŞGÖZ, İ. (2003)Yunus Emre I, Cumhuriyet Gazetesi Yayını, İstanbul.

BAŞKİRSKİY NARODNIY EPOS(1977), Moskova,Nauka Yay.

BENHABİB, S. Shapiro, I. & Petranović, D. (2007), Identities, Affiliations, and Allegiances, Cambridge:Cambridge University Press.

BENNİGSEN, A.-BROXUP, M. (1983), Sovyet Devleti İçin İslam Tehdidi, Taylor & Francis.

BERİDZE [Beriªe], M. (2005), P’irdap’iri Rep’ort’azhebi Ts’arsulidan, Tbilisi, Diogene

BERKOK, İ. (1958)Tarihte Kafkasya, İstanbul.

BESİM, A. (1992)Divanü Lügati’t-Türk Tercümesi, Cilt I-II, Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları.

BİNBAŞI NAZMİ, (1334)Kafkasya ve Türkistan, İstanbul.

BİRAY, H. (1992)Mahtumkulu Divanı, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

BİRDOĞAN, N. (1991), Şah İsmail Hatai, Can Yayınları, İstanbul.

BJØROS.K. (2007), Integration as a Conflict Regulation Mechanism, Norsk Utenrikspolitisk Institutt.

BLANDYC. (1998), The Meskhetians:Turks or Georgians?:A People Without a Homeland, Conflict Studies Research Centre, Royal Military Academy, Sandhurst.

BLOCH A. (2004), Red Ties and Residential Schools:Indigenous Siberians in a Post-Soviet State, Philadelphia:University Penn, Press.

BMMYK (1999a), Azerbaycan Mülteciler ve Sığınmacılar Üzerine Arkaplan KağıtBirleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği.

BMMYK (1999b), Gürcistan Mülteciler ve Sığınmacılar Üzerine Arkaplan Kağıt, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği.

BORATAV, P.N. (1995), 100 Soruda Türk Folkloru, İstanbul.

BOUGAİN. (1996), The Deportation of Peoples in the Soviet Union, New York:New Science Publishers.

BROSSET, F. Andreasyan, H.D. (2003),Gürcistan Tarihi (Eski Çağlardan 1232 Yılına Kadar), Yayına Hazırlayan:Erdoğan Merçil, Ankara.

BUGAİ N. (1994), Turki iz Meskhetii:Dolgii put’ k reabilitatsii [Turks from Meskhetia:A long road to rehabilitation], 1944-1994, Moscow:Dom Rossiya.

BUNYADOV, M.Z.-Yusufov, Y.B. (1994)Azerbaycan Tarihi, Cilt:1, Azerbaycan Devlet Neşriyyatı, Bakü.

CAFEROĞLU, A. (1944)Sivas ve Tokat İlleri Ağızlarından Toplamalar.

CAFEROĞLU, A. (1995)Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, TDK, 62, Ankara.

CEMŞİDOV, Ş. (1990)Kitab-ı Dede Korkut, Ankara.

CLAUSON, (1972), Sır Gerard, An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkısh, Oxford.

CONNOLLYW.E. (2000), Why I am not a secularist, Minneapolis:University of Minnesota Press.

CONQUEST, R. (1960), The Nation Killers:The Soviet Deportation Of Nations.London:Macmillan.

CORNELL, SVANTE E. (2001), Küçük Milletler ve Büyük Güçler:Kafkasya’da Ethnopolitical Çatışma Çalışması, Routledge.

CORWİN, J. (2001, May 11), Endnote:Cossacks Conduct New Pogroms.Newsline,

COŞKUNU. (2009), Ahıska/Meskhetıan Turks In Tucson:An Examınatıon Of Ethnıc Identıty, Master Of Arts, Wıth A Major In Anthropology, In The Graduate College, The Unıversıty Of Arızona, California.

COŞKUN, U. (2009), Tucson Ahıska/Ahıska Türkleri:Etnik Kimlik İncelenmesiArizona Üniversitesi

ÇAQDUROV, S.Ş. (1980), Proishojdeniye Geseriadı, Novosibirsk:Nauka Yay.

ÇAVUŞOĞLU, M.Necatî Bey Divanı-Seçmeler, Tercüman 1001 Temel Eser.

ÇAY, M.A. (1989)Türk Ergenekon Bayramı Nevruz, T.K.A.E. Ankara.

ÇELEBİOĞLU, A. (1995)Türk Ninniler Hazinesi, İstanbul.

ÇETİNKAYA, N. (1996)Iğdır Tarihi (Tarih, Yer Adları, ve Bazı Oymaklar Üzerine), İstanbul.

ÇETİNKAYA, N. (2005)Kızılbaş Türkler, İstanbul.

ÇILDIR AŞIK SEMPOZYUMU, (2000)Ankara.

Çıldırlı Âşık Şenlik Divanı, (2006), Hazırlayanlar:A.Berat Alptekin, M.Nizameddin Coşkun, Ankara.

ÇOBANLI, M. Ağır Elli Borçalı Dedem Gorgud Keçen Yerdi Bu Yerler, Erzurum, 1996, Yayma Hazırlayan:Dr.Cengiz Alyılmaz.Ehmedov, H.M. XIX.Esr Azerbaycan Mektebi, Bakı, 1985.

DALKIRAN, S. (1997)İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz, İstanbul.

DALKIRAN, S. (2000)Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Sünnet’in Şii Akidesine Tenkidleri, İstanbul.

DAVİD MARSHALL LANG, (1997), Gürcüler, İstanbul.

DAYI, S.E. (1998), Elviye-i Selâse’de (Kars, Ardahan, Batum) Milli Teşkilatlanma, Erzurum.

DEMİR, A.F. (1996)″SSCB’nin Dağılmasından Sonra Türkiye-Azerbaycan ilişkileri″, Değişen Dünya ve Türkiye, Der.Faruk Sönmezoğlu, İstanbul.

DENY, J. (1995), Türk Dili Gramerinin Temel Kuralları, (çev.Oytun Şahin), TDK Yay. Ankara.

DERLEME Sözlüğü, (1977), IX.Cilt, Ankara.

DERVİSHEVA, F. (2006)Ahıska Türkleri (Sözlü Kültür Bağlamında), Yüksek Lisans Tezi, Ankara.

DEVELLİOĞLU, F. (2005)Osmanlıca Sözlük, Ankara.

DEVRİSHEVA, F. (2006), Ahıska Türkleri (Sözlü Kültür Bağlamında), PhD Thesis.Ankara Üniversitesi

DROBİZHEVA, L.-GOTTEMOELLER, G.-KELLEHER, CATHERİNE M. (1998), Post-Sovyet Dünya Etnik Çatışma:Vaka Çalışmaları ve Analizi, ME Sharpe,.

DÜNDAR, S.-ÇETİNKAYA, H. (2004)Terekemeler (Karapapak Türkleri), (El Kitabı).

EBÜLGAZİ BAHADIR HAN, (Tarihsiz)Şecere-i Terakime (Türklerin Soy Kütüğü), haz.Muharrem Ergin, Tercüman 1001 Temel Eser:33, İstanbul.

EFENDİYEV, P. (1981)Azerbaycan Şifahi Halq Edebiyatı, Bakü, Maarif Neşriyatı.

EHMEDOV, V. (2002)Keşeli ve Onun Şecereleri, Bakı.

ELBAQİDZE, M. (2005), ″Gürcistan Çokkültürlülük:? Talep Edilmemiş Varlık veya Devlete Tehdit″, Czyzewski, Krzystof Yılında; Kulas, Joanna; Golubiewski, Mikolaj (ed.), Diyalog A Handbook:Güven ve Kimlik.

ELÇİN, Ş. (1989)Türk Bilmeceleri, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları.

ELİTOK, N. (2006), Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Y.L.Tezi.

EMET, E. (2008)Doğu Türkistan Uygur Ağızları.

ENVERLİN. (1999), Borçalıda Yurd Yeri-İmirhesen, Bakı.

ENWALL, J. (2010), Boeschoten Hendrik, ″Gürcü Harfli Türkçe Metinler Sosyolinguistik Ve Etno-Linguistik Açıdan″, Rentzsch, Julian (ed.), Mainz Türkoloji, Otto Harrassowitz Verlag,.

ERASLAN, K. (1999)Mevlana Sekkakî Divanı, Ankara.

ERCİLASUN, A.B. (1983)Kars İli Ağızları, Ankara.

ERCİLASUN, A.B. (1997)Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, Ankara.

ERDOĞAN, F. (1954), Türk Ellerinde Hatıralarım, İstanbul.

EREL, Ş. (1961)Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul.

ERGİN, M. (1964)Dede Korkut Kitabı, Ankara.

ERGİN, M. (1981Azerî Türkçesi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul.

ERGİN, M. (1992)Orhun Âbideleri, İstanbul.

ERGİN, M. (1999, Türk Dil Bilgisi, İstanbul.

ERGİN, M. (2003)Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya, Bağlam Yayınları, İstanbul.

ERGUN, M. (1997)Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Güz, s.35 s.10-16.

ERKAN, A.O. (1999)Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul.

ERKAN, S. (1996)Kırım ve Kafkasya Göçleri (1878-1908), Karadeniz Teknik Üniversitesi, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Yayın No:1996/1, Trabzon,.

ERÖZ, M. (1977)Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, İstanbul.

ESKİ GÜRCİSTAN (1907).C.II, Böl.IV.Tiflis.

ESLEN, N. (29.5.2006)″Türkiye:Kafkasya’daki Ortağı Azerbaycan Kıtasal Önemde″ Cumhuriyet Strateji.

EYÜPOĞLU, İsmet Z. (1987)Şeyh Bedreddin ve Varidat, İstanbul.

FANİNA, W.H. (1997)Kafkasya Üzerine, Kafkasya Yazıları, Ali Çurey (çev.), İstanbul.

FIĞLALI, E.R. (1989)Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

FİSHMAN, J.A. (1972), Language and Nationalism, Two İntegrative Essays, Rouley, MA:Newbury House.

FOUCAULT, M. (1977), Discipline and Punish, (Sheridan, A.), New York:Vintage. (Original work published 1975).

FOUCAULT, M. (1978), The History of Sexuality:An Introduction Volume I. (Hurley, R.).New York:Vintage. (Original work published 1976)

GACHECHİLADZER (1995), The New Georgia:Space, Society, Politics, London.

GARACALI, İ. (2000), Bir Dön Geri, Yurduna Bah, Bakı.

GARAYAZI MEKTEBİNİN 80 İLLİYİ MINASEBETİLE, (2001), Hazırlayan:Firdovsi İsgenderov, Bakı.

GENÇ, R. (1995)Türk Tarihinde ve Kültüründe Nevruz″, (Yayına hazırlayan:Sadık Tural), Atatürk Kültür Merkezi yay. Ankara.

GHARİBYAN, ALİK-HAKOBYAN, H.The Social-Economic and Political situation in Transcaucasus (1918-1921), Armenological Researches Institute of YSU.

GOCAYEVA, MEMMEDOVA, G. (2002), Gürcistan Azerbaycanlı/arının Tehsili Tarihi, Tiflis.

GOÇMURADOV, B. (1995), Türkmen Halk Irımları, Maarif yayını, Aşkabat.

GÖKALP, Z. (2003)Türkçülüğün Esasları, İstanbul.

GÖKBEL, A. (2000), Kıpçak Türkleri, İstanbul.

GÖKÇE, C. (1979)Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya Siyaseti, İstanbul.

GÖKDEMİR, A.E. (1998)Cenûb-i Garbi Kafkas Hükümeti, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara.

GÖMEÇ, S. (1999)Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara.

GÖMEÇ, S. (2006)Türk Kültürünün Ana Hatları, Akçağ Yayınları, Ankara.

GRANT, B. (2005), The Good Russian Prisoner:Naturalizing Violence in the Caucasus Mountains, Cultural Anthropology, 20 (1), 39-67.

GRİGORİANTZ, A. (2000)Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul.

GUMİLEV, L. (1967), Drevniye Turki, Nauka, Moskva

GÜLENSOY, T. (1995)Türkçe Yer Adları Kılavuzu, Ankara.

GÜLER, A.-AKGÜL, S-ŞİMŞEK, A. (2001)Türklük Bilgisi, Ankara.

HABİÇOĞLU, B. (1993)Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul.

HACILAR, V. (1996).Azerbaycan Folkloru Antologiyası.C.II.Bakü:Azerneşr Yay.

HACILAR, V. (2001)Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde, Tiflis.

HACILAR, V. (2009), Karapapak Türk Mitolojisinin Yapısı Üzerine Araştırmalar, Bilig, Bahar/Sayı 49:83-92

HARP AKADEMİSİ YAYINLARI ″Kafkasya’nın ve Azerbaycan’ın Dünü Bugünü Yarını″, 1995, İstanbul.

HATİPOĞLU, V. (1972), Dilbilgisi Terimler Sözlüğü, Ankara.

HİZAL, A.H. (1961)Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yayınları, Ankara.

İLHAN, S. (1999)Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Ankara.

İLHAN, S. (2006)Türklerin Jeopolitiği ve Avrasya, İstanbul.

İNAN, A. (1995)Tarihte ve Bugün Şamanizm, Türk Tarih Kurumu Yayınları, TTK Basımevi, Ankara.

İRENE MELİKOFF, (2004)Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul.

İSABALI KIZI (MEMMEDOVA) T. (1999), Borçalı Âşık Muhiti, Bakû.

JOHANSON, L. (2002), Türk Dili Haritası Üzerinde Keşifler, Çeviren:Nurettin Demir-Emine Yılmaz, Grafiker Yayınları, Ankara

JOSEPH VON HAMMER, (1990)Osmanlı Tarihi, Çeviren:Mehmed Ata-Prof.Dr.Abdülkadir Karahan, İstanbul.

KAFLI, K. (1942)Şimali Kafkasya, Vakit Matbaası, İstanbul.

KALAFAT, Y. (1999)Kırım Kuzey Kafkasya, ASAM Yay. Ankara.

KALAFAT, Y. (2006)Balkanlardan Uluğ Türkistan’a Türk Halk İnançları II, Kaşkayiler-Terekemeler-Elsevenler-Karakoyunlular-Kiresunlular-Avşarlar-İsmaili Hazaralar-Kengerliler-Caferiler-Karamanlılar-Nigariler-Ayrımlılar-Kekailer-Şebekler-Navıllar-Sarulular, Ankara.

KALAFAT, Y. (2006), Türk Halklarında Kurt Ağzı Bağlama İnancı, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Sayı:20 Yıl:2006/1,s.273-280.

KALAFAT, Y. (2007)Türk Kültürlü Halklarda Halk İnançları I, Türk Halk İrfanında Kurt, Lalezar, Ankara.

KAMACI, E. (1992)Çerkes Tarihi (Abazalar, Adigeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Asetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler), Eylül.

KAMALOĞLU, M. ( 2006), Garapapaglar Lehçesinin Sözlüğü, Nurlan yay. Bakı.

KARAKHİ, M. (1987)Kafkas Mücahidi İmam Şamilin Gazavatı, (çev.T.Cemal Kutlu), İstanbul.

KARAPAPAH MEHRELİ BEY. (1996)Tiflis.

KARNY, Y. (2000), Highlanders:A journey to the Caucasus in quest of memory, NewYork:Farrar, Straus, and Giroux.

KASIMLI, M. (1996), Âşık Sanatı, Bakû:Ozan Yayınları.

KAŞIKÇI, N.-YILMAZ, H. (1999)Aras’tan Volga’ya Kafkaslar-Ülkeler-İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara.

KAYA, D. (1994)Sivas’ta Aşıklık Geleneği ve Aşık Ruhsatî, C.Ü. Yay. Sivas.

KAYA, D. (2004)Anonim Halk Şiiri, Ankara.

KAYA, E. (1968)Van Bedduaları, TFA, XI (231), 10, s.5093-5096.XI (232).

KAYNAKBedrettin KemaloğluDerleme.

KAYNAKDoğan, Ümmiye.

KAYNAKHadice-Münevver KemaloğluDerleme.

KAYNAK, Suat Kemaloğlu.

KAZIMOV, İ. (1999), Ahıska Türklerinin Dili, Elm, Bakı

KEMALOĞLUŞ.-KEMALOĞLU, M. (2007)Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Ankara.

KHAZANOV, A (1995), People with Nowhere To Go:The Plight of the Meskhetian Turks, In Khazanov, A, After the USSR:Ethnicity, Nationalism and Politics in the Commonwealth of Independent States.Madison and London The University of Wisconsin Press.

KHAZANOVA.M. (1995).After the USSR:Ethnicity, nationalism, and politics in the Commonwealth of Independent States.Madison, Wisconsin:University of Wisconsin.

KHODARKOVSKY, M. (2002), Russia’s Steppe Frontier:The Making of A Colonial Eempire, 1500-1800, Bloomington, IN:Indiana University Press.

KIRZIOĞLU, F. (1953)Kars Tarihi, I.Cilt, İstanbul.

KIRZIOĞLU, F. (1972)Dede Korkut Oğuznameleri Işığında Karapapahlar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil Araştırmaları), Erzurum.

KIRZIOĞLU, F. (1972), Karapapaklar-Borçalı-Kazak Uruğunun Kür-Araz Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış, Erzurum.

KIRZIOĞLU, F. (1992)Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Ankara.

KIRZIOĞLU, F. (1993)Osmanlılar’ın Kafkasya Ellerini Fethi (1451-1590), Ankara.

KIRZIOĞLU, F. (1995)Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapapah’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara.

KOBOTARAN, N. (2008), Tebriz Âşıklık Geleneği Ve Âşık Edebiyatı, I.Cilt, Yüksek Lisans Tez, Adana.

KOLESOV, V. KOCHERGİN, A. LEİBOVSKY, A. (2003), Monitoring Interethnic Discourse Cultivated in the Krasnodar Krai (in Russian).Krasnodar, Center for Pontic and Caucasian Studies.

KORİOUCHKİNA, E & SWERDLOW, S. (2007), The Third Migration:Meskhetian Turks’ Resettlement and Integration in the United States, In Trier and Khanzhin (Eds), The Meskhetian Turks at a crossroads:Integration, repatriation or resettlement? (378-432).Münster:Lit.

KOSOK, P. (1960), Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, Çeltüt Matbaası, İstanbul.

KOŞAY, H.Z. (1995)Etnoğrafya Müzesindeki Nazarlık, Muska ve Hamailleri, Türk Etnografya Dergisi, Sayı:1, Ankara.

KREİNDLER, I. (1986), The Soviet Deported Nationalities:A Summary and An Update, Human Rights Centre

KRİSTAL-ANDERSSON, B. (2001), Understanding Refugees, İmmigrants And Their Children-A Psychological Model, Lund, 2001, Student litteratur.

KURAT, A, N. (1966)IV-XVIII.Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

KURBANOV, R.O.-KURBANOV, E.R. (1995), ″Din ve Siyaset Kafkasya’da″, Bourdeaux’da, Michael (ed), Din ve Siyaset Rusya ve Avrasya Yeni Devletleri, ME Sharpe.

KURNAZ, C. (1987)Hayalî Bey Divanı Tahlili, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara.

KUTALMIŞ, O.G. (2003)Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul.

KUTLU, Tarık C. (1993)″Çeçenler″, Dili Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkezler, İstanbul.

KÜTÜB-İ SİTTE HADİS ANSİKLOPEDİSİ, (1985), Cilt:11, (Hazırlayan:İbrahim Canan), Akçağ Yayınları, Ankara.

KÜTÜKOĞLU, B. (1993)Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri, İstanbul.

LETTER TO UNHCHR, 1 August 2002.

LEVİ-S.K. (1970), Sıroye i Varennoye, İz Kniqi ″Mifoloqiçnoye″, -İssledovaniya po Semiotike İskusstva, Moskva-Leningrad.

LEWİS, E.G. (1972), Multilingualism in the Soviet Union, Aspects of language Policy And İts İmplementation, The Hague:Mouton.

LOMSADZE [LOMSAªE], SH. (1975), Samtskhe-Javakheti, Tbilisi, Mecniereba.

LOMSADZE [LOMSAªE], SH. (1995), Meskhebi, Tbilisi

MACDONALD, D.B. (2003), Balkan Holocausts?:Serbian and Croatian Victim Centered Propaganda and the War in Yugoslavia, Manchester, GBR:Manchester University Press

MAGUİRE, G. (1991), Our Own Language:an Irish Initiative, Clevedon, Philadelphia,

MAKSİDİ, U. (2002), Ottoman Orientalism, The American Historical Review, 107 (3).768-796.

MANSUR, Ş. (1995)Çeçenler, Sam Yayınları Ankara.

MAYARAM, S. (1997), Resisting Regimes:Myth, Memory, And The Shaping Of A Muslim İdentity, Delhi & New York:Oxford University Press.

MEEKER, M.E. (2002), Nation of Empire:The Ottoman Legacy of Turkish Modernity.

MELİKİŞVİLİ, G.A. İstorii Drevney Gruzii, Tiflis, 1959.

MEMMEDLİ, H.M. (2002), Görım Fahralının Biri Olsun Beş, Bakı.

MEMMEDLİM. (2001), Borçalı Mahalı ve Gaçağan Kendi, Bakı.

MEMMEDLİŞ. (1991), Paralanmış Borçalı veya 1918 yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi, Azerneşr yay. Bakı.

MEMMEDLİ, Ş. (1996)Alın Yazımız-Gürcistan Türkleri:Tarih, Kültür, Samşoblo yay. Tiflis.

MEMMEDLİŞ. (2000), Borçalı Edebi Muhiti, Ėlm yay. Bakı.

MEMMEDLİŞ. (2003), Azerbaycan Edebiyatının Borçalı Kolu, Monografi, Tiflis:Kalori Yayınları.

MEMMEDLİŞ. (2004), Borçalı-Ahıska-Kars Ortak Edebi Ariyalı, Tiflis.

MEMMEDLİ, Ş. (2006)Gürcistan Azerbaycanlıları, Gürcistan’da Azer Türkleri Meskunlaşan İnzibati-Arazi Vahitleri, Statiktik-Ansiklopedik Bilgi Kitabı, Tiflis.

MEMMEDOV, A. (1966), Şah İsmail Hataî-Eserleri, Azerbaycan İlimler Akad.Neş. Cilt:I, s.428, Bakü.

MEMMEDOV, N. (1993)Azerbaycan’da Yer Adları, Bakü.

MERÇİL, E. (2003)Gürcistan Tarihi-Eski Çağlardan 1212’ye Kadar-, Ankara.

METCUNATUKA, İ. (1330)Kafkas Tarihi, Hürriyet Matbaası, İstanbul.

MİKHAİLOV [MİXAİLOV], M. (1994), Osobennosti Etnicheskogo Samosoznanija Grekov Gruzii.Ms.Tbilisi:Georgian Academy of Sciences, Research Centre for Relations Between Nations.

MİLLER, P.& Rose, N. (2008), Governing the Present:Administering Economic, Social and Personal Life, Cambridge, UK; Malden, MA:Polity

MİNAHAN, J. (2002), Vatansız Halklar Ansiklopedisi:LR, Greenwood Publishing Group.

MOTYL, A. (1987), Will the Non-Russians Rebel?:State, Ethnicity, And Stability In the USSR.Ithaca, N.Y.:Cornell University Press

MUŞ VALİLİĞİ BASIN VE HALKLA İLİŞKİLER MÜDÜRLÜĞÜ.

MÜTERCİMLER, E. (2006)Geleceği Yönetmek/Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta, İstanbul.

MYHİLL, J. (2004), Language in Jewish Society:Towards a New Understanding.

NAİMA, Mustafa Efendi, (1967)Naima Tarihi, Bahar Matbaası, İstanbul.

NAMITOK, A. (2003)Çerkeslerin Kökeni I. Çev:Aysel ÇevikerKAF-DAV Yay. Ankara.

NEKRİCHA. (1978), The Punished Peoples:The Deportation And Fate Of Soviet Minorities At The End Of The Second World War, New York:W.W.Norton.

NİYAZ, A.R. (1996)Uygur Folkloru, (Çev:Soner Yalçın), Ankara.

NOGAY, S. (2001)Nogaylar, Ankara.

ODER, K. (1982)Azerbaycan, Boğaziçi Yayınları, İstanbul.

OĞUZ TEREKEME HALK MERASİMLERİ VE MEYDAN TAMAŞALARI, (1997)Bakü.

ONAY, Ahmet T. (1992)Eski Türk Edebiyatında Mazmunlar, (Haz:Cemal Kurnaz), TDV.Yay. Ankara.

ORBELİANİ, P. (1981), Kartli Olayları, ორბელიანი პაპუნა.ამბავნი ქართლისანი-Metsniereba yay. Tiflis, s.42/Gürcüce.

OSİPOV, A. & Cherepova, O. (1996), Violation of the rights of forced migrants and ethnic discrimination in the Krasnodar territory:The situation of Meskhetian Turks.

OSİPOV, A-SWERDLOW, S (2007), Social Dynamics And Leadership İn Meskhetian Turk Communities.In Trier & Khanzhin, Meskhetian Turks At A Crossroads:Integration, Repatriation Or Resettlement?, Cambridge; New York:Cambridge University Press

OSTROGORSKY, G. (1981)Bizans Devleti Tarihi, (Çev.F.Işıltan), Ankara.

ÖGEL, B. (1984)İslamiyet’ten Önce Türk Kültür Tarihi, TTK Yayınları, Ankara.

ÖGEL, B. (1993)Türk Mitolojisi, Cilt:II, Ankara.

ÖMERLİ, V. (2001), Garayazı, Bakı.

ÖREN, Mehmet M. (1998)İran Türkleri Hürriyet Hareketleri″, Ankara.

ÖRNEK, S.V. (2000)Türk Halkbilimi, Ankara.

ÖZBAY, Ö. (1995)Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Ankara.

ÖZDER, Mustafa A. (1971), Tarihte Çıldır Atabeğleri ve Torunları, Erzurum.

ÖZEY, R. (1996)Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul.

ÖZGÜR, Y. (1997)Türkiye ve Türk Dünyası, Harp Akademileri Basımevi, İstanbul.

ÖZKAN, N. (2003)Türk Dilinin Yurtları, Ankara.

ÖZKAN, R. (1999)Türkiye Çingeneleri, Ankara.

ÖZSOY, İ. (1997)Dağıstan’ın Sosyoekonomik Tarihi, İzmir.

ÖZSUNAY, E. (1979)Gerçek Kişilerin Hukukî Durumu, İÜHF yayınları No:2610, İstanbul.

ÖZTELLİ, C. (1971)Pir Sultan Abdal, Milliyet Yayınları, İstanbul.

PAŞAYEV, E. (1977), Yüz Yaşlı Mekteb, Sovet Gırcistanı GazetesiTiflis, No:99.

PEPİNOV, F. (2008), The Role of Political Caricature in the ultural Development ofthe Meskhetian (Ahiska) Turks″, in Kellner-HeinkeleBarbara;Gierlichs Joachim; Heuer, Brigitte (ed.), İslam Sanatı ve Mimarisi Avrupa Çevre:Kırım, Kafkasya ve Volga-Ural Bölgesi, Otto Harrassowitz Verlag.

PETER, Alford A. (1992), Türkiye’de Etnik Gruplar, (Çev.Mustafa Küpüşoğlu), İstanbul.

PİPES, R. (1974), The Formation of the Soviet Union, New York:Atheneum

PİRMEMMEDOV, S. (2002), Tbilisi Azerbaycan Mektebinin 100 İlliyi Mınasebetile, Tiflis.

POHL, J.O. (2004), Shallow Roots:The Exile Experiences of the Russian-Germans, Crimean Tatars and Meskhetian Turks in Comparative Perspective, PhD Dissertation.School of Oriental and African Studies, University of London

POLİAN, P. (2004), Against Their Will:The History And Geography Of Forced Migrations İn The Ussr, Budapest, Hungary:Central European University Press.

POLİAN, P. (2004), Onların iradesi Karşı:SSCB’de Zorunlu Göçler Tarih ve Coğrafya, Central European University Press.

PORTES, A. (1996), The New Second Generation, New York:Russell Sage Foundation.

PRENTİSS, C.R. (2003), Religion And The Creation Of Race And Ethnicity:An İntroduction, London:New York University Press

PROPV. (1928), Morfologiya Skazki.Leningrad:Akademiya Yay.

PUTKARADZE [PUT’K’ARAªE], T. (2005), Meskhetidan Deportirebulta Tvitaghkma Ianetshi Chasaxlebul Pirta Gamokitkhvis Shedegebis Mikhedvit, Artanuji

RAFATOV, İ. (1996), Meshetiya i Meshi, İlim, Bişkek

RAMAZAN, M. (1997)Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul.

RAY, K. (2004), Displaced Populations:A Challenge to International Planning, Phd:Colombia University.

RESULZADE, Mehmet E. (1951)Azerbaycan Şairi Nizamî, Ankara.

ROBERT C. (1970), Ulus Killers:Milliyetler Sovyeti Sürgünü, London.

RYAZANTSEV, S.V. (2000), Ethnic migration and condition of the Meskhetian Turks at the South of Russia, Stavropol, Russia:United Nations High Commissioner for Refugees and Danish Refugee Council.

RZEVİ M. (1951), Karapapak Ėli, ﻗﺎﺭﺍﭘﺎﭘﺎﻕ ﺍﻳﻞ.ﻡ ﺭﺿﻮﯼ, Tahran 1370, s.151/Farsça

SAFRAN, M. (1993), Yaşadıkları Sahalarda Yazılan Lugtitlara Göre Kuman/Kıpçaklar’da Siyası, İktisadı, Sosyal ve Kültürel Yaşayış, Ankara.

SAİD, E. (1978), Orientalism, NY:Pantheon Books.

SAKAOĞLU, S. (2001)Türk Ad Bilimi I, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara.

SAMİ, Ş. (1958)Kamus-ı Türki, İstanbul.

SAMPSON S. (1999), When Transition Ends:The Emergence Of Post-Communism in Eastern Europe, Presented at Am, Anthropol, Assoc. Chicago, November

SANTUR, Meltem C. (1998)Anadolu’nun Bazı Yörelerinde Gerdek Sabahı Gelinle İlgili Adet ve Uygulamalar Üzerine Bir Atlas Denemesi.

SARAÇLI-MEMMEDLİ E. (1992), Borçalı Edebi Muhiti, ″Edebiyat ve İnce Senet″ Gazetesi, Bakû, sayı 7.

SARAY, M. (1988)Kafkasya Araştırmalarının Türkiye için Önemi, Kafkas Araştırmaları I, İstanbul.

SARVAN, M. (1998), Ulu Borçalı, Bakı.

SARVAN, M. (2001), Borçalı Alimleri, Bakı.

SAYDAM, A. (1993)Kafkasya’da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Türkiye, KTÜ, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Trabzon.

SEMİH, M. (1993)Türk Edebiyatında Mahlaslar, Takma Adlar, Tapşırmalar ve Lakaplar, Anahtar Kitaplar Yayınevi, İstanbul.

SERPER, Ö. (1991)1945-1960 Devresinde Türkiye’de Evlenmeler, Ankara.

SEYİDOV, M. (1989)Azerbaycan Halkının Soykökünü Düşünürken, Bakü.

SEZER, Ş. (1998), Osmanlı’da Fal ve Falnameler, Milliyet Yayınları, İstanbul.

SHEEHYA.& Nahajlo, B. (1971-1980), The Crimean Tatars, Volga Germans, and Meskhetians:Soviet treatment of some national minorities (Minority Rights Report No.6).London:Minority Rights Group.

SLACKMANM. (2000, June 19), The Shadow People:Soviet Turks Scratch Out Bitter Existence İn Land That Denies Them All Rights, The Seattle Times, p.A3.

SUMBADZE, N. (2007), Back Home Again:the Repatriation and Integration ofMeskhetian Muslims in Georgia, In Trier and Khanzhin (Eds), The Meskhetian Turks at a crossroads:Integration, repatriation or resettlement? (288-333).Münster:Lit.

SUNYR. (1994), The Making Of The Georgian Nation, Bloomington:Indiana University.

SÜMER, F. (1992)Oğuzlar, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları, İstanbul,

SÜMER, F. (1992)Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara.

SWERDLOW, S. (2003), Chronology, Presented to Professor Peter Juviler, Professor Marc Nichanian, and Professor Igor Kuznetsov for Completion of the Harriman Certificate (Columbia University School of International and Public Affairs Harriman Institute)

SWERDLOW, S.& Koriouchkina, E. (in press), Meskhetian Turks in the United States.In T.Trier (Ed.), Between İntegration and Resettlement:Meskhetian Turks And The Search For Durable Solutions, Flensburg, Germany:European Centre for Minority Issues.

ŞAĞULAŞVİLİ, G. (1987), Eski Tiflis’in Şiiri Tarihinden), Tiflis:Metsniereba (Bilim) Yayınları.

ŞAHİN, KMehmet Kara’ya (Bursa), Derleyen:Kubilaykars.sitemynet.com

ŞAPOLYO, Enver B. (2006), Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul.

ŞİRALİYEV, M. (1962)Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü.

ŞÜKUN, Z. (1944)Ferheng-i Ziya, İstanbul.

T.C.Başbakanlık Aile Araştırmaları Kurumu Yayınları, Aile Yazıları 4, Evlilik Kurumu ve İlişkileri, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı-Türk Halk Oyunları Kataloğu.

TANYU, H. (tarihsiz)Türklerin Dini Tarihi, Türk Kültür Yayını, İstanbul.

TARLAN, Ali N. (1964)Şeyhî Divanını Tetkîk, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları, İstanbul.

TAŞDEMİR, T. (2005), Türkiye’nin Kafkasya Politikasında Ahıska ve Sürgün Halk Ahıskalılar, İstanbul.

TAVKUL, U. (1993)Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür, İstanbul.

TAVKUL, U. (2002)Etnik Çatışmaların Gölgesinde Kafkasya, İstanbul.

TERİM, Ş. (1976)Kafkas Tarihinde Abhazlar ve Çerkezlik Mefhumu, İstanbul.

TEZCAN, M. (2000)Türk Ailesi Antropolojisi.Ankara.

TİŞKOV, V.A.-Fillipova, E.İ. (2000)Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları Ankara.

TOGAN, Z.V. (1981)Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.

TOMLİNSON, K.G. (2002), Coping as kin:Responses to Suffering Amongst Displaced Meskhetian Turks in post-Soviet Krasnodar, Russian Federation, Unpublished doctoral dissertation, University College London, London.

TOMLİNSON, K.G. (2005), ″Bugün ve Yarın yaşamak Dün:Güney Rusya’daki Ahıska Türkleri″ Crossley, James G.; Karner, Hıristiyan (ed.), Yazma Tarih, Din İnşaat, Ashgate Publishing.

TRİER, T. (Ed.) (in press), (2006), Between İntegration And Resettlement:Meskhetian Turks And The Search For Durable Solutions, Flensburg, Germany:European Centre for Minority Issues.

TRİER, T.& PENTİKÄİNEN, O. (2004), Between Integration and Resettlement:The Meskhetian Turks, European Center For Minority Issues

TRİER, T. & KHANZHİN, A. (2007), The Meskhetian Turks at a crossroads:Integration, Repatriation Or Resettlement? Münster:Lit.

TURAN, O. (1965)Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ankara.

TURAN, O. (1971)Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul.

TURAN, O. (1980)On İki Hayvanlı Türk Takvimi, İstanbul.

TÜRKİYE TÜRKÇESİ AĞIZLARI SÖZLÜĞÜ, TDK, http://tdkterim.gov.tr/ttas

TÜRKMEN, F.-GELDİEV, G. (1995)Türkmen Şiiri Antolojisi, Türksoy Yayınları, Ankara.

ÜLKE RAPORU, (2001)Avrasya Dosyası.

ÜLKER, Aslan, Kaynak Kişi

ÜNAL, A. (1998)Yahudilik’te, Hıristiyanlık’ta ve İslam’da Evlilik.Ankara.

VACHNADZE [VAČNADZE], N (2004), Kniga Naziry Deportirovannoj Meskhetincy, Tbilisi

VAK’ANÜVİS AHMED LÜTFİ EFENDİ TARİHİ, (1999), II-III, İstanbul, Tarih Vakfı.

VAKHUSHTİ [VAXUŠT’İ]. (1941), Aghts’era Sameposa Sakartvelosa, Tbilisi.

VALEHOĞLU, F. (2005)Karapapaklar ve Onların XIX.Asır Harp Tarihi, Bakı.

VERDERY, K. (1996), What Was Socialism, And What Comes Next? Princeton, N.J.:Princeton University Press.

VERDİYEVA, Z. (1990)Kömekçi Ad Kategoriyaları, Maarif Neşriyyatı, Bakü.

WATSON, J.C.E. (2002), The Phonology and Morphology of Arabic, Published by Oxford University Press

WİXMAN, R. (1984), SSCB Halk:Bir Etnografik El Kitabı, ME Sharpe.

WİXMAN, R. (1984), The Peoples of the Soviet Union:An Ethnographic Handbook.London:Macmillan Press.

WOOLARD, K.A. (1998), Language Ideology as a Field of Inquiry, In Schieffelin, Woolard and Kroskrity (Eds), Language Ideologies:Practice & Theory (3-47).NY:Oxford University Press.

YAVUZ, E. (1968)Tarih Boyunca Türk Kavimleri, Ankara.

YEGANE, İ. (1990)Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

YENİARAS, O. (1994), Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul.

YILDIZ, M. (2000)Dünü Bugünü ve Yarınıyla Kafkasya’da Sosyo Kültürel Hayat, Konya, (Yayınlanmamış Doktora Tezi).

YUNUSOV, A (2000), Meskhetian Turks:Twice Deported People, Baku:Institute of Peace and Democracy.

YUNUSOV, A. (1999).Meskhetinskie Turki:Dvazhdy Deportirovannyi Narod [Meskhetian Turks:Deported twice].Baku, Azerbaijan:Zaman.

YURCHAK, A. (2006), Everything Was Forever, Until It Was No More:The Last Soviet Generation, Princeton, NJ:Princeton University Press.

YUVALI, A. (1995)Nevruz Bayramı ve Çarşamba Günleri″, Yayına Hazırlayan S.Tural, Atatürk Kültür Merkezi, Ankara.

YÜCEL, B. (1995)Babür Divanı, Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, Ankara.

ZEHTABÎ M.T. (Kirisçi). (1999), İran Türklerinin Eski Tarihi, Tebriz.

ZEYREK, Y. (1999), Gürcistan Acaristan ve Türkiye, Trabzon.

ZEYREK, Y. (2001)Ahıska Bölgesi ve Ahıska Türkleri, Ankara.

РАЙОН ТИФЛИССКО-КАРССКО-ЭРИВАНСКОЙ ЖЕЛЕЗНОЙ ДОРОГИ В ЭКОНО¬МИЧЕСКОМ, КОММЕРЧЕСКОМ ОТНОШЕНИЯХ.-Tiflis-KarsRevan Demiryolu Bölgesi Ekonomi, Ticari Açısından, Тифлис 1897.

MAKALELER

 

“ABHAZLAR MADDESİ”Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Ötüken yay. İstanbul 1985

“ABHAZLAR”, (1981)İnönü Ansiklopedisi, Cilt:I.1981, s. 75.

“AHISKA MADDESİ”,(1988), İslam Ansiklopedisi, Cilt 1,TDV, İstanbul,s.56.

″КАВКАЗЪ″ (Kavkaz/Kafkas):Toplumsal-Siyasal, Edebi Gazete, (1851), Tiflis, Sayı:1, Gürcistan Parlâmentosu İlya Çavçavadze Milli Kütüphanesinin Arşivi, kod 67/09.

ACIPAYAMLI, O. (1992)″Türk Kültüründe Ad Koyma Folklorunun Morfolojik ve Fonksiyonel Yönlerden İncelenmesi″, IV.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Bildirileri, Cilt:IV, Ankara.

AĞOĞLU, E. (2002), ″Azerbaycan’ın Etnik ve Demografik Yapısı″, Türkler, Cilt:19, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara, s.217-225.

AKPINAR, Y. (1994)″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, s.465-467.

AKSOY, M. (1997)″Türkiye’de Kirveliğin Kültür Sosyolojisi Açısından Tahlili″ (Gelenek Görenek İnançlar, 5.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Seksiyon Bildirileri, Ankara, s. 48-50.

AKTEMUR, Ali Murat, (2007), ″Çıldır-Yıldırımtepe (Rabat) Köyü’ndeki İnsan Heykeli Formlu Mezar Taşları″, Serhat Kültür, Yıl:5, Ocak-Şubat 2007, İstanbul, s.15.

AKTI KAVKAZSKOY ARKHEOGRAFİÇESKOY KOMİSSİİ, III.Cilt, Tiflis, s.598-599 (Kafkasya Arkeografya Heyetince Toplanmış Belgeler.Sonraki Dipnotlarda Kısaca AKAK);AKAK, c.B, s.604, 610, 615, 618, 479, 778-779, 734, 781, 829

ALIŞIK, G.S. (2005)Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak 1995 İstanbul), Prof.Dr.Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, Aralık, s.10-25.

ALONSO, A.M. (1994), The Politics of Space, Time And Substance:State Formation Annual Review of Anthropology, 23:379-405

ALTAŞ, H. (2005), Türk Dirlik Telafer Yahut Babil’in Son Sürgünleri!, 14 Eylül 2005.

ALYILMAZ, C. (1997), Borçalılı Şair Vilayet Rüstemzade, Kardaş Edebiyatlar Dergisi, S.41, İzmir, 8-11.

ALYILMAZC. (2009), ″Valeh Hacılar’ın Türklük Bilimine Katkıları Ve Yeni Kitabı:Heste Hasan″, Karadeniz Araştırmaları, Cilt:6, Sayı:23, Güz, s.117-129.

ALYILMAZ, S. (2000)Doğu Anadolu Ağızlarında İsim Yapım Ekleri, Atatürk Üniversitesi, Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, Sayı:14, s.13, 19.

ALYILMAZ, S. (2002), Borçalı (Gürcistan) Karapapakları’nın (Terekemeleri’nin) Tarihine Dair, Yeni Türkiye, S.43, Ankara, 288-291.

ALYILMAZ, S. (2010), Gürcistan Türklerinin Yeniden Yükselen Sesi:″Varlık″ Gazetesi, Karadeniz Araştırmaları, Bahar, Sayı 25:115-124.

ARSLAN, A. (1997)“I. Dünya Savaşı’nda ve Milli Mücadele Döneminde Ahıska-Ahılkelek (1914-1921)”, Kafkas Araştırmaları, III. İstanbul, s. 93-115.

ARSLAN, M. (2011), Adıyaman Besni İlçesindeki Bazı Mezar Taşlarında Görülen Kahve Yapımı Ve Sunumu İle İlgili Kabartmalar Üzerine, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:30, Yıl:2011/1, (257-284 s.)

ASLANE. (2004), Türk Halk Hikâyeciliğinde Kullanılan Kalıp Söz Grupları ve Manzum Tasvirler, Mitten Meddaha Türk Halk Anlatıları Uluslar arası Sempozyumu, Kültür Bakanlığı-Gazi Üniversitesi-Unesco, 25-27 Kasım, Ankara.

AŞA, H.E. (2000)Yeni Avrasya Dergisi, Mart-Nisan.

Avrupa Konseyi (2006), Belgeler:Çalışma Kağıtları, 2005 Olağan Oturumunda (İkinci Bölüm), 25-29 Nisan 2005, Vol.3:Belgeler 10407, 10.449-10.533, Avrupa Konseyi.

AYDINGÜN, A. (1998), A deported nationality:The Ahıska Turks, Perceptions:Journal of International Affairs, 3 (4), 120-129.Retrieved May 24, 2006 from, http://www.sam.gov.tr/perceptions/Volume3/Dec1998-Feb, 1999/baydar.

AYDINGÜN, A. (2002), Ahıska (Meskhetian) Turks:Source of conflict in the Caucasus? The International Journal of Human Rights, 6 (2), 49-64.

AYDINGÜN, A. (2002), Creating, Recreating, And Redefining Ethnic İdentity:Ahıska (Meskhetian) Turks in Soviet and post-Soviet contexts, Central Asian Survey, 21 (2), 185-197.

AYDINGÜN, A. (2007), Resettlement and Belonging among Cultural and Ethnic Kin:Meskhetian Turks in Turkey, In Trier and Khanzhin (Eds), The Meskhetian Turks at a Crossroads:Integration, Repatriation Or Resettlement? (340-377), Münster:Lit.

BALA, M. (1967)″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, Cilt:6, İstanbul, s.330

BALA, M. (1993)″Çerkesler″, İslam Ansiklopedisi, Cilt:3, İstanbul.

BANARLI, N.S. (1956)″Fatih’e Söylenen Ninniler″, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, IV, 78, Ocak, s.1233-1234.

BARAN, BEski Türkçeden Anadolu Ağızlarına Ulaşan Bazı Kelimeler, tdae.ege.edu.tr/files/burhanbaran.doc

BARTH, F. (1995), Ethnicity and The Concept of Culture, Paper presented to the Conference ‘Rethinking Culture’, Harvard 1995, Retrieved at December 2008 from http://www.tau.ac.il/tarbut/readers/syllabi/fbarth-ethnicity.htm

BASKAKOV, Nikolay A. (1958), Karakalpaksko-Russky Slovar, (Karakalpakça-Rusça Sözlük), Moskova, s.364.

BAYATF. (2008)Sosyo-Kültürel ve Sosyo-Ekonomik Bağlamda Yengi Kün (Nevruz):Mitolojik Olgudan Mitolojik Kurguya, Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 7 (1):139-148.

BERBER, O. (2009)″Türk Kültüründe Eğlence ve Birlik Unsuru Olarak Düğünler″, Süleyman Demirel Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 2009/2, Sayı:10, s.1-3.

BEYDİLLİ, K. (1988), ″1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşında Doğu Anadolu’dan Rusya’ya Göçürülen Ermeniler″, Türk Tarih Belgeleri Dergisi, XIII, Ankara, s.17’den (ayrı basım), 365-408.

BİLGİLİ, A.S. (2002)″Azerbaycan Türkmenleri Tarihi″, Türkler, Cilt:7, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara,s.22-43.

BİLİNSKY, Y. (1981), Expanding the Use of Russian or Russification? Some Critical Thoughts on Russian As a Lingua Franca and the ″Language of Friendship and Cooperation of the Peoples of the USSR, Russian Review, 40 (3), 317-332.

BİRTEKF. (2007), From Affiliation To Affinity:Citizenship İn The Transition From Empire To Nation State.In Benhabib & Shapiro & Petranovic (Eds), Identities, affiliations, and allegiances (17-44).Cambridge:Cambridge University Press.

BLANK S. (1998)″Kafkasya Güvenliğinde Yeni Eğilimler″, Avrasya Etüdleri, Sayı:13, İlkbahar, s.3.

BOZKURT, H. (2007)Anadolu’nun Bağrında Unutulmuş Ahıskalılar, Yıl:3, Sayı:8, Sonbahar.

BRENDEMOEN, (2000), Bernt, Trabzon Ağızlarındaki Ünlü Uyumu ve Yöntemsel Açıdan Düşündürdükleri, Türkçe’nin Ağızları Çalıştay Bildirileri, (Haz.A.Sumru ÖZSOY-Eser E.TAYLAN), Boğaziçi Ünv.Yay. İstanbul, 2000, 35-46.

BURKE, J. (ed.) (1998), Meskhetian Turks:Solutions and Human Security.Forced Migration Project (New York:Soros Foundation), http://www.soros.org/fmp2/html/meskintro.html, [Accessed(Erişim Tarihi):24 November 2002.

BUSCH, B.-H.KELLY-HOLMES, 2004, Language Boundaries as Social, Political and Discursive Constructs pp.1-12; in:Language, Discourse, and Borders in the Yugoslav Successor States.Ed.Busch, B.and H.Kelly-Holmes.Clevedon, GBR:Multilingual Matters Limited.

BUYANDELGERİYN, M. (2008), Post-Post-Transition Theories:Walking on Multiple Paths, Annual Review of Anthropology, 37, 235-250

BÜNYATOVZ. (1993), Garapapaglar, Borçalı Jurnalı, Borçalı, s.14-18.

CAFEROĞLU, A. (1955)″Anadolu Ağızlarında Metathése″, TDAY Belleten, Ankara, 1988.

CAFEROĞLU, A. (1958), ″Anadolu Ağızlarında İçses Ünsüz Benzeşmesi″, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten, s.1-11.

CAFEROĞLU, A. (1971)″Karapapaklar″, Türk Ansiklopedisi, Cilt:21, Ankara, s.309.

CAFEROĞLU, A. (1976), ″Kafkasya Türkleri″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara 1976, Ankara, s. 1121.

CAFEROĞLU, A. (1985)Kafkasya″, Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Cilt:5, İstanbul, s.1620.

CAFEROĞLU, A.-Yücel, T. (1976)″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara.

CELKAN, H. (2000)″Nevruz’un Tarihçesi″, Türk Dünyası’nda Nevruz Üçüncü Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildirileri, (18-20 Mart 1999 Elazığ), Atatürk Kültür Merkezi, Ankara, s.427-448.

CHERVONNAYA, S. (1998), The Problem of the Repatriation of the Meskhet-Turks, Appendix to the Fact-Finding Mission of the FUEN (Federal Union of European Nationalities) delegation to Georgia, November 1998 Original version by Svetlana Chervonnaya; edited by the FUEN- Sectretariat, http://www.arts.uwaterloo.ca/MINELRES/min/meskh/FUEN_Meskh.html

CHERVONNAYA, S. (1998-November), The problem of the repatriation of the Meskhet-Turks [Appendix to the fact-finding mission of the Federal Union of European Nationalities delegation to Georgia].Retrieved May 19, 2006, from http://www.arts.uwaterloo.ca/MINELRES/min/meskh/FUEN_Meskh.htm

CHRÍOST, D.M.G. (2005), Language Planning in Northern Ireland; in:Kaplan, Robert B. (Editor), Language Planning and Policy in Europe, Volume 2:The Czech Republic, the European Union and Northern Ireland.Clevedon, GBR: (pp.257-308), Multilingual Matters Limited Craith, N.M.2003.Culture and Identity Politics in Northern Ireland.Gordonsville, VA, USA:Palgrave Macmillan Dubois de M.1859, Voyage actour du Caucase I, II, Paris.

CİHAN, A. (2008)Kırgızistan’da Ahıska Türkleri Üzerine Gözlemler, Bizim Ahıska Dergisi, Yıl:4, Sayı:11-12, Sonbahar.

ÇINAR, İ. (2004)″Avrasya’nın Geleceği:Sultan Galiyev’i Anlamak″, Eğitişim Dergisi, Mayıs.

ÇİKOVANİ, M. (1979), Korkutun Kitabı ve Gürcü Kahramanlık Destanı, Dil ve Edebiyat Serisi 3. Tiflis:Mesniereba Yay.

DEMİR, N. (2008), Türk Ninnilerinin Dili, Prof.Dr.Ahmet Bican Ercilasun Armağanı, Yıl:2008, Sayı:286, Sayfa No:300, s.1, 4.

DEMİR, N. (2009), Türk Tarihinin ve Kültürünün Kaynağı Olarak Kaya Üzeri Resimler (Petroglifler) ve Yazılar, Zeitschrift für die Welt der Türken, Journal of World of Turks, Vol:1, No:1, s.5-19.

DEVLET, N. (1996)″Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü″, Yeni Forum, Mayıs.

DOĞAN, A. (1990)Her Yönüyle Dil Genel Çizgileriyle Dilbilim, TDK, Cilt:1, Ankara.

DURSUN, G. (1998), ″Afganistan’ın Etnik Kimliği ″, Avrasya Dosyası, Vol:IV, I, ss.3-4, Sonbahar-Kış, s.53.

EDİLASHVİLİN. (2007), Meskhetians:Social Challenges, Prospects and Opportunities During and After the Repatriation, The 2007 International Conferance.the Center for Studies on New Religions.Retrieved September, 20, 2008 from, http://www.cesnur.org/2007/bord_edilashvili.htm

EDWARDS, J. (1994), Multilingualism.London:Routledge Explanatory Report:Explanatory Report to the European Charter for Regional or Minority Languages, http://conventions.coe.int/Treaty/en/Reports/Html/148.htm, 23 June 2007

EFENDİOĞLU, S. (2006)Cümle Menşeli Edatlar, Prepositions Originated From Sentence, A.Ü.TAED, 31, Erzurum, 193-207, s.197.

EFENDİOĞLU, S. (2009), Ağrı İli Ağızları, Turkish Studies, International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 4/3 Spring, 808-840.

EHMEDOĞLU, O. (1988), Anahatır, Tiflis, Sovyet Gürcistanı Gazetesi, 10 Eylül.

ELÇİBEY, EFars Şovenizmi, Çev.:Cavit Veliev, http://www.gunaskam.com

EMRAH OĞLU Arif, (1985), Borçalı Âşıkları, ″Sovyet Gürcistan’ı″:İçtimaî-Siyasî, Edebi-Bediî Gazete, Tiflis, Sayı:60.

ERDENTUĞ, N. (1969)Türkiye’nin Karadeniz Bölgesinde Evlenme Gelenekle ve Törenleri I. Antropoloji Dergisi, Sayı:4, s.27-58

FAREED, M.G. (n.d), Dietary Law In Islam and the Muslim World Online, Retrieved March 20, 2009, from http://www.galegroup.com

FİKES, K.-LEMON, A. (2002), African Presence in Former Soviet Spaces, Annual Review of Anthropology, 31, 497-524

FİSHMAN, J.A. (Ed.) (2000), Multilingual Matters 116:Can Threatened Languages Be Saved:Reversing Language Shift, Revisited:A 21st Century Perspective.

GALS. (1998), Multiplicity and Contention Among Language Ideologies, In Schieffelin, Woolard and Kroskrity (Eds), Language Ideologies:Practice & Theory (317-331), NY:Oxford University Press.

GAL, S. (2005), Language Ideologies Compared:Metaphors of Public/Private, Journal of Linguistic Anthropology, 15 (1), 23-37.

GARAPAPAKLAR DERGİSİ, (2005), Sayı:2, Tiflis, ss.7, 8, 20.

GONGUEST, R. (1987)″Kayıp Bir Halk:Rusya Mesketyaları″, (Çev.Eşrer Özbilen), Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı:50, İstanbul, s.183-188.

GOSKOMSTAT (2002), All-Russia Census 2002, Retrieved March, 10, 2009 from, http://www.perepis2002.ru/index.html?id=87

GÖKÇE, B. (1978)Evlilik Kurumuna Sosyolojik Bir Yaklaşım, Hacettepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı:1, Aralık, s.7-22

GÖKDEMİR, G. (2002), ″Kıbrıs Türk Halk Kültüründe (Göz değmesi) Nazar İnancı″, Kıbrıs Türk Kültürü Çalışmaları III, Gazimağusa, Doğu Akdeniz Üniversitesi Yayınları, s.61-63.

GÖLPINARLI, A.″Kızılbaş″, İ.A, Cilt 6, s.789.

GÜL, R. (2008), Dede Korkut Hikâyelerinde Söz Kalıpları, Pattern Utterances in Tales of Dede Korkut, D.Ü.Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi Dergisi, 10, 100-105.

GÜNGÜL, G. (1996)″Dost Elleri Bekleyenler:Ahıska Türkleri″, Türk Edebiyatı Dergisi, sayı 48, Şubat, s.48-50.

GÜNŞEN, A. (2006)Göster-ve Görset-ÁΖRSET Fiillerinin Yapısı Üzerine, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:20 Yıl:2006/1, s.35, 49.

GÜRBÜZ, C. (16/09/2008)Muhtaç Olduğun Kudret Helvası, Yeniçağ Gazetesi

GÜRSOY, C. (1984)Volga, Türk Ansiklopedisi, Cilt:XXXIII, s.19.

GÜZEL, A. (1995)″XIV-XV:Yüzyıl Edebiyatımızda Nevrûz ve Nevrûziyeler″, Türk Kültüründe Nevruz Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, Ankara.

GÜZEL, A. (2008), Dede Korkut Hikayeleri Bağlamında Dua, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume 3/2 Spring, s.439.

HACIYEVF. (1998), Garapapag Soyumuz, Diyar Gezeti, No:2, Tiflis, s.2.

HERBİ AND GAZETİ, 1-15 Aprel 2003, s.4, Azerbaycan.

HERKMEN, D. (2010), ″Eyle-″ Yardımcı Fiili, The Auhılıary Verb ″Eyle-″, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, The Journal of International Social Research, Volume:3 Issue:12 Summer.

HİRSCH, F. (2002), Race without the Practice of Racial Politics, Slavic Review, 61 (1), 30-43

HUART, CL. (1993), ″Haydar″, İ.A. Cilt:V, İstanbul, s.387

HUMAN RİGHTS WATCH. (1998), Ethnic Discrimination İn Southern Russia, Retrieved May 24, 2006, fromhttp://www.hrw.org/reports98/russia/srusstest-04.htm#P283_66675

İBRAHİMOV, M.R.A. (1996), ″Dağıstan Halkları XX.Yüzyılında Etnodemografik problemler″, Yeni Forum Mart.

İLASLAN, S. (1990)Prof.Dr.Muharrem Ergin’in Bibliyografyası, Türk Kültürü Araştırmaları, Prof.Dr.Muharrem Ergin’e Armağan, Yıl XXVIII/1-2, Ankara.

İZZETOV, M. (1994)Ahıska Türklerinin Çilesi, Tür­kiye Gazetesi, 18 Ocak 1994.

JAFARİ, Al.A. (2007)Norooz (Yeni Gün); İran Halkının Yeni Yılı, Yayın Tarihi:06 Mart 2007.

JANİASHVİLİ [ΜANİAŠVİLİ], L. (2006), 1944 C’els Samkhret Sakartvelodan Gasakhlebulta Etnoist’oriuli P’roblemebi, Tbilisi, Ena da kultura Kazbeki, G.1876.Tri mesjaca v Tureckoj Gruzii, Zapiski Zakavkaskogo Otdela İmperatorskogo Russk, Geograf, Obshchesta, kn.X, v.1, Tbilisi

KAFALI, M. Türk Kültüründe Renkler, Yörtürk Dergisi, Sayı:42, http://www.yorturkvakfi.com/turkish/modules.php?name=News&file.

KALAFAT, Y. (1998)″Azerbaycan Notları″, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Sayı:8, Kış, s.79-95.

KALAFAT, Y. (1999)″Karapapak Türklerinde Halk İnançları″, Türk Kültürü, Mart, s.431.

KALAFAT, Y. (1999)Karakalpak Türklerinde Halk İnançları, Millî Folklor, Yıl:10, Sayı:40, Yaz, s.11, 12.

KALAFAT, Y. (2000)″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″ Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos, s.2001/31, ss.26-30.

KALAFAT, Y. (2001)″Türk Halk İnançlarında Sarımsak ve Soğanla İlgili Hususlar, Türk Mutfak Kültürü Üzerine Araştırmalar ″, Ankara.

KALAFAT, Y. (2002)″Azerbaycan Notları″, Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, Dr.Haluk Karamağaralı Armağanı, Ankara.

KALAFAT, Y. (2002)″Göktürklerden Günümüze Türk Halk İnançlarında Kurt″, TTK XIV.Kongresi, 9-13 Eylül 2002, Ankara.

KALAFAT, Y. (2002)Anadolu ve İran’da Karşılaştırmalı Türk Halk İnançları, Azerbaycan Birinci Uluslararası Sempozyumu Bildirileri.

KALAFAT, Y. (2004)Türk-Ermeni İlişkilerinde Siyasi ve Kültürel Boyut, Ermeni Araştırmaları, Sayı 12-13, Kış-2003-İlkbahar, s.59, 92.

KALAFAT, Y. (2006)″Borçalı Halk İnançları Kültürünün Genel Türk Halk Kültüründeki Yeri ve Önemi″, Karşılaştırmalı Borçalı Halk Kültürü Sempozyumu, 22-25 Haziran, Tiflis-Gürcistan.

KALAFAT, Y. (2006)Eski Türk İnançlarının Rize ve Yöresi Halk Kültüründe İzleri, Rize Valiliği, 1.Rize Sempozyumu.

KALAFAT, Y. (2006)Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″, VII.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Türk Halk Kültüründe Gelenek, Görenek ve İnançlar/Tradıtıons, Customs And Belıefs İn Turkısh Folk Culture, 9.Oturum-Session 9, 30.06.2006.

KALKAN, M. (1998)″Ahıska Tükleri’nin Menşei ve Tarihi Gelişim Seyirleri″, Bilgi, Sayı:7, Güz.

KANBOLAT, H. (2000)″Rusya Federasyonu’nun Güney Kafkasya’daki Askerî Varlığı ve Gürcistan Boyutu″, Stratejik Analiz, C.I, sayı 3, Temmuz, s.11.

KANBOLAT, H. (2001)Kafkasya’da Cevaheti (Gürcistan) ile Krasnodar (Rusya) Ermenilerinin Jeopolitiği ve Özerklik Arayışları (İngilizceden Türkçe Özet) Ermeni Araştırmaları, s.2.

KANTARCI, H. (2005), ″Kafkasya Jeopolitiğinde Kriz Alanları ve Güç Mücadelelerinin Türkiye’ye Etkileri, 2023, Sayı:53, Eylül, s.34.

KARAMAN, E. (2007)Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Gafgaz University, Number 20, s.98, 99.

KARAMANLI, M.H. (1996), ″Gürcistan″, DİA, C.XIV, İstanbul, s.310.

KARAÖRS, M.M. Hocam Prof. Dr. Muharrem Ergin, http://www.istiklalgazetesi.com.tr/yeni_sayfa_207.

KARAPAPAKLAR Maddesi, İslam AnsiklopedisiCilt:XXIV, s.470

KAYA, D. (1984), Bir Destan Kahramanı Mihrali Bey, Halk Kültürü Dergisi, Sayı:4.

KEMALOĞLU, M. (2006a)Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I.Bölüm), Kalgay, YIL:11 S:41, Temmuz-Ağustos-Eylül.

KEMALOĞLU, M. (2006b)Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II.Bölüm), Kalgay, Yıl:11, Sayı:42, Ekim-Kasım-Aralık.

KHAZANOVA.M. (1992), Meskhetian Turks in Search of Self-Identity.Central Asian Survey, 2 (4), 1-16

KIRZIOĞLU, F. (1968)″Cenûbîgarbî Kafkas Cumhuriyeti″, Türk Kültürü, Sayı:72, Ekim, s.958-959.

KIRZIOĞLU, F. (1970), ″Ahıska Bölgesi ve Türklük″, Türk Kültürü, Sayı:87, s.203-206

KIRZIOĞLU, F. (2008)Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, Bizim Ahıska, Sayı:9, Yıl:4, Kış.

KIRZIOĞLU, F. (2009)Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, Bizim Ahıska, Sayı:13, Yıl:5, Kış.

KİRİŞÇİ, K. (2000), Disaggregating Turkish Citizenship and Immigration Practices, Middle Eastern Studies, 36 (3), 1-22

KLİPP, S.& M.CLYNE, (2003), Trends İn The Shift From Community Languages:Insights From The 2001 Census, People and Place, volume 11, N1, 2003, Monash University, Australia, pp.33-41

KOBAİDZE, M. (1999), Minority İdentity And İdentity Maintenance İn Georgia, in:Working Papers, vol.47.Department of Linguistics, Lund University.pp.149-168.

KOBAİDZE, M. (2001), Mother Tongue And Language Use İn Armenian And Russian Schools İn Georgia, Working Papers 48, Lund University, Dept.of Linguistics, pp.149-162

KONSTANTİN M. (2005), ″Mezkete Yeniden Keşfedilmiş Bir Ülkedir″, http://www.halaga.net/articles/turk/meshetia.html, 20 Ağustos 2005.

KOPUZLU, N. (2003)″Ahıska Türkleri ile İlgili Bir Broşür Hakkında″, Ahıska Dergisi, Sayı 5, Haziran, s.6.

KORKMAZ, Z. (1959)Türk Dilinde+ça Eki ve Bu Ek ile Yapılan İsim Teşkilleri Üzerine Bir Deneme, A.Ü.D.T.C.F.D. Cilt:XVII, Sayı:3-4, Temmuz-Eylül-Aralık, s.302-337.

KÖSTÜKLÜ, N. (1991)Yakınçağın Başından Günümüze Ortadoğu Ülkelerinin Anadolu’ya Yönelik Politikaları, Türk Kültürü, Sayı:336, Yıl:XXIX, Nisan, s.221.

KUT, G. (2006)Türklerde Beslenme Biçimi Dünü-Bugünü, Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, 15.03.2006.

KÜÇÜK, S. (2010)Türkiye Türkçesinde Renk Adları ve Özellikleri, The Names And Specıalıtıes Of Colours In Turkey’s Turkısh, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi, The Journal of International Social Research, Volume 3/10 Winter, s.420, 421,

KÜTÜKÇÜ, M.A. (2005)″Uluslararası Hukuk Çerçevesinde Ahıska Türklerinin Anavatanlarına Dönüş Sorunu″, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:13, Konya, s.271-284.

LEVİ-S.K. (1978), ″Mif, Ritual, Genetika″.Priroda 1.

LEVİ-S.K. (1983), ″Struktura i Forma″, Semiotika, Moskova.

LİGETİ, L. (1942), Türkçede Uzun Vokaller, Türkiyat Mecmuası, C.7-8, s.82-94.

MELETİNSKİY.M. (1977), ″Mif i İstoriçeskaya Poetika Folklora″, Folklor, Poetiçeskaya Sistema, Moskova.

MEMMEDLİŞ. (2009), Gürcistan’da Âşıklık Geleneğinin Birincilleri, TURAN-SAM, Yıl:1, Sayı:3, Yaz, s.66-73.

MERT, O. (2004)Gürcistan (Borçalı) Karapapaklarının-Terekemelerinin Eğitim Tarihine Dair, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Cilt:11, Sayı:24, s.233, 234.

MESKHETİAN TURKS, (2006), An Introduction to their History, Culture and Resettlement Experiences, Writers:Ayşegül Aydıngün, Çigğdem Balım Harding, Matthew Hoover, Igor Kuznetsov, and Steve Swerdlow, Editor:Donald A.Ranard, Culture Profile No.20, September, Washington.

NEVRUZ ve RENKLER, (1996)Türk Dünyasında Nevruz İkinci Bilgi Şöleni Bildirileri (Haz:S.Tural, E.Kılıç), Atatürk Kültür Merkezi Yayınları, s.321, Ankara.

NEWSLİNERadio Free Europe/Radio Liberty, Retrieved May 19, 2006, from, http://www.rferl.org/newsline/2002/07/020702.asp#archive.

OĞAN, S. (2009)Türklerde Yeni Yıl:Nevruz Bayramı ve Törenleri, 19 Mart 2009.

OPEN SOCİETY INSTİTUTE, (1998), Meskhetian Turks:Solutions and human security.New York:Author.Retrieved May 19, 2006, from http://www.soros.org/fm2/html/meskpreface.html.

OSİPOV, A. (2000), Russian Experience Of Ethnic Discrimination:Meskhetians in Krasnodar Region, Memorial Human Rights Center, Moscow, Retrieved June 20, 2006, from, http://www.memo.ru/hr/discrim/meshi/index.htm

OVAT, Recai F. (2005)Uyanış, Göç, Tohum ve Toprak, Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi, Mart, Yıl:5, Sayı:61.

ÖCAL, S. (1985)″Eski Türklerde Yiyecekler″, Türk Dünyası Araştırmaları Fındıkoğlu Armağanı, Sayı:35, İstanbul.

ÖLMEZ, Zuhal K. (2002)Meninski’nin Sözlüğündeki ″Tartarca″ Sözcükler,
Cilt:15, Ankara, dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=12&sayi_id=843-s.67.

ÖNLER, Z. (2009)Karahanlı Dönemi Metinlerinde İnançla İlgili Türkçe Terimler, U.Ü.Fen-Edebiyat Fakültesi, Sosyal Bilimler Dergisi, Yıl:10, Sayı:16, 2009/1

ÖZEL, H. (2007)″Ahıska Türkleri Yakın Tarihi″, Eğitişim Dergisi, E-Eğitim Bilim ve Sanat Dergisi, Sayı:17, s.3-4, Kasım.

ÖZER, O. (2008), Muş İli Terekeme Ağzı, Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları Çalıştayı, Bildiri Özetleri.

ÖZGÜR, Y. (1996)Tarihi Türk Yurdu Zengezur, Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı:104, s.159, 178.

ÖZKAN, İ. (1995)″Tatar ve Uygur Türklerinde Nevruz Bayramında Şiir Söyleme Geleneği″, Türk Kültüründe Nevruz Uluslararası Bilgi Şöleni Bildirileri, s.177-178, Ankara.

ÖZTÜRK, M. (2003)Kafkasya’nın Tarihi Coğrafyası ve Stratejik Önemi, Genelkurmay ATASE-Sekizinci Askeri Tarih Semineri I, Ankara.

PANESH, EMMA KH.-ERMOLOVLB, MisketlerDünya Kültür Ansiklopedisi, (Çeviren Kevin Tuite ), 1 Eylül 2007 tarihinde erişildi.

PANJİKİDZE [PANΜİK’ݪE], T. (2003), Religiuri Procesebi Sakartveloshi Meoce Da Ocdameerte Saukuneta Mijnaze, Tbilisi, Lega Pentikainen, O.and T.Trier, 2004, Between İntegration And Resettlement, The Meskhetian Turks.ECMI Working paper 21, September.http://www.ecmi.de/download/working_paper_21b.pdf

PAŞAYEVE. (1980), Neriman Nerimanov ve Gızılhacılı Mektebi, Azerbaycan Mektebi Dergisi, Bakı, No:4.

PENTİKÄİNENO. & Trier, T. (2004), Between İntegration And Resettlement:The Meskhetian Turks (ECMI Working Paper No.21), Retrieved June 20, 2006, from ECMI Web site:http://www.ecmi.de/download/working_paper_216.pdf

PEUCH, J. (2001), Georgia:Meskhetians Search For Cultural Identity (Part I), http://www.rferl.org/features/2001/05/25052001130649.asp

PİRVERDİOĞLU, A.P. (2002)Türklerde Yılbaşı ve Bahar Geleneği, Türkler Ansiklopedisi, Cilt:3, Ankara, s.44.

QAYIBOV, S. (2008), ″Abbaskulu Ağa Bakıhanov’un ″Gülüstan-ı İrem″ Eserinde Kırım Tatarları VE Giraylar″, Turkey, Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi-4, pages/page amount:218-229, Jan, url:http://sosyalarastirmalar.com/cilt1/sayi4/sayi4pdf/gayibov_seyran.pdf

RADİO FREE EUROPE/RADİO LİBERTY, Retrieved May 19, 2006, from, www.rferl.org/newsline/2001/05/110501.asp#archive

RAMPTON, B. (1995), Language Crossing and the Problematisation pf Ethnicity and Socialisation, Pragmatics, 5 (4), 485-513.

RAY, K. (2000)Repatriation and De-territorialization:Meskhetian Turks’ conception of Home, Journal of Refugee Studies; 13.pp.391-414

REYNOLDS, M A (2008), Native Sons:Post-Imperial Politics, Islam, and Identity in the North Caucasus, 1917-1918.Jahrbücher für Geschichte Osteuropas, 56, H 2

SARIKAYA, M. (2001)Eski Türkçedeki-ğu, -gü Fiilden İsim Yapma Ekinin Güney Azerbaycan Türkçesindeki Örnekleri Üzerine, Khazar University Journal Of Azerbaıjanı Studıes, Volume 4, Number 3-4.

SCHİEFFELİN, B.B.& Doucet, R.C. (1998), The ″Real″ Haitian Creole:Ideology, Metalinguistics and Orthographic Choice, In Schieffelin, Woolard and Kroskrity (Eds), Language Ideologies:Practice & Theory (285-316).NY:Oxford University Press.

SEFEROV, R. (2005), ″Sovyet Dönemi ve Bağımsızlık Sonrası Azerbaycan Nüfusunun Etnik Yapısındaki Değişimler″, Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Yayını.Sayı:17, Konya, s.395-410.

SEFEROV, R.-AKİŞ, A. (2011), Sovyet Döneminden Günümüze Ahıska Türklerinin Yaşadıkları Coğrafyaya Göçlerle Birlikte Genel Bir Bakış,Türkiyat Araştırmaları Dergisi, http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s24/seferov.pdf

SEVİNÇ, N. (2009)Türkiye’nin Türklükle İlgisi Kesiliyor, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı:272, Ağustos, s.46.

SLEZKİNEY. (1994), The Ussr As A Communal Apartment, Or How A Socialist State Promotes Ethnic Particularism, Slavic Review, 53 (2), 414-452.

SMİTH, A. (2004), Heteroglossia, ‘‘Common Sense, ’’ And Social Memory, American Ethnologist, 31 (2), 251-269

STRECK, M. (1967)″Kaf Dağı″, İ.A. VI. İstanbul.

SULTANOVA, A. (1995)″Türkmenlerin Evlenme Merasimlerine Bağılı Irımlar″, Diller Dünyası Dergisi, Matbuat Yayını, Mart-Nisan, Sayı, 2, Aşkabat.

SUMBADZEN. (2002), Muslim population of Southern Georgia:Challenges of Repatriation, In G.Nodia (Ed.), Ethnic-confessional groups and Challenges To Civic İntegration in Georgia:Azeri, Javakheti Armenian, and Muslim Communities (pp.42-63), Tbilisi, Georgia:Caucasus Institute for Peace, Democracy, and Development.

SUMBADZE, N. (2002), The Problem of Muslim Population Of Southern Georgia:Prospects Of Deportation And The Local Resistance, Retrieved September 9, 2008 from, http://www.policy.hu/sumbadze/Nana–Meskhetians5.html

SUMBADZE, N.-MOURAVİ, G.T. (2005), Repatriation And Adaptation Of Deported Meskhetians:Society And State İn Supra-National Context, Centre For Geopolitical & Regional Studies, Tbilisi, Georgia2005-06-09, http://www.policy.hu/~sumbadze/osiipf.html

SWERDLOW, S. (2004), Reflections on Transnational Minorities And Human Rights:Meskhetians and Hemshins in Georgia and Krasnodar.Bulletin:Anthropology, Minorities, and Multiculturalism, 5, 1-27.

SWERDLOW, S. (in press), Understanding Post-Soviet Ethnic Discrimination And The Effective Use Of U.S, Refugee Resettlement, California Law Review.

ŞİMŞEK, E. (2002)″Azerbaycan Kültürü’nde Ahir Çerşembeler″ ve ″Eski Türk Dini İle Paralellikleri, Türk Kültüründe Nevruz, V.Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildirileri, (15-16 Mart 2002), s.162, Diyarbakır, Ankara.

TAŞTAN, O. (nd).Law In Islam and the Muslim World online.Retrieved February 5, 2009, from, http://www.galegroup.com

TAVKUL, U. (2002)″Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları″, Yeni Türkiye Yay.İstanbul.

TOGAN, Z.V (1933)Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı:18, s.247-253.

TOGAN, Z.V (1933)Azerbaycan Etnografisine Dair, I.-II. Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı:15, s.101-107.

TOGAN, Z.V (1944)″Azerbaycan″, İ.A. II, İstanbul.

TOLZV. (1991), New İnformation About The Deportation Of Ethnic Groups Under Stalin, Report in the USSR, 3 (17), 16-29.

TOMLİNSON, K.G. (2004), Landless villages in a landless state:Meskhetian Turks without post-Soviet Homelands, Conference 2004, Durham, Association of Social Anthropologists of the UK and Commonwealth, http://www.theasa.org/conferences/asa04/panels/panel09.htm

TOYGAR, H.K. (1961)Ankara Folklorunda İlençler, TFA, VI (141), 4.

TUNA, Osman N. (1985)Türk Halkları (Modern) I, İnönü Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Eğitimi Bölümü Ders Notları:1, Malatya, s.49-51.

ULUTAŞ, İ. (2007)Metatez Olayı Türkçenin Hece Sistemiyle İlgili midir?, Bilig, Güz, Sayı:43:117-132.

URAMALI, Y. (2004), ″Eski Hemşerilerimiz Acara Muhacirlerine Açık Mektup″, Türk Yurdu, C.24, sayı:201, Mayıs, s.24.

URAVELLİ, O. (1994)″Ahıska’da Türk Nüfusunun Sürülmesine Dair Gizli Sovyet Belgeleri″, XII.Türk Tarih Kongresi Bildiri Özetleri, Ankara, s.47-48.

ÜLKER, E. (2008), ‘Assimilation, Security and Geographical Nationalization in Interwar Turkey:The Settlement Law of 1934’, European Journal of Turkish Studies, Thematic Issue N°7, Demographic Engineering-part I.

ÜLKÜTAŞIR, M.Ş. (1976)″Türkiye Türklerinde Ad Verme İle İlgili Gelenek ve İnançlar″, I.Uluslar arası Türk Folklor Kongresi Bildirileri, Cilt:IV, Ankara.

ÜZEL, O. (2007), Servet-İ Fünûn Dergisi (401-442.Sayılar), (İnceleme ve SeçilmiMetinler), Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Les officiers du Regiment Hamidie de la Cavalerie formee des Carapapaks″ ibaresiyle.);SF, nu.413, s.353; SF, nu.426, s.145, Sivas.

V.Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Gel.Gör.İn.Seksiyon Bild. (1997)Ankara.

WİLLİAMS, B. (1989), A Class Act:Anthropology and the Race to Nation Across Ethnic Terrain, Annual Review of Anthropology, 18, 401-444.

WİMBUSH, S.E. Enders, S. & Wixman, R. (1975), The Meskhetian Turks:A new voice in Soviet central Asia, Canadian Slavonic Papers, 17 (2 & 3), 320-340.

WİMBUSH, S.E.-WİXMAN, R. (1975), ″Ahıska Türkleri:Orta Asya’da Yeni Bir ​​Ses″, Kanada Slav Bildiri 27, No 2 ve 3 (Yaz ve Güz):320-340

WOLFE, T. (2000), Culture and Communities in the Anthropology of Eastern Europe and the Former Soviet Union, Annual Review of Anthropology, 29:195-216

YALÇINKAYA, A. (2006)Kafkaslar’da ″Türki″ Kavımler:Çerkezler, Abhazlar, Kabartaylar, Adıgeler, Çeçenler, İnguşlar, Dağıstanlılar ve Dığerlerı, Akademik Bakış, Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı:9 Mayıs-2006.

YARDIMCI, M. (1998)Kıbrıs ve Diğer Türk Ülkelerinde Ortak Ninni ve Tekerlemeler, II.Uluslararası Kıbrıs Araştırmaları Kongresi, Doğu Akdeniz Üniversitesi, Gazimağusa, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, 24-27 Kasım 1998.

YILDIZ, H. (2007), Türkçede Çingeneler İçin Kullanılan Kelimeler ve Bunların Etimolojileri, Dil Araştırmaları Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, Güz, s.61-82.

YOLOĞLU, G. (2000)″Tabiat Kültü Ateş, Nevruz ve Şamanizm″, Türk Dünyası’nda Nevruz Üçüncü Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildirileri, (18-20 Mart 1999 Elazığ) Atatürk Kültür Merkezi, Ankara.

YOLOĞLU, G. (2000)″Tabiat Kültü Ateş, Nevruz ve Şamanizm″, Türk Dünyası’nda Nevruz Üçüncü Uluslar arası Bilgi Şöleni Bildirileri, (18-20 Mart 1999 Elazığ) Atatürk Kültür Merkezi, Ankara.

ZEYREK, YÇoruh’un Konuşan Tarihi Etrafında, http://www.akdamlakoyu.com/koseyazilari/indeh.htm

ВОЕННЫЙ СБОРНИК [Askerî Mecmua], C.28, S.-Peterburg 1863, s.182.

Сборникъ Материаловъ для Описания Местностей и Племенъ Кавказа, (SMOMPK)- (1883), Kafkas Yerleri ve Taifelerinin Tasviri için Materyaller Mecmuası, 3.bırakılış, ss.341, 345, 350.

İNTERNET KAYNAKLARI

http://www.acikarsiv.ankara.edu.tr

http://www.ahiskalilar.org

http://www.ahiskalilarvakfi.org

http://www.akafkasya36.azeriblog.com

http://www.alexakopyan.com

 http://www.armazi.uni-frankfurt.de

http://www.atadan.wordpress.com

http://www.azerievi.com

http://www.bizimbulanik.com

http://www.bizimbulanik.com

http://www.bizimbulanikli.com

http://www.borchali.net

http://www.borchali.ws

http://www.bulanik.meb.gov.tr

http://www.bulaniknet.com

http://www.bulaniktutkusu.com

http://www.caissoas.com

http://www.childbook.aznet.org

http://www.cidetr.com

http://www.devletarsivleri.gov.tr

http://www.dogadernegi.org

http://www.dspace.cam.ac.uk

http://www.egitisim.gen.tr

http://www.ejts.org/document2123.html

http://www.gizlitarih.com

http://www.gocsempozyumu.org

http://www.gole.org.tr

http://www.hbektasveli.gazi.edu.tr

http://www.irna.com

http://www.kafkasfederasyonu.org

http://www.kafkasuniversitesi.com

http://www.karapapak.com

http://www.karapapakyurdu.blogcu.com

http://www.karskahvesi.com

http://www.kultur.gov.tr.

http://www.kurtoglukoyu.com

http://www.mshlabs.org

http://www.mustarim.gov.tr

http://www.ogretmenlersitesi.com

 http://www.ozgeguzelyurt.azeriblog.com

http://www.terekeme-karapapak.azbuz.com

http://www.terekemeler.org

http://www.tika.gov.tr

 http://www.titus.uni-frankfurt.de.

http://www.tr.wikipedia.org

http://www.turkoloji.cu.edu.tr

http://www.uydukurdu.com

http://www.yasarkalafat.info

http://www.yenifrm.com

http://www.yesevi.edu.tr

 

KAYNAKÇA

 

ALIŞIK, G.S.(2005), “Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak 1995 İstanbul)”, Prof.Dr.Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt:2, Sayı:4, Aralık, s.10-25,

ALYILMAZ, S. (2003), Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara.

ASLAN, E. (1995), Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara.

ASLAN, K. (1994), Ahıska Türkleri, Ankara.

CAFEROĞLU, A. (1958), ″Anadolu Ağızlarında İçses Ünsüz Benzeşmesi″, Türk Dili Araştırmaları Yıllığı-Belleten, s.1-11.

CAFEROĞLU, A. (1976), ″Kafkasya Türkleri″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara 1976, Ankara, s. 1121.

CAFEROĞLU, A. (1983), ″Türk Kavimleri″,Türk Kültürü,Ankara, s. 44.

CAFEROĞLU, A. (1995), Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları:62, Ankara

CAFEROĞLU, A.-Yücel, T. (1976), ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara, s.113.

CAFEROĞLU, A.-Yücel, T. (1976), ″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara.

DAŞDEMİR, M. (2009), ″ Terekeme/Karapapah Ağızlarındaki İkili Biçimler ve Bunların Etnik Kökenle İlişkisi″, [Bildiri] II.Uluslararası Türkiye Türkçesi Ağız Araştırmaları Çalışmayı, (Mayıs), Kars.

EFENDİOĞLU, S. (2006), Cümle Menşeli Edatlar, Prepositions Originated From Sentence, A.Ü.A.Ü.Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi, 31, Erzurum, 193-207, s.197.

EFENDİOĞLU, S. (2009), Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, Volume, 4/3, Spring, 808-809.

ELİTOK, N. (2006), Muş İlinden Derlenen Mâniler Üzerine Bir İnceleme, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Türk Dili Ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi.

ERCİLASUN, A.B. (1983), Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Ankara.

HABİÇOĞLU,. (1993), Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul.

KALAFAT, Y. (2001)″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos 2001, Sayı:2001/31, s.26-30.

KARAPAPAH MEHRELİ BEY, (1996), Tiflis.

KARAPAPAKLAR, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt:XXIV, s.470.

KEMALOĞLU, M. (2006a), ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I.Bölüm)″, Kalgay, Yıl:11 Sayı:41, Temmuz-Ağustos-Eylül.

KEMALOĞLU, M.2006b), ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II.Bölüm)″, Kalgay, Yıl:11 Sayı:42, Ekim-Kasım-Aralık.

KEMALOĞLU, Ş.-M. (2007), Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F. (1953), Kars Tarihi, İstanbul.

KIRZIOĞLU, M.F. (1968), ″Cenûbî Garbî Kafkas Cumhuriyeti″, Türk Kültürü, Sayı:72, Ekim, s.958-959.

KIRZIOĞLU, M.F. (1970), ″Ahıska Bölgesi ve Türklük″, Türk Kültürü, Sayı:87, s.203-206

KIRZIOĞLU, M.F. (1972), Dede Korkut Oğuznâmeleri Işığında Karapapahlar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil Araştırmaları), Erzurum.

KIRZIOĞLU, M.F. (1972), Karapapahlar:Borçalı-Kazak-Uruğunun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış, Atatürk Üniversitesi Yay, Erzurum.

KIRZIOĞLU, M.F. (1992), Yukarı Kür ve Çoruk Boylarında Kıpçaklar, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F. (1993), Osmanlıların Kafkasya Ellerini Fethi (1451-1590), Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F. (1995), Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapaph’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara.

KIRZIOĞLU, M.F. (1997), ″Çıldırlı Âşık Şenlik’te Vatan ve Millet Duyguları″, Âşık Senlik Sempozyumu Bildirileri, Ankara, T.C.Kültür Bakanlığı Yay.:161

KIRZIOĞLU, M.F. (2008), Çıldır Köyleri Seyahat Notları-I, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı:9, Yıl:4, Kış.

KIRZIOĞLU, M.F. (2009), Çıldır Köyleri Seyahat Notları-II, Bizim Ahıska Üç Aylık Kültür Dergisi, Sayı:13, Yıl:5, Kış.

MƏMMƏDLİ Ş.B. (1991), Paralanmış Borçalı veya 1918 Yılı Ermenistan-Gürcistan Muharebesinin Acı Neticesi, Azerneşr Yay, Bakü.

MƏMMƏDLİ Ş.B. (2003), Azərbaycan Ədəbiyyatının Borçalı Qolu (1920-ci İlə Qədər), Monoqrafiya, Tbilisi, Kolori, s.232

MERÇİL, E. (2003), Gürcistan Tarihi-Eski Çağlardan 1212’ye Kadar, Ankara.

METİN E. (1997), Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı:35, Güz, s.10-16.

NİHAT K.-YILMAZ, H. (1999), Aras’tan Volga’ya Kafkaslar-Ülkeler-İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara.

Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, (1997), Bakü.

ORHAN A. (1998), Karapapaklar (Seminerler Çalışması), İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya.

ŞİRALİYEV, M. (1962), Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü.

TİŞKOV, V.A. Fillipova, E.İ. (2000), Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara.

TOGAN, A.Z.V. (1933), Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı:150, s.101-107, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı:18, s.247-253.

TOGAN, A.Z.V. (1933), Azerbaycan Etnoğrafisi, II.

TOGAN, A.Z.V. (1944), ″Azerbaycan″, İ.A. II, İstanbul, s.94.

TOGAN, A.Z.V. (1970), Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.

VALAH HACILAR, (2001), Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde, Tiflis

VALEHOĞLU, H. (2009), Fahri, Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları, Bizim Ahıska, Yıl:5, Sayı:14, Bahar.

YEGANE, İ. (1990), Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

YENİARAS, O. (1994), Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul.

YILMAZ, S. (2007), Karapapak (Terekeme)Türkleri, Ankara.

YÜZBEY, İ. (2008), Ahıskalı Türkler ve Kültürleri, Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 3/7 Fall.

……………………………………………………………………………………

KAFKASYA-TARİHİ GEÇMİŞİ-ETNİK-DİNİ YAPISI Ve TEREKEME (KARAPAPAH) TÜRKLERİ

AKADEMİK BAKIŞ DERGİSİ Sayı: 32 Eylül – Ekim 2012

Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi

ISSN:1694-528X İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi, Türk Dünyası

Kırgız – Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü, Celalabat – KIRGIZİSTAN

http://www.akademikbakis.org

Muhammet KEMALOĞLU∗

ÖZ

Kafkasya pek çok etnik halk topluluğunu bir arada barındırırken, pek çok kültüre de ev

sahipliği yapan bir coğrafya parçası olarak tarih boyunca insanların ilgisini üzerine çekmiştir.

Kafkasya için Türkiyat araştırmalarına ağırlık verilmesi, son dönemlerde Kafkasya’da ortaya

çıkan etno-politik sorunların çözümü için de gereklidir. Rusya Devlet İstatistik Komitesi

(Goskomstat)’nin verilerine göre Rusya’da 37 ayrı Türk topluluğu bulunmaktadır. Bu

topluluklardan 11 tanesinin asli vatanı Rusya değildir. Yani Ortasya, Kafkasya, Kırım gibi

bugünkü Rusya’nın dışında kalan bölgelerdir. Göçmen olarak niteleyebileceğimiz bu

topluluklar dışındaki 26 ayrı Türk topluluğunun Rusya içinde kendilerine ait bir bölgesi

bulunmaktadır. Adlarının etimolojisi, tarih sahnesine çıkarları ve halen bulundukları Türk

coğrafyaları hakkında bilgi verilip, halk kültürleri üzerinde durulmuş ve daha ziyade halk

inançları karşılaştırmalı olarak incelenmeye çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Türk Kültürü, Terekeme Person, Türkler, Kafkasya, Kafkas Kültürü,Kafkasya Halklar

STRUCTURE OF ETHNIC-RELIGIOUS HISTORY OF HISTORY-CAUCASUSKARAPAPAH TURKS AND TEREKEME

ABSTRACT

The Caucasus has aroused interest along the history as a geographical region that has gathered

a lot of ethnic groups and cultures in her structure. Turcology researches for the aucasus are

also necessary for solution of the ethno-politic problems that have appeared recently in the

Caucasus. According to the State Committee on Statistic of Russia (Goskomstat Rossii), 37

different Turkic ethnic groups are living in Russia. Eleven of these groups are not originally

from Russia. They are from regions such as middle-Asia, Caucasus and the Crimea, which

are outside of Russia. Other than the mentioned groups, which are immigrants, 26 other

Turkic groups have a region of their own in Russia. The usage of the mother tongue among

Turkic groups in their homeland in Russia and in other parts of Russia is quite noteworthy.

Especially, Turkic Groups living in the Siberian region as small groups speak their mother

tongues less than they used to. It is a fact that a community, which forgets its mother tongue,

will also lose their values rapidly and die out in a short time. In this paper, information of Karapaph-Terekeme Turks’ ethnic identities, the etymology of their names, their place in

history and Turkish geographies which they still exist has been given. Their folk culture and

beliefs has also been comparatively studied.

Key Words: Terekeme Person, Turks, The Caucasus, Caucasian Culture, Peoples of the

Caucasus

Çalışmamız içerisinde sık sık geçecek ağız özelliklerini uygun yazabilmek için bazı harfler

kullanıldı: Bunlar, tek heceli kelime sonundaki ″b″leri ″v″ye ve ″b″leri ″f″ye, gerundium eki

olan ″b″leri yine ″f″ye ve kelime ortasındaki ″c″leri ″j″ye çevirmektedirler. É, é: E-i arası

kapalı e sesidir. X, x: Hırıltılı h sesidir. Ġ, ġ: Gırtlaktan çıkan hırıltılı g sesidir. G, g: Art

damak, kalın k sesidir. T, t. , Dişler arasından baskıyla çıkan sert t sesidir. Karapapak-

Terekeme, ağız özellikleri yörelere göre değişken bir yapı gösterirse de Azeri lehçesini

anımsatır.

GİRİŞ

KAFKASYA-TARİHİ GEÇMİŞİ-ETNİK ve DİNİ YAPISI

″Kafkasya″ kelimesi, ilk kez yazılı metinlerde eski Yunanlı düşünür Aishylos’un M. Ö.

490’da yazdığı bir eserde ″Kavkasos Dağı″ şeklinde geçmiş, o günden günümüze kadar

″Caucasus″, ″Caucasia″, ″Caucasie″ gibi bazı değişikliklere uğrayarak gelmiştir(Demir, 2003:

59; Demir,1996: 222; Erkan, 1999: 8-9; Kırzıoğlu, 1993: XV-XVI).Kafkasya’nın jeopolitik

anlamının bugünkü içeriği kendi bağlantıları açısından Rusya’nın XVIII.-XIX. yüzyıllarda

Kafkasya’yı işgali dönemine kadar uzanıyor. Rusya’nın Kafkasya’ya yerleşmesi sonucu bölge

Kafkasya ve Trans-Kafkasya olarak tanımlanıyor. Sonraki dönemde Trans-Kafkasya’nın ele

geçirilen arazilerinden kuzeyde bulunan yerler için ″Kuzey Kafkasya″ ibaresi kullanılmaya

başlanıyor. Kafkasya, Arap tarihçilerinin ve coğrafyacılarının Cebelü’l-Elsân(Karakhi,

Muhammed Tahir, 1987: 178) yani ″Dillerin Dağı″ dedikleri bölge yüzyıllar öncesinde

olduğu gibi, hâlâ, bu şekilde isimlendirilmeye hakkıyla layık bir coğraya. Çok sayıda dilin ve

kültürün birbirine karışmadan, uzun süre yan yana yaşadıkları, adeta bir milletler mozaiği

oluşturdukları yerdir. Adını bölgenin asıl yerli halkı olan Kaslar’dan alan ve kuzeybatıdaki

Taman Yarımadası’ndan başlayıp Bakü’nün doğusundaki Apşeron Burnu’na kadar uzanan

Kafkas sıradağlarının güney ve kuzeyin de yer alan bölgeye Kafkasya denilmektedir.

Doğusunda Hazar Denizi, batısında Karadeniz, güneyinde ise Çoruh-Arpaçay-Aras nehirleri

bulunmaktadır. Coğrafi bakımdan kuzey sınırı olarak genellikle Don ile İtil(Gürsoy, 1984:

319)1 nehirlerinin birbirine en çok yaklaştığı yar kabul edilmektedir(Tavkul, 2002: 11-12;

Hizal, 1961: 13; Aydın, 2005: 17; Ögel, 1984: 25; Kaflı, 1942: 53-54; Kosok, 1960: 17-18;

Gökçe, 1979: 21-22; Kaşıkçı,Yılmaz, 1999: 11-18; Kırzıoğlu, 1993: XV; Memmedov, 1993:

138; Özey, 1996: 42; Saray, 1988: 3-7; Streck, 1967: 59-61; Berkok, 1958 s. 4; Habiçoğlu,

1993: 21; Özbay, 1995: 45; Alatlı, 2005: 44; Lang, 1997: 16; Akçora, 1996 s. 307; Halle,

1997: 25; Karamanlı, 1996: 310; Şahin, 2001 Yaz, No. 19, ss. 33-35; Merçil, 2003: 1) 2.

1 İdil ya da Volga(Rusça: Волга, Tatarca: İdel), Avrupa’nın en uzun nehridir.Eski isimi Etil/Edil’di.Avrupa Hun İmparatoru Attila’nın ismi İdil’den gelmektedir (Attila =

İdilli).

2 http://www.kafkasfederasyonu.org/v1/index.php?goster=yaziid=79search=%DDskit″Kafkasya’da İskit

Dönemi″; http://www.gizlitarih.com/index.php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″.

Uzunluğu 1200 km’ye varan Kafkas Dağları, genel olarak, bölgeyi Kuzey ve Güney Kafkasya

olmak üzere ikiye bölmektedir3, öte yandan bu dağlar aynı zamanda Anadolu-İran-Arap

memleketleri ile Kıpçak Bozkırlarını ve İskit memleketlerini birbirinden ayıran tabiî bir duvar

görünümündedir. Esas itibariyle dağlık bir ülke olan Kafkasya’da yerleşim bölgeleri,

çoğunlukla yüksek yaylalar ve derin vadilerde yoğunlaşmıştır. Yüksekliği fazla olan bu dağ

silsilesi, bölgedeki insanların tarihlerini, kültür ve karakterlerini başkalarından farklı kılmıştır.

Askeri açıdan büyük ölçüde savunma kolaylığı sağlayan dağlar, kültür ve etnik bakımdan

bölünmüş bir coğrafyanın doğmasına sebep olmuştur.

Türkiye içinde bulunduğu jeopolitik ve jeostratejik konum dolayısıyla tüm dünyanın

dikkatini çeken bir ülkedir. Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprüdür, Karadeniz’i

Akdeniz’e bağlayan boğazlara sahiptir, Orta Asya, Ortadoğu ve Kafkasya’daki doğal enerji

kaynaklarının kesiştiği bir noktadadır. Geçmişte Osmanlı İmparatorluğu, günümüzde ise

Türkiye Cumhuriyeti bu kritik konumu nedeniyle çeşitli ülkelerin ilgi alanı olmuş, plan ve

entrikaların hedefi haline gelmiştir. Türkiye üzerindeki planlarını uygulamak isteyen ülkeler,

bu hedeflerine ulaşmak için türlü yollara başvurmuşlardır(Kemaloğlu, 2006).

Kafkaslar Türkiye’nin bitişik komşusudur. Türkiye bir kısmı ile Kafkas ülkesidir.

Kafkasya’daki her değişiklik istemesek de bizi etkiler. Bu sebeplerle Kafkasya; Balkanlar ve

Süveyş-Basra Körfezi hattına kadar olan Orta Doğu alanı gibi Türkiye’nin jeostratejik ufku

stratejik ilgi alanı içerisindedir(Togan, 1944: 94; Caferoğlu, 1983: 44; Gökçe, 1979: 3-

11).Kafkasya iki yanı deniz olan bir ″kara boğazı″ (geçit) özelliğindedir. Kafkasya; Avrupa,

Asya, Afrika kıtalarının buluşma noktasındaki menteşe, bu menteşe üzerine vurulmuş kilit ve

kilidi açan anahtarı değerindeki Anadolu’nun bir uzantısı ve bütünlenicisidir(Kantarcı, 2005:

34).Kafkasya ayrıca kendine özgü coğrafi değerleri ile Anadolu’dan bağımsız olarak Avrupa

Rusya’sı, Orta Asya ve Orta doğudan etki alır ve bu bölgeleri etkiler. Ortadoğu ve Avrupa

Rusya’sı arasındaki tek yöndür. Yıllarca Orta Asya’yı Hazar denizinin kuzeyinden

Anadolu’ya ve orta doğuya irtibatlandırmıştır. Asya ve Avrupa kıtaları arasında köprü

konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Orta Asya Kafkasya ve

Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün

dünyanın dikkatini çekmektedir. Türk topraklarının bir kısmı (Aras ve Çoruh nehirlerinin

kuzey doğusu) Kafkasya hudutlarının dahilinde bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi aynı

zamanda bir Kafkasya ülkesi yapar mı? Evet.

Nasıl ki Trakya sebebiyle Türkiye bir Balkan ülkesi sayılıyorsa; Kafkas sınırları

içerisinde kalan topraklarımız sebebiyle de Türkiye bir Kafkasya ülkesidir. Bu nedenle

Kafkasya ile ilgili bir inceleme yapılırken bölgenin geniş hinterlandı göz önünde

bulundurulmalıdır.

Tarih boyunca Kafkasya üzerinde büyük devletler arasındaki hakimiyet mücadelesinin

hiç eksilmediğini görüyoruz, ilkçağlarda Romalıların, Perslerin İskitlerin yaptıkları

mücadeleyi ortaçağlarda Bizanslılar, Sasaniler ve Hazarlar sürdürmüştü. Daha sonra bu

mücadelelere İslâm devletleri de katıldı. Gerek Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun gerekse

Moğolların hakimiyetleri Kafkasya üzerinde en fazla tesir yapan siyasi faaliyetlerdir.

Selçuklular ilk defa Sultan Alparslan’ın 1064’teki ilk batı seferi sırasında, Anadolu’yu fethe

3 Kafkasya, Rehber Ansiklopedisi.

başladılar. O yıl Bizanslılardan şimdiki Iğdır, Tuzluca, Digor, Arpaçay, Kağızman, Sarıkamış

ve Kars bölgelerini, Bizans’ın müttefiki olan Ortodoks Akpaz-Gürcü Kırallığından

(merkezleri Kutayıs idi) Çıldır Gölü çevresi ve Akhalkalak/Ahılkelek kesimi, merkezi Borçalı

Çayı solunda Loru olan Gregoryen Bagratlılardan da eski Gugaret’in doğu kesimi sayılan

Loru ve Şamşolde bölgeleri fethedilerek, bugünkü Türkiye’nin temelleri bu topraklarda

kurulmuştu. Bu arada Borçalı Çayı boyundaki Karapapaklar4 da ana dilleri Türkçeyi devam

ettirdiklerinden, Temmuz 1064 başlarında gönülden Müslüman olmuşlardı(Kırzıoğlu, 1953:

376-384; Turan, 1971: 164-166, 252-253).Özellikle Cengiz Han’ın büyük oğlu Cuci Han’ın

soyundan gelenlerin başında bulundukları Altın Ordu Devleti, Kuzey Kafkasya’yı doğrudan

yönetmiş, Güney Kafkasya ile de yakından alakadar olmuştu. Müteakip asırlarda da Güney

Kafkasya üzerinde ya İlhanlılar, Timurlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular gibi devletler

hakimiyet kurmuşlar, yahut da bölgedeki küçük emirlikler ve hanlıklar bulundukları

şehirlerde bağımsızlıklarını ilan ederek birer şehir devleti halinde hüküm sürmüşlerdi(Devlet,

1996: 7; Tanyu, İstanbul, (tarihsiz): 39; İbrahimov, 1996: 33; Baddaley, 1996: 54).Kafkasya

da yaşayan kavimler göçler dolayısıyla son derece farklı kökenlidir. Uzun süren geçmiş ise

özellikle bölgenin ulaşımı iyice zorlaştıran dağlık yapısı yüzünden bölgedeki kavimlerin

kaynaşmasını önleyip Kafkasya da güçlü devletlerin kurulmasını önlerken, gene aynı dağlık

arazi bölgeyi istila etmek isteyen büyük güçlerin istilasını güçleştirip engelleyen en önemli

etkenlerden biri olmuştur. Sık sık ortaya çıkan iktidar değişmeleri, isyanlar, hakimiyet

mücadeleleri yüzünden bütünlük oluşturamamıştır.

Her toplumun olduğu gibi Türk toplumunun da kendi jeopolitiği vardır. Türkiye

Cumhuriyetinin jeostratejik ufku ve stratejik ilgi alanları; Balkanlar, Orta Doğu, Kafkasya ve

Orta Asya’dır. Erol Mütercimler’e göre ise Türk jeopolitiği şu iki alanı kapsar: İlki,

Türkiye’de ve Türkiye dışındaki bütün Türklerin yaşadıkları coğrafyalar, ikincisi de, Türkiye

ve Türk Dünyasının jeopolitik ufku ve politik ilgi alanlarıdır. Kafkasya bu alanların başında

gelen yerlerden biridir(Mütercimler, 2006: 356; İlhan, 1999: 3).

Kafkasya, dünya enerji kaynaklarının yarıdan çoğunun bulunduğu Avrasya’nın önemli

bir geçidi ve kapısıdır. Tarihte orduların doğudan batıya, batıdan doğuya geçtikleri bir geçit

olma özelliği taşır. Kuzeyde Dağıstan, Çeçenya, Kalmukya, İnguşetya, Abhazya, Osetya ve

Güneyde Gürcistan, Azerbaycan, Ermenistan ve Türkiye’nin kuzeydoğusu bu alan içindedir.

Kafkaslar tıpkı Balkanlar gibi her anlamda karışık bir bölgedir. Bölgede onlarca etnik grup

olsa da bunlar Türk jeokültürüne ait halklardır. Ağırlıklı olarak Müslümandırlar. Türkiye’de

Kafkaslardan göç etmek zorunda kalmış birçok toplum yaşar ve bölgeyle bir şekilde bağları

vardır. Bölge kadim zamanlardan beri Türk topraklarıdır. Dede Korkut hikayelerinin

yaşandığı, Kerem ile Aslı’nın dillere destan aşkının geçtiği yerlerdir. Anadolu’nun

Doğusu’nun ve Türkiye’nin güvenliği, Güney Kafkasya’daki gelişimler ile de çok yakından

ilgilidir. Çünkü, coğrafi yapısı nedeni ile Anadolu’nun Doğusu ile Güney Kafkasya bir

bütündür; coğrafi yapısı ve karakteristikleri nedeni ile Güney Kafkasya’yı Anadolu’nun

Doğusu’ndan soyutlamak ise mümkün değildir. Güney Kafkasya, Anadolu’nun Doğusu

istikametinde kuzeyden ve doğudan gelişebilecek jeostratejik açılımları engelleyen bir coğrafi

4 Karapapak adı tarihte ilk defa 1599 yılında Buhara Hanlığı belgelerinde geçer. Önceleri aşağı İdil civarında yaşamakta iken Timur’un zulmünden yahut da Rusların Kazan’ı

işgal etmelerinden dolayı buradan ayrılıp Zerefşan (Semerkand’ın doğusunda) bölgesine gelmişler, sonradan Özü (Dnepr) ırmağının batısına geçmişlerdir. Kür-Aras

boylarından göçme Sulduz Karapapakları da Tiflis’in güneyinde Borçalı (eski adı: Loru) sancağında mesken tutmuşlardır. Şii ve Sünni inanca sahiptirler. Yanlış olarak Şii

olanlara Tat ve Acem, Sünnilere de Terekeme denilir. Halbuki, Karapapakların Acemlikle alâkaları yoktur. Kaza kuzu derisinden kalpak giydikleri için kendilerine bu ad

verilmiştir. Karapapaklar zeki, çalışkan, iyi ata binen, iyi silah kullanan bir Türk boyudur. Zengin bir folklora sahiptir.

blok, Türkiye’nin Avrasya açılımları için ise bir jeostratejik atlama taşıdır. Bu nedenle de

Türkiye’nin Güney Kafkasya’daki gelişimleri etkilemesi, bunu yapabilmek için ise bölgede

aktif rol oynaması gerekmektedir. Kafkaslar Türkiye’nin ulusal ilgi ve çıkarlarının olduğu bir

yerdir. Ulusal çıkarlar; bir vatanın sınırları içinde yaşayan toplumun can ve mal güvenliği ve

vicdan özgürlüğü içinde yaşaması için uygun gördüğü nicel ve nitel (maddi ve manevi)

değerlerin tümünü ifade eder.

Anadolu ise yeraltı ve yerüstü zenginlikleri, tabiî güzellikleri ve özellikle stratejik

konumu bakımından tarih içinde sürekli dikkatleri çeken bir coğrafya parçası olmuştur.

Anadolu insanlık tarihinde, iç ve dış göçler sonucu ortaya çıkan önemli uygarlıkların

yaşandığı bir coğrafya olarak kabul edilmektedir. Böylesine bir göçmenler kazanı ve

uygarlıklar sentezi üzerinde kurulmuş olan devletlerin göçlerle gelen toplumsal, siyasal ve

yönetsel sorunlar için çeşitli önlemler aldığı ve çözümler ürettiği bilinmektedir. Anadolu,

özellikle XVIII. yüzyılın sonundan itibaren belirli aralıklarla yoğunluk kazanarak süregelen

dış göç hareketleri ile karşı karşıya kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluşu ile

başlayan ve devletin genişlemesi ve büyümesine yönelik politika olarak teşvik edilen göçler

sonucu Anadolu toprakları dışındaki alanlarda önemli sayıda Türkçe konuşan topluluklar

iskan edilmiştir. İmparatorluğun zayıflaması ile birlikte Türk ve Müslüman olan halkların

bulundukları yerlerden haçlı seferleri düzenledi. Çar Aleksandr ise, 1815 Viyana

Konferansında, Türklere karşı takip ettikleri politikanın adını ″Şark Meselesi″ olarak

koymuştu(Kemaloğlu, 2006; Köstüklü, 1991: 221).

Türkiye, Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan Güney

Kafkas ülkeleriyle ilişkiler kurmaya başlamıştır. Bunlardan Azerbaycan ile sorunlu başlayan

ilişki daha sonra gelişmiştir. (Azerbaycan’ın Rusya destekli Ermenistan’ın işgaline uğraması

sırasında Türkiye Elçibey liderliğindeki Azerbaycan’a gereken desteği vermemiş, hatta Özal,

″onlar şii, biz sünniyiz, İran onlara daha yakın, onlar desteklesin″ diyecek kadar ileri gitmiştir.

Bu arada İran’ın da Ermenistan’ı desteklediği söylenmekteydi. ( Altaş, 2005) Ermenistan ile

de yakın ilişki kurma çabası iyi sonuç vermemiştir. Ermenistan, bölgede hem Rus ve İran hem

de Atlantik desteğiyle şımarıkça davranmaktadır. Türkiye’den toprak taleplerini dile

getirmektedir. Irkçı politikalar izleyerek topraklarından bütün Türk kökenli halkları

uzaklaştırmıştır. Tarihî Türk toprakları olmasına karşın yaptığı etnik temizlikle Ermenistan’da

tek Türk kalmamıştır. Kafkasya’da bugün de varlıklarını sürdüren ırk gruplarını(Yalçınkaya,

2006)5 şu şekilde tasnif etmek mümkündür:

Türkler (Turaniler): Azerbaycanlılar(Caferoğlu,-Yücel, 1976: 113; Ülke Raporu: 1;

Togan, ″Azerbaycan″, İ.A.: s. 92, 99, 100; Caferoğlu, 1983: 55-56; Gömeç, 1999: 5),

Karapapaklar-Terekemeler(Eröz, 1990: 81-82; Fığlalı, 1989: 9-10-12; Şapolyo, 1964: 255;

Kütükoğlu, 1993: 2; Huart, 1993: 387; Gölpınarlı, 6: 789; Dalkıran, 1997: 20; Osmanlı

5 Eski Kafkas dil grupları (Çerkezce genel adıyla bilinen Adigece, Kabartayca, Abhazca, Abazaca, Ubihce ile Gürcüce,Lazca, Çeçence, İnguşça, Avarca, Lezgice ve

diğerleri) %35, Ural-Altay (Azerice, Karaçayca,Balkarca, Kumıkça, Nogayca ve diğer Türkçe kökenli diller) %35 ve Hint-Avrupa (Ermenice,Rusça, Ukraynaca, Osetçe,

Tatice, Talişçe ve diğerleri) %28’i oluşturmaktadır. Eski Kafkas halkları iki kuzey bir güney kola ayrılır. Güney kolu, Gürcüler ile onlara akraba kabul edilen Megrelleri,

Lazları ve Svanları içine alır (1979 nüfusu 3.571.000). Kafkaslar’ın Türk kökenli halkları ise güneyde daha çok doğuda Hazar kıyısında, orta bölgelerde ve bir miktarda batı

yaşayan Azeriler (5.477.000) ile kuzeyde yaşayan Kıpçaklardır. Kıpçak Türkleri’nin alt grupları ise Kumikler (228.000), Nogaylar (60.000), Karaçaylar (131.000) ve

Balkarlardır (66.000). Bu rakamlarda Sovyet döneminde 1979 sayımlarında elde edilenlerdir.

Devleti’nde Ehl-i Sünnet’in Şii Akidesine Tenkidleri, İstanbul, 2000: 9)6, Kundurlar(Tişkov-

Fillipova, 2000: 100; Aslan, 1994: 7; Tavkul, 471-472; Tavkul, 1993: 14)7, Karaçaylar8,

Balkarlar9, Kalmuklar10, Nogaylar(Caferoğlu, 1983: 45; Nogay:, 2001: 5-7)11,

Kumuklar(Habiçoğlu, 1993: 27; Bala, Kumuklar, İA. , s. 986. Togan1970: 133-161),

Türkmenler(Caferoğlu, 1983: 44-45; Kafkasya, Yeni Türkiye Ansiklopedisi, 1985: 1620)12.

Kaslar yani asıl Kafkas kavimleri: Çerkezler(Grigoriantz, 2000 s. 176; Kutlu, 1993:

109; Metcunatuka, 1330: 843/(M. Ü. İLAH. Genel 4639); Ostrogorsky, 1981: 95) (Abazalar,

Aphazlar-Terim, 1976: 15; İnönü Ansiklopedisi, 1981: 75, Ubıhlar13, Adige(Öztürk, 2003:

16; Bala, 1993; s. 375)14, Hatkolar(Özbay, 1995; Namıtok, 2003)15, Şapsıglar(Lyulye,

2003: 52, 53, 54)16, Bjeduglar17, Kemirguveyler18, Abzehler19, Besleneyler(Berkok, 1958:

6Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır.Mesela, siyah başlık (papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı

″Karakalpak″ veya ″Karapapak″ tır.Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır.Türkiye’de ″Karabörk″, ″Karabörklü″, Kızılbörklü″,

″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır.Aşıkpaşaoğlu Tarihi’nde bu hususla ilgili olmak üzere, şu örnek bulunmaktadır: Orhan Gazi, babası Osman

Gazi gibi kızıl börk giyiyor ve askerine de giydiriyordu.Kardeşi Alaaddin Paşa, bu konuda kendisine şu öğüdü verir: ″Hanım! Senin askerine bir alamet koyalım ki, başka

askerlerde olmasın.″ Orhan Gazi’nin, ″Kardeş! Her ne ki sen dersen ben onu kabul ederim.″ demesi üzerine Alaaddin Paşa, ″Etraftaki beylerin börkleri kızıldır.Seninki ak

olsun.″ diyerek teklifte bulunur.Bunun üzerine Orhan Gazi Bilecik’te ak börk işlenmesini emretmiştir.(Aşıkpaşaoğlu, Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul, 1949:117)

Kızılbaş isminin menşei ile ilgili olarak bir diğer görüş de şöyledir: Erdebil tekkesi şeyhlerinden Şeyh Haydar (894/1488), on iki dilimli kızıl bir taç giymiş ve kızıl sarık

sarmaya başlamış ve derecelerine göre müritlerine de aynı tacı sarıklı veya sarıksız olarak giydirmiştir.Bu nedenle Erdebil Tekkesi mensuplarına ″Kızılbaş″ adı verilmiştir.

7 Nogaylara çok yakın, muhtemelen onlardan kopma bir Türk boyu.Kundurlar, yaşadıkları alanın kara ormanlarla kaplı oluşu yüzünden, kendilerini Karaağaç diye

isimlendirmektedir.Çeşitli tarihi olaylar yüzünden Kafkasya Türk Topluluğundan ayrılarak idil (Volga) deltası ile Astrahan şehrinde yerleşmişlerdir.Fakat yazılı kaynaklarda,

Nogay Kara-Ağaçları olarak Sayılmaktadırlar, Türkolog Vambery, ‘Kundur’ adını, ‘Kondur diye yorumlayarak, bu Türk boyunu Kuma ve Terek ırmakları boyunda vaktiyle

yaşamış olan Nogay boyuna dayandırmaktadır.Kazay ve Kas-Pulat gibi iki topluluğa ayrılan Kundur Türkleri, Nogayca ile müşterek şekil ve ses bilgisiyle sözlük

özelliklerine sahip olup, öz ağızlarını korumuşlardır.Kuzey Kafkasya Nogayları ile ortak folklor özellikleri taşımaktadırlar.

8 Karaçay-Malkar Türkleri Kafkasya’nın en eski halklarındandır.″Karaçay″ sözü, yazılı kaynaklarda ilk olarak 1699 yılında geçmektedir.Bu tarihte, Moskovalı F.Elçin ve

P.Zaharev adlı elçiler, Gürcistan’a giderken, Karaçay bölgesinden geçmişler ve bir süre Karaçay’da konaklamışlardır.

9 Balkarlar, Kırım Tatarları ve Kumıklara yakın bir halktır.Hunların 4.yüzyıldaki Batı’ya göçünün ardından Kafkasya’da kalan Bulgar kabilesinden geriye kalan bir halk

olduğu ve Kafkasya’da hayli eski tarihten bu yana yaşadığı da ileri sürülür.

10 Kalmuklar Moğol olmadıklarını savunurlar.Oyratlar, Buryatlar ve Halkalar gibi, Kalmukların soy olarak Türklerle yakın bağları vardır.Kalmuklar, şamanizm ile karışık

bir Budist inancını benimsemişlerdir.Uygur dillerine benzeyen Kalmuk dilinin ne ölçüde Moğol grubundan Sayıldığı tartışmalıdır.Nüfusunun yarısı Ruslar tarafından

katledilen ve sürülen Kalmuklar, bugün genellikle Kalmukya’da, Moğolistan’ın batı kesiminde, Sibirya’da ve Çin’in batısında yaşarlar.

11Nogay ismi, Cengiz Han’ın torunu Nogay’dan gelmektedir.Nogay Türkleri, 17.yüzyılın başında Hazar Denizi’nin kuzey doğusunda, İrtiş Nehri’nden başlayarak Kırım’a

kadar yayılan büyük bir Türk topluluğuydu.

12Kafkaslar’ın Türk kökenli halkları ise güneyde daha çok doğuda Hazar kıyısında, orta bölgelerde ve bir miktarda batı yaşayan Azeriler (5.477.000) ile kuzeyde yaşayan

Kıpçaklardır.Kıpçak Türkleri’nin alt grupları ise Kumikler (228.000), Nogaylar (60.000), Karaçaylar (131.000) ve Balkarlardır (66.000).Bu rakamlarda Sovyet döneminde

1979 Sayımlarında elde edilenlerdir.

13 Ubıhlar, Kuzeybatı Kafkas halklarından biridir.Dilleri Ubıhça, bu dili son konuşan kişinin 1992 yılında ölmesiyle tarihe karışmıştır.Ubıhlar, Vubıhlar, Ubihler olarak da

yazılır.; Bkz.Kamacı, Ersoy, Çerkes Tarihi (Abazalar, Adiğeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Asetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler) Eylül, 1992.

14 Adige Özerk Bölgesi, Rusya Federasyonu’na bağlı olup, Sovyet döneminin başından beri Krasnador bölgesinde idari bir birim, ‘kray’dır.Büyük Kafkaslar’ın

kuzeybatısında, Kuban Nehri’nin sağ ve sol sahillerinde yer alır.

15 Şhaguaşe ve Psıp ırmakları arasında oturan Hatıkuaylar: bir zamanlar batıda, Ajips ve Ubin ırmakları havzalarına kadar uzanırlardı.Hatkolar büyük bir olasılıkla

Hatıkuay’ların bir bölümüdür.

16 Doğu Avrupa halklarından olan Şapsığlar, Kuzey Kafkasya’da Karadeniz kıyısındaki en büyük gruplardan olan Adıgelerin bir parçasıdır.

17 Bjeduğ (Bjedu, Bjedug), Çerkezlerib başlıca kabileleri Kabardeyler, Besleney (Besni)ler, Kemirguvey (Temirgoy-Çemguy)ler, Şapsığ (Şapsuğ)lar, Janeler, Natukhaçlar,

Ubuh (Ubıh-Vubıh-Ubukh)lar, Abzah (Abzakh)lar, Bjedug (Bjedukh)lar ve Mahuş (Makhoş)lardır.1830 yıllara kadar Kuban Irmağı’nın kuzeyinde bugünkü Krasnodar şehri

civarında yaşıyorlardı.Çerkes kabilelerinden biri olan Bjeduglar, artan Rus ve Kazak baskıları sonucu Kuban Irmağı’nın güneyine, diğer Çerkes kabilelerinin yanına

yerleşmek zorunda kalmışlardır.

18 Kuban Nehri ile Lafa ve Sagvase nehirleri arasındaki bölgede otururlar.Üç guruptan meydana gelirler.1-Kuban Nehri’ne doğru Adameyler 2-Ciraki ve Ratazay civarında

Yegerkoylar.

19 Abzaxlar Çerkes kabilelerinden Adige grubunun içinde yer alırlar.Abzax ismi genel olarak, Abhazların alt kısmında oturanları (ABAZAX) ifade ettiği söylenir.Yalnız

Azıge ve Azuge gibi Abzae ve Abhaz isimlerinin kök birliği göz ardı edilir.Abhaz ismi APSUGA’dan türemedir.Şu halde A-PSU-ĞE şeklinde ve sulu yerde oturan

Güneşzader anlamına gelir.Apsuge zamanla Apsıge, apsaxe, abzaxeve, abzaxe şekillerine dönüştü.

526)20, Kabartaylar-Tişkov-Fillipova, 2000: 102), Çeçenler-Tişkov-Fillipova, 2000: 57-65;

Mansur, 1995: 25; Togan, 1981: 29-30. , İnguşlar-Grigoriantz, 2000: 177; Tişkov-Fillipova,

2000: 22. , Darginler(Erel, 1961: 43)21, Andelaller (Avarlar-Binbaşı Nazmi, 1334: 67)22,

Laklar-Ramazan, Musa, 1997. 23, Lezgiler(Grigoriantz,: 187; Habiçoğlu, 1993: 40; Togan,

1981: 258), Agullar24, Çakurlar25, Gürcüler(Öztürk, 2003: 16; Bala, 1993; s. 375).

Hint-Avrupa Kavimleri (Ariler): Osetler26, Farslar(Şeyda-Muhammet Kemaloğlu,

2007: 47-48-49-51)27, Ermeniler28, Tatlar29, Talişler30, Ruslar, Alanlar31.

Öte yandan bilhassa Rusya’nın bölgeye hakim olmasından sonra, Rusların yanı sıra,

çok sayıda Yahudi, Alman, Rum, Çingene, Bulgar, Romen ve şâir topluluklar da muhtelif

yerlere yerleştirilmişlerdi. XIX. yüzyılda Kafkasya’da yaşayan halkın dinî durumlarına

gelince yaklaşık üçte ikisi Müslüman, üçte biri ise Hıristiyan idi. Bölgedeki Türklerin tamamı

ile Çerkezler, Abazalar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Lezgiler, Lazlar ve kısmen Gürcüler

Müslüman olup; Ruslar, Ermeniler, Svanlar, Osetler ve Gürcülerin büyük kısmı ise

hıristiyandı. Bununla birlikte gerek İslâmiyet, gerekse Hıristiyanlık bölgenin her kesimine

aynı derecede yayılabilimiş değildi. Hatta XIX. yüzyılda bile Müslüman yahut Hıristiyan

topluluklar arasında pagan geleneklerin var olduğu görülmektedir, özellikle Hıristiyanlık ile

Paganizmin bir arada yürüdüğü, devrin seyyahlarınca ifade edilmektedir(Saydam, 1993).

TEREKEMELER

Terekeme-Karapapak (Karapapag-Karapapax-Karapapah32) Türkleri, Anadolu’da,

Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu’nun(Caferoğlu, 1983) çalışmalarıyla tanınmıştır. Prof. Dr. M.

Fahrettin Kırzıoğlu hocanın çalışmaları(Kırzıoğlu 1995), daha sonra, Prof. Dr. Yavuz

Akpınar(Akpınar, 1994: 465-467), Prof. Dr. Ensar Aslan(Aslan, 1995), Aşık Şenlik konulu

20 Büyük ve Küçük Laba vadileri ile Urup (Varpa) havzasında otururlardı.Ayrıca Kuban Ovası ile Çegen, Fars ve Psefır vadilerine kadar da yayılmışlardır.Genellikle

Kabardeyle birlikte zikredilirler.Zaten yukarıda belirttiğimiz gibi Kabardeylerin bir kolu oldukları söylenmektedir.Kafkas kabilelerinin en asili ve fiziksel yapı bakımından en

güzel insanların çıktığı bir kabile olarak kabul edilirler.Batılarında Kemirguveyler ve Abzahlar bulunur.Güneybatı ve güneylerinde ise Barakay, Kazılbeğ, Segerey ve

Başılbeğ gibi Abaza oymakları bulunur.Kuzeyden ise Besleneylerin arazisi Kuban Nehri tarafından sınırlanır.

21 Orta Dağıstan’da, Derbent Geçidinden Hazar Denizi kıyılarına kadar uzanan bir bölgede yaşayan Darginlerin kuzeyinde Kumuklar, batılarında Avarlar ve Laklar,

Güneyinde Kaytaklar bulunur.Dağıstan’daki ikinci büyük etnik gruptur.Konuştukları dil Lezgilerin diline yakındır.

22 Dağıstan’ın kuzey-batısındaki Koysu Irmağı’nın Andi, Avar ve Kara kollarının kaynakları civarındaki bölgeler ile kuzeye doğru Kumuklar’ın oturdukları alçak ovaya

doğru uzanan kesimde (Çir-Yurt’a kadar) yaşarlar.

23 Konuştukları dil; Kafkas dil gruplarının Kuzey Kafkas ana kolundan Kuzeydoğu Kafkas dilleri kolu içinde Dargwa-Lak dil grubuna girer.

24 Dağıstan halklarındandır.

25 Doğu Kafkas Grubundandırlar.

26 Osetler’in atalarının tarihi eski çağlara kadar uzanır.Orta Asya bozkırlarından Ural dağlarına kadar göçebe olarak yaşayan İskitler oset halkının atalarıdır.Karadeniz’in

kuzeyine ve daha sonra da Balkanlara kadar yayıldılar.İskitler at üzerinde savaşta usta bir halktı ve bu üstünlükleriyle bu coğrafyada kültürel anlamda derin izler bıraktılar.

27 Fars Pers kelimesinden türeyen ve İran’ın nüfus yapısının çoğunluğunu (%51) oluşturan ve genellikle başkent Tahranda oturan halkı tanımlayan kelime.Etimolojik olarak

Pers kelimesinden gelmektedir.Pers kelimesi Arapçanın etkisiyle Fars haline gelmiştir, çünkü Arapça’da bulunmayan P harfi F ile ikame edilmiştir. Ebülfez Elçibey, Fars

Şovenizmi, Çev.: Cavit Veliev, http://www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=40&ıtemi=41

28 Kendilerine Hay derler.Hıristiyan dünyasından ayrı olarak, kendilerine mahsus bir Hıristiyan inancını benimserler.

29 Dillerinden ötürü İran kökenli bir ulus olduğu varSayılan Tatların % 95’i Müslümandır ve bunlara genellikle ″Dağlı″ derler.

30 Talişler veya Talişiler, Kuzeybatı İran dillerinden birini konuşan halk.Talişler, İran’ın kuzey eyaletlerinden Gilan ve Erdebil ile Azerbaycan’ın güney kesiminde

yaşarlar.Azerbaycan’da yaşayan Kuzey Talişleri, Taliş-i Guştasbi olarak adlandırılır.

31 Alanlar, İran dillerinden birini konuşan eski bir göçebe kavim.Hun baskısıyla Orta Asya’daki anayurtlarından ayrılıp batıya göçtüler.

32″Q″, harfi Terekeme ağzında ″G″ ve ″K″ harfleriyle karşılanır.Eser içerisinde bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.″X″ harfi, ″H″ harfiyle karşılanır; ancak, kalın ″H″

yani gırtlak ″H″ si gibi söylenir.Karapapaklar (″Karapapaklar/Terekemeler″ şeklinde de ele alınır.

sempozyumlarıdır33. Karapapahlar konulu son çalışma Selahaddin Dündar ve Haydar

Çetinkaya’ya aittir(Dündar-Çetinkaya, 2002; Kalafat, 2001/31: 26-30; Metin 1997: 10-16;

Hacılar, 2001, Karapapah Mehreli Bey, 1996, Azerbaycan Folklor Ananeleri (Gürcistandaki

Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında), 1992; Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve

Nağıl Deyimleri, 1999; Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, 1997;

Kırzıoğlu, 1972; Aydoğ, 1998).Ayrıca Güney Azerbaycan’da, İsa Yegane’nin(Yegane, 1990)

çalışmaları da mevcuttur.

Terekeme sözcüğü, terek; raf, dolap gözü, Terakime (Arapça ve Farsçada); Türkler,

Etrak (Arapça) Türk, siper, siperlik, sütre anlamlarına gelir(Kutalmış, 2003: 251). Osmanlılar

döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır.

Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Terekeme sözcüğünün

kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır. XII. -XIII. yüzyıllara geldiğimizde Borçalı ve

Kazahlı uruklar Terekeme olarak adlanmıştı. Âşık Emrah, şiirlerinde Terekeme güzellerinden

bahsetmektedir. Âşık Garip, Kazah nehri boylarını Terekeme yaylakları diye

övüyordu(Yeniaras, 1994: 33).

Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen34″ sözcüğünden türemiştir(Dündar-Çetinkaya,

2004; Kalafat, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″ adlı

makalesinde, Terekeme, terek/ağaç kültü, ağacın piri bağlantılıdır, der. VII. Milletlerarası

Türk Halk Kültürü Kongresi, 2006; Caferoğlu, 1988: 69).Kelimenin ″Türkmen/Türkman35″

kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça

çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca

Sözlük’ü(Devellioğlu, 1993) ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakime’si(Ebülgazi

Bahadır Han, Tercüman 1001 Temel Eser) bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık

ediyor. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir.

Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini

kullanmışlardır.

İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir

araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Terekeme sözcüğünün bundan bozularak

oluştuğudur. Terekeme kelimesinin kökeninin ″Terk-i Mekke″ izahı ise bir halk

benzetmesinden öte bir şey değildir. Terk-i Mekke ″Mekke’nin Terki, Mekke’nin bırakılması″

gibi bir anlam ifade eder ki, bu bir kavim adı olamaz; ancak bir olay adı olabilir. Kavim adı

olabilmesi için ″Mekke’yi terk edenler″ gibi bir kelime olması gerekirdi. Fakat halk

arasındaki rivayetlere baktığımızda bu terimin ‘terk etmek’ manasına geldiğini görüyoruz.

Yani ″mekânı terk eden ve göçmüş olan″ anlamında yorumlanmaktadır. Türkler arap değil ki

Terk-i Mekke denilsin.

33 Çıldır Aşık Sempozyumu, Ankara, 2000.

34 Terekeme Tarixən “türkmən” istilahı həm də oğuzların daha çox köçərilik etmiş hissəsinə şamil edilmişdir.V.V.Bartold və V.M Jirmunski də “türkmən” istilahını oğuz

tayfalarının göçəri həyat tərzi keçirmiş hissəsinə verilmiş bir ad kimi işlətmişdir.”Bir çox mə”xəzlərdə türkmənlərin yalnız Türkmənistanın indiki ərazisində deyil, eləcə də

Qafqaz, Cənubi Azərbaycan, Kiçik Asiya və müasir İran ərazisində də yaşadıqlarını və onların oturaq azərbaycanlılardan fərqləndiyini qeyd edirlər. Bundan belə nəticə

çıxarmaq olar ki, türkmənlər qədim oğuzların daha çox köçəri həyat keçirən hissəsinə deyilir və bunun izləri müasir Azərbaycan dilində “tərəkəmə” kəlməsində qalır”.

Maraqlıdır ki, orta əsrlərin Bizans müəllifləri də Kiçik Asiyadakı köçəri oğuzları “türkmən” adı ilə təqdim etmişdir.

35 Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz,

Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek.

Avşar: Afşar (İranlılar-Farslar)

Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm.

Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme

Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski

vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Eskiden Terekemelerin atalarının Kuzey

Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı olarak

Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre Terekemelerin

ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları terk etmişler ve

Gürcistan ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye geldiklerinde diğer yerli

toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme terimini ″yurtlarını terk

edenler″ anlamında kullanmışlardır. Hammer, Türkistanlı Karakalpakların oluşumu ile ilgili

şunları yazıyor: ″Bu kavim topraklarından kovulmaları dolayısıyla yas tutmak amacıyla siyah

şapka giymeye başladı(Bala, 1967: 339). Siyah şapkalılar(Alışık, 2005: 10-25)36 terimi bu

olay yüzünden onlara isim olarak verildi. ″ Bütün bu örneklere bağlı olarak Türklerde yas

tutmak amacıyla siyah şapka giyme geleneği olduğu gibi bugünkü Terekeme teriminin ‘terk

etmek’ terimi ile alâkasının olduğunu düşündürmektedir.

Terekemelere ayrıca ″Karapapak″ta denmektedir. Türkler arasında başa takılan

başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık

(papak, kalpak) giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapak″

tır(Karapapaklar, İslam Ansiklopedisi: 470).Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da

″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk(Ölmez, 2002)37″, ″Karabörklü″,

Kızılbörklü″(Sümer, Aydınoğullarının ″kızıl renkli börk″ giydiklerini yazmıştır. Eyüpoğlu,

1987: 262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004, s, 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997:, 2239-2240, 1884,

154; Joseph Von Hammer, 1990, s: 8; Başgöz, 2003: 92, Çetinkaya, 2005: 424-446; Akdağ,

1975: 15), ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır (Eröz, 1990: 81-

82; Fığlalı,1989: 9-10; Behnan, 1964: 254).Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen

Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapaklar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın

müridlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı on iki dilimli ″taç″ adlı kızıl kavukları

reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir(Kırzıoğlu, 1998:

467; Caferoğlu-Yücel, 1976: 1118, ).

″Oğuz kelimesi″, Derleme sözlüğünde, Oguz: Oğuz: bilgisiz; beceriksiz; kötü; cahil;

ahmak; saf; kolay kandırılabilir. Oğuz adam: saf ve babacan adam, Oğuz mezeri: eskiden

kalma büyük mezar; hemen hemen hepsi ziyaret yeri hâline getirilmiştir. Oğuz zemani:

cahillik devri, esgi zeman oğuzları: geçmişin güçlü kuvvetli fakat bilgisiz insanları kaba, saf,

bön, aptal şeklinde anlamlar ifade etmektedir(TTAS)38. ″Terekeme″ kelimesinin ise Türkmen

kelimesinden geldiğinden hiç şüphe duymamalı. Daha önce söylediğimiz gibi bu kelime

kolayca Terekeme biçimini alır. Esasen Terekeme kelimesinin Türkmen (Oğuz) kelimesinden

geldiğini bu kelimenin ağızlarda Oğuz/Uğuz kelimesinin sahip olduğu gibi olumsuz bir anlam

taşıması da ispat etmektedir. Faruk Sümer, Terekemelerin, Civanşir Avşarıyla bağlantılı

36 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapaklar’ın ceddi

olmalıdır.Karapapaklar, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasına kadar toplu olarak, Kazak Şemseddin Hanlığı’na bağlı Borçalı’da

yaşamışlardır.Z.Velidi Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta

yaşadıklarını belirtmektedir.Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapaklar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir.Karapapaklar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan

diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir.

37 Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir.

dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=12&sayi_id=843-s.67.

38 TDK.http://tdkterim.gov.tr/ttas/

olduğu da söyler: Civanşir Avşarı: Arran hükümdarı Çevanşir’den adını alan Civanşirler,

Arran (Karabağ)-Albanya-Avganya bölgesinde hakim bir Türk boyu idi ve Gürcistan’da

bunların sınırları içindeydi. Müslüman-Arap orduları Gürcistan’ı fethe geldiklerinde (642)

tahtta Hıristiyanlaşmış bir Türk olan Prens Cevanşir bulunuyordu. Yine bu dönemlerde Hazar

Devleti’nin Kafkaslara akınlar yaptığını görüyoruz (683-689-693 senelerinde). Hazarların

Gürcistan ve Ermenistan’a saldırmaları üzerine Gürcü Kralları Cevanşirler bu saldırılara

karşılık vermiş ancak yenilmiş, Prens Cevanşir ise 7 yıl esaret altında kalmıştır. Daha sonra

bölgeye Selçuklu fethiyle yoğun Türkmen yerleşmiştir. Buradaki Afşar’lar, Hülagu Han

zamanında Anadolu’ya getirilen ancak Timur tarafından Karabağ nakledilen Avşarlarla

birleşerek Otuz-İki Cevanşir (32 boydan müteşekkil) adını almışlardır(Cemşidov, 1990: 51.;

Sümer, 1992: 199-200).

Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları adlı eserinde, ″Türkçülük ile Turancılığın

ayırımlarını anlamak için Türk ve Turan topluluklarının sınırlarını belirlemek gerekir. Türk,

bir milletin adıdır. Millet kendine özgü bir kültürü olan bir topluluk demektir. Öyleyse

Türk’ün yalnız bir dili, bir, oysa Türk’ün kimi kolları, Anadolu Türklerinden ayrı bir dil, ayrı

bir kültür yaratmaya çalışıyorlar. Diğer Türk illeri birer ayrı dil, ayrı edebiyat ve ayrı kültür

oluşturmaya çalışırlarsa, Türk Milleti’nin bugün kültürce birleşmesi kolay olan Türkler,

özellikle Oğuz Türkleri, yani Türkmenlerdir. Türkiye Türkleri gibi Azerbaycan, İran ve

Harizm ülkelerinin Türkmenleri de Oğuz uruğundandır. Bunun için Türkçülükteki yakın

ülkümüz Oğuz birliği, yani Türkmen birliği olmalıdır. Bu birlikten amacımız nedir? Siyasal

bir birlik mi? Şimdilik hayır! Gelecekle ilgili bugünden bir yargıya varamayız. Fakat bugünkü

ülkümüz, Oğuzlar’ın yalnız kültürce birleşmesidir. Oğuz Türkleri bugün dört ülkede yayılmış

olmakla birlikte tümü birbirine yakındırlar. Dört ülkedeki Türkmen illerinin adlarını

karşılaştırırsak, görürüz ki birinde bulunan bir ilin ya da boyun öbürlerinde de kolları vardır.

Örneğin Harizm’de Tekeler ile Sarılar’ı ve Karakalpaklar’ı görüyoruz. Yurdumuzda Tekeler,

bir sancak oluşturacak kadar çoktur, dahası bir bölümü bir zamanlar Rumeli’ye

yerleştirilmiştir. Türkiye’de, Sarılar, özellikle Rumkale’de otururlar. Karakalpaklar ise

Karapapak ve Terekeme adını alarak Sivas, Kars ve Azerbaycan yörelerine yerleşmişlerdir.

Borçalı-Kazak boyundan gelen Karapapak Türkleri, Kıpçak Kuman, Bulgar ve Hazar

Türklerinin Ön-Asya’daki koludur. Borçalı ve Kazak diye iki kola ayrılırlar. Kafkasya’da ve

yakın bölgelerde dağınık bir vaziyette yaşarlar(Gökalp, 2003: 20-24)″,der.

At sürüleri (Yılkı) ve koyun besiciliği yapan bu boylar, Kıpçak Kafkasya’da ve yakın

bölgelerde dağınık bir vaziyette yaşayan Karapapak Türklerine, siyah astragan kalpak

giydikleri için komşuları bu adı vermişlerdir. Günümüzde, Türkiye ve Kafkasya başta olmak

üzere Azerbaycan, İran, Gürcistan, Ermenistan gibi ülkelerde yaşayan, sayıları yaklaşık altı

yüz bin civarında olan ve Karapapak yahut Terekeme olarak adlandıran bu Türk

topluluğunun, Peçeneklerin, Hazarların, Kıpçakların, Oğuzların birleşmesiyle oluşan bir

kavim olduğu yönündedir(Togan, 1933: 102; Özkan, 2003: 86; Yılmaz, 2007: 1, 12; Seyidov,

1989: 326-327; Alyılmaz, 2003: 4; Sevinç, 2009: 46).Togan, Karapapakları, Arap

kaynaklarında Karabörklü; Rus kaynaklarında Çyornıe Klobuki ve Moğol kaynaklarında

Siyah Külahan adıyla tanınan bir Kıpçak kabilesi olarak izah etmektedir(Hacılar, Fahri,

Bahar: 2009; Turan, 1965: 214-216; Togan,Sayı: 150, 1933: 101-107, Azerbaycan Yurt

Bilgisi, 18: 247-253). Kıpçakların, XII. yüzyılda Güney Gürcistan ve Çıldır Gölü çevresine

yerleştirildiği biliniyor. Bugünkü Terekeme-Karapapakların aynı coğrafyada yaşayarak iyice

karışan bu iki zümrenin kalıntısı olduğu söylenebilir. ″Dede Korkut’un dili ile Terekeme ağzı

arasında da büyük yakınlık görülür. ″Latif Şah ve Telli Mehriban Hikâyesi’ni okurken, Dede

Korkut’un üslubunu hissederiz: ″Şevketlim, keremet beni insandadı. Heş kimse bilmez ki

kimdedi. Tekkeler aç ajları doyurur, çılpahları geyindir, vergilerini ef eyle, inşallah cenabı

Allah bol hazınasınan bir evlet verir. (Caferoğlu, 1995: 20)″

Dil özelliklerinden hareketle, Terekemelerin, Türkmen ve Kıpçak karışımı bir

boydur(Ercilasun, 1983: 41; Caferoğlu, 1988: 70; İslam Ansiklopedisi, Karapapaklar: 470;

Dündar-Çetinkaya, 2004: 411).Şöyleki Terekeme ağızlarını incelediğimiz zaman iki hatta

bazen üç şekilli biçimlere rastlarız. Örneğin, ″bana″ kelimesi Terekeme ağızlarında,

Azerilerde olduğu gibi ″mene″, Türkmenlerde olduğu gibi ″manga″ (buradaki ng sesleri

aslında damak ″n″si şeklindedir) ve Kıpçak lehçelerinde olduğu gibi ″maa″ ″maga″ şeklinde

oluşudur. Terekemelerin ağızları, Azerbaycan’ın Gence ağzına pek yakındır. Bunlar, tek

heceli kelime sonundaki ″b″leri ″v″ye ve ″b″leri ″f″ye, gerundium eki olan ″b″leri yine ″f″ye

ve kelime ortasındaki ″c″leri ″j″ye çevirmektedirler. Terekeme ağızlarında ″geleceğim″

manasına ″gelecem″ ve ″gelejjem″ kelimeleri kullanılır. Bunların da ikincisi, Oğuz/Türkmen

lehçesinin aksine ″j″ sesini tanıyan (Kazakçada ″yıl″ yerine ″jıl″ denir) Kıpçak lehçelerinin

özelliğini göstermektedir(Kurat, 1992: 84; Karaman, 2007: 98, 99; Şiraliyev, 1962: 16, 18,

19, 20, 224)39.

Terekemeler dil, lehçe, mutfak ve müzik kültürü gibi konularda Azerbaycan

Türklerine çok yakındır(Karapapaklar, XXIV: 470).Sadece ağız farklılıkları vardır. Buna

rağmen Türkiye’deki her iki kesim de birbirlerini genellikle farklı nitelendirmektedirler.

Azerbaycan’da Azerilik adı, Borçalı’da Karapapak’lık adı öne çıkmaktadır. Gerçek şu ki,

Türk toplulukları arasında yaşam biçiminden ve coğrafi şartlardan kaynaklanan bazı

farklılıklar vardır. İran’da da çok sayıda Karapapak Türkü’nün olduğu bilinmektedir.

Karapapaklar İran’da Sulduz bölgesinde yaşamaktadır.

Türkiye’ye göçmeden önceden önce, Borçalı ve Kazak Karapapakları olarak

adlandırılımıştır.

39http://www.yesevi.edu.tr/index.php?menu_id=75, Kazakça-Türkçe, Türkçe-Kazakça Sözlük;

http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFB0ED0A A5232E402F25881B305C3223FFKazak Edebiyatı.; Terekeme Türkçesi Türk dilinin batı

grubuna girmektedir.Batı grubu ağızları fonetik yönden birbirlerineçok benzemektedir. Bu grupta yeralan ağızlar kullanılan kelimeler yönüyledir.Bunların yanında diğer

ağızlarla Batı grubu ağızları karşılaştırılırsa Batı grubu ağızlarının özellikleri Oğuz gru bundaki Türk lehçelerinin özelliklerini taşıdıklarıgörülmektedir:

1. Sağır ň sesi Batı grubu ağızlarında oldukçayaygındır: dəmərsəň, öyüň, çıxardıň, üzüňü, oňa, yeyiň gibi.

2. Yuvarlaşma hadisesi Batı grubu ağızlarındakarekteristik bir özellik olarakgörülmektedir. Edebi dilden farklı olarakBatı grubu ağızlarında ikinci ve üçüncü hecelerde de

yuvarlak ünlülerin (o, ö) gelmesi söz konusudur: suloyjoyux, döylör, üydörüx:, tutor gibi.

3. Batı grubu ağızlarında Azerbaycan’ındiğer ağızlarından ve edebi dilden farklıolarak bazı kelimelerin başlarında ″ı″ sesieklenir: ılxı, ıldırım, ılıx, ışıx gibi.

4. Batı grubu ağızlarında kalınlaşma hadisesiönemli ses hadisesidir: vatan, yanı, xavar, zeynaf, hasan, xarc, halak, vafat, sabr, heydar, tasdıx, ciyar, surat vb.

5. Bu gruptaki ağızlarında kelime ortasındab-v ve c-j değişikliği oldukça yaygınşekilde görülmektedir: bava, çovan, xavar, livas, divi, çivin, savax, şavalıt, baja, geje, bajı,

ajıx vb.

6. Batı gruptaki ağızlarda kelime başındab-p ve d-t değişikliği sık karşılaşılan seshadiselerindendir: piter, putax, pirġadir, pıçax, pişmiş, tux:, tustax, tukan, tıfar/tufargibi.

7. Batı grubu ağızlarında birkaç kelimebaşında ″g″ sesi yerine ″q″ sesinin geldiğigörülür: qıp, qış, qıpıl/qıfıl, qanun vb.

8. Bu grupta yer alan ağızlarda bazı kelimelerinbaşındaki ″d″ sesinin yerine ″ç″sesi gelir: çiş, çişi, çüş vb.

9. Bu gruptaki ağızlarda dikkat çeken seshadiselerinden birisi de kelime sonundave kelime ortasında ″v″ sesinin yerine ″y″ sesinin gelmesidir: doyşan, yoyşan, oy, öy, puxoy

gibi.

10.Batı grubu ağızlarında kelime başındabazı kelimlerde ″y″ ve ″h″ sesinin düştüğügörülür: umax, uxu, umurux/umrux, uxarı/oxarı, umuru, umşax; örüllər, örümcex:, ülkür,

ışgırıx vb.

11. Yine bu grupta yer alan ağızlarda ″d″sesinin tesiriyle ″x″ sesinin ″t″ sesine döndüğügörülür: artdan-arxdan, qaltdı-qalxdı, qortdı-qorxdı.

12. Batı ağızlarında kelime ortasında sestüremesine rastlanmaktadır: qorxumax, qırıx-qırx, umuru, umurux gibi.

Karapapak (Terekeme) Türklerinin saflığı, dürüstlüğü, vatan sevgisi ve Türk kültürüne

olan bağlılıkları beni derinden etkilemiştir. Birçok kez beni evinde misafir eden değerli

Karapapak (Terekeme) aileleri sayesinde Türk kültürünün inceliklerini ve gereklerini

öğrenmem de onlara olan hayranlığımı artırmıştır. Rusça sözlüğüne göre kalpak yahut papak,

şapka demektir. Papak kelimesi, Azeri Türkçesinde kuzu veya koyun derisinden yapılan

serpuş manasına da gelmektedir. Azeri Türkçesinde börkün de kalpak ve papak gibi serpuş

manasına geldiği bilinmektedir. Günümüzde Türkiye ve Kafkasya’da yoğun olarak yaşayan

bu kavim Karapapak ismini ataları durumundaki Kıpçaklardan ve Peçeneklerden almışlardır.

Karapapakların giydikleri kalpaklar, siyah kuzu derisinden yapılmıştır. Türkiye’nin Kars

ilindeki Karapapaklar 1925 yılında çıkarılan şapka kanununun çıkarılmasına kadar kıvırcık

tüylü kuzu derisinden yapılmış kara papak giymişlerdir. Bu topluluk başına giyeceği papağın

tüylerinin kıvırcık olması için yapımında bazı noktalara dikkat etmiştir. Bunlardan en

önemlisi ise koyunun doğurmasından hemen önce bez yahut keten bezi hazırlanmaktadır.

Kuzunun doğmasıyla anasının onu emmesini önlemek için hiç vakit kaybetmeden önceden

hazırlanan bez yeni doğan kuzunun üzerine örtülür. Bunun en büyük nedeni ise koyunun

yavrusunu yalamasıyla tüylerindeki kıvırcığın bozulması ve ‘çere’ adı verilen doğum suyunun

yalanmasının da etkisiyle tüylerin düzleşmesidir. Böylece belli bir süre anasını emen kuzu

kesilerek derisinden papak ve yaka yapılırdı. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle papak

giyimi azalmıştır. Fakat Türkiye’nin doğusu ve Kafkasya’daki soğuk iklim şartları sebebiyle

bazı yerlerde kıvırcık papaklar hala giyilmeye devam etmektedir. Terekemelerin atalarının

Kuzey Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı

olarak Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre

Terekemelerin ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları

terk etmişler ve Gürcistan40 ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye

geldiklerinde diğer yerli toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme

terimini “yurtlarını terk edenler” anlamında kullanmışlardır. Osmanlılar döneminde, devlet

adamları ve yöneticiler bu kavim için ‘Türük’ kelimesini kullanmışlardır. Türük kelimesi

konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Yine halk arasındaki rivayetlere göre güya bu

kavim bir zamanlar Mekke yakınlarında yaşarken dinsel konularda Araplarla anlaşmazlığa

düştüğü için Mekke’yi terk etmiştir. Bu nedenle bu kavmin ismi ‘Terk-i Mekke’ ifadesinin

değişime uğramış şekli olan Terekeme olarak kalmıştır.

40 One of the main factors speeding up the “Armenianization” of the Southwest Georgia was the banishment to Central Asia – mostly to Uzbekistan – of the 115,000

Ahiska Turks who had been living in 220 villages in Javakheti and most intensively in the Meskheti provinces of the Soviet Socialist Republic of Georgia. Later the Soviet

officials did not permit the Ahiska Turks – according to the 1989 census a total 207,000 Ahiska Turks lived in the entire Union of Soviet Socialist Republics – to return to

their homeland. During the USSR era, the Ahiska Turks – whose consciousness of a national identity began to raise in the 1950s – were not able to return to the Soviet

Socialist Republic of Georgia except on an “individual” basis or to visit the country as a tourist. During the Zviad Gamsakhurdia period the Georgian government gave the

Ahiska Turks two options: They could reside in Georgia under Georgian identity or settle in some other part of the country rather than in the Meskheti province. The

Gamsakhurdia government’s offer was, in fact, part of the policy of “Georgianization of Georgia”.However, the current officials of Georgia believe that this is a good time to

solve the problem of the Ahiska Turks – that make up a 368,000-strong group.In line with a decree issued by President E. Schevardnadze in July 1996, a commission was

formed to look into the Ahiska Turks issue. Georgia’s National Security Minister Shota Kviraya said that the Turks’ return to the region bordering on Turkey and Armenia,

was giving Georgia the opportunity to use the “Meskhetian” (Ahiskan) card in Caucasia – a region of strategic importance. Georgia – preparing to use in the 2000s the

“Ahiskan” card, that is, the “Muslim Georgians” against the Armenians in Georgia-has not, despite the Turkish expectations, abandoned its plan to “Georgianize” the Ahiska

Turks along with the other ethnic groups. A meeting held in Georgia-Gudauri on Sept. 9-11, 2000 under the auspices of the European Commission, discussed the “Return of

Ahiska Turks to Georgia Gradually in 12 Years” plan which had been presented to Georgia by the Council of Europe in the framework of Georgia’s becoming a Council of

Europe member on Jan. 25, 1999. During the meeting Guram Mamulya, head of the Georgian Rehabilitation of the Refugees Agency, insisted that those returning to Georgia

should adopt “Georgian names and surnames and Georgian identity.” This gives a clue as to how Georgia will interpret and implement the return plan in question which is

expected to be approved by the Georgian government.

Günümüzde Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Borçalı vilayeti Karapapak

(Terekeme) Türklerinin ana vatanıdır. Kırım’a sığınan Kıpçaklar ise tehlikenin devam etmesi

sebebiyle Suğdak üzerinden deniz yoluyla Güney ve Kuzey Karadeniz kıyılarına gelmişler ve

buralarda günümüze kadar yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Örneğin Ahılkelek, Ardahan,

Ardanuç, Oltu, Tortum, Şavşat ve Artvin bölgesinde oturan yerli halkların konuştukları

Türkçe Kıpçak ağzıdır. Ayrıca sarı saçlı, renkli gözlü, uzun boylu olan bu bölge insanlarının

Kıpçak tipine benzemesi ve Kıpçakların güzelliğini günümüze kadar taşıdıkları inkâr

edilemez. Karapapak (Terekeme) Türklerinin atalarından birinin Kıpçaklar olduğu gerçektir.

Kaldı ki Karapapak Türklerinin konuştukları dilde günümüzde birçok Kıpçakça kelime

bulunmaktadır. Ayrıca Karapapaklar Kıpçak-Oğuz karışık ağzıyla konuşmaktadırlar.

Karakalpakların asıl oluşum sürecini Altın Orda Devleti içerisinde aramamız doğru

olacaktır. Altın Orda Devleti yıkıldıktan sonra birçok Türk kabilesi bazı beylerin etrafında

toplanarak bu beylerin adı ile yeni devletler kurmuşlardır. Bu devletlerden en önemlileri

Nogay Hanlığı ve Özbek Hanlığı’dır. Karakalpaklar bu dönemde Nogaylarla hareket ederek

diğer devletlere karşı seferler düzenlemişlerdir. Nogay Hanlığı yıkıldıktan sonra Karakalpak

adı altında yeni bir topluluk olarak ortaya çıkmışlardır. Karakalpakların Nogaylarla birlikte

hareket etmeleri ve Nogay Hanlığı yıkıldıktan sonra ortaya çıkmaları bazı âlimleri onların

Nogaylar olduğu sonucuna vardırsa da Karakalpaklar aslında Altın Orda Devleti içinde

oluşmuş bağımsız bir kabiledir. Bununla birlikte Kıpçak, Başkırt, Nogay, Özbek, kazak ve

Türkmen kabileleriyle de akrabadır. Rusya’da meydana gelen 1917 yılı Ekim ihtilalinden

sonra, yönetim Bolşeviklerin eline geçmiştir. 1917 yılının Aralık ayından itibaren Bolşevik

yönetim Türkistan’da oluşmaya başlamış ve Karakalpakların yaşadığı Amuderya bölümünde

yeni bir Sovyet yönetimi oluşmuştur. 1918 yılının Nisan ayından itibaren Türkistan, Sovyetler

tarafından oluşturulan Türkistan Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne bağlanmıştır. Yeni

oluşturulan bu özerk cumhuriyetin ahalisinin %90’ını Özbekler, Karakalpaklar ve Türkmenler

oluşturmuştur. Sovyet hükümetinin Türkistan’da oluşmasıyla birlikte buraların yönetimine de

Ruslar getirilmiştir. 1920 yılında Amuderya bölümü, bölgeye (vilayete) dönüştürülmüştür.

Karakalpakistan, 1990 yılında Özerk Cumhuriyet statüsü kazanmıştır. 6 Haziran 1990’da

Özbek SSC Yüksek Sovyet’i tarafından ‘Egemenlik Kararnamesi’ kabul edildi. 31 Ağustos

1991’de Özbek Sovyet’i bağımsızlık kararı aldı ve Kasım 1991’de Karakalpakistan,

Özbekistan’a bağlı olmak kaydıyla egemenliğini ilan etti. Özbekistan kendini bağımsız

cumhuriyet olarak ilan ettiği deklarasyonda ve 1992 yılında kabul ettiği anayasasında

Karakalpakistan’ın özerk cumhuriyet statüsü aldığını tasdik etmiştir. 9 Nisan 1993 yılında

özerk Karakalpakistan Cumhuriyeti kendi anayasası, bayrağı ve istiklal marşını kabul etti. 1

Eylül tarihi Özbekistan ile birlikte Karakalpakistan’da da müstakillik (bağımsızlık) bayramı

olarak kutlanmaktadır. Bugün Karakalpakistan, Özbekistan’a bağlı özerk bir cumhuriyettir.

Karakalpakların % 92’si günümüzde Özbekistan Cumhuriyetine bağlı Karakalpakistan

Özerk Cumhuriyeti’nde yaşamlarını sürdürmektedirler. Bunun dışında, Özbekistan’ın Harezm

ve Fergana bölgeleri, Türkmenistan’ın Taşauz bölgesi ve Kazakistan’ın bölgeleri ile Rusya

Federasyonu’nun Astrahan bölgelerinde de Karakalpak topluluğu bulunmaktadır. 2004 yılı

tahminlerine göre bugün dünyada yaklaşık 850. 000 Karakalpak’ın yaşadığı varsayılmaktadır.

Sonuç olarak baktığımızda Türkistan’da yaşayan Karakalpaklar ile Türkiye ve

Kafkaslarda yaşayan Karapapak (Terekeme) Türkleri arasında birçok benzerlik vardır. Fakat Türkistan’da yaşayan Karakalpaklar arasında Kıpçak unsuru oldukça fazladır. Ayrıca onlar

genelde Kıpçak Türklerinin yoğun olarak yaşadığı İtil-Ural bölgesiyle belli bir zaman sonra

bağlantılarını kesmişler ve Özbek ve Kazak Türkleri arasında oluşumlarını tamamlamışlardır.

Bununla birlikte Türkiye ve Kafkasya’da yaşayan Karapapak (Terekeme) Türkleri oluşum

süreci içerisinde birçok karışımın olduğunu görüyoruz. Bunlardan başlıcaları Hazarlar,

Peçenekler, Oğuzlar, Kıpçaklar, Gürcüler, Moğollar ve Araplardır. Bu kadar çok karışım

olması onların köken olarak Türkistanlı Karakalpaklardan uzaklaşmasına ve birçok yönden

ayrılmasına neden olmuştur.

Karapapak (Terekeme) Türklerinin günümüzde konuştuğu dil Azeri lehçesinin bir

parçasıdır. Türkistan’da yaşayan Karakalpaklar ile Türkiye’de ve Kafkasya’da yaşayan

Karapapak (Terekeme) Türklerinin dillerini karşılaştırdığımızda birçok ayrılığın olduğunu

görmekteyiz. Birbirine benzeyen Kıpçak unsurlar olsa da iki toplumun dilleri çok farklıdır.

Belki de Türkiye ve Kafkasya’da yaşayan Karapapak (Terekeme) Türkleri isimlerini

Kıpçaklardan ve Peçeneklerden aldılar. Kafkasya ve Doğu Anadolu’ya geldiklerinde diğer

topluluklara benzemediklerinden bunlar başka milletler tarafından Karapapak olarak

adlandırıldı. Fakat zamanla Oğuz kütleleriyle çok fazlaca karıştıkları için Kıpçaklardan kalma

unsurlarını yitirdiler. Ancak ataları olan Kıpçaklardan gelme isimlerini muhafaza etmeyi

başardılar. Karapapak (Terekeme) Türkleri, Türkiye başta olmak üzere Azerbaycan,

Ermenistan, Gürcistan ve İran’da yaşamaktadırlar. 2004 yılı istatistiklerine göre günümüzde

dünyada yaklaşık 600.000 Karapapak (Terekeme) Türkünün yaşadığı düşünülmektedir.

Terekemeler, atılgan, hırslı, olaylar karşısında son derece duygusal ve saf bir karaktere

sahip insanlardır. Dürüst ve mert insanlardır. Sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur. Mirza Bala

da ″Karapapaklar, fıtraten zeki, çalışkan ve iyi binicidirler; kadınları hür, aile teşkilâtları

mazbut ve sağlamdır″ demektedir (Alışık, 2005): 10-25, ). Terekemeler, başlarına buyruk

yaşamışlardır. Ahde vefaya önem verirler. Kararlı ve dirayetlidirler (Kaçak Nebi), devletine

milletine sadakatle bağlıdırlar, gelenek ve adetlerine sıkıca bağlıdırlar, Karapapakların dilleri

yaşadıkları, coğrafyadaki dil baskısı olmasına rağmen yüz yıllarca Türkçe dilinin ana yapısını

bozmadan günümüze taşımışlardır, zulme, direnir, haksızlığa başkaldırırlar. Onların

karakterlerini yansıtan sözler, ″Düz ol, Allah düziylendir″-sen dürüst ol, Allah dürüstün

yanındadır) ″Sen yahşı ol, balıh da bilmese halık bilir″ çok yaygındır. Karapapaklar genellikle

Hanefi mezhebine mensuptur. Azerbaycan ve Gürcistan’ın bir kısmında ve İran’da Sulduz’daki

Karapapaklar Şii Caferî’dir(Andrews, 1992: 99).

Kıpçakların Bоrçalı bölgesinde meskunlaşması ve оnların terkibinde «garabörklerin»,

«garapapag» tayfalarının оlması hakkında tarihi araştırmalar çоk fazladır. E. V. Tоğan, M. F.

Kırzıоğlu, E. Caferоğlu, Z. Bünyadоv kıpçakların bir kоlu olduğunu söylediği

«garapapagları», rus kaynakları ise «garagalpag» olarak adlandırır.

KAYNAKÇA

Akçora, Ergünöz, Rusya’nın Kafkasya Siyaseti ve Geçmişten Günümüze Çeçenler, İstanbul, 1996.

Akdağ, Mustafa, Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara, 1975.

Akpınar, Yavuz, ″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, 1994, s. 465-467.

Alâeddin Yalçınkaya, Kafkaslar’da “Türki” Kavımler: Çerkezler, Abhazlar, Kabartaylar, Adıgeler, Çeçenler,İnguşlar, Dağıstanlılar ve Dığerlerı, Akademik

Bakış,Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler E-Dergisi, Sayı: 9 Mayıs-2006.

Alatlı, Alev, Dünya Nöbeti, İstanbul, 2005.

Alexandre Grigoriantz, Kafkasya Halkları, Sabah Yayınları, İstanbul, 2000.

Altaş, Hanifi, Telafer Yahut Babil’in Son Sürgünleri! , Türk Dirlik, 4 Eylül 2005.

Alyılmaz, Semra, Borçalılı Bilim Adamı, Eğitimci, Şair Valeh Hacılar, Ankara, 2003.

Aslan, Ensar, Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara, 1995.

Aslan, Kıyas, Ahıska Türkleri, Ankara, 1994.

Aşıkpaşaoğlu, Tevarih-i Al-i Osman, Atsız Neşri, İstanbul, 1949.

Aydın, Mustafa, Üç Büyük Gücün Çatışma Alanı Kafkaslar, Gökkubbe Yayıncılık, İstanbul, 2005.

Azerbaycan Folklor Ananeleri (Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında), Tiflis, 1992.

Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, Bakü, 1999.

Bala, Mirza, ″Çerkesler″, İslam Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul, 1993, s. 375.

Bala, Mirza, ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M. E. B. Yay. , Cilt: 6, İstanbul, 1967, s. 339.

Bala, Mirza, Kumuklar, İA. , Cilt: VI, s. 986.

Başgöz, Yunus Emre I, Cumhuriyet Gazetesi yayını, İstanbul, 2003.

Berkok, İsmail, Tarihte Kafkasya, İstanbul, 1958.

Binbaşı Nazmi, Kafkasya ve Türkistan, İstanbul, 1334.

Caferoğlu, Ahmet, Doğu İllerimiz Ağızlarından Toplamalar, Türk Dil Kurumu Yayınları: 62, Ankara, 1995.

Caferoğlu, Ahmet, Türk Kavimleri, Ankara, 1983.

Caferoğlu, Ahmet, Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul, 1988.

Caferoğlu, Ahmet,″Kafkasya Türkleri″, Ankara, 1983, s. 55-56.

Caferoğlu, Ahmet-Yücel, Tahsin, ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara, 1976, s. 113.

Caferoğlu, Ahmet-Yücel, Talip, ″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara, 1976.

CL. Huart, ″Haydar″, İA. , İstanbul, 1993, V, 387.

Çıldır Aşık Sempozyumu, Ankara, 2000.

Dalkıran, Sayın, İbn-i Kemal ve Düşünce Tarihimiz, İstanbul, 1997.

David Marshall Lang, Gürcüler, İstanbul, 1997.

Demir, Ali Faik, Türk Dış Politikası Perspektifinden Güney Kafkasya, Bağlam Yayınları, İstanbul, 2003.

Demir, Ali Faruk, ″SSCB’nin Dağılmasından Sonra Türkiye-Azerbaycan ilişkileri″, Değişen Dünya ve Türkiye, Der. Faruk Sönmezoğlu, İstanbul, 1996.

Devellioğlu, Ferit, Osmanlıca Sözlük, İstanbul, 1993.

Devlet, Nadir, ″Kuzey Kafkasya’nın Dünü Bugünü″, Yeni Forum, Mayıs, 1996, s. 7.

Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, 1. Kitap, İstanbul, 1997.

Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, 4. Kitap, İstanbul, 1997.

Doğan Avcıoğlu, Türklerin Tarihi, 5 kitap, İstanbul, 1997.

Dündar, Selahettin-Çetinkaya, Haydar, Terekemeler (Karapapak Türkleri), (El Kitabı), Eylül, 2004.

Ebülfez Elçibey, Fars Şovenizmi, Çev. : Cavit Veliev, http: //www. gunaskam. com/tr/index. php?option=com_content&task=view&id=40&ıtemi=41.

Ebülgazi Bahadır Han, Şecer-İ Terakime, Türklerin Soy Kütüğü (Haz. Muharrem Ergin), Tercüman 1001 Temel Eser.

Ercilasun, A. Bican, Kars İli Ağızları-Ses Bilgisi, Ankara, 1983.

Erkan, Aydın Osman, Tarih Boyunca Kafkasya, İstanbul, Haziran 1999.

Eröz, Mehmet, Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara, 1990.

Eyüpoğlu, İsmet Zeki,″Şeyh Bedreddin ve Varidat″, İstanbul, 1987.

Fanina W Halle, ″Kafkasya Üzerine″, Kafkasya Yazıları, Ali Çurey ( çev), S. 1, İstanbul, 1997.

Fığlalı, E. R. , Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara, 1989.

Gökalp, Ziya, Türkçülüğün Esasları, İstanbul, 2003.

Gökçe, Cemal, Kafkasya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Kafkasya Siyaseti, Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı Yayınları, İstanbul, 1979.

Gölpınarlı, Abdülbaki, ″Kızılbaş″, İA, cilt: 6, s. 789.

Gömeç, Saadettin, Türk Cumhuriyetleri ve Toplulukları Tarihi, Ankara, 1999.

Gülşen Seyhan Alışık, Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ (1923 Gögye-6 Ocak1995 İstanbul), Prof. Dr. Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi Cilt: 2,

Sayı: 4 (Aralık 2005), s. 10-25,

Gürsoy, Cevat, Volga, Türk Ansiklopedisi, Cilt: XXXIII, 1984, s. 319.

Habiçoğlu, Bedri, Kafkasya’dan Anadolu’ya Göçler, İstanbul, 1993.

Hizal, Ahmet Hazer, Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Davası, Orkun Yayınları, Ankara, 1961.

http: //www. gizlitarih. com/index. php?e=228, ″Kuzey Kafkasya’da İslamiyet″.

http: //www. yesevi. edu. tr/index. php?menu_id=75, Kazakça-Türkçe, Türkçe-Kazakça Sözlük; http: //www. kultur. gov. tr/TR/BelgeGoster.

aspx?F6E10F8892433CFFB0ED0A A5232E402F25881B305C3223FFKazak Edebiyatı.

İbrahimov, M. R. A. , ″Dağıstan Halkları XX. Yüzyılında Etnodemografik Problemler″, Yeni Forum Mart, 1996, s. 33.

İlhan, Suat, Kafkasya’nın Gelişen Jeopolitiği, Ankara, 1999.

İnönü Ansiklopedisi, ″Abhazlar″, Cilt: 1, 1981, s. 75.

John F. Baddaley, Rusların Kafkasyayı İşgali ve Şeyh Şamil, İstanbul, 1996.

Joseph Von Hammer, Osmanlı Tarihi, Çeviren: Mehmed Ata-Prof. Dr. Abdülkadir Karahan, İstanbul, 1990.

Kafkasya, Rehber Ansiklopedisi.

Kafkasya, Yeni Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 5, İstanbul, 1985, s. 1620.

Kaflı, Kadircan, Şimali Kafkasya, Vakıt Matbaası, İstanbul, 1942.

Kalafat, Yaşar, ″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos 2001, Sayı: 2001/31, s. 26-30.

Kalafat, Yaşar, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″,VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, Türk Halk Kültüründe Gelenek,

Görenek ve İnançlar/Tradıtıons, Customs And Belıefs İn Turkıs Folk Culture, 9. Oturum-Sesion 9, 30. 06. 2006 Cuma.

Kamacı, Ersoy, Çerkes Tarihi (Abazalar, Adiğeler, Ubıhlar, Çeçenler, Dağıstanlılar, Asetinler, Karaçaylar, Balkarlar, Lazlar, Gürcüler) Eylül, 1992.

Kantarcı, Hakan, ″Kafkasya Jeopolitiginde Kriz Alanları ve Güç Mücadelelerinin Türkiye’ye Etkileri, 2023, Sayı: 53, Eylül 2005, s. 34.

Karakhi, Muhammed Tahir, Kafkas Mücahidi İmam Şamilin Gazavatı, (çev. T. Cemal Kutlu), İstanbul, 1987.

Karaman, Erdal,Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s. Number 20, 2007, s. 98, 99.

Karamanlı, M. Hüsamettin, ″Gürcistan″, DİA, C. XIV, İstanbul, 1996, s. 310.

Karapapah Mehreli Bey, Tiflis, 1996,

Karapapaklar, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt: XXIV, s. 470.

Kemaloğlu, Muhammet, ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (I. Bölüm)″, Yıl: 11 Sayı: 41, Temmuz-Ağustos-Eylül, 2006.

Kemaloğlu, Muhammet, ″Kafkasya’ya Bakışımız ve Ermeniler (II. Bölüm)″, Yıl: 11 Sayı: 42, Ekim-Kasım-Aralık, 2006.

Kemaloğlu, Şeyda-Muhammet, Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti, Ankara, 2007.

Kırzıoğlu, M. Fahreddin, Dede Korkut Oğuznameleri Işığında Karapapahlar Borçalı-Kazak Uruğu’nun Kür-Aras Boylarındaki 1800 Yılına Bir Bakış-Tarih Etnoloji ve Dil

Araştırmaları), Erzurum, 1972.

Kırzıoğlu, M. Fahrettin, Kars Tarihi, İstanbul, 1953.

Kırzıoğlu, M. Fahrettin, Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapaph’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara, 1995.

Kırzıoğlu, M. Fahrettin, Osmanlılar’ın Kafkasya Ellerini Fethi (1451-1590) Ankara, 1993.

Kosok, Pşimaho, Kuzey Kafkasya Hürriyet ve İstiklal Savaşı Tarihinden Yapraklar, Çeltüt Matbaası, İstanbul, 1960.

Köstüklü, Nuri, Yakınçağın Başından Günümüze Ortadoğu Ülkelerinin Anadolu’ya Yönelik Politikaları, Türk Kültürü, Sayı: 336, Yıl, XXlX, Nisan, 1991, s. 221.

Kurat, A. Nimet, Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara, 1992.

Kutalmış, Orhan Güdül, Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul, 2003.

Kutlu, Tarık Cemal, ″Çeçenler″, Dili Edebiyatı ve Tarihi ile Çerkezler, İstanbul, 1993.

Kütükoğlu, Bekir, Osmanlı-İran Siyasi Münasebetleri, İstanbul, 1993.

Leonti Lyulye, Çeviren: Papşu Murat. , Çerkesya, Tarihi Etnografik Makaleler, 1857-1862-1866 Çiviyazıları, İstanbul, 2003.

M. Şiraliyev, Azerbaycan Dialektologiyasının Esasları, Bakü, 1962.

Mansur, Şamil, Çeçenler, Sam Yayınları, Ankara, 1995, s. 25; Togan, Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1981.

Melikoff, İrene,Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul, 2004, s, 33-35, 63-86.

Memmedov, Nadir, Azerbaycan’da Yer Adları, Bakü, 1993.

Merçil, Erdoğan, Gürcistan Tarihi-Eski Çağlardan 1212’ye kadar-, Ankara, 2003.

Metcunatuka, İzzet, Kafkas Tarihi İstanbul, Hürriyet Matbaası, 1330, s. 843/M. Ü. İLAH. Genel 4639).

Metin Ergun, Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı: 35, Güz 1997, s. 10-16.

Mütercimler, Erol, Geleceği Yönetmek/Yüksek Stratejiden Etki Odaklı Harekâta, İstanbul, 2006.

Namıtok, Aytek, Çerkeslerin Kökeni 1. Çevirmen: Aysel Çeviker, KAF-DAV Yayınları, Ankara, 2003.

Nihat Çetinkaya, ″Kızılbaş Türkler″, İstanbul, 2005.

Nihat Kaşıkçı-Hasan Yılmaz, Aras’tan Volga’ya Kafkaslar-Ülkeler-İz Bırakanlar, TÜRKAR, Türk Metal Sendikası Araştırma Bürosu, Ankara, 1999.

Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, Bakü, 1997.

Orhan Aydoğ, Karapapklar (Seminerler Çalışması), İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Eğitim Bölümü, Malatya, 1998.

Osmanlı Devleti’nde Ehl-i Sünnet’in Şii Akidesine Tenkidleri, İstanbul, 2000.

Ostrogorsky, Georg, Bizans Devleti Tarihi (Çev. F. Işıltan), Ankara, (TTK yay), 1981.

Ögel, Bahaeddin, İslamiyetten Önce Türk Kültür Tarihi, Ankara, 1984.

Ölmez, Zuhal Kargı,Meninski’nin Sözlüğündeki “Tartarca” Sözcükler, Cilt: 15,Ankara,2002, dergiler. ankara. edu. tr/detail. php?id=12&sayi_id=843-s. 67.

Özbay, Özdemir, Dünden Bugüne Kuzey Kafkasya, Ankara, 1995.

Özey, Ramazan, Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul, 1996, s. 42.

Özkan, Nevzat, Türk Dilinin Yurtları, 2003, s. 86.

Öztürk, Mustafa, Kafkasya’nın Tarihi Coğrafyası ve Stratejik Önemi, Genelkurmay ATASE-Sekizinci Askeri Tarih Semineri I, Ankara, 2003, s. 16.

Peter Alford Andrews (Çev. Mustafa Küpüşoğlu), Türkiye’de Etnik Gruplar, ANT Yayınları, İstanbul, 1992, s. 99.

Ramazan, Musa, Bir Kafkas Göçmeninin Anıları, İstanbul, 1997.

Saray, Mehmet, Kafkasya Araştırmalarının Türkiye için Önemi, Kafkas Araştırmaları I, İstanbul, 1988, s. 3-7.

Saydam, Abdullah, Kafkasya’da Bağımsızlık Mücadeleleri ve Türkiye, KTÜ, Kafkasya ve Orta Asya Ülkeleri Uygulama ve Araştırma Merkezi, Trabzon, 1993.

Sevinç, Necdet, Türkiye’nin Türklük’le İlgisi Kesiliyor, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Sayı: 272, Ağustos,2009, s. 46.

Seyidov, Mirali, Azerbaycan Halkının Soykökünü Düşünürken, Bakü, 1989.

Streck, M. , ″Kaf Dağı″,İ.A.Cilt: VI, İstanbul, 1967, s. 59-61.

Sümer, Safevi Devletinin Kuruluşu, Ankara, 1992.

Şahin, Murat, ″Transkafkasya Siyasi Coğrafyasında Etnik Dağılımın Etkileri″, Avrasya Etüdleri, TİKA Yay. , 2001 Yaz, No. 19, ss. 33-35.

Şamil Cemşidov, Kitab-ı Dede Korkut, Ankara, 1990, s. 51.

Şapolyo, Enver Behnan, Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul, 1964.

Şerafettin Erel, Dağıstan ve Dağıstanlılar, İstanbul, 1961.

Tanyu, Hikmet, Türklerin Dini Tarihi, Türk Kültür Yayını, İstanbul, tarihsiz.

Tavkul, Ufuk, Etnik Çatışmaların Gölgesinde Kafkasya, Ötüken Yayıncılık, İstanbul, 2002.

Tavkul, Ufuk, Kafkasya Dağlarında Hayat ve Kültür, İstanbul, 1993.

Tavkul, Ufuk, Kafkasya ve Çevresindeki Türk Toplulukları″, Yeni Türkiye Yay. , s. 471-472.

Terim, Şerafettin, Kafkas Tarihinde Abhazlar ve Çerkezlik Mefhumu, İstanbul, 1976.

Tişkov , V. A. , Fillipova, E. İ. ,Eski Sovyet Ülkelerinde Etnik İlişkiler ve Sorunlar, ASAM Yayınları, Ankara, 2000.

Togan, A. Z. Velidi, Azerbaycan Etnografisine Dair, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 150, 1933, s. 101-107, Azerbaycan Yurt Bilgisi, Sayı: 18, s. 247-253.

Togan, A. Zeki Velidi, Azerbaycan Etnoğrafisi, II, 1933.

Togan, Zeki Velidi, ″Azerbaycan″, İ.A., II, İstanbul, 1944, s. 94.

Togan, Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul, 1970.

Turan, Osman, Selçuklu Tarihi ve Türk-İslam Medeniyeti, Ankara, 1965.

Turan, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul, 1971.

Türkiye Türkçesi Ağızları Sözlüğü, TDK. http: //tdkterim. gov. tr/ttas/.

Ülke Raporu, Avrasya Dosyası, 2001, Sayı: 1, s. 1.

Valah Hacılar, Borçalı Mehralı Bey Tarihi Hekiketlerde, Tiflis, 2001,

Valehoğlu (Hacılar), Fahri, Borçalı Türklerinin Menşei ve Etnik Sınırları, Yıl: 5, Sayı: 14, Bahar 2009.

Yegane, İsa, Karapapahların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey, 1990.

Yeniaras, Orhan, Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul, 1994.

Yılmaz, Salih, Karapapak (Terekeme) Türkleri, Ankara 2007.

…………………………………………………………………………………………

TEREKEME-KARAPAPAK TÜRKLERİ VE YEMEK KÜLTÜRÜ

 (MUŞ-BULANIK ÇEVRESİNDE)

 

Terekeme-Karapapah Turks And Food Culture

 (Mus-Bulanık Environment)

 

Erzincan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (EÜSBED),(IV),2,2011,s.415-438.

 

Muhammet Kemaloğlu*

 

ÖZET

 

Türk insanının da dünyanın en zengin mutfaklarından birini yaratan beslenme ile ilgili bir geleneği vardır. Türk mutfağının zenginliği dünyanın geniş bir alanında etkili olan Türk kültürüne bağlıdır. Beslenme, netice itibariyle bir toplumun en önemli kültürel kodlarını içinde barındıran hususlardan biridir. Yenilen ve içilen şeylerden haz alma, etkilenmeler konusunda yine her kültürün farklı bir yaklaşım tarzı bulunabilmektedir. Bir toplumda tiksindirici sayılan bir gıda maddesi bir başka toplumda en önemli ağız tadı örneği olabilir. Yemek, ferdî ve içtimai yönleri olan ve pek çok sair etkileyicisi olan bir kültür unsurudur. İnsan fizyolojik yapısı itibariyle yemekle doğrudan alakalı olduğu gibi sosyal yönüyle de yaşadığı kültürün etkisi altında olarak bir yemek anlayışına sahiptir. Bunun yanında ferdin içinde şekillendiği toplum da yaşanan fiziki ve kültürel çevre muvacehesinde bir yemek kültürü geliştirmiştir. Bu kültürel ayırt edicilik ve görecelilik doğal olarak Türkler için de geçerlidir. Bu çalışmada Karapapah-Terekeme Türklerinin yapmış olduğumuz saha araştırmasının verilerinden yararlanılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Türk Kültürü, Terekeme, Türk Beslenme Kültürü, Türk Yemek Kültürü, Türk Mutfağı,

ABSTRACT

 

Creating one of the richest cuisines in the world of the Turkish people about nutrition has a tradition. The richness of Turkish cuisine, a wide area of ​​the world depends on an effective culture of the Turks. Nutrition, consequential, which includes the points of a society is one of the most important cultural codes. To take pleasure from the things eaten and drunk, that influences the style found in every culture, a different approach. A food item is considered repulsive in a society is another example of the community may be the most important of its taste. Cooking, individual and social aspects of a culture that is the neatest and most other unsurudur.İnsan physiological structure as well as directly relevant to the social aspect of eating as under the influence of a meal has an understanding of the lived culture. In addition, individual physical and cultural environment in the provinces along the molded society has developed a food culture. As a prefix to distinguish the natural and cultural relativity that this is also true for the Turks. In this study, field survey data will be used Karapapah-Terekemes Turks have done.

Key Words: Turkish Culture, Terekemes, Eating Habits Turkish, Turkish Food Culture, Turkish Cuisine,

GİRİŞ

Mutfak kültürü kavramı, beslenmeyi sağlayan yemek, yiyecek, içecek türleri ve bunların hazırlanma, pişirilme, saklanma ve tüketilme sürecini; buna bağlı mekan ve ekipmanı, yeme-içme geleneği ile bu çerçevede gelişen inanış ve uygulamalardan oluşan bütünsel ve kendine özgü bir kültürel yapıyı anlatır. Yemek konusunda mutfakların çeşit bakımından çok zengin olması uygarlık ölçüsü olarak kabul edilmektedir. Türk mutfağındaki çeşit zenginliği bir çok etkene bağlıdır. Kısa bir ifadeyle orta Asya ve Anadolu topraklarının sunduğu ürünlerdeki çeşitlilik, uzun bir tarihsel süreç boyunca birbirinden farklı birçok kültürle yaşanan etkileşim, mutfak kültürümüzün yeni yapısını kazanmasında rol oynamıştır (Araz, Tarihsiz:93).

Toplum ile iç içe girmiş olan kültür bir bütün olarak hayatı kapsayan bir yapıya sahiptir. Eğlenceden cenaze törenlerine, yeme-içme alışkanlıklarından edebî eserler ortaya koymaya kadar pek çok konuda insanoğlunun meydana getirdiği değerlerin tamamına birden kültür denmektedir. Kültür buradaki anlamıyla günlük dildeki kullanımından çok farklıdır. Sosyal bilimlerdeki kullanımıyla kültür sadece elit insanlara mahsus olmayıp bütün insanların sahip olduğu değerler bütünüdür (Havıland, William A., 2002:71-73). Bir başka ifadeyle kültür, “bir milletin algıladığı duygular, ortaya koyduğu düşünceler, uyguladığı davranışlar, gösterdiği beceriler, ürettiği bilgiler, müşahhaslaştırarak abideleştirdiği estetik değerler, şekillendirdiği sosyal yapılar, tatbik ettiği dini, ahlâkî, hukukî, iktisadî ve teknolojik sistemler, nihayet kendi varlığı hakkında ulaştığı tarih şuuru gibi bütün bu unsurlar, o milletin zaman içinde yaşadığı realiteler, gerçeklerdir.” (Yücel-Yediyıldız, 1990:57-58).

Bütün bu anlatılanlardan anlaşılan kültürün insana özgü olmasıdır. Bir insan topluluğunun üyelerine has olan öğrenilmiş duygu, düşünce ve davranış kalıplarının tamamı kültürdür (Nirun-Özönder, 1990:255). Göçebe olsun, yerleşik olsun bütün toplumların kendine mahsus birtakım alışkanlıkları ve tutumları mutlak olarak mevcut olmaktadır. Bu alışkanlık ve tutumlarıdır ki, insanların diğer toplum bireylerinden kolaylıkla ayır edilmesini sağlamaktadır (Eröz, s.158). “Yiyeceklerin üretimi, tüketimi, hazırlanması, tamamen kültürün ögeleri olan gelenekler, sevmek, sevmemek, inançlar, tabular, boş inançlarla bağlantılıdır. Antropologlar, yemek yeme alışkanlıklarını kültürel bağlamda alırlar (KTBRİS, 10.08.05).

Türkler, tarih sahnesine çıktıkları andan itibaren beslenmeye önem vermişlerdir. Beslenme, sosyal hayatlarında önemli rol üstlenmiş hususlardan biri olarak öne çıkmıştır. Türk idarecileri, öncelikle milletini aç ve çıplak bırakmamayı ana ilke edinerek ülke yönetimini üstlenebilmişlerdir (Öcal, 1985:161). Bilge Kağan, diktirdiği yazıtta, ″Ben, hali vakti yerinde bir millete kağan olmadım. Türk milletinin, Türk devletinin adı, sanı yok olmasın diye, gece uyumadım, gündüz oturmadım, ölesiye, bitesiye çalıştım. Az milleti çok, aç milleti tok kıldım. Yoksul milleti zengin, tutsak milleti efendi kıldım″demiştir (Ergin, 1992:48).Uzun bir tarihsel geçmişe sahip Türkler, mutfak konusunda zengin bir kültüre sahiptirler. Anadolu ekolojisinin çok çeşitli otların, hayvansal ürünlerinde eklenmesiyle çok çeşitli bir yemek kültürü oluşturmuşlardır. Türk toplumu da yemek türü, tadı, özelliği bakımından diğer kültürlerden oldukça farklılık göstermektedir.

Ülkemizde yemek yeme alışkanlıkları tarihsel olarak, bölgesel olarak hatta köy, kent gibi yerleşme birimlerine göre de değişiklik göstermektedir. Bununla birlikte, bu farklılıklara rağmen toplumumuzda yine de bu konuda ortak özellikler söz konusudur. Türk mutfağı ele alındığında, yemek çeşitlerinin çok olduğu ama çoğunun undan üretilerek yapıldığı göze çarpar. Gerek eskiden gerekse şimdi Türk mutfağında en çok beğenilen yiyecekler, börek ve çeşitleri, hamurdan yapılan tatlılardır. Et ise çoğunlukla bulgur, pirinç, buğday, hamurla birlikte yapılır. Süt ve sütten mamul yoğurt, ayran, peynirin çeşitleri de sofrada yerini almaktadır. Bulgur, çorba, bulgur pilavı ve sebzeli yemeklerde ve köfte yapmada kullanılmıştır (Türkdoğan, 1997:550; Kut, 15.03.2006; Ögel, 1978:1). Orta Asya’da et ve mayalanmış süt ürünleri ile biçimlenen beslenme sistemi, Anadolu’ya bu etkileri taşınmıştır. Tereyağı, içyağı ve kuyruk yağı eskiden yemeklerde çok kullanılan yağ çeşitlerindendir. İçeceklerden en çok yemeklerle birlikte tüketilen ayran, çeşitli şerbetler, hoşaf başta gelir. Türk kavimlerinde çoğunluğun ve bu arada göçebelerin gıdasında bitkiler önemli değildi. Eski Türklerin temel gıdası koyun eti ve süt ürünleri olmuştur. Bunlar arasında özellikle kımız  (fermente ettirilmiş kısrak sütü) , % 2-6 oranında alkolü ile fazla besleyici olmamakla birlikte, ferahlatıcı ve açlığı giderici bir özelliği sahiptir. Litre başına  (450 kalori)  oldukça yüksek bir kalori sağlayan kımız, yağla tek taraflı beslenmeyi sağlıyordu. Tarımsal ekonomik yapıda özellikle hububatlar, Türk yiyeceklerinin çoğunluğunu oluşturur. Ekmek, Türklerde kutsal bir yiyecektir. Dinsel niteliği vardır. Peygamber şöyle der ekmek için:“Mukaddes bir insan olan, yerin ve göğün bereket işareti olan ekmeğe hürmet ediniz.” Bu nedenle ekmek kırıntıları yerlere atılmaz. Yiyecek ekmeğe sahip olan, Allah’a şükreder. Ekmek ve diğer hububat türlerinin yaygınlığı ve popülerliği, tarımsal ekonomik yapıyı simgeler. Yine tarımsal ekonomik yapının bir göstergesi olarak Türklerde hamur işi yiyeceklerin oldukça yaygın olduğunu görürüz. Bunların başında, yoğurtlu yağlı ve etli olarak yapılan Mantı, en sevilen hamur işi yiyecekler arasındadır. Daha çok evlerde yapılır. Son yıllarda kentlerde bazı lokantalarda da ev mantısı yapmaya başlamışlardır.

 

 

TEREKEME-KARAPAPAK TÜRKLERİ

Terekeme-Karapapak  (Karapapag-Karapapax-Karapapah[1])  Türkleri, Anadolu’da, Prof. Dr. Ahmet Caferoğlu’nun (Caferoğlu, 1983)  çalışmalarıyla tanınmıştır. Prof. Dr. M. Fahrettin Kırzıoğlu hocanın çalışmaları (Kırzıoğlu 1995) , daha sonra, Prof. Dr. Yavuz Akpınar (Akpınar, 1994:465-467) , Prof. Dr. Ensar Aslan (Aslan, 1995) , Aşık Şenlik konulu sempozyumlarıdır[2]. Karapapahlar konulu son çalışma Selahaddin Dündar ve Haydar Çetinkaya’ya aittir (Dündar-Çetinkaya, 2002; Kalafat, 2001/31:26-30; Metin 1997:10-16; Hacılar, 2001, Karapapah Mehreli Bey, 1996, Azerbaycan Folklor Ananeleri  (Gürcistan’daki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında) , 1992; Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri, 1999; Oğuz Terekeme Halk Merasimleri ve Meydan Tamaşaları, 1997; Kırzıoğlu, 1972; Aydoğ, 1998).Ayrıca Güney Azerbaycan’da, İsa Yegane’nin (Yegane, 1990)  çalışmaları da mevcuttur.

Terekeme sözcüğü, terek; raf, dolap gözü, Terakime  (Arapça ve Farsçada); Türkler, Etrak  (Arapça)  Türk, siper, siperlik, sütre anlamlarına gelir (Kutalmış, 2003:251). Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır. Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Terekeme sözcüğünün kaynağına yönelik farklı rivayetler vardır. XII. -XIII. yüzyıllara geldiğimizde Borçalı ve Kazahlı uruklar Terekeme olarak adlanmıştı. Âşık Emrah, şiirlerinde Terekeme güzellerinden bahsetmektedir. Âşık Garip, Kazah nehri boylarını Terekeme yaylakları diye övüyordu (Yeniaras, 1994:33).

Birincisi, ″Terekeme″, ″Türkmen[3]″ sözcüğünden türemiştir (Dündar-Çetinkaya, 2004; Kalafat, Türk Mistik Kültüründe ″Er″ veya Halk Kültürümüzde ″Er Tiplemesi″ adlı makalesinde, Terekeme, terek/ağaç kültü, ağacın piri bağlantılıdır, der. VII. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi, 2006; Caferoğlu, 1988:69).Kelimenin ″Türkmen/Türkman[4]″ kökenine dayandığı görüşü ise çok güçlü gözükmektedir. Çünkü Türkmen kelimesinin Arapça çokluk biçiminin ″Terakime″ olduğunu biliyoruz. Ferit Devellioğlu’nun Osmanlıca Sözlük’ü (Devellioğlu, 1993)  ve Ebulgazi Bahadır Han’ın Şecere-i Terakime’si (Ebülgazi Bahadır Han, Tercüman 1001 Temel Eser)  bu kelimenin varlığı konusunda bize tanıklık ediyor. Bu ″Terakime″ kelimesi ünlü uyumuna girerek kolayca ″Terekeme″ biçimini alabilir. Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ″Türük″ kelimesini kullanmışlardır.

İkincisi, İslamiyetin Anadolu’da ilk yayıldığı yıllarda Mekke’den getirilen muhacir araplara verilen ″Terk-i Mekke″ kavramıdır. Terekeme sözcüğünün bundan bozularak oluştuğudur. Terekeme kelimesinin kökeninin ″Terk-i Mekke″ izahı ise bir halk benzetmesinden öte bir şey değildir. Terk-i Mekke ″Mekke’nin Terki, Mekke’nin bırakılması″ gibi bir anlam ifade eder ki, bu bir kavim adı olamaz; ancak bir olay adı olabilir. Kavim adı olabilmesi için ″Mekke’yi terk edenler″ gibi bir kelime olması gerekirdi. Fakat halk arasındaki rivayetlere baktığımızda bu terimin ‘terk etmek’ manasına geldiğini görüyoruz. Yani ″mekânı terk eden ve göçmüş olan″ anlamında yorumlanmaktadır. Türkler arap değil ki Terk-i Mekke denilsin.

Üçüncü olarak, Terekemelerin kendi aralarındaki rivayetlere göre de bu ismi ″eski vatanlarını terk ettikleri″ için almışlardır. Eskiden Terekemelerin atalarının Kuzey Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı olarak Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre Terekemelerin ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları terk etmişler ve Gürcistan ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye geldiklerinde diğer yerli toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme terimini ″yurtlarını terk edenler″ anlamında kullanmışlardır. Hammer, Türkistanlı Karakalpakların oluşumu ile ilgili şunları yazıyor:″Bu kavim topraklarından kovulmaları dolayısıyla yas tutmak amacıyla siyah şapka giymeye başladı (Bala, 1967:339). Siyah şapkalılar (Alışık, 2005:10-25)[5] terimi bu olay yüzünden onlara isim olarak verildi. ″ Bütün bu örneklere bağlı olarak Türklerde yas tutmak amacıyla siyah şapka giyme geleneği olduğu gibi bugünkü Terekeme teriminin ‘terk etmek’ terimi ile alâkasının olduğunu düşündürmektedir.

Terekemeler’e ayrıca ″Karapapak″ta denmektedir. Türkler arasında başa takılan başlıklara izafeten, urug, boy ve oymak isimlerine rastlanmaktadır. Mesela, siyah başlık  (papak, kalpak)  giyen bir Türk boyunun adı ″Karakalpak″ veya ″Karapapak″ tır (Karapapaklar, İslam Ansiklopedisi:470).Buhara Mektebine mensup bir sünni tarikatı da ″Yeşilbaş″ olarak adlandırılmaktadır. Türkiye’de ″Karabörk (Ölmez, 2002) [6]″, ″Karabörklü″, Kızılbörklü″ (Sümer, Aydınoğullarının ″kızıl renkli börk″ giydiklerini yazmıştır. Eyüpoğlu, 1987:262, 275, 277, 279, Melikoff, 2004, s, 33-35, 63-86; Avcıoğlu, 1997:2239-2240, 1884, 154; Joseph Von Hammer, 1990, s:8; Başgöz, 2003:92, Çetinkaya, 2005:424-446; Akdağ, 1975:15) , ″Akbaşlı″ ve ″Akbaşlar″ isimleri ile pek çok köy bulunmaktadır  (Eröz, 1990:81-82; Fığlalı, 1989:9-10; Behnan, 1964:254).Bu da büyük ihtimalle o dönemde kalpak giyen Kafkas Türklerine verilen addır. Karapapaklar, Şah İsmail’in babası Şeyh Haydar’ın müridlerine giydirdiği, on iki imamın adı yazılı on iki dilimli ″taç″ adlı kızıl kavukları reddederek Sünniliklerini belirtmek üzere ısrarla ″kara papak″ giymişlerdir (Kırzıoğlu, 1998:467; Caferoğlu-Yücel, 1976:1118).

Dil özelliklerinden hareketle, Terekemelerin, Türkmen ve Kıpçak karışımı bir boydur (Ercilasun, 1983:41; Caferoğlu, 1988:70; İslam Ansiklopedisi, Karapapaklar:470; Dündar-Çetinkaya, 2004:411).Şöyle ki Terekeme ağızlarını incelediğimiz zaman iki hatta bazen üç şekilli biçimlere rastlarız. Örneğin, ″bana″ kelimesi Terekeme ağızlarında, Azerilerde olduğu gibi ″mene″, Türkmenlerde olduğu gibi ″manga″  (buradaki ng sesleri aslında damak ″n″si şeklindedir)  ve Kıpçak lehçelerinde olduğu gibi ″maa″ ″maga″ şeklinde oluşudur. Terekemelerin ağızları, Azerbaycan’ın Gence ağzına pek yakındır. Bunlar, tek heceli kelime sonundaki ″b″leri ″v″ye ve ″b″leri ″f″ye, gerundium eki olan ″b″leri yine ″f″ye ve kelime ortasındaki ″c″leri ″j″ye çevirmektedirler. Terekeme ağızlarında ″geleceğim″ manasına ″gelecem″ ve ″gelejjem″ kelimeleri kullanılır. Bunların da ikincisi, Oğuz/Türkmen lehçesinin aksine ″j″ sesini tanıyan  (Kazakçada ″yıl″ yerine ″jıl″ denir)  Kıpçak lehçelerinin özelliğini göstermektedir (Kurat, 1992:84; Karaman, 2007:98, 99; Şiraliyev, 1962:16, 18, 19, 20, 224) [7].

Terekemeler dil, lehçe, mutfak ve müzik kültürü gibi konularda Azerbaycan Türklerine çok yakındır (Karapapaklar, XXIV:470).Sadece ağız farklılıkları vardır. Buna rağmen Türkiye’deki her iki kesim de birbirlerini genellikle farklı nitelendirmektedirler. Azerbaycan’da Azerilik adı, Borçalı’ da Karapapak’lık adı öne çıkmaktadır. Gerçek şu ki, Türk toplulukları arasında yaşam biçiminden ve coğrafi şartlardan kaynaklanan bazı farklılıklar vardır. İran’da da çok sayıda Karapapak Türkü’nün olduğu bilinmektedir. Karapapaklar İran’da Sulduz bölgesinde yaşamaktadır.

Türkiye’ye göçmeden önceden önce, Borçalı ve Kazak Karapapakları olarak adlandırılmıştır. Karapapak  (Terekeme)  Türklerinin saflığı, dürüstlüğü, vatan sevgisi ve Türk kültürüne olan bağlılıkları beni derinden etkilemiştir. Birçok kez beni evinde misafir eden değerli Karapapak  (Terekeme)  aileleri sayesinde Türk kültürünün inceliklerini ve gereklerini öğrenmem de onlara olan hayranlığımı artırmıştır. Rusça sözlüğüne göre kalpak yahut papak, şapka demektir. Papak kelimesi, Azeri Türkçesinde kuzu veya koyun derisinden yapılan serpuş manasına da gelmektedir. Azeri Türkçesinde börkün de kalpak ve papak gibi serpuş manasına geldiği bilinmektedir. Günümüzde Türkiye ve Kafkasya’da yoğun olarak yaşayan bu kavim Karapapak ismini ataları durumundaki Kıpçaklardan ve Peçeneklerden almışlardır. Karapapakların giydikleri kalpaklar, siyah kuzu derisinden yapılmıştır. Türkiye’nin Kars ilindeki Karapapaklar 1925 yılında çıkarılan şapka kanununun çıkarılmasına kadar kıvırcık tüylü kuzu derisinden yapılmış kara papak giymişlerdir. Bu topluluk başına giyeceği papağın tüylerinin kıvırcık olması için yapımında bazı noktalara dikkat etmiştir. Bunlardan en önemlisi ise koyunun doğurmasından hemen önce bez yahut keten bezi hazırlanmaktadır. Kuzunun doğmasıyla anasının onu emmesini önlemek için hiç vakit kaybetmeden önceden hazırlanan bez yeni doğan kuzunun üzerine örtülür. Bunun en büyük nedeni ise koyunun yavrusunu yalamasıyla tüylerindeki kıvırcığın bozulması ve ‘çere’ adı verilen doğum suyunun yalanmasının da etkisiyle tüylerin düzleşmesidir. Böylece belli bir süre anasını emen kuzu kesilerek derisinden papak ve yaka yapılırdı. Günümüzde teknolojinin de gelişmesiyle papak giyimi azalmıştır. Fakat Türkiye’nin doğusu ve Kafkasya’daki soğuk iklim şartları sebebiyle bazı yerlerde kıvırcık papaklar hala giyilmeye devam etmektedir. Terekemelerin atalarının Kuzey Kafkasya’da bulunan Terek Irmağı çevresinde yaşadıkları bilinmektedir. Buna bağlı olarak Terekeme terimi ile Terek Irmağı arasında da bir bağ kurabiliriz. Buna göre Terekemelerin ataları Terek Irmağı çevresinde yaşarlarken bazı sebeplerden dolayı buraları terk etmişler ve Gürcistan[8] ile Türkiye’ye yerleşmişlerdir. Gürcistan ve Türkiye’ye geldiklerinde diğer yerli toplumlar onları Terekeme olarak adlandırmışlardır. Yani Terekeme terimini “yurtlarını terk edenler” anlamında kullanmışlardır. Osmanlılar döneminde, devlet adamları ve yöneticiler bu kavim için ‘Türük’ kelimesini kullanmışlardır. Türük kelimesi konar-göçer köylü halk anlamına gelmektedir. Yine halk arasındaki rivayetlere göre güya bu kavim bir zamanlar Mekke yakınlarında yaşarken dinsel konularda Araplarla anlaşmazlığa düştüğü için Mekke’yi terk etmiştir. Bu nedenle bu kavmin ismi ‘Terk-i Mekke’ ifadesinin değişime uğramış şekli olan Terekeme olarak kalmıştır.

Günümüzde Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Borçalı vilayeti Karapapak  (Terekeme)  Türklerinin ana vatanıdır. Kırım’a sığınan Kıpçaklar ise tehlikenin devam etmesi sebebiyle Suğdak üzerinden deniz yoluyla Güney ve Kuzey Karadeniz kıyılarına gelmişler ve buralarda günümüze kadar yaşamlarını sürdürmüşlerdir. Örneğin Ahılkelek, Ardahan, Ardanuç, Oltu, Tortum, Şavşat ve Artvin bölgesinde oturan yerli halkların konuştukları Türkçe Kıpçak ağzıdır. Ayrıca sarı saçlı, renkli gözlü, uzun boylu olan bu bölge insanlarının Kıpçak tipine benzemesi ve Kıpçakların güzelliğini günümüze kadar taşıdıkları inkâr edilemez. Karapapak  (Terekeme)  Türklerinin atalarından birinin Kıpçaklar olduğu gerçektir. Kaldı ki Karapapak Türklerinin konuştukları dilde günümüzde birçok Kıpçakça kelime bulunmaktadır. Ayrıca Karapapaklar Kıpçak-Oğuz karışık ağzıyla konuşmaktadırlar.

Karapapak  (Terekeme)  Türklerinin günümüzde konuştuğu dil Azeri lehçesinin bir parçasıdır. Türkistan’da yaşayan Karakalpaklar ile Türkiye’de ve Kafkasya’da yaşayan Karapapak  (Terekeme)  Türklerinin dillerini karşılaştırdığımızda birçok ayrılığın olduğunu görmekteyiz. Birbirine benzeyen Kıpçak unsurlar olsa da iki toplumun dilleri çok farklıdır.

Terekemeler, atılgan, hırslı, olaylar karşısında son derece duygusal ve saf bir karaktere sahip insanlardır. Dürüst ve mert insanlardır. Sosyal ilişkileri güçlü bir toplumdur. Mirza Bala da ″Karapapaklar, fıtraten zeki, çalışkan ve iyi binicidirler; kadınları hür, aile teşkilâtları mazbut ve sağlamdır″ demektedir  (Alışık, 2005) :10-25). Terekemeler, başlarına buyruk yaşamışlardır. Ahde vefaya önem verirler. Kararlı ve dirayetlidirler  (Kaçak Nebi) , devletine milletine sadakatle bağlıdırlar, gelenek ve adetlerine sıkıca bağlıdırlar, Karapapakların dilleri yaşadıkları, coğrafyadaki dil baskısı olmasına rağmen yüz yıllarca Türkçe dilinin ana yapısını bozmadan günümüze taşımışlardır, zulme, direnir, haksızlığa başkaldırırlar. Onların karakterlerini yansıtan sözler, ″Düz ol, Allah düziylendir″-sen dürüst ol, Allah dürüstün yanındadır)  ″Sen yahşı ol, balıh da bilmese halık bilir″ çok yaygındır. Karapapaklar genellikle Hanefi mezhebine mensuptur. Azerbaycan ve Gürcistan‘ın bir kısmında ve İran‘da Sulduz‘daki Karapapaklar Şii Caferî‘dir (Andrews, 1992:99).

Kıpçakların Bоrçalı bölgesinde meskûnlaşması ve onların terkibinde «garabörklerin», «garapapag» tayfalarının olması hakkında tarihi araştırmalar çok fazladır. E. V. Togan, M. F. Kırzıoğlu, E. Caferoğlu, Z. Bünyadоv Kıpçakların bir kolu olduğunu söylediği «garapapagları», rus kaynakları ise «garagalpag» olarak adlandırır.

Terekemeler-Karapapaklar, Tiflis, Nahcıvan, Karabağ, Loru, Ahırkelek, Gence ve Şirvan dolaylarında yurt tutmuşlardır. Çıldır ve Ardahan’daki Karapaklar  (Terekemeler)  önceden Kuzey Azerbaycan’da, Kazah ve Borçalı bölgelerindeki Derbend ve Borçalı nehirleri boyunca yaşarlardı (Güler-Akgül-Şimşek, 2001:505; Kalafat, 2002:84-99; Kalafat, 2004:174; Kalafat, 1998:11, 12). 1828 yılında imzalanan Türkmençay Anlaşması’ndan sonra, bir bölümü Kars’a ve bir bölümü de Güney Azerbaycan’ın Sulduz bölgesine göç etmişti (Kobotaran, 2008:16). Bir Terekeme grubu, 1904 yılında Türkiye’ye yerleşmek için başvuruda bulundu. Bir kısmı o zaman Rusların elinde bulundurduğu bir kısmı Ağrı, Tutak ve Eleşkirt’e geldi; diğerleri Adana’ya, geri kalanlar ise 1914 yılında Malazgirt’ten Sivas’ın Tutmaç, Büyükköy ve Kurdoğlu köylerine[9] göç ettiler. Diğerleri ise 1921’de Rusların çekilmesiyle Kars’a geldiler; bunlar, Gümrü Antlaşmasıyla gerçekleşen nüfus mübadelesiyle, Akbaba, Tiflis, Borça ve Kazah bölgelerinden göç ettiler. Söz konusu isimsel farklılığın nedeni, Rusların, kısmen Kafkasya ve kısmen de İran’dan gelip eski Aleksandropol bölgesine, Akhaltsike’ye ve şimdiki Gürcistan’daki (Kalafat, 2002:84-99)  Akhalkalaki’ye yerleşenleri tanımlamak için ″Karapapaklar″ terimini kullanmış olmalarına dayanabilir, oysa Akbaba Terekeme’lerinden ayırt edilmeleri için bunlar genel olarak Gürcistan Terekemeleri olarak adlandırılmaktadırlar.

 

TEREKEMELER VE BULANIK

 

Terekemeler 1926 yılından sonra Muş’a ve özellikle Bulanık ilçesine yerleşmişlerdir. 1900 yıllarda ve daha önceki göçlerde; Muş, Malazgirt, Bulanık, Amasya, Sivas ve çevre illerine de Osmanlı devleti tarafından ″Müslüman-Türk-Sünni″ nüfusunu dengelemek açısından Terekemeler yerleştirilmiş ve bazı diğer halklara mensup vatandaşlardan alınan evler ve hatta topraklar verilmiştir. Bu bir devlet politıkasıdır denge oluşturulmuştur uzun surede başarılı olunmuştur. Cumhuriyet başlangıcında bilinçli göç sağlanarak denge kurulmuştur. Terekemeler, Bulanık ilçesine 1925-1932 yıllarında Gürcistan ve Kars bölgelerinden göç ederek yerleşmişlerdir. Arakonak  (Odunçor) , Mescitli, Üçtepe  (Mirbar) , Yoncalı köylerini kurmuşlardır. Bulanık, Erentepe bucağı, Hoşgeldi köyü, Oğlakkaya köyü, Karaağıl bucağı, Balotu  (Teygut)  köyü vb. yerlerde yaşarlar. 1925’de Bulanık’a ilk gelen KEMALOĞULLARI-Ağalıklar’dır. Kemaloğulları, Karapapakların, Gence-Kazak-Ağıstafa-Göyçay-Göygöl grubuna dahildir. Borçalı kolu isediğer kolu teşkil etmekte olup, Gürcistan’dadır. O dönemler Bulanıkta sadece on sekiz ev varmış. Kafkasya’dan gelen bu Terekeme ailelerden en büyüğü olan Kemaloğullarına, gösterdikleri cesaret ve bağlılıkları sebebi ile Kars Sancak Beği tarafından, II. Murad Han adına ″Ağalık″ unvanı ile taltif edilmiş ve bugün Gürcistan Cumhuriyeti sınırları içerisinde kalan Ahılkelek’e bağlı Gögye ve yöresi kendilerinin mülkiyetine tahsis edilmiştir. Özellikle, Gögye bu tarihten sonra Kemaloğlu sülâlesinin idaresinde kalmıştır. Rusların bölgeyi işgalinden sonra Çar II. Nilolay tarafından da Kemaloğlu ailesinin ″Ağalık″ unvanı onanmıştır. Kemaloğlu ailesi de diğer Karapapaklar gibi ana yurtlarından göçe mecbur kalmışlardır. Gündüz saklanarak, gece at sırtında yol alınarak gerçekleştirilen bu zorlu göç, önce Ardahan’da konaklamak suretiyle daha sonra da Muş’un Bulanık ilçesinde son bulmuştur. 1925 yılında başlayan göç yaklaşık bir yıl sürmüş ve 1926 yılında tamamlanmıştır. Ağalık ve tüm Gögyeliler ile  (Müsellimler, İsmihan Atikler, Köroğulları, Pişik Memetler, Tornacı Zekigiller, Şiyeler, Hamit Arslan vb. )  birlikte 1925 yılında Fevzullah Ağanın aldığı izinle Türkiye’ye geliyorlar ve 1 yıl kadar Kars’ta kalıyorlar. Zaten Cemal  (Ağa)  Kemaloğlu, 4 yıl önce Kars’a kaçak olarak gelir. Kemaloğulları ve diğerleri de onun yanına gelir. Cemal Ağa, Valiye, bunlarda burada kalsın der; ama vali kabul etmez ve 1926 yılında Bulanık’a gelirler. Sadece Teygut  (Arakonak)  köyüne Kemaloğulları ile gelenlerin bazıları yerleşirdir. Bulanık’ın diğer köylerindeki Türkler, Kars’tan gelmişler. Hacı Teymur ve Hacı Battallar kaçarak gelirler[10]. Ağalıklar’dan, Abdulahat Sancar, Celil Ergin’de, Ağalık geldikten 4 sene sonra kaçak olarak gelir[11]. Ağalık ailesine Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından yerleşim yeri olarak verilen Bulanık’ta yaşamak başlangıçta zor olmuştur. Ancak zaman içerisinde buradaki hayat tarzına ayak uydurulmuş ve bölgenin önde gelen Türk ailelerinin arasında yer almışlardır[12]. 1926 da Bulanık’ta bir tek Kültür Mahallesi muhtarı varmış, oda Yahya Beydir. Kafkasyadan gelen doksan hane evin kırk bir hanesi KEMALOĞULLARIDIR. 1930’dan 1975’e kadar belediye başkanlığı Kemaloğulları’nda kalıyor. Kemaloğullarından Hasan Han Kemaloğlu belediye başkanı olur. Uzun yıllar belediye başkanlığı yapan Hasan Han Kemaloğlu hastalanınca, Kemaloğulları ailesinin bir parçası olan Hamit Arslan  (Hamit Ağa)  belediye başkanı olur. Hamit Ağadan sonra, Kemaloğullarıyla hala çocuğu olan Aslan Paşa daha Fevzi Çeşitli, 1969’da Yahya Beyin oğlu İlyas Ergin Bitlis’teki memuriyet görevinden istifa ettirilir ve Bulanık belediye başkanı olur. 1969’da İlyas Ergin Bey trafik kazasında yaralandıktan sonra, Aydemir Gökdağ belediye başkanı olur[13].

Kafkas Göçmeni Köyler:

 

  1. Adıvar  (Kafkas göçmeni)
  2. Arakonak  (Odunçor) , Kafkas göçmeni,
  3. Balotu (Teygut)  Kafkas göçmeni
  4. Gümüşpınar  (Kafkas göçmeni)
  5. Kırkgöze  (Kafkas göçmeni)  (yarısı)
  6. Karaağıl  (Kafkas Çerkez göçmeni)
  7. Kurganlı  (Kafkas Çerkez göçmeni)
  8. Yoncalı  (Kafkas göçmeni) [14].
  9. Mescitli  (Kafkas göçmeni)
  10. Üçtepe-Mirbar  (Kafkas göçmeni)
  11. Erentepe bucağı, Hoşgeldi köyü, Oğlakkaya köyü,

 

YEMEKLER ve TARİFLERİ

Ülkemiz, coğrafi bölgelere göre farklı kültürel özellikler gösterir.Öyle ki, Anadolu, bir kültür mozayiğidir.İşte farklı yöreler yemek alışkanlıklarında da farklılık gösterir. Türkler Anadolu’ya yerleştiklerinde daha önce yaşayan insanların beslenme sistemlerinden etkilenmişlerdir. Türk mutfağı Türkiye’nin ulusal mutfağıdır. Osmanlı kültürünün mirasçısı olan Türk mutfağı Balkan, Ortadoğu ve Kafkas  mutfaklarını etkilemiş hem de bu mutfaklardan etkilenmiştir. Ayrıca Türk mutfağı yörelere göre de farklılıklar gösterir. Karadeniz mutfağı, Güneydoğu mutfağı, Orta Anadolu mutfağı gibi birçok yöreler kendilerine ait zengin bir yemek haznesine sahiptirler. Bizde bu çalışmada Karapapak-Terekeme Türklerine ait yemekleri ve tariflerini yaptığımız derleme çalışmasıyla alfabetik olarak aktarmaya çalışacağız.

Anikli Çorba İstisi: Su kaynatılır içine önceden hazırlanmış olan hamurdan erişte atılır. İçine mercimek konulur. Bir süre sonra pişmiş olan bu çorbanın üzerine yine aynı hamurdan yapılmış fındık büyüklüğünde kesilen bu parçalar yağda kavrulur. Bu anık çorbanın üzerine dökülür.

Ayran Aşı: Çekilmemiş yarmayla yapılan çorba. Önce margarin ya da tereyağı eritilir ve daha sonra yağ yanmadan üzerine su dökülür. Akabinde iyice yıkanmış pirinç ya da bulgur dökülür. Daha sonra kelemekeçir yada yabani pancar, yada kuş ekmeği, yada evelik, yada ebegümeci dökülür. Dökülen bitkiler yumuşayınca ve pişen pirinç vs gibi tanelerle hemhal olduktan sonra, Anık denen yağda kavrulan un karıştırılır. Bu çorbanın dengeli bir koyuluğa ulaşmasını sağlar. Daha sonra içine tercihen yumurta da kırılarak, yoğurt dökülür. Yemek biraz demlendikten ve aşırı sıcaklığı geçtikten sonra servis edilir.

Biber ve Domates Dolmaları: Kuzu eti, keşten  (kıyma makinesi)  geçirilir. Soğanda bu makinada her ikisi birlikte kavrulur. Domatesin evvelce oyulmuş iç bu karışıma eklenir. Üzerine sarı kök (safran) , tuz, biber konulur. Daha sonra üzerine cefheri  (maydonoz)  ve kişniş katılır, içleri doldurulur. Karabağ’da biber ve domates dolmasına pirinç konulmaz.

Bişi: Yağda kızartılmış hamur işi. İsteğe göre, süt veya su ile mayalanarak yoğrulan hamur, biraz bekletildikten sonra, elle hafif ekmek boyutuna getirilinceye kadar çevrilir, yuvarlak hamur kızgın yağa atılarak kızarıncaya kadar pişirilir.

Bozbaş: Genelde et için, koyun, kuzu kesildiğinde yapılan bir et yemeğidir. Önce normal bir tencereye soğanları küçük küçük kıyıp konulur. Et normal büyüklükte doğranır, yağla birlikte hafif kızartılır. Sonra domates doğranıp, salçayı da hafif sulandırıp tencereye dökülür. Tencerenin yarısına gelecek şekilde su konur. Kaynadıktan sonra nohut konur. Patatesleri dörde bölünüp tuzu da ekleyerek tencerenin kapağı kapatılır. Altını da hafif kısarak yarım saat kadar pişmesini beklenir. Fetirle birlikte veya tandır ekmeğiyle yenir.

Bulgurlu Köfte: Bulgur, un, su tuz, baharat karışımı yapılır, iyice yoğrulur. Çünkü iyi yoğrulmasa dağılır. Avuç içinde iyice sıkıştırılır. Sonra kaynar suyun içine atılır. Haşlanır süzgeçle tabağa alınır. Sarımsaklı yoğurt sonrada tereyağı eritilerek üzerine dökülür.

Çeçil: Tel peynir. İnek, koyun ya da keçi sütünden yapılan yağsız bir tel peynir olan çeçil, çeşitli yörelerde saçak, çiçal ve iplik peyniri olarak bilinir. Süt, makinede çekilirken makine altında kalan ayranın mayalanmasıyla yapılır.

Çerez Hangeli: Fındık büyüklüğündeki hamur parçalarıyla yapılan yemek  (Makarna gibi suda haşlanıyor).

Çızdık: Koyunun kuyruğu iyice temizlenir. Küçük küçük parçalara kesilip bir tencereye konulur. Ateş üzerine alınarak kavrulur. Tuzu ekledikten sonra rengi pembeleşmeye başlayınca ateşten alınır. Ya sıcak tüketilir ya da çeşitli yemeklerde kullanılır.

Çökelek peyniri: Tereyağından arta kalan yayıkaltı ya da yavan sütten yapılmış peynirden kalan peyniraltı suyu önce ısıtılır, sütlü kısmı dibe çöker. Sonra gerekirse mayalanır ve tuzlanır. Tuluma basıldığında uzun süre saklanan çökelek peyniri, yörede börek harcı ve salatalarda kullanılır.

Ekmek Aşı: Yağla, soğan kavrulur üzerine bir miktar su ilave edilir. Kaynatılır, ekmek küçük parçalar halinde doğranır. Üzerine, kaynatılmış karışım doğranmış ekmeğin üzerine dökülür. Ağaç kaşıkla yenilir.

Erişte aşı (kesme aşı) : Malzemeler: Kahve fincanı nohut, çay fincanı yeşil mercimek, soğan, havuç, patates, domates, 45 gr tereyağı, 1. 5 litre sıcak su, 150 gr hazır erişte, Taze ya da kurutulmuş reyhan, Kekik ya da nane

Erişte hamuru için: 1 su bardağı un, 1 kahve fincanı su, 1 tutam tuz.Hazırlanışı: Nohutları akşamdan ıslatın. Suyunu değiştirip haşlayın ve süzün. Mercimeği yıkayıp haşlayın ve süzün. Soğan, domates, patates ve havucu temizleyip küp küp doğrayın. Bir tencerede tereyağını kızdırıp soğanı kavurun. Domatesi ilave edip birkaç dakika pişirin. Havuç ve patatesi ilave edip tuz serpin. Kısık ateşte 15 dakika pişirin. Sıcak su, nohut ve mercimeği ilave edin. Ara ara hızlıca karıştırarak 20 dakika daha pişirin. Unu hamur yoğurma kabına alın. Tuz serpip harmanlayın. Suyu ilave edip sert kıvamlı bir hamur yoğurun. Hamuru unlanmış tezgâhın üzerinde merdaneyle açın. İnce şeritler şeklinde kesip erişteyi hazırlayın. Erişteyi tencereye ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin. Taze ya da kurutulmuş reyhanı ilave edip tencereyi ocaktan alın. Çorbayı servis kâselerine paylaştırın. Kekik ya da nane serpip sıcak olarak servis yapın.

Erişte Piloyu  (Pilavı) : Evde kesilen erişte ve yeşil mercimekle hazırlanır. Önceden haşlanan yeşil mercimek, erişteyle bir taşım kaynatılıp süzüldükten sonra yağlanmış tencerenin tabanına patates dizilir, üzerine mercimekli karışım konur. Son olarak üzerine kızdırılmış yağ gezdirilir ve patatesler kırmızı renk alıncaya kadar pişirilir. Ters çerilip servis edilen bu yemek, kimi zaman patates yerine lavaş ekmeği ile de yapılır.

Erişteli İsti: Yoğurt, erişte, kızartılmış hamur çerezi ile yapılan çorba. Anıklı çorbanın hemen hemen aynısıdır. İçine pirinç mercimek konulur. Ancak bunun püf noktası yöre unuyla yapılan erişte olması tadının lezzetini ortaya koyar.

Evelik aşı: Soğan, tuz ve et karışımı yağda kavrulur. Bunun üzerine bir miktar su ilave edilir. Temizlenmiş ve yıkanmış yarma ve biber buna ilave edilerek kaynatılır. Eldeki evelik kuru ise, kaynamakta olan tencereye ilave edilir. Yarma iyice pişinceye kadar işleme devam edilir.

Feselli: Una, su, maya, tuz konur, katı hamur yapılır. Hamur kabarsın diye, 1-1, 5 saat bekletilir. Sonra hamurdan yuvarlak parçalar yapılır ve 0, 5 mm kalınlığında açılır. Hamurun üzerine yağ sürüp 5-6 kat birbirinin üzerine konur. Üçgenler kesilir sigara şeklinde sarılır. Sonra bunlar halka şekline getirilir. Böylece çapı 10-12 cm, kalınlığı 1. 5-2 cm olacak şekilde feseli şekline getirilir. Daha sonra feselinin her iki tarafı yağda kızartılır. Feseli sofraya verildiğinde, yanında bal da konur yada üzerine pudra şekeri serpilir. Feseli hem sıcak hem de soğuk olarak servise sunulabilir.

Fetir: Mayalanmış hamurun, yufka seklinde açılarak doğrudan sacın üzerinde pişirilmesidir. Yağlanarak veya kuru olarak yenir. Yufkadan kalın lavaştan incedir. Genelde et yemeklerinin yanında tüketilir.

Gagala: Normal hamur mayalanır bir süre bekletilir Yöresel değimle ″Hamurun ekşimesi″ beklenilir. Daha sonra bir miktar hamur  (Künde)  ortası delinerek elips biçimde şekillendirilir. Yağlanmış tavaya, 5-6 tane dizilen gagalaların üzerine yumurta sarısı sürülerek fırına verilir. Köyde ise ocak üstüne dört adet demir çubuk konur. Bunun üzerine tepsi konduktan sonra, tepsinin üzerine sac ters çevrilerek kapatılır. Ters çevrilmiş diş büken sacın üzerine ise, demir hare kapatılarak içine tezek koru konur. Ateşte pişen yiyeceklerin daha leziz olur.

Gayganah  (Qayqanax) : Tuzsuz peynir, ezme peynir veya yumurtanın tavada yağda eritilip ve pişirilmesiyle yapılır. Tek özelliği seçilen yağın saf, ateşte köpüren yağ olmasıdır. Dışarıdan ithal edilen omlet, bizde kayganak adı ile Karadenizde ve Kuzey İç Anadolu’da Kaygana adı ile, peynirli, domatesli ve sade olarak yüzyıllardır tüketilmektedir.

Goyut: Buğday önce kavrulur. Sonra öğütülür, üzerine süt dökülerek yenilir. Genelde ilkbahar aylarında buğday kuyuları açılınca yenilir.

Gurut  (Qurut) : Bir çeşit sertleştirilmiş çökelek peyniridir. Yoğurt yayıktan geçirilerek yağı alınır. Geriye kalan ayran ısıtılır ve çökelek elde edilir. Çökeleğin suyu süzdürülüp tuzlanır ve patates büyüklüğünde yuvarlanır. Güneşte kurutularak tüketilir. ″Kurumak″ mastarından türetilmiş edilgen çatıda nesne adıdır. Kurutulmuş şey manasına geliyor. Terekeme diyalektiğinde, ″Gurut″ diye telaffuz edilir. Sonbahar aylarında inek ve koyundan sağılan süt makineyle kaymağından ayrıldıktan sonra kalan yağsız süt yoğurt haline getirilir. Süt, yoğurt haline geldikten sonra suyunun süzülmesi için bir bez torbaya doldurulur; hatta iyice süzülmesi içinde üzerine taş gibi ağır bir cisim konulur. Suyundan iyice ayrılan yağsız yoğurt-ki Terekeme lehçesinde ″Yüssüz gatıx″-tuzla yoğrulur, sonra avuç içinde limon büyüklüğünde topaklar haline getirilir, sonra kurutulur. Zaten güneşte kurutulduğu için bu isim verilmiştir. Kurut, kışın büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar sütten kesildiğinde yoğurt ihtiyacını karşılamak için kullanılır. ″Xangel″ denen mantıda, ″Ayran aşı″ yoğurtlu çorbada sos olarak kullanılır. En çok koyun sütünden yapılır, zira yağından ayrıştırıldığında inek sütüne nazaran daha çok yağsız süt çıkıyor. Genelde inek ve koyun sütü karıştırılıp öyle yapılır. Kışın bir taş kadar sertleşmiş bu yoğurt kümeleri ılık suyla ezilir ve hangi yemekle birlikte tüketilecekse erimiş hali kullanılır. Ayrıca ayran haline getirilip içilebilir.

Halbur Hurması: Lohumun elek ve rende gibi bir alet üzerinde gezdirilerek pişirilmiş hali.

Hangel: Khinkali, Hıngel, Xıngal, Hıngel/Hengel, hamur ile yapılan ve arasına et veya patates konularak yapılan bir yemekdir. Etli mantı. Tereyağ veya yoğurt katılmak suretiyle yenilir. Terekemelerin en önemli yemeğidir. Değerli bir misafir geldiğinde ikram için yapılır. Hangeli sevmeyen terekeme yoktur. Birkaç farklı şekili vardır. En yaygın olanı boş hamur yaprakları ile yapılanıdır. Hamuru mayasızdır. Hamurun açılmamış her bir topağına pazı adı verilir, bir pazı (Künde)  bir kişiyi doyurur ve büyüklüğü yaklaşık iki avuç içini dolduracak kadardır. Hamurun en büyük özelliği sert açılmasıdır. Hamur hazırlanırken her künde için birer adet yumurta kırılır ve bir miktar tuzlu su ile sert bir kıvamda yoğrulur. Hazırlanan hamur bir süre dinlendirilir, yufka şeklinde ince olarak açılır ve kareler şeklinde kesilir. Kaynar suda haşlandıktan sonra süzülür ve bir siniye çekilir. Üzerine sarımsaklı yoğurt ve içinde küçük soğan parçacıkları kavrulmuş tereyağı dökülerek servis yapılır. Bekletilmeden ve soğutulmadan yenmesi gerekir. Sos için bir önemli bir nokta da kullanılan tereyağının saf tereyağı olması ve içinde kavrulan soğan parçacıklarının ne yanık tadı ne de çiğ soğan tadı vermeyecek şekilde kavrulmuş olmasıdır. Hangel üzerine dökülen bu zengin sos o kadar lezzetlidir ki sini üzerinde bir arada yenildikten sonra kalan sos karışım genelde gençler ve çocuklar tarafından ekmek ile sıyrılır. Ayrıca aynı şekilde hazırlanan hamur kurutularak daha sonra haşlanmak üzere de saklanır ve genelde kışa hazırlık yiyeceklerine dahil edilir. Hangelin bir diğer hazırlanışı ise kemikli et ile yapılanıdır. Yukarıdaki gibi hazırlanan hamur haşlanmış kemikli et suyu içerisine kaynatılır. Üzerine aynı soslar konulur. Yapılan bu yemeğe Etli Hangel denir. Aslında Hangel yemeğinin orijinal hali budur. Bunlarla beraber, terekemeler Kayseri’de yapılan mantıya benzer, fakat daha büyük olan, açılan yufkanın içine daha önceden hazırlanan et karışımının konulduğu, mantı yemeğini de yine aynı soslarla Hangel adı altında yaparlar.

Haşıl: Yarma dövmesiyle yapılan yemek. Haşıl yapılırken ince yarma önce bulamaç şeklinde pişirilir. Sonra ortası havuz gibi açılır ve üzerine tereyağı konur. Çevresine ise sarmısaklı yoğurt gezdirilir. Haşıl ortasına açılan yağ havuzu nedeni ile ayrı tabaklara bölünmez ve tek bir kaptan yenir. Buğday dövülerek kabuğundan ayrılır ve buğday daha sonra kikirelerde[15] yanı küçük el değirmenlerinde kırdırılır. Suda haşlandıktan sonra tabağa yayılır tabağın içindeki çukurluğa eritilmiş tereyağı dökülür yağı içine çeken yarma yemeye hazır olur.

Hasuta: Mısır unu, yağ ve pekmezle yapılan lapa şeklinde yemek. Hasuda tatlı bir yiyecektir. Önce şerbet hazırlanır. Şerbetin içine çok az un atılır ve çırpılır. Daha sonra tavada yağ ısıtılır ve içine hazırladığımız şerbetle un dökülerek karıştırılır. 5-10 dakika böylece ateşte pişirildikten sonra hazır olan hasuda yenmeye hazırdır.

Hedik: Nohut ve buğdayın haşlanmış hali. İçerisine üzüm vb tatlı kuruyemişlerde eklenebilir. Dişi çıkan çocuklara da ″Diş Hediği″ yapılır.

Helva: Un, yumurta, süt ve su ile hazırlanan hamur, önce elde ufalanır. Rengi hafif kırmızı oluncaya kadar kavrulduktan sonra içine ceviz katılıp üzerine soğuk şerbet gezdirilip servis edilir.

Hörre Çorbası: Bir tencerede 2 kaşık tereyağı ile un kavrulur. Rengi hafif pembeleşince yavaş yavaş su ilave edilir. Tuz ve karabiber ile tatlandırılır. Sürekli karıştırarak pişirilir. Diğer tarafta yarım kaşık tereyağında salça ezilerek kızdırılır. Bu çorbanın üzerine gezdirilir ve sıcak olarak servis edilir.

Hörre Çorbası: Un kavrulup soğuk su dökülüp kaynatılarak yapılan yemek.

Katmer: Bir tür börektir. Normal hamur mayalanir bir süre bekletilir. Daha sonra hamur, yufka seklinde açilir ve yufkalar beserli olarak, aralarina yag sürülmek kaydiyla rulo yapilir. Ve tepsinin ortadan baslamak kaydiyla, kivrimli olarak sarilir, tepsi düzeltilir.

Kaymak Helvası: Helvanın içine kaymak atılarak pişirilen helvadır. Rengi kaymaktan dolay daha koyu ve kıvamlıdır.

Kenger Kavurması: Temizlenip yıkanan kenger, ufak ufak doğranır, kaynar suya dökülerek haşlanır. Haşlanan kengerler süzgeçten  (kemis)  geçirilip bir tencere içinde yağla birlikte tuz ve biber ilâve edilerek kızartılır. Üzerine yumurta kırılır piştikten sonra ateşten indirilir.

Kesme Çorbası: Açılan yufka üçe veya dörde bölünür. Bu parçalar üst üste konarak tel kesilir. Makarna seklinde kesilen parçacıklar kaynamış suya atılarak pişirilir. Bu arada ince ve uzun olarak yuvarlatılmış hamurdan küçük parçalar kesilerek kızgın yağda kavrulur. Pişen kesme çorbasına bu parçacıklar atılarak servis yapılan çorba, yoğurtla oldukça leziz bir tat verir.

Kete: Kete hamuru da katmer gibi normal ekmek hamurudur. Ancak mayalandıktan sonra fazla bekletilmez. Hamur yine yufka seklinde açılır. Bu arada daha önceden açtığımız yufkanın içine konulmak üzere, yağda un kavrularak ″İç″ dediğimiz kete içi hazırlanır. Hazırlanan bu içten, açılan yufkanın arasına bir miktar konur ve yufka oval olarak sıkı ve güzel bir seklide içe doğru kapatılır. ″Yerli’nin ketesinin, Çinçavat’ın[16] çorbasının tadına doyum olmaz″ denir.

Kuş ekmeği aşı: Tereyağı eritilip, tercihen yeteri kadar soğan kavrulur sonra su dökülüp içine yeteri miktar, bulgur, pirinç ya da yeşil mercimek dökülür. Pirinç ya da diğer benzeri taneliler yumuşayınca ince ince kıyılmış Kuşekmekleri karışımın içine dökülür. Kuşekmekleri çorbanın içinde canlı rengini iyice kaybedince pişmiş demektir. Kuşekmekleri dökülmeden ya da döküldükten sonra ″Anık″ denen yağda kavrulmuş un mutlaka dökülmeli zira bu çorbanın aşırı sulu halini belli bir kıvama getirir. En son olarak çorbanın içine çırpılmış yumurta katılır. Yumurta tercihen kullanılır.

Kuymak: Önce bir tavaya kaymak konulur ve ısıtılır. Daha sonra alabildiği kadar mısır unu veya buğday unu konularak sürekli bir biçimde karıştırılır. Biraz su dökülerek karıştırılamaya devam edilir. Ta ki kaymağın yağı çıkıncaya kadar, yağ çıktığı zaman yenmeye hazırdır.

Lokma: Lokma hamuru, süt veya su ile yoğrulur, fakat lokmanın hamuru pişi ve mafişten farklı olarak daha akışkandır. Yemek kaşığı ile bir miktar alınıp kızgın yağa atılarak pişirilir. Peynir veya bal, reçel gibi tatlılarla da yenebilir.

Lüle Kebabı: Türkiye’deki Adana kebabı gibidir. Acılı ve acısız olarak hazırlanır. Yufka, lavaş arasında yenilir.

Mafiş: Mafişin hamuru da pişi gibi hazırlanır, yalnız mafiş baklava dilimi olarak kesilir ve aynı şekilde kızgın yağa atılarak pisirilir.

Nezik: Hamur, su yerine kaymakla yoğrulur. Biraz bekletilen hamur, fazla büyük olmamak kaydıyla ve birazda kalınca yufka biçiminde açılır. Açılan yufkalar doğrudan ters çevrilmiş sacın üzerinde, ters düz edilerek pişirilir.

Paça: İnek veya koyun ayakları kırılarak küçültülür. Derileri soyulup temizlenir. Eğer tüyler var ise ateşte ütülür. İyice yıkandıktan sonra düdüklü tencereye veya büyük bir tencereye yerleştirerek üzerini örtecek kadar su ve sarımsağı eklenir. Tuzu ilave edilerek, düdüklüde ise ocağa, tencerede ise tandıra yerleştirilir. İyice pişince ateşten alınır. Limon sıkılarak servis edilir.

Piti: Nohut yemeğidir. 1 kg. yağlı koyun budu yarması, 250 gr. nohut, yarım kilo baş soğan, iki büyük patates, yeteri kadar tuz, biber ve sarıkök.Yapılışı: Nohut bir akşam evvelinden ılık suya konur. Ertesi sabah kabuktan çıkarılır. Et, 8-10 parçaya ayrılır. Her ikisi de  (nohut ve et)  yıkandıktan sonra tencereye konur. Eğer düdüklü tencere kullanılıyorsa soğanlarda temizlenip dörde bölünür. Patateslerde aynı şekilde doğranıp, tuzu, biberi ve sarıkök tozu bunlara ilave edilir. Bütün bunların üzerini tam örtmeyecek kadar su ilave edilir. Tencerenin kapağı kapatıldıktan sonra sıcak ateşe konur. İlk düdük çaldıktan 20 dakika sonra tencere ateşten alınır. Şayet normal bir yemek tenceresinde pişirilecek ise, nohut, et vs. bir saat kaynatıldıktan sonra soğanı ve patatesi ilave edilir. Bundan sonra da iki saat hafif ateş üzerinde pişmesi sağlanır. Bazı yerlerde mesela Iğdır ilinde bozbaş yemeği güveçte pişirilir. Arzu edenler bu yemeğe 10-15 tane ikiye ayrılmış yeşil fasulye ve iki tane de dolmalık biberi doğrayıp koyarlar. Servisi: Yemeğin suyu evvela tabaklara alınır. Ekmek  (bilhassa lavaş dediğimiz yufka ekmek)  buna doğranıp çatalla yenilecek kadar ıslatılıp yenir. İkinci olarak da eti, nohudu ile beraber alıp ezerek ve birbirleriyle karıştırılarak yenilir. Patates nişasta olduğu için pişme esnasında eridiğinden ezilen nohut ve ete daha hoş bir lezzet verir. Yemeğin yanında yeşil veya baş soğan muhakkak bulundurulur.

Sütlaç: Adının kökeni ″sütlü aş″ sözcüğü olan, Türk mutfağında yer alan birçok sütlü tatlı içinde en yaygın yapılan ve tanınanı sütlaçtır. Başlıca malzemeleri pirinç, süt ve şekerdir. Kıvamı kişilerin zevkine göre değişse de genelde kabul gören ve beğenilen kıvam pirinç tanelerinin çok sert olmamak kaydıyla tek tek ağıza gelebilecek şekilde olmasıdır.

Tandır Şiş: Et kuşbaşından büyük olacak şekilde doğranır. 2 m uzunluğunda ucu çengelli bir şişe dizilir. Diğer yandan domatesler ve biberler bütün halinde diğer şişlere dizilir. Şişler tandıra sarkıtılır. Piştikten sonra geniş bir tabağa domatesler ve biberler doğranıp yerleştirilir. Tabağın bir kenarına etler de yerleştirilerek servis yapılır.

Tepütme: Çubuk makarna gibi ince kesilmiş yufkaların  (fırında pişirilmiş)  pişirilmesiyle olan makarna türü.

Tike Kebabı: Tike kebap için koyun etinden, 35-40g’lık parçalara doğranır. Hazır olan etler şişe takılır ve etler tuzlanır, mangalda kızartılır. Et şişe takılırken hem yağlı hem de yağsız olanlardan alınmalıdır. Tike kebabın her tarafının iyice pişmesi için şişler arada bir çevrilir. Tike kebap hazır olunca sıcak olarak sofraya verilmelidir. Tike kebabın üzerine halka şeklinde doğranmış soğan ve maydanoz koyulur. İlave olarak da tike kebabın yanına narşerap, sumak, karabiber ve tuz koyulur. Yazın tike kebabın her payına 100g şişte kızartılmış domates koyulur.

Velbak: Mayalanmış hamur, gözleme şeklinde açılarak içerisine daha önceden haşlanmış ve ezilmiş koyu kıvamlı patetes püresi konularak sac üzerinde direkt ateşte pişirilir.

Yaprak Hangeli: Yufkaların 3-5 santimetre ve kare biçiminde keslerek makarna gibi sıcak suda pişirlerek yapılır. Bunun hamuru mayasız olduğu için hamur yapılır yapılmaz hemen yufka şeklinde açılır. Yufkalar kareler şeklinde kesilir. Önceden kaynatılmış ve kaynamaya devam eden suyun içine atılır. 10 dakika sonra sudan süzülerek çıkarılır. Geniş tepsiyse yaydırılır. Üzerine sarımsaklı yoğurt veya kurut ayranı sonrada tere yağda kavrulmuş soğanlı karışım dökülür.

Yemlik Kavurması: Yemlik, daha çok buğday tarlalarında ve önceki yıla ait anız yerlerinde bulunur. İyice temizlenen yemlik yıkanır, doğranır. Soğan da doğranarak bir miktar yağla birlikte tavada kavrulur. Tuz eklenir. Süzgeçte suyu sıkılır ve yenilir. Ayrıca pilava katılarak da pişirilebilir.

 

SÖZLÜK

Ağartı: Yağ, peynir, süt yoğurt gibi yiyeceklerin genel adı.

Bulamaç: İlk süt, ağız.

Dovga: Yoğurt çorbası türüdür. İçerisine nane, ıspanak, yeşil soğan, pirinç, yumurta, nohut ve bazen de küçük köftecikler konulur. İnce kıyılmış ıspanak, dereotu, kişnişli yoğurtlu çorba.

Ekmek aşı: Düğmeç.

Ganfet: Cam şeker.

Glorik  (Qlorik-Azerbaycan Türkçesinde söylenişi) : Sulu Köfte.

Hedik: Haşlanmış buğday, diş hediği.

İsti: Çorba.

Kartol: Patates.

Kerti: Bayat.

Künde: Yufka yaparken bölünmüş hamur dilimi.

Kuzu Çevirme.

Lohum  (Loxum) : Kemal Paşa talısı gibi.

Lor: Ezme peynir.

Motal: Tuluğh, peynir konulan kurutulmuş koyun derisi.

Sarıyağ: Tereyağı.

Şirat: Peynir suyu.

Şirat: Yoğurtun altında kalan su.

Şor: Lor peynir veya parçalanmış peynir.

Sümüklü  (Kemikli)  Yemek[17]:

Tasok: Et döğme aleti.

Umaç: Hamurdan yapılan bir yemek.

Yal: Köpek yiyeceği.

 

 

SONUÇ

 

Kökleri çok eskilere dayanan, zenginlik kaynaklarını geniş bir coğrafyaya yayılmasından alan ve çeşit zenginliği olan Türk Mutfak kültürü dünyanın en büyük mutfakları arasında yer almaktadır. Türkiye’de yerel mutfakların özgün etkilerini içinde barındıran köklü ve çok yönlü bir mutfak kültürü yaşamaktadır. Küreselleşmenin etkisi ile diğer dünya mutfaklarından etkilenmeler, fast food gibi bazı akımların etkili olduğu günümüzde, Türk Mutfak kültürünün yaşaması ve gelecek kuşaklara aktarılması konusunda yapılması gerekenler bulunmaktadır.

KAYNAKÇA

 

Akdağ, Mustafa,  (1975) , Türk Halkının Dirlik Düzenlik Kavgaları, Celali İsyanları, Ankara.

Akpınar, Yavuz,  (1994) , ″Nügari Mir Hamza″, Azeri Edebiyatı Araştırmaları, İstanbul, s. 465-467.

Alışık, Gülşen Seyhan,  (2005) , Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ  (1923 Gögye-6 Ocak 1995 İstanbul) , Prof.Dr.Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 2, Sayı:4, Aralık, s.10-25.

Araz, Nezihe, 21. Yüzyılın Eşiğinde Örf ve Âdetlerimiz  (Türk Töresi) , Türk Kültürüne Hizmet Vakfı Yay., İstanbul, Tarihsiz.

Aslan, Ensar,  (1995) , Çıldırlı Aşık Şenlik, Hayatı, Şiirleri ve Hikayeleri, Ankara.

Azerbaycan Folklor Ananeleri  (Gürcistandaki Türk Dili Folklor Örnekleri Esasında) , Tiflis, 1992.

Azerbaycan Halk Destanları Efsane Esatır ve Nağıl Deyimleri,  ( 1999) , Bakü.

Bala, Mirza,  (1967) , ″Karapapak″, İslam Ansiklopedisi, M. E. B. Yay., Cilt: 6, İstanbul, s. 339.

Caferoğlu, Ahmet,  (1983) , ″Kafkasya Türkleri″, Ankara, s. 55-56.

Caferoğlu, Ahmet-Yücel, Tahsin,  (1976) , ″İran’da Türkler″, TDEK, Ankara, 1976, s. 113.

Caferoğlu, Ahmet-Yücel, Talip,  ( 1976) , ″Karapapahlar″, Türk Dünyası El Kitabı, Ankara.

Caferoğlu, Ahmet,  (1988) , Türk Kavimleri, Enderun Kitabevi, İstanbul.

Derleme Sözlüğü,  (1993) , Ankara, 3. Cilt, s.1096.

Devellioğlu, Ferit,  (1993) , Osmanlıca Sözlük, İstanbul.

Dündar, Selahattin-Çetinkaya, Haydar,  (2004) , Terekemeler,  (Karapapak Türkleri) , Araştırma-İnceleme, Ankara.

Ebülgazi Bahadır Han, Şecer-İ Terakime, Türklerin Soy Kütüğü  (Haz. Muharrem Ergin) , Tercüman 1001 Temel Eser.

Ercilasun, Ahmet Bican,  (1983) , Kars İli Ağızları Ses Bilgisi, Ankara.

Ergin, Muharrem,  (1992)  Orhun Âbideleri, İstanbul.

Eröz, Mehmet,  (1990) , Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

Eröz, Mehmet, “Türk Yemek Adetleri”, Türk Kültürü Araştırmaları, http://www.turkiyat.selcuk.edu.tr/pdfdergi/s18/talas.pdf -.

Eyüpoğlu, İsmet Zeki,  (1987) , ″Şeyh Bedreddin ve Varidat″, İstanbul.

Fığlalı, E. R.,  ( 1989) , Türkiye’de Alevilik Bektaşilik, Ankara.

Havıland, William A.,  (2002) , Kültürel Antropoloji,  (Çev. Hüsamettin İnaç-Seda Çiftçi) , Kaknüs Yay., İstanbul.

Kalafat, Yaşar,  (2001) , ″Gürcistan Kültüründen Manzaralar″, Yeni Düşünce, 3-9 Ağustos, Sayı:2001/31, s. 26-30.

Karaman, Erdal,  ( 2007) , Azerbaycan Ağızları Üzerine Bir Deneme, Journal of Qafqaz University, s. Number 20, s. 98, 99.

Karapapah Mehreli Bey, Tiflis, 1996,

Karapapaklar, TDV İslam Ansiklopedisi, Cilt:XXIV, s. 470.

Kırzıoğlu, M. Fahrettin,  ( 1995) , Khazarlar’ın Borçalı ve Kazak Boylarından Oluşan Karapaph’lar da Çağımızın da İnsan Heykeli Kabirtaş Yapma Geleneği, Ankara.

Kurat, Akdes Nimet,  (1992) , IV-XVIII. Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Ankara.

Kut, Günay, Türklerde Beslenme Biçimi Dünü-Bugünü, Çukurova Üniversitesi Türkoloji Araştırmaları Merkezi, 15.03.2006.

Kutalmış, Orhan Güdül,  (2003) , Türkçe İnsan Adları ve Anlam-Kökenleri, İstanbul.

Kültür ve Turizm Bakanlığı Resmi İnternet Sitesi, İnternet Adresi: http. //www. kulturturizm. gov. tr/portal/kultur_tr. asp?belgeno=40909 Alındığı tarih:10.08.05.

Melikoff, İrene,  (2004) , Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe, İstanbul, s, 33-35, 63-86.

Metin Ergun, Karakalpak Aşık Tarzı Şiir Geleneği Üzerine Araştırmalar, Milli Folklor, Sayı:35, Güz 1997, s. 10-16.

Nirun, Nihat-Özönder, M. Cihat,  (1990)  “Türk Sosyo-Kültür Yapısı İçinde Âdetler, Örfler, Görenekler, Gelenekler”, Millî Kültür Unsurlarımız Üzerinde Genel Görüşler, AKM Yay., Ankara.

Öcal, Safa,  (1985) , ″Eski Türklerde Yiyecekler″, Türk Dünyası Araştırmaları Fındıkoğlu Armağanı, Sayı: 35, İstanbul:161.

Ögel, Bahaeddin,  (1978) , Türk Kültür Tarihine Giriş, Cilt: 4, Kültür Bakanlığı Yay., Ankara.

Ölmez, Zuhal Kargı, Meninski’nin Sözlüğündeki “Tartarca” Sözcükler, Cilt:15, Ankara, 2002, dergiler. ankara. edu. tr/detail. php?id=12&sayi_id=843-s. 67.

Türkdoğan, Orhan,  (1997) , Etnik Sosyoloji, İstanbul.

Yegane, İsa,  (1990) , Karapaphların Tarih ve Kültürüne Bir Bakış, Nogadey.

Yeniaras, Orhan, Karapapak ve Terekemelerin Siyasî ve Kültürel Tarihine Giriş, İstanbul, 1994.

Yücel, Yaşar-Yediyıldız, Bahaeddin,  (1990) , ”Tarih ve Kültür”, Millî Kültür Unsurlarımız Üzerinde Genel Görüşler, AKM Yay., Ankara.


* Gazi Üniversitesi Tarih Yüksek Lisans.

[1] “Q″, harfi Terekeme ağzında ″G″ ve ″K″ harfleriyle karşılanır.Eser içerisinde bu hususa dikkat edilmesi gerekmektedir.″X″ harfi, ″H″ harfiyle karşılanır; ancak, kalın ″H″ yani gırtlak ″H″ si gibi söylenir.Karapapaklar  (″Karapapaklar/Terekemeler″ şeklinde de ele alınır.

[2] Çıldır Aşık Sempozyumu, Ankara, 2000.

[3] Terekeme Tarixən “türkmən” istilahı həm də oğuzların daha çox köçərilik etmiş hissəsinə şamil edilmişdir.V.V.Bartold və V.M Jirmunski də “türkmən” istilahını oğuz tayfalarının göçəri həyat tərzi keçirmiş hissəsinə verilmiş bir ad kimi işlətmişdir.”Bir çox mə”xəzlərdə türkmənlərin yalnız Türkmənistanın indiki ərazisində deyil, eləcə də Qafqaz, Cənubi Azərbaycan, Kiçik Asiya və müasir İran ərazisində də yaşadıqlarını və onların oturaq azərbaycanlılardan fərqləndiyini qeyd edirlər. Bundan belə nəticə çıxarmaq olar ki, türkmənlər qədim oğuzların daha çox köçəri həyat keçirən hissəsinə deyilir və bunun izləri müasir Azərbaycan dilində “tərəkəmə” kəlməsində qalır”. Maraqlıdır ki, orta əsrlərin Bizans müəllifləri də Kiçik Asiyadakı köçəri oğuzları “türkmən” adı ilə təqdim etmişdir.

[4] Türk Boy Adları ve Devletleri İle Oğuz Kelimesinin Tarih İçindeki Söyleniş Biçimleri: Oğuz: Guz, Guzziye, El Guzz.Kara Guz, Sir Tokuz Oğuz, Üç Oğuz, Uğuz, Oyguz, Ögüz, Toğuz, Uz, Gagauz, Uzbek.

Avşar: Afşar  (İranlılar-Farslar)

Horzum: Harzem, Harezm, Horezm, Kharezem, Harizm.

Türkmen: Türkoman, Turcoman, Türkmanend, Terek, Terakime, Terekeme

[5] 1239’da Türk-Moğol unsuru ile birlikte Doğu Avrupa seferine iştirak eden ve tarihî kaynaklarda ″külâh-ı siyah″ olarak belirtilen Türk boyu Karapapaklar’ın ceddi olmalıdır.Karapapaklar, İran ve Rus sınırlarının tespit edildiği 1828 Türkmençay anlaşmasına kadar toplu olarak, Kazak Şemseddin Hanlığı’na bağlı Borçalı’da yaşamışlardır.Z.Velidi Togan, Boroçoğlu Kıpçak boyunun, Hazarlar döneminde Orta Kür ırmağının sağ taraflarında, kendi adlarıyla Borçalı adı ile tesmiye olunan sancakta yaşadıklarını belirtmektedir.Bu kayıt, Borçalı ve dolayısıyla Karapapaklar’ın o topraklardaki tarihinin delilidir.Karapapaklar’ın şive özelliklerine bakıldığında, Azerbaycan diyalektleri içerisinde, Kazak-Borçalı gurubu daima ″Kıpçak gurubu şiveleri″ olarak tasnif edilmiştir.

[6] Tarama Sözlüğü’nde “börk, börke, börki başa giyilen külah,kalpak gibi şeyler” biçiminde yer alan sözcüğün Osmanlıcası için Radloff, bürk ve bürik sözcüklerini verir. dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=12&sayi_id=843-s.67.

[7]http://www.yesevi.edu.tr/index.php?menu_id=75, Kazakça-Türkçe, Türkçe-Kazakça Sözlük; http://www.kultur.gov.tr/TR/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFB0ED0A A5232E402F25881B305C3223FFKazak Edebiyatı.; Terekeme Türkçesi Türk dilinin batı grubuna girmektedir.Batı grubu ağızları fonetik yönden birbirlerineçok benzemektedir. Bu grupta yeralan ağızlar kullanılan kelimeler yönüyledir.Bunların yanında diğer ağızlarla Batı grubu ağızları karşılaştırılırsa Batı grubu ağızlarının özellikleri Oğuz gru bundaki Türk lehçelerinin özelliklerini taşıdıklarıgörülmektedir:

1. Sağır ň sesi Batı grubu ağızlarında oldukçayaygındır: dəmərsəň, öyüň, çıxardıň, üzüňü, oňa, yeyiň gibi.

2. Yuvarlaşma hadisesi Batı grubu ağızlarındakarekteristik bir özellik olarakgörülmektedir. Edebi dilden farklı olarakBatı grubu ağızlarında ikinci ve üçüncü hecelerde de yuvarlak ünlülerin  (o, ö)  gelmesi söz konusudur: suloyjoyux, döylör, üydörüx: tutor gibi.

3. Batı grubu ağızlarında Azerbaycan’ındiğer ağızlarından ve edebi dilden farklıolarak bazı kelimelerin başlarında ″ı″ sesieklenir: ılxı, ıldırım, ılıx, ışıx gibi.

4. Batı grubu ağızlarında kalınlaşma hadisesiönemli ses hadisesidir: vatan, yanı, xavar, zeynaf, hasan, xarc, halak, vafat, sabr, heydar, tasdıx, ciyar, surat vb.

5. Bu gruptaki ağızlarında kelime ortasındab-v ve c-j değişikliği oldukça yaygınşekilde görülmektedir: bava, çovan, xavar, livas, divi, çivin, savax, şavalıt, baja, geje, bajı, ajıx vb.

6. Batı gruptaki ağızlarda kelime başındab-p ve d-t değişikliği sık karşılaşılan seshadiselerindendir: piter, putax, pirġadir, pıçax, pişmiş, tux: tustax, tukan, tıfar/tufargibi.

7. Batı grubu ağızlarında birkaç kelimebaşında ″g″ sesi yerine ″q″ sesinin geldiğigörülür: qıp, qış, qıpıl/qıfıl, qanun vb.

8. Bu grupta yer alan ağızlarda bazı kelimelerinbaşındaki ″d″ sesinin yerine ″ç″sesi gelir: çiş, çişi, çüş vb.

9. Bu gruptaki ağızlarda dikkat çeken seshadiselerinden birisi de kelime sonundave kelime ortasında ″v″ sesinin yerine ″y″ sesinin gelmesidir: doyşan, yoyşan, oy, öy, puxoy gibi.

10.Batı grubu ağızlarında kelime başındabazı kelimlerde ″y″ ve ″h″ sesinin düştüğügörülür: umax, uxu, umurux/umrux, uxarı/oxarı, umuru, umşax; örüllər, örümcex: ülkür, ışgırıx vb.

11. Yine bu grupta yer alan ağızlarda ″d″sesinin tesiriyle ″x″ sesinin ″t″ sesine döndüğügörülür: artdan-arxdan, qaltdı-qalxdı, qortdı-qorxdı.

12. Batı ağızlarında kelime ortasında sestüremesine rastlanmaktadır: qorxumax, qırıx-qırx, umuru, umurux gibi.

[8] One of the main factors speeding up the “Armenianization” of the Southwest Georgia was the banishment to Central Asia – mostly to Uzbekistan – of the 115,000 Ahiska Turks who had been living in 220 villages in Javakheti and most intensively in the Meskheti provinces of the Soviet Socialist Republic of Georgia. Later the Soviet officials did not permit the Ahiska Turks – according to the 1989 census a total 207,000 Ahiska Turks lived in the entire Union of Soviet Socialist Republics – to return to their homeland. During the USSR era, the Ahiska Turks – whose consciousness of a national identity began to raise in the 1950s – were not able to return to the Soviet Socialist Republic of Georgia except on an “individual” basis or to visit the country as a tourist. During the Zviad Gamsakhurdia period the Georgian government gave the Ahiska Turks two options: They could reside in Georgia under Georgian identity or settle in some other part of the country rather than in the Meskheti province. The Gamsakhurdia government’s offer was, in fact, part of the policy of “Georgianization of Georgia”.However, the current officials of Georgia believe that this is a good time to solve the problem of the Ahiska Turks – that make up a 368,000-strong group.In line with a decree issued by President E. Schevardnadze in July 1996, a commission was formed to look into the Ahiska Turks issue. Georgia’s National Security Minister Shota Kviraya said that the Turks’ return to the region bordering on Turkey and Armenia, was giving Georgia the opportunity to use the “Meskhetian”  (Ahiskan)  card in Caucasia – a region of strategic importance. Georgia – preparing to use in the 2000s the “Ahiskan” card, that is, the “Muslim Georgians” against the Armenians in Georgia-has not, despite the Turkish expectations, abandoned its plan to “Georgianize” the Ahiska Turks along with the other ethnic groups. A meeting held in Georgia-Gudauri on Sept. 9-11, 2000 under the auspices of the European Commission, discussed the “Return of Ahiska Turks to Georgia Gradually in 12 Years” plan which had been presented to Georgia by the Council of Europe in the framework of Georgia’s becoming a Council of Europe member on Jan. 25, 1999. During the meeting Guram Mamulya, head of the Georgian Rehabilitation of the Refugees Agency, insisted that those returning to Georgia should adopt “Georgian names and surnames and Georgian identity.” This gives a clue as to how Georgia will interpret and implement the return plan in question which is expected to be approved by the Georgian government.

[10] Bunlar Sibirya’ ya sürgüne gönderiliyor ve oradan kaçıyorlar.; Kaynak:Kemaloğlu, Suat

[11] Bunlar orada okuyorlarmış ve hocaları ile birlikte kaçıyorlar.

[12]Bkz.: Gülşen Seyhan Alışık, Görkemli Âlim Muharrem Ergin Beğ  (1923 Gögye-6 Ocak 1995 İstanbul) , Prof.Dr.Muharrem Ergin’e, Modern Türklük Araştırmaları Dergisi, Cilt: 2, Sayı:4, Aralık 2005, s.10-25.

[14] http://www.mustarim.gov.tr/index.php?view=arte…id..; bulaniktutkusu.com/tarihcemiz.asp-

[15] Hazırlığı olarak unlar öğütülür, bulgurlar kaynatılır ve kurutulur. Daha sonra el değirmeni dediğimiz yöresel ismiyle KİKİRE denilen aletle tek kolla, tek kol yorulunca öbür kolla nöbet değiştirilerek çevrilir ve bulgur pilavlık kıvamına kadar kırılır. Yani kaba bir şekilde öğütülür.

[16]Çinçavatların, Gagavuzlarla akraba oldukları da söylenir.Gürbüz, Cazim, Muhtaç Olduğun Kudret Helvası, Yeniçağ Gazetesi, 16/09/2008

[17] Yemekte biri tabağa bakıp garsona ″Bu çok sümüklü, geri götür″ derse kusmayın.Getirilen et çok ″kemikli″ demektir.